İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2022/10310 K.2024/5305

Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Esas2022/10310Karar2024/5305Tarih14 Mayıs 2024Okuma16 dk · 3.263 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2022/10310 E., 2024/5305 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
14 Mayıs 2024
Mahkemesi
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Sayısı
2022/397 E., 2022/1157 K.
Karar
Esastan Ret
İlk derece mahkemesi
Düzce 2. İş Mahkemesi
Sayısı
2021/158 E., 2021/432 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.263 kelime·16 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar ve davalılardan Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş. vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar ve davalılardan Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Davacılar vekili asıl dosyanın dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin desteği ...’in davalı ...’in işçisi olarak çalışmakta iken 20.04.2016 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu hayatını kaybettiğini, müteveffanın kaza geçirdiği işin elektrik tesisatı döşeme işi olduğunu, bu nedenle davalılar ... ve ...’ın Sedaş’tan elektrik kesintisi talebinde bulunduklarını, ne var ki müteveffanın çalıştığı sırada Sakarya EDAŞ yetkilileri tarafından çalışılan hatta elektrik verildiğini ve bu nedenle kazanın meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı işveren ...’in, Sakarya EDAŞ yetkililerinin ve sorumlu mühendis ...’ın kusurlu olduklarını,

müteveffanın elektrik ustası olarak çalıştığını ve kaza tarihinde aylık kazancının 3.000,00 TL olduğunu beyanla eş ve çocuklar lehine 1.000,00 TL'şer maddi ve eş lehine 400.000,00 TL, çocuklar lehine 150.000,00 TL'şer manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemlerini eş lehine 223.171,16 TL, çocuk ... lehine 7.173,33 TL, çocuk ... lehine 6.885,43 TL çocuk ... ... lehine 15.594,10 TL ve çocuk ... ... lehine 68.910,08 TL’ye artırmıştır.

2. Davacılar vekili birleşen dosyanın dava dilekçesinde özetle; Hesap bilirkişiden alınan 04.10.2021 tarihli rapor doğrultusunda maddi tazminat alacağının eş için 374.442,55 TL, ... için 7.091,42 TL, ... için 8.050,22 TL, ... için 20.901,37 TL ve ... ... için 97.760,13 TL olarak tespit edilmiş olması nedeniyle asıl davada hüküm altına alınmayan bakiye alacak olarak eş lehine 151.271,39 TL, çocuk ... lehine 1.164,79 TL, çocuk ... ... lehine 5.307,27 TL, çocuk ... ... lehine 28.850,05 TL maddi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... EDAŞ vekili; müvekkili şirketin kazanın meydana gelmesinde bir kusurunun bulunmadığını, müteveffanın işinin bittiğini söylemesi üzerine çalışılmış olan hatta yeniden elektrik verildiğini, ancak ... çalışmaya devam ettiğinden kaza geçirdiğini, ayrıca topraklama yapmadan ve eldiven takmadan çalıştığını, müteveffanın illiyet bağını kesecek şekilde ağır kusurunun bulunduğunu, talep edilen manevi tazminatın ise fahiş olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili; davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davalı ile kaza arasında hiçbir illiyet bağı bulunmadığını, davalının elektrik bağlantısından haberi dahi olmadığını, davacıların murisinin kendi nam ve hesabına çalıştığını, bir hizmet akdine tabi çalışmasının olmadığını, bu nedenle davanın görevli mahkemede açılmadığını, davalının sadece projeyi imzalayan kişi olduğunu, bu nedenle kazada kusurunun bulunmadığını, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3.Davalı ... vekili; kazanın meydana gelmesinde davalının hiçbir kusurunun bulunmadığını, müteveffanın kendi işini yaptığını, davalının çalışanı olmadığını, kazanın sahada sorumlu mühendisin olmaması nedeniyle resmi prosedürü yerine getirmeyen Sakarya EDAŞ yetkilileri ile müteveffanın kusurları sonucu meydana geldiğini, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI

İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; davacıların desteği ... ...'in 20.04.2016 günü davalıların işinde çalışırken elektrik akımına kapıldığı ve iş kazası neticesinde hayatını kaybettiği, davacıların asıl ve birleşen davalarda destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebinde bulundukları, kazada kusur durumuna ilişkin alınan bilirkişi heyet raporlarına göre davalıların % 80 kusurlu olduğu, kurum sigortalısı müteveffanın ise % 20 kusurlu olduğunun tespit edildiği,

her ne kadar bilirkişi heyet raporlarında davalı ...'a kusur atfedilmişse de davalı ...'ın aynı kazaya ilişkin olarak Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde beraat ettiği, bilirkişi raporunda davalı ...'a atfedilen kusurun esasında davalılardan ... ve Sakarya EDAŞ'a ait olduğu anlaşılmakla asıl ve birleşen dosyada davalı ...'a yönelik açılan davanın reddine karar verildiği,

diğer davalılar ... ve Sakarya EDAŞ yönünden ise asıl ve birleşen davadaki istemler bir bütün olarak değerlendirilerek eş için 374.442,55 TL, ... için 7.091,42 TL, ... için 8.050,22 TL, ... için 20.901,37 TL ve ... ... için 97.760,13 TL maddi tazminat ile manevi tazminat olarak eş lehine 90.000 TL, çocuklar lehine 45.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle iş bu davalılardan tahsiline, geçici ödeme olarak hükmedilen 25.000 TL'nin davacı elin tazminat alacağından mahsubunun hükmün infazında değerlendirilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... EDAŞ vekillerinin istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... yönünden verilen ret kararının hatalı olduğunu, yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, Yerel Mahkemece davalı ...'ın ceza dosyası kapsamında beraat ettiği ve bu şekilde meydana gelen kazada kusurunun olmadığının tespit edilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda belitilen, müteveffanın aylık net ücretinin oldukça düşük hesaplandığını, müvekkiller hakkında tespit edilen maddi tazminat miktarlarının düşük olduğunu, tekrar hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkillerden öğrenimleri devam edenlerin bulunduğunu, öğrenci belgesinin sunulduğunu,

aktüer hesabında müteveffanın bilinen son aylık ücretinin 2022 yılı tespit edilen asgari ücret üzerinden güncellenmesi gerektiğini, 2021 yılının esas alınmasının hatalı olduğunu, müvekkillere bağlanan gelirler yönünden PSD miktarlarının da yüksek olduğunu, bu nedenle düşük tazminat hesaplandığını, ... için herhangi bir koruyucu malzeme temin edilmediği, güvenlik tedbiri alınıp alınamadığının kontrol edilmeden elektriğin verildiğini, müteveffanın hiç bir kusurunun olmadığını, müvekkillerden ...'in ev hanımı olduğu,

herhangi kazancının bulunmadığını ve kaza tarihi itibariyle de çocukların yaşların küçüklüğü ve maddi ve manevi desteğinden yoksun kaldığını, davalıların bugüne kadar maddi ve manevi bir destekte bulunmadığını, bu durumun müvekkillerinin acısını daha fazla arttırdığını, son dönemde paranın alım gücünün de oldukça düştüğünün göz önünde bulundurularak hakkaniyete uygun karar verilmesi gerektiğini, Mahkeme kararının bu yönleriyle kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

2.Davalı ... EDAŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun eksik ve hatalı değerlendirmeler içermesi nedeni ile rapora itiraz edildiğini, itirazlarının değerlendirilmediğini, davalıların kusur oranlarının toplam %70 olmasına rağmen;

%80 kusur oranı üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, ... çalışmaya başlamadan önce de elektrik akımı olup olmadığı kontrol edildiğini, müvekkili şirket görevlilerine "benim işim bitti, elektriği verebilirsiniz" dediğinin tanık beyanlarında sabit olduğunu, görevlilerin elektriği vermek için ayrıldıktan sonra müteveffanın eldivenini de takmadan tekrar direğe çıktığını, müteveffanın ağır kusurlu olduğunu, planlı enerji kesintisinin 09:00-13:00 olduğunu, bunun öncesinde elektrik verilmesinin mümkün olmadığını, müteveffanın denetiminin diğer davalı işverenin denetim ve gözetim sorumluluğunda bulunduğunu,

müvekkili şirketin işveren sıfatı bulunmayıp, üçüncü kişi durumunda olduğunu, diğer davalılarla zorunlu dava arkadaşlığı da bulunmadığını, müşterek ve müteselsil olarak sorumlu tutulması hatalı olduğunu, Mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddedilmesi gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf eden taraflar tarafından hükme esas alınan kusur oranına itiraz etmişse de bilirkişi heyet raporunun ehil ve konusunda uzman bilirkişiler tarafından tanzim edildiği, bilirkişiler tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin raporun kapsamlı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gibi dosya kapsamına, delil durumuna ve somut olayın meydana geliş şekline de uygun olduğu, davalı tarafa izafe edilen kusur oranının tarafların somut olaydaki yükümlülükleri ile de örtüştüğü ve kusur oranının hakkaniyete uygun olarak tasnif edildiği,

bilirkişi raporunun tarafların görev ve sorumlulukları ile kusur oranlarının belirlenmesi açısından dosya kapsamı ile örtüştüğü, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi tarafından bilirkişi tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin rapora itibar edilmesinde isabetsizlik olmadığı davalı ...'a kusur atfedilmişse de davalı ...'ın aynı kazaya ilişkin olarak Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde beraat ettiği buna göre davalı ...'ın yaşanan iş kazasında bir kusurunun olmadığı Asliye Ceza Mahkemesince tespit edilldiği,

bilirkişi raporunda davalı ...'a atfedilen kusurun esasında ... ve Sedaş üzerinde bulunduğu davalı ...'ın projeyi imzalayan mühendis olduğu ve kazanını meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla davalı ... yönü ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, belirlenen maddi tazminat miktarına, hesaplama yöntemine ve tazminata esas alınan ücrete karşı istinaf yoluna gelinmiş ise de ;

dairemizce yapılan incelemede işçinin geliri, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılıklı kusur oranları gibi tüm verilere göre yapılan hesaplamada daha önce bu davalara bakan ve kapatılan Yargıtay dairesinin uygulamaları doğrultusunda yapılan hesaplamada hata bulunmadığı,

davacı manevi tazminatın az olduğunu, davalı ise fazla olduğunu ileri sürmüş olmakla manevi zarar adı ile talep edilecek ve Mahkemece hükmedilecek manevi tazminat tutarı adalete uygun olması gerektiği ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın oluş şekli, maluliyet oranı ve olay tarihi dikkate alındığında davacılar için takdir edilen manevi tazminat miktarında hata bulunmadığı anlaşılmakla davacıların ve davalı ...Ş. vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

V.TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... EDAŞ vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... hakkındaki ret kararının hatalı olduğunu, müvekkili mürisine kusur verilmesinin hatalı olduğunu, hesaba esas ücretin 3.000 TL olarak dikkate alınması gerekirken 2.200 TL olarak dikkate alınmasının hatalı olduğunu, erkek çocuklar üniversite eğitimine devam ettiği halde 18 ve 20 yaşlarına kadar hesap yapılmasının hatalı olduğunu, 25 yaşın dikkate alınması gerektiğini, karar tarihi itibariyle yürürlükte olan son ücret olan 2022 ücretlerinin dikkate alınması gerektiğini, müvekkillere bağlanan gelirler yönünden peşin sermaye değeri miktarlarının yüksek olduğunu, bu nedenle düşük tazminat hesaplandığını, hükmedilen manevi tazminatların az olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... EDAŞ vekili temyiz dilekçesinde özetle; hakkında ret kararı verilen ... kusurunun müvekkiline yüklenerek %70 yerine %80’den sorumlu tutulmasının yerinde olmadığını, müteveffanın ağır kusuru illiyet bağını kestiğini, müvekkilinin işveren sıfatı olmadığını, muhtemel maaşının yüksek kabul edilmesi neticesinde tazminat miktarı da yüksek hesaplandığını, pasif devre hesabının hesaptan dışlanması gerektiğini, müvekkili şirketinin işveren sıfatı olmadığından tazminattan müştereken ve müteselsileb sorumlu tutulmaması gerektiğini, manevi tazminat miktarlarının fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası neticesinde vefatı nedeniyle hak sahibi eş ve çocuklarının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir

2. İlgili Hukuk

"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraz ve değerlendirilmesine" ilişkin aynı Kanunun 281 ve 282 nci maddeleri, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, "hukuk yargılamasının ceza hukuku ile ilişki" açısından aynı Kanunun 74 üncü maddesi, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri,

"İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler ile asıl ve alt işverenlik bakımından" 4857 sayılı İş Kanun'un 2/7 ve 77 nci maddeleri ile 27.09.2008 tarih ve 27010 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Alt İşverenlik Yönetmeliği" 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

3. Değerlendirme 1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken 4857sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.

2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;

a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.

ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.

d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.

3. Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:

a)Risklerden kaçınmak,

b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,

c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,

ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,

d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,

e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,

f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,

g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,

ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.

4. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).

5. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.

6. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.

7. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.

8. Ayrıca Kusurun aidiyeti noktasında bilindiği üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74 üncü maddesi hükmü gereğince, Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.

9. Somut olay incelendiğinde davacılar desteği ...’in ...’e ait Düzce Otomasyon isimli işyerinde sigortalı olarak çalıştığı, dava harici ... ...’na ait Ahşap Geri Dönüşüm/Pellet üretim tesislerine 250 KWA trafo tesisinde branşman direği yapılması işinin, ... tarafından üstlenildiği, ve elektrik projesinin davalı ... mühendisi M-K Otomasyon ve Müh. Hiz. San. ve Tic. Ltd.

Şti sahibi ... imzasını taşıdığı, yine ...’ın olay tarihi olan 20.04.2016 tarihinde elektriğin kesilmesi için 12.04.2016 tarihinde Sakarya EDAŞ’a başvurusunun olduğu ve bu kapsamda olay günü olan 20.04.2016 saat 09.00 - 13.00 arasında Musa Baba Köyü Kozluk Mahallesinde elektrik kesme işlemine dair protokol düzenlendiği, bu kapsamda olay günü sigortalının çalıştığı direkte 3 adet yüksek gerilim ve 5 adet alçak gerilim hattı olduğu, bu çalışma sırasında aynı alanda Sakarya EDAŞ’a ait tahta elektrik direğinin yerinden çıkması nedeniyle bu direği düzeltmek için davacının çalıştığı alana Sakarya EDAŞ çalışanlarından ...

Ocak ve ...’in geldiği ve sigortalıyla konuştukları, sigortalının direk üzerinden, ekibe "az bir işi kaldığını yüksek gerilim hattına elektrik verebileceklerini" söylediği Sakarya EDAŞ ekibinin bu kapsamda saat 13.10 sıralarında kabine gidip elektrik verdikleri bu sırada sigortalı ...'in hat üzerinde çalışma yapması nedeniyle elektiriğe çarpılarak yaralandığı ve kaldırıldığı hastanede sigortalının hastanede vefat ettiği anlaşılmıştır.

10. İş kazası olayına ilişkin ceza davasının Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/303 E.- 2020/216 Karar sayılı dosyasında görüldüğü, sanık olarak işveren ..., elektirik projesini imzalayan ve elektirik kesilmesi için protokol düzenleyen Elektrik mühendisi ... ve Sakarya Edaş çalışanları olarak hatta elektirik veren ... ve ...

Ocak hakkında kamu davası açıldığı, hükme esas alınan kusur raporunda davalı işveren ... asli, Sakarya Edaş çalışanları ... ve Sezgin asli, sigortalı ... tali ve elektirik mühendisi ...; (olay tarihinde işin yapılacağı yerde olmadığı, işe başlama öncesi projenin onaylanması ve enerji kesme talebine ilişkin, ...'un tek başına yetkisi olmayan resmi işlemleri yaptığı, yapılması planlanan işin fiilen işveren ...'un gözetim ve organizasyonunda başlayıp devam ettiği, onaylanan projesi ile meydana gelen kaza arasında bir ilişkinin iddia edilmediği, o gün iş sahasında olmasını sağlaması gereken kişinin de ... olduğu,

Sakarya EDAŞ görevlilerinin kendisinin yokluğuna rağmen iş planını uygulamaya devam etmesinin sorumluluğunun kendisine yüklenemeyeceği, kendisine kusur atfedilen hukuk mahkemesi dosyasında bilirkişi heyetinin elektrik mühendisi olmayan bilirkişilerden oluştuğu, özel hukuktaki sorumluluk ile ceza hukukundaki sorumlulukların aynı unsurları içermediği nazara alınarak, kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne bir aykırılık ve kusuru olmadığı) gerekçeleriyle kusursuz olduğu tespit edilmiş, mahkemece iş bu rapora itibarla sanık ... hakkında kusur yokluğundan beraat, Sanıklar ..., ... ve ...

Ocak hakkında mahkumiyet kararı verildiği iş bu kararın Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar ile kesinleştiği anlaşılmaktadır.

11. İşbu temyize konu dava dosyasında iki farklı bilirkişi heyetinden alınan 15.01.2018 ve 04.07.2021 tarihli raporlarda; davalı ...'in %50, Sakarya EDAŞ'ın (dava harici çalışanlar kusuru ile beraber) %20, davalı ...'ın (bildirimli kesinti protokolünde imzasının bulunması dolayısıyla sözleşmeye taraf olduğu anlaşılmaktadır.

İmzalamış olduğu bu protokol ile yapılan işin gözetimi ve denetimi borcu altına girdiği halde bu borcunu yerine getirmemesi nedeniyle) %10 ve davacı %20 kusurlu kabul edilmiş, mahkemece; davalı ...'ın ceza davasında beraat etmiş olması nedeniyle reddine karar verilmiş ise de TBK'nın 74 üncü maddesi kapsamında da belirtildiği gibi beraat kararının hukuk hakimini bağlamadığı dikkate alınmak giderek davalı ...'in sigortalının olay anında çalışmakta olduğu elektrik tesisatı projesi ile davalı ...

EDAŞ'a başvurarak elektrik kesilmesi için düzenlenen protokolü imzalayarak, kusur raporlarında da tespit edildiği üzere işin denetimi ve gözetimini yapmaktan kaynaklı borcu bulunduğu halde bu borcu yerine getirmediğinden, diğer davalılar ile beraber tazminat alacağından sorumlu tutulması gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.

12. Ayrıca maddi tazminatın tespitinde TBK'nın 55 inci maddesi kapsamında tazminat alacağından tenzil edilmesi gereken kurumca bağlanan gelirin tenzili önem arz etmekte olup, bu hususta da 5510 sayılı Kanun'un 21/1 ve 21/4 üncü maddelerinin gözetilmesi, giderek "işveren sıfatı taşımayan kişilerin üçüncü kişi sıfatıyla kusurlarına isabet eden miktar yönünden bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısının" zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edileceğinin gözetilmesi kamu düzeni gereğidir.

13. O halde maddi tazminat alacağından tenzili gereken gelirin belirlenmesinde esas alınacak kusur oranının işveren ...'in %50 kusur oranı ile 3. Kişi niteliğinde olan davalı ... Edaş'ın %20 ve ... Kaya'nın kusurlarının yarısı olan %15 kusur oranı gözetilip, %65 oranının ilk peşin sermaye değerlerine uygulanarak tespit edilecek miktarların hükme esas alınan 04.10.2021 tarihli hesap raporunda tespit edilen tazminat alacaklarından tenzil edilerek davacıların tazminat alacaklarının belirlenmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.

14. Mahkemece işaret olunan hususlarda inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

15. O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre davalı ... EDAŞ vekilinin temyiz itirazları incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır .

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; 1.Davacılar ve davalı ... EDAŞ vekilleri tarafından temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ve davalı ... EDAŞ vekillerinin sair temyiz itirazları bu aşamada incelenmeksizin BOZULMASINA,

3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/10310, K. 2024/5305, 14 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararları
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V.temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/10310
Karar No
2024/5305
Tarih
14 Mayıs 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2022/10312 K.2024/18457
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2022/10313 K.2024/18758
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2022/10327 K.2024/5082
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2022/10337 K.2024/19311
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2022/10338 K.2024/5278
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2022/10339 K.2024/18762

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.