KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/10319 E., 2023/11550 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2018/4243 E., 2021/690 K.
- Hüküm/karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Van 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/719 E., 2018/563 K.
Karar Metni
2.510 kelime·13 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan incelemede noksan tespit edilen hususlar yönünden dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiş, noksanlar ikmal edilere dosya dairemize gelmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 09.09.2012 tarihinde ...
Çimento Fabrikasında yaralanan ve sol eli kopan müvekkilinin tedavi olmasına rağmen iyileşemeyerek malul kaldığını, müvekkilinin makine bakım ustası olarak çalıştığını ve olay günü bozulan bir makinenin tamiri için davacının makinenin içine girmesi talimatının verildiğini, müvekkilinin makinenin içinde tamirat yaparken içerideki dönen bıçaklı pervanenin müvekkilinin sol elini ortadan kesip kopardığını, pervanenin müvekkilinin sol omzuna kadar kapıp içeri çektiğini, müvekkilinin makinenin içindeyken çalıştırıldığını, koruyucu malzemeler ve bilhassa çelik eldiven, çelik kolluk verilmediğini,
büyük makinelere işverenlik bünyesindeki makine bakım ustaları ile müdahalenin oldukça tehlikeli olduğunu, işverenlikçe teknik servisin çağırılması gerektiğini ancak işverenliğin işin durmaması için müvekkilini makinenin içine sokarak tamire icbar ettiğini, makineyi çalıştıran diğer işçiye hiçbir uyarıda bulunulmadığını, iş kazasında müvekkiline atfedilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, iş kazasının meydana gelmesinde ve müvekkilinin malul kalmasında davalının sorumlu bulunduğunu,
müvekkilinin teknik ve tehlikeli faaliyet olan bu işlerde işbaşı eğitimine ve kanunen zorunlu olan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Eğitimine tabi tutulmadan başka bir işte çalıştırıldığını, iş mevzuatına göre bu işlerde çalıştırılanlara İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği açısından verilmesi zorunlu olan darbelere dayanıklı çelik eldiven, dizlik, baret, alet, edevat, koruyucu eldiven, gözlük vs gibi iş ekipmanlarının müvekkiline verilmediğini belirterek fazlaya ilişkin her türlü talep,
dava ve ıslah hakkı saklı kalmak kaydıyla iş kazasından kaynaklanan maddi zararlara mahsuben şimdilik 50.000,00-TL maddi tazminat ile 300.000,00-TL manevi tazminatın iş kazası tarihinden itibaren hesaplanacak artan oranlardaki avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 162.701,21 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iş kazasının tamamen davacının dikkatsiz ve kurallara aykırı hareket etmesinden kaynaklandığını, müvekkilinin olayın meydana gelmesinde hiçbir kusurunun bulunmadığını, özlük dosyasında görüleceği üzere davacı işçiye gerek işbaşı yaptığında ve gerekse takip eden dönemlerde periyodik olarak her türlü iş sağlığı ve güvenliği ekipmanlarının imza karşılığında teslim edildiğini, bu ekipmanların her işçiye, çalıştığı işkoluna bakılmaksızın verildiğini, dosyadaki belgelerden de anlaşılacağı üzere periyodik olarak iş güvenliği ve iş sağlığı eğitimlerinin verildiğini, aksi iddiaların gerçeği yansıtmadığını,
SGK Müfettişliği'nce verilen soruşturma raporunun da bu iddialarını kanıtladığını, işyerinde davacı dahil hiçbir işçiye verilen görevi haricinde bir iş verilmediğini, davacının kendi görevini yaptığı sırada gerekli özen ve dikkati göstermediğinden ve tamamen kendi kusurundan kaynaklanan bir nedenle ayağının kayması sonucu kolunu makineye kaptırdığını, olay sonrası her türlü tedbirin alındığını en kısa sürede sağlık hizmetleri verilerek davacının kurtarıldığını, dosyadaki mevcut tutanaklardan da anlaşılacağı üzere davacının kazadan sonra sağlığına kavuştuğunu,
işe devam ederken bir süre sonra kendi isteği ile dilekçe vererek işten ayrıldığını ve kendi imzası ile işvereni ibra ettiğini, davacının hiçbir alacağının kalmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle.
“Somut uyuşmazlıkta; davacının davalı yanında makine bakım ustası olarak yağcısı olarak çalışmaktayken 09.09.2012 tarihinde arıza yapan döner fırın farin isimli makineyi tamir etmek isterken dengesini kaybedip elini makineye kaptırdığı, kaza sonucu davacının sol kolunun koptuğu, olaya ilişkin SGK'ca başlatılan soruşturma sonucunda SGK müfettişi tarafından tanzim olunan 15.05.2015 tarihli inceleme raporunda olayın iş kazası olduğu, kazanın meydana gelmesinde işveren Aşkale Çimento A.Ş.'nin % 80, sigortalı ...'in ise % 20 kusurlu olduğunun tespit edildiği, SGK ...
Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nce düzenlenen 30.01.2015 tarihli sağlık kurulu raporunda geçirdiği iş kazası sonucu yaralanan davacıda oluşan maluliyet oranının E cetveline göre % 26,2 olarak belirlendiği, bahse konu raporla tespit olunan maluliyet oranına davacı tarafın itirazı sonucu S.S Yüksek Sağlık Kurulundan alınan 27.03.2015 tarihli raporda davacının % 26,2 oranında çalışma güçü kaybına uğradığına karar verildiği,
davalı tarafın söz konusu rapora da itiraz etmesi sonucu ATK 3. ihtisas Kurulu tarafından düzenlenen 19.06.2018 tarih ve 11901 karar sayılı raporda geçirdiği iş kazası sonucu yaralanan davacının maluliyet oranının E cetveline göre % 26,2 olarak belirlendiğinin bildirildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi ve S.S Yüksek Sağlık Kurulu'nca tanzim olunan raporlar arasında çelişki bulunmadığı, her iki raporda da davacının çalışma gücü kaybının % 26,2 olarak tespit olunduğundan davalı tarafın maluliyet raporuna yönelik itirazlarının Mahkememizce reddine karar verildiği,
iş güvenliği uzmanlarından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyeti tarafından tanzim olunan 15.08.2016 tarihli kusur raporunda davacının yaralanmasına yol açan kazanın meydana gelmesinde davacının % 20, davalının ise % 80 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, geçirdiği iş kazası nedeniyle davacıya SGK tarafından 67.383,37-TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığı ve 35.865,05-TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı,
hesap uzmanı hukukçu bilirkişi tarafından tanzim olunan 29.06.2018 tarihli raporda 09.09.2012 tarihinde geçirdiği kaza sonucu yaralanan davacının uğradığı maddi zarar miktarının SGK'ca bağlanan gelirlerin rücuya tabi miktarının çıkarılması sonucu 162.701,21-TL olduğunun tespit edildiği, hesap bilirkişisi ve kusur bilirkişileri tarafından tanzim olunan raporların usul, yasa ve dosya kapsamına uygun denetime elverişli oldukları anlaşıldığından anılan maddi tazminatın kaza tarihinden yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Olayın oluş şekline, kusur oranına, davacı tarafın duyduğu elem ve ıstırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, 26.06.1966 tarih ve 1966/7-7 E-K sayılı içtihadı birleştirme kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine, hak ve nesafet kurallarına göre davacı tarafın manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş,
davacı için 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir.” gerekçeleriyle “162.701,21-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 09.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 40.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bu hususta fazlaya dair talebin reddine, ” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin % 20 oranında kusur atfedilmesinin doğru olmadığını, maddi tazminat miktarının az olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarınan da düşük olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
2.Davalı vekili stinaf dilekçesinde özetle; yaşanan kazada müvekkilinin kusuru bulunmadığını, kazanın davacının kendi kusuru ile meydana geldiğini, davacının tamamen iyileştiğini, belirlenen maluliyet oranını doğru olmadığını, davacının işten ayrılırken hiçbir alacağı kalmadığına dair ibraname imzaladığını, peşin sermaye değerinin en yakın tarihteki değer üzerinden hesaplanması gerektiğini, bu nedenle maddi tazminat miktarının yüksek çıktığını, tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalı işyerinde çalıştığı esnada 09/09/2012 tarihinde iş kazasına maruz kaldığı ve Kurumun 15.05.2015 tarihli İnceleme Raporu ile iş kazası tespitinin yapıldığı, Kurum tarafından davacıya geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı ve sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, davacının sürekli iş göremezlik oranının Kurum tarafından % 26,2 olarak tespit edildiği, davacının itirazı üzerine YSK’nın 27.03.2015 tarihli raporu ile sürekli iş göremezlik derecesinin % 26,2 olarak belirlendiği,
yine itiraz üzerine Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan alınan 19.06.2017 tarihli raporda sürekli iş göremezlik oranının % 26,2 olarak tespit edildiği, Kurumun İnceleme Raporunda işverenin % 80 ve kazalının % 20 oranında kusurlu olduklarının belirlendiği, mahkeme tarafından hükme esas alınan 06.06.2018 tarihli kusura ilişkin bilirkişi raporunda işverenin % 80 ve kazalının % 20 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği, hesap raporunun alındığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, kazalı sigortalı ...’ın davalı işyerinde çalıştığı esnada geçirdiği iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğradığı, davacının sürekli iş göremezlik oranının % 26,2 olarak belirlendiği ve bu oranın kesinleştiği, mahkeme tarafından hükme esas alınan kusura ilişkin bilirkişi raporunda davalının % 80 ve kazalının % 20 oranında kusurlu olduklarının belirlendiği, bilirkişi raporunun olayın oluşuna uygun bulunduğu, maddi tazminat hesabına ilişkin bilirkişi raporunun genel ilkelere uygun olarak hazırlandığı, davacının Kuruma bildirilen ücretine göre maddi tazminat miktarının belirlendiği,
davacıya bağlanan gelirin ilk PSD’sinin ve davacıya yapılan geçici iş göremezlik ödemesinin tenzilinin yapıldığı, davacının tazminat talebinin zamanaşımına uğramadığı ve davalı tarafından sunulan ibranamenin işçilik alacaklarına ilişkin olduğu,
tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi hususlar dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının da uygun olduğu anlaşıldığından dosya kapsamı ve mevcut delil durumu ile istinaf kapsam ve nedenleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde hata bulunmadığı" gerekçeleriyle "davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden ayrı ayrı reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının kusurunun %100 olarak kabulü gerektiğini, müvekkiline çelik eldiven gibi uygun bir ekipman sağlanmadığını, müvekkilinin iş kazası nedeniyle elini kullanamayacak olması, paranın satın alma gücü kapsamında manevi tazminatın az olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının İş Güvenliği kurallarına riayet etmediğini, kişisel koruyucu donanım sağlanmasına karşın iş güvenliğine aykırı çalışanın davacı olduğunu, bu durumun SGK müfettişi raporunda da gözardı edildiğini, müvekkilinin işyerinde doktor bulunduğu hususun değerlendirilmediğini, Sürekli iş göremezlik oranının Van Yüzünyüyıl üniversitesinde %5 olarak tespit edildiğini, davacı kötü niyetli olup kendi isteği ile iş akdini sona erdirdikten sonra iş bu davayı açtığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle kurumca karşılanmayan maddi ve manevi zararlarının giderilmesine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, " Tazminattan sorumluluk ve maddi tazminatın belirlenmesi noktasında" 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54 ve 55 inci maddeleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri,
İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile "Manevi tazminatın miktar ve kapsamı" yönünden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 56 ncı maddesi ve 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
3. Değerlendirme A) Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen maddi tazminat istemine ilişkin kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ve davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme kapsamında bu nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemesi nedeniyle maddi tazminata ilişkin hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
B) Davacı ve davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Gerek olay tarihinden önce mülga olan 818 sayılı Borçlar Kanunun 47 ve gerekse yargılama sırasında yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür.
3.Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene veya ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
4. Manevi tazminat davalarında, gelişmiş ülkelerde artık eski kalıplardan çıkılarak caydırıcılık unsuruna da ağırlık verilmektedir. Gelişen hukukta bu yaklaşım, kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde veya taksirli davranışlarda tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gereğini ortaya koymakta; kişi haklarının her şeyin önünde geldiğini önemle vurgulamaktadır.
5. Bu ilkeler gözetildiğinde; aslolan insan yaşamıdır ve bu yaşamın yitirilmesinin yakınlarında açtığı derin ızdırabı hiçbir değerin telafi etmesi olanaklı değildir. Burada amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek; öte yandan da zarar veren yanı da dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek bir yaptırımla, caydırıcı olabilmektir.(HGK 23.6.2004, 13/291-370)
6. Somut olayda, davacının makine bakım onarım ustası olarak, davalı şirkete bağlı Van ili Edremit ilçesinde yer alan fabrikada, farin besleme ünitesinin kantarının bakımını yaparken bu iş için makineye tahta uzatarak bu tahta üzerinde çalışması esnasında gün içerisinde sabah saatlerinde başlayan çalışmanı akşam saatlerine uzadığı,
davacının makinenin arızasını tespit için makine kapağı açıkken "çalıştır-kapat" komutuyla çalıştırttığı makinedeki arızayı tespit etmeye çalışırken üzerinde bulunduğu tahta üzerinde bir anlık dengesini kaybetmesi ile dengesini sağlamak için çalışan makineye doğru elini uzatması ve sol elinin makinenin açık kapağı kenarından tutunması, bu esnada makinenin metal panellerinin dönüş yapması ile sol elini metal panel ile makine arasında sıkıştırması neticesinde davaya konu iş kazasına uğradığı, davacının sürekli iş göremezlik oranına ilişkin tıbbi evrakın incelenmesinde davacının sol elinin bilek altından kopmak suretiyle yaralandığı,
replantasyonla uzvun yerine dikildiği bu yaralanma ile ilgili olarak SGK sağlık kurulu raporunda, Yüksek Sağlı Kurulu raporunda ve Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınan raporlarda birbirini doğrular mahiyette sürekli iş göremezlik oranının %26,2 olarak tespit edildiği anlaşılmıştır.
Öte yandan olayın gerçekleşmesinde hükme esas alınan ve SGK müfettişi tarafından düzenlenen tahkikat raporunu doğrulayan 06.06.2018 tarihli raporda davalı işverenin %80 ve davacının %20 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş, mahkemece olayın gerçekleşme biçimi, kusur oranı, davacının duyduğu elem ve ıstırabın derecesi ile sosyal ekonomik durumlar gerekçe gösterilerek davacı lehine 40.000,00 TL tutarında manevi tazminata hükmedilmiş ise de;
davacının iş kazası nedeniyle yaralanmasının niteliği ve akabindeki tedavi süreci (geçici iş göremez olarak kaldığı süre), sürekli iş göremezlik oranı ile taraf kusur oranları gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminatın az olduğu anlaşılmaktadır.
7. Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, davacının iş kazasına uğraması nedeniyle açıklanan sebeplerle, duyduğu şiddetli elem ve ızdırabı tazmin ile yeterli hakkaniyete uygun miktarda manevi tazminata hükmetmekten ibarettir.
8. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
9.O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen kararı bozulmalıdır .
VI. KARAR
1.Maddi Tazminat hükmü yönünden; davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının reddiyle maddi tazminat hükmünün ONANMASINA, 2. Manevi tazminat hükmü yönünden; a) 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
b) Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddiyle İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Aşağıda dökümü yapılan harcın davalıdan tahsiline,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/10319, K. 2023/11550, 21 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama