KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2021/6656 E., 2022/11747 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2022
Karar Metni
906 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi No :
Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesince verilen kararın, taraflarca temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı 254.005,18 TL maddi, 400.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, 12.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi kararına karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, manevi tazminatın az olduğunu, yasal faiz değil ticari avans faizi verilmesi gerektiğini, Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, kendileri yönünden illiyet bağının kesildiğini, risk nazariyesi dikkate alınarak kusursuz sorumlu tutulamayacaklarını, zamanaşımı söz konusu olduğunu, davacı lehine hüküm altına alınan manevi tazminattan müvekkilinin sorumlu olmadığını ileri sürmüşlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Dosya kapsamından, kaza tarihinin 12/02/2009 tarihi olduğu, davacının davalı şirket sigortalısı olduğu, davalı şirketin kendi çalışanlarının servisle işe getirilip götürülmeleri işini feri müdahil.... Tic. Ltd.
Şti.’ne verdiği, olay tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu ve dava dışı ...’ün sevk ve idaresindeki servis aracının şöför Kubilay’ın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle tek taraflı trafik kazası yaptığı, araç malikinin şöför Kubilay’ın kendisi olduğu, meydana gelen iş kazası neticesinde davacıda oluşan sürekli iş göremezlik oranının %8,00 olduğu, kazanın meydana gelişinde dava dışı Kubilay’ın %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, ilk derece mahkemesince davalı işverenin hüküm altına alınan tazminatlardan dolayı sorumlu tutulmasının ““…işverenin sorumluluğu akdi bir sorumluluk olarak;
sadece kasti veya işçi sağlığı ve işgüvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı suç sayılan eylemi sonucu meydana gelen zararlara ilişkin olmayıp "risk nazariyesine" dayalı kusursuz sorumluluğu da içerir, işveren iş sözleşmesi ile işçisini iş ve işyeri tehlikelerine karşı korumayı taahhüt ettiği gibi önlenmesi mümkün olmayan tehlikelerden doğacak zararları da karşılamayı taahhüt etmiş sayılır.
Bu nedenle işveren her türlü özen görevini yerine getirmiş olsa dahi meydana gelen zararlı sonuçtan sorumlu tutulması gerekir.
Olay davacının davalı tarafından sağlanan servis minibüsüyle işyerine gittiği esnada olduğu ve iş kazası niteliğinde olduğu, servis düzeninin bulunduğu bir işyerinde işçilerin güvenli bir şekilde işyerine götürülüp getirilmelerinin işveren yükümlülüğünde olduğu,
işverenin bu görevini kendi aracı ile yapabileceği gibi, taşıma sözleşmesine bağlı olarak da yapabileceği, Davalının taşıma işini başka bir şirkete yaptırmakta olması ve kazanın da bu sırada vuku bulmasının işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, İşveren ile ... arasındaki taşıma sözleşmesinin ve davalı ile ... arasındaki rücu ve iç ilişkinin işçinin tazminat hakkına tesir etmeyeceği kanaati ile davalının tazminatlardan sorumlu tutulması gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır.” şeklindeki gerekçe ile açıklandığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık kendi kusuru bulunmasa bile davalı işverenin hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu tutulmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğudur. Bu kapsamda işveren özen yükümlülüğü kapsamında alması gereken önlemleri almamış ve bu nedenle de zararlandırıcı bir olay meydana gelmiş ise akti yükümlülüğünü yerine getirmeyen işverenin bu zarardan sorumlu tutulacağı tartışmasızdır.
Geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise, taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir. İşyerinde meydana gelen iş kazaları nedeniyle işverenin hukuki sorumluluğunun niteliği Yargıtay’ın önceki kararlarında da benimsediği görüşe göre, kusura dayanmaktadır. Olay tarihinde yürürlükte bulunan Türk Hukuk Sistemi uyarınca, özel bir düzenleme söz konusu olmadıkça asıl olan kusur sorumluluğudur.
Bunun yanında tazminat hukuku bakımından kusur ve sorumluluk kavramları arasında sıkı bir irtibat bulunsa bile aynı şeyi ifade etmezler. Her kusurlu davranış beraberinde kişilerin şahsi sorumluluğunu doğurur. Fakat bazı kişiler bakımında sorumluluğun doğması için mutlaka kusurlu davranış gerekmez. Kusursuz sorumluluk halleri olarak adlandırılan bu durumlarda (istihdam eden, araç işleten, bina maliki vs. sorumluluğu) kişilerin kusuru bulunmasa bile zarardan sorumlulukları söz konusu olabilir.
Somut olayda iş kazasının dava dışı ...’ün %100 kusurundan kaynaklandığı uyuşmazlık konusu değildir, işverenin hukuki sorumluluğu “kural olarak” kusur sorumluluğuna dayandığına göre ilk derece mahkemesince, davalı işveren ... A.Ş. ile dava dışı.... Tic. Ltd. Şti. ve dava dışı ... arasındaki hukuki ilişkilerin ne olduğu ve bu hukuki ilişkilerin sorumluluk açısından doğurdukları sonuçlar ve nedenleri konusunda kesin bir belirleme yapılmaksızın davalı işverenin salt risk nazariyesi gereğince kusursuz sorumlu olduğu kabulünden hareketle yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi’nin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/6656, K. 2022/11747, 4 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama