KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2021/5952 E., 2022/11262 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2022
Karar Metni
1.920 kelime·10 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi İlk Derece Mahkemesi : ... 14. İş Mahkemesi No : 2016/316-2020/908
İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; ilk derece mahkemesince ilâmda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacılar, davalı MFZ Grup Yapı İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Ve davalı A.R.T. Platform İzo. Yapı İnş. Mob. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince davalıların istinaf başvurularının esastan reddine, davacıların istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanını kısmen kabulüne karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacılar, davalı MfZ Grup Yapı İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve Davalı A.R.T Platform İzo. Yapı. İnş. Mob. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından temyiz edilmesi ve de davalı MFZ Grup Yapı Inş. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.09..2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir.
Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı MFZ Grup Yapı İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına Av. ... ....ile davacılar adına Av. .... ve davalı ART Platform San. ve Tic. Ltd. Şti. adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ...
Kapuzsuzoğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
A.Temyiz Eden Tarafların Manevi Tazminat İstemleri Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazları Yönünden;
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. - 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir.
Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
Somut olay incelendiğinde, davacıların manevi tazminat istemleri hakkındaki hükümlerin miktar yönünden yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla, temyiz eden tarafların anılan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının kesinlik nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
B.Diğer Hükümler Yönünden;
I-İSTEM
Davacılar kazalının kendisi için 410.853,48 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, anne ve baba için 25.000,00’er TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
II-CEVAP
Davalılar MFZ Grup Yapı İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve A.R.T. Platform İzo. Yapı İnş. Mob. San. ve Tic. Ltd. Şti. davaya cevaplarında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince davacı kazalının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı kazalı lehine 35.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, davacılar anne ve babanın manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar, davalı MFZ Grup Yapı İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve davalı A.R.T. Platform İzo. Yapı İnş. Mob. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince davalıların istinaf başvurularının esastan reddine, davacıların istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı kazalının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı kazalı lehine 50.000,00 TL, davacılar anne ve baba lehine 10.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2021 yılına girildiğinde asgari ücretler değiştiğinden yeni hesap raporu alınması gerektiğini, dava dosyasında tazminat hesabı yapılırken davacı kazalının bakiye ömrünün TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” yerine Fransız PMF-1931 tablosuna göre belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatların az olduğunu,
Davalı MFZ Grup Yapı İnş. San. ve Tic. Ltd.
Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacı işçinin dava konusu kazanın ardından herhangi bir işe girip girmediği, hali hazırda çalışıp çalışmadığının sorgulanmadığını, mahkeme tarafından usulüne uygun olarak SGK'ya müzekkere yazılmak suretiyle davacının hizmet dökümünün talep edilmediğini, çalışarak elde ettiği ücretlerin hesaplanan zarardan tenzil edilmediğini, eldeki dosyada alınan kusur raporu ile ceza dava dosyasında alınan kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, müvekkilinin kusursuz olduğunu, maddi ve manevi tazminattan hakkaniyet indirimi yapılmadığını,
bölge adliye mahkemesinin davacı kazalının manevisini arttırmasının hatalı olduğunu, ağır bedensel zarar olmadığından anne ve baba lehine manevi verilmemesi gerektiğini,
Davalı A.R.T. Platform İzo. Yapı İnş. Mob. San. ve Tic. Ltd.
Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle platform kira sözleşmesine göre müvekkilinin iş kazasında sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilinin kiraladığı platformların yük taşıma platformu değil çalışma platformu olduğunu, dosya kapsamında sunmuş oldukları hareketli platformların kontrol teslim formunda müvekkili tarafından platformun uyarı levhalarının bulunduğunun ve eksiksiz olarak teslim edildiğinin güvenlik sensörlerinin de takılı bulunduğunun açık olduğunu, ceza davasında müvekkili şirketin kusuru olmadığının tespit edildiğini, müvekkili şirket yetkilisinin beraat ettiğini, yeniden kusur raporu alınması gerektiğini,
yine dosya kapsamında aldırılan ve kendilerince kabul edilmeyen kusura yönelik bilirkişi raporlarında müvekkilinin kiraladığı platformlarda aşırı yük sensörü olmadığından bahsedildiğini, müvekkili şirket tarafından dosya kapsamında sunulan Beyoğlu 22. Noterliğinin 4 Kasım 2014 tarih ve 18264 yevmiye numaralı çevirisi yapılan Encomat teknik notunda platformların çalışma platformu olduğu ve sensöre gerek olmadığının da açıkça ortaya çıktığını, dosya kapsamında maluliyet oranı için YSK raporuna yapmış oldukları itirazın dikkate alınmadığını,
kusur durumunu kabul etmemekle birlikte bilirkişi tarafından müvekkili aleyhine davacı kazalı yönünden hesaplanan maddi tazminat miktarının haksız ve hatalı olduğunu, maddi tazminat miktarının oldukça yüksek olduğunu, bilirkişi tarafından davacının çalışma durumu araştırılmadan rapor düzenlenmesinin doğru olmadığını, davacının güncel hizmet dökümünün alınarak ona göre hesaplama yapılması gerekmektiğini, davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, manevi tazminatların fazla olduğunu, ıslaha cevap dilekçelerindeki itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürmüştür.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Dosya kapsamından, Kurum sağlık kurlu ve Yüksek Sağlık Kurulu kararları ile davacı kazalının sürekli iş göremezlik oranının %31,30 olarak tespit edildiği ve mahkemece bu oranın hükme esas alındığı anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Yasa’nın 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 ncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı;
iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.
5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye,
usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir.
Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Adli Tıp 3. Kurumu İhtisas Dairesi’nden alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda davaya konu iş kazası neticesinde sigortalının sürekli iş göremezlik oranının Kurum Sağlık Kurulu ve Yüksek Sağlık Kurulu raporuna göre %31,30 olarak belirlendiği, temyiz eden davalı A.R.T. Platform İzo. Yapı İnş. Mob. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin belirlenen bu sürekli iş göremezlik oranına aşamalarda da itiraz ettiği açık olduğuna göre yukarıda açıklanan prosedür işletilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş öncelikle Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’ndan rapor alınarak davacı kazalının sürekli iş göremezlik oranını tespit etmek, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından tespit edilen oran ile Kurum’un belirlediği oran arasında çelişki bulunması halinde bu çelişkiyi Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu’ndan rapor almak suretiyle gidermek, sürekli iş göremezlik oranının yalnızca davalı A.R.T. Platform İzo. Yapı İnş. Mob. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin kanun yolu itirazına konu edilmesi nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hakla, diğer usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı A.R.T. Platform İzo. Yapı İnş. Mob. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi kararı bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/5952, K. 2022/11262, 27 Eylül 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama