KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2021/7952 E., 2022/7727 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2022
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
1.073 kelime·5 dk okuma
Dava iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde hükümde belirtilen gerekçelerle asıl davanın kısmen kabul ve reddine, birleşen davanın ise kabulüne dair verilen karara karşı, davalılardan Marmaris S.S. 41 Nolu Kamyoncular Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi vekili tarafından süresi içerisinde temyize başvurulduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, temyiz edenin sıfatına ve temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı Marmaris S.S. 41 Nolu Kamyoncular Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Taraflar arasında yargılama giderlerinin aidiyeti noktasında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK`nun yargılama giderlerinden sorumluluk başlıklı 326. maddesi uyarınca yargılama giderleri aleyhinde hüküm verilen taraftan alınır. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Vekâlet ücreti de yargılama giderleri arasında olup davada haklı çıkan taraf yararına kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunması halinde vekalet ücretine de hükmedilmesi gereklidir.
Sigortalının iş kazası veya meslek hastalığına uğramasına birden çok kişinin birlikte kusurlarıyla sebebiyet vermeleri halinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61 ve 62’nci (818 sayılı mülga Borçlar Kanununun 50 ve 51) maddeleri uyarınca teselsül hükümlerine göre birlikte sorumlulukları söz konusu olmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 61. maddesinde, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağı, 62. maddesinde, tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğunun göz önünde tutulacağı, tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişinin, bu fazla ödemesi için,
diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olacağı bildirilmiştir.
Aynı Kanunun 163.maddesi (mülga BK 142.maddesi) hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı bir dava ile de talepte bulunma hakkına sahiptir. Ancak, teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır. Zarara uğrayan (alacaklı), bu hakkını kullanmadıkça, yani müteselsilen tahsil isteğinde bulunmadıkça, mahkeme resen onun yararına teselsül kuralını uygulayamaz. Çünkü, hakim istek ile bağlı olup, istek dışı karar veremez. HMK 26. (mülga HUMK’nun 74.) maddesi buna engeldir.
Somut olayda, davacı vekilinin gerek asıl, gerekse de birleşen dava dosyasında, davalıların kusurları oranında sorumluluklarına karar verilmesini talep edip; müteselsilen tahsil isteğinde bulunmadığının anlaşıldığı, mahkemece bu kapsamda tazminat alacaklarından her bir davalının kusuru oranında sorumluluğuna karar verilmesi yerinde olmuş ise de; yargılama giderleri yönünden davalıların müteselsilen sorumluluklarına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Her ne kadar mahkemece verilen 24.05.2021 tarihli tavzih kararıyla davacı lehine takdir edilen vekalet ücreti yönünden kusur oranında sorumluluğa karar verilmiş ise de maddi ve manevi tazminat yönünden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmemesi ve harç ile yargılama gideri yönünden ayrı ayrı sorumluluğa dair karar verilmemesi de hatalı olmuştur.
O halde davalı S.S. 41 Nolu Kamyoncular Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazları ile kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususlar re’sen gözetilerek ilk derece mahkemesinin asıl kararı ile tavzih kararı bozulmalıdır. Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Kanunun Geçici 3. maddesi dikkate alınarak 1086 sayılı Kanunun 438. maddesi gereğince düzelterek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/7952, K. 2022/7727, 24 Mayıs 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama