KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2021/7660 E., 2022/12637 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2022
Karar Metni
715 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi No :
Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince verilen kararın, taraflarca temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı 181.153,25 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince maddi tazminat isteminin kabulüne, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle manevi tazminatın az olduğunu,
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının iş kazası iddiasını dayandırdığı olayın meydana geldiği fabrikanın müvekkiline ait olmadığını, davacının iddia ettiği olayın vuku bulmadığını, davacının tedavi sürecinde dikkatsiz ve tedbirsiz davrandığını, gözdeki yabancı cismin olay tarihinden önceki döneme ilişkin olduğunu, olayın iş kazası olmadığını, davacının gözlüğünü kullanmamasının illiyet bağını kestiğini, hiç değilse asli kusurun davacıya ait olduğunu, TBK 52. maddesi gereğince indirim yapılması gerektiğini, güncel ücret kullanılmasına rağmen kaza tarihinden faiz yürütülmesi hatalı olduğunu,
geçici iş göremezlik ödeneği tenzilatında hata olduğunu, davacı tarafın ''bilinen dönemde'' çalışıp çalışmadığı, SGK'dan sürekli geliri olup olmadığı hususları dikkate alınmaksızın ve bu gelirlerin mahsubu yapılmaksızın hesaplama yapıldığını, manevi tazminatın fazla olduğunu, davalı ...’e izafe edilen kusur ve sorumluluğun da tamamen hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalıların tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, Dosya kapsamından iş kazası nedeniyle davacıda oluşan sürekli iş göremezlik oranının %34,20 olduğu, kazanın meydana gelişinde davacının %40, davalı işveren Vahdettin’in %40, davalı ...’in %20 oranında kusurlu oldukları anlaşılmaktadır.
Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına yararına hükmedilen 20.000,00 TL manevi tazminat bir miktar azdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/7660, K. 2022/12637, 18 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama