KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/11251 E., 2023/2427 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mart 2023
Karar Metni
3.415 kelime·17 dk okuma·17 bölüm
...
MAHKEMESİ
... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi ...
SAYISI
2021/2589 E., 2022/1926 K. ... ... ...
DAVA TARİHİ
Asıl Dava Dosyası: 05/01/2011 Birleşen Dava Dosyası: ... HÜKÜM/KARAR : Red, Kısmen Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalı ... Taah. Taş. İnş. Tic. ve San.
A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de temyiz eden her iki taraf vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma taleplerinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 14.02.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir.
Duruşma günü murafalı temyiz eden davacılar adına Av. ... ve murafalı temyiz eden davalı ... Taah. ve Tic.Ltd.Şti. adına Av. ... ile davalı ... adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde özetle; müteveffa sigortalının 01.10.2003 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucu hayatını kaybettiğinden bahisle asıl dava dosyasında davacı eş ... için 1.000,00 TL maddi, davacı çocuklar ...,... için 500,00’er TL maddi tazminatın davalı ... Taah. Taş. İnş. Tic. ve San. A.Ş.'den tahsilini, devam eden aşamada aynı davacılar için ... Taah. Taş. İnş. Tic. ve San.
A.Ş. ile ...'a karşı birleşen dava dosyasını açarak bu birleşen dava dosyasının dava dilekçesinde olay nedeniyle kendileri tarafından maddi tazminat talepli olarak davalı işverene ...
3. İş Mahkemesi'nin 2011/8 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, o dosyada gerekli kusur ve hesap raporlarının alındığı, bu son davayı da 3. İş Mahkemesi’nde alınan rapor doğrultusunda açtıkları belirtilmek suretiyle müteveffanın eşi ... için 104.155,32 TL maddi, çocuk ... için 14.994,90 TL maddi, çocuk ... için 263,30 TL olmak üzere toplam 119.413,52 TL maddi tazminat ve eş için 20.000,00 TL manevi, her iki çocuk için 10.000,00’er TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
Davacılar vekili 11.12.2015 havale tarihli ve harç tamamlama dilekçesi olarak adlandırdığı bir dilekçe ibraz etmek suretiyle davalarının niteliği itibariyle belirsiz alacak davası olduğunu, alınan son hesap raporuna göre müvekillerinin toplam 300.669,81 TL destekten yoksun kalma alacağının bulunduğunu, asıl ve birleşen davalarda talep edilen maddi tazminatlar yönünden harçların yatırılmış olduğunu, geriye kalan 181.256,29 TL’nin harcını tamamladıklarını beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Taah. Taş. İnş. Tic. ve San. A.Ş. vekili, kazanın meydana gelmesinde işverenin bir kusurunun bulunmadığını, işverenin işyerinde gerekli her türlü iş güvenliği önlemini aldığını, kazanın ölen işçinin kusuru ile meydana geldiğini savunarak, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, kazanın meydana gelmesinde davalının bir kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.05.2018 tarih ve 2007/342 Esas, 2017/221 Karar sayılı kararında özetle; müteveffa sigortalının %50, davalı şirketin %25, davalı ...’in %25 şeklindeki kusur oranlarına itibar etmek suretiyle 15.07.2017 tarihli olup da eşin maddi zararını 175.123.64 TL, çocuk ...’ın maddi zararını 18.651,74 TL, çocuk ...’nın maddi zararını 26.630,78 TL olarak hesaplayan bilirkişi hesap raporunu hükme esas alarak,
davacı vekilince açılan asıl davanın kısmi dava olup belirsiz alacak davasına dönüşmeyeceği, bu kapsamda davacı vekilinin 11.12.2015 havale tarihli harç tamamlama dilekçesi adı altında sunulan ıslah dilekçesinin kabul göremeyeceği, ayrıca davalı ...
Şti. vekilinin 15.12.2015 havale tarihli dilekçe içeriğinde açıkça zamanaşımı def'ine dayandığı da gözetildiğinde davacı vekilinin birleşen davadaki taleplerinden başkaca 11.12.2015 havale tarihli harç tamamlama dilekçesindeki fazlaya dair taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirtip asıl dava dosyasında davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulü ile eş lehine 1.000,00 TL, çocuklar lehine 500,00’er TL maddi tazminat ödenmesine,
birleşen dava dosyasında ise eş lehine 104.155,32 TL maddi, 15.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 14.994,90 TL maddi, 7.500,00 TL manevi, çocuk ... lehine 263,30 TL maddi, 7.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 03.05.2018 tarih ve 2007/342 Esas, 2017/221 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.06.2019 tarih, 2018/4368 Esas, 2019/1430 Karar sayılı kararı ile davalıların istinafı istemlerinin esastan reddine, davacıların istinaf istemlerinin ise hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarının azlığı noktasından kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl dava dosyası yönünden eş lehine 1.000,00 TL, çocuklar lehine 500,00’er TL maddi tazminat ödenmesine, birleşen dava dosyası yönünden Eş lehine 104.155,32 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, çocuk ... için 14.994,90 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, çocuk ... için 263,30 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemiz'in 29.06.2021 tarih ve 2020/7314 Esas, 2021/9170 Karar sayılı kararı ile tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin, Somut olayda, birleşen dava dosyasında davalı ...’ın, sanık olarak yargılandığı ...
Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/842 E- 2004/1023 K sayılı ceza dava dosyasında toplanan delillere göre, davalı ...’ın trafik iş kazasının meydana gelmesinde kusuru olmadığının tespit edildiği, taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan beraatına karar verildiği ve kararın temyiz incelemesinden geçerek onandığı, o halde ceza davasında kesinleşen maddi olgular göz önünde bulundurularak davalı ...’a kusur atfının mümkün olmamasına rağmen; hükme esas alınan kusur raporlarında %25 kusurlu kabulü ile hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken; tazminatlardan diğer davalı ile beraber sorumluluğuna hükmedilmesinin hatalı olduğu,
davalı ...’ın iş kazasında kusursuz olduğunun, davalı işveren şirket ve davacı sigortalının kusur oranının bu duruma göre değerlendirilerek dosya içerisinde yer alan raporlar arasında da çelişki olduğu da gözetilip trafik - iş kazası alanında uzman A sınıf iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak üçlü heyetten kusur oranlarını belirler mahiyette rapor alınması,
müteveffa sigortalının yol yapım işinde silindir operatörü olarak çalışmaktayken iş kazası geçirdiği anlaşıldığına göre sigortalının olay tarihinde yaptığı iş, mesleki kıdemi ve yaşı dikkate alınarak TÜİK, Çevre Şehircilik Bakanlığı ve sendika haricindeki meslek odalarından sigortalının iş kazası tarihinde alabileceği ücreti sorarak, gelen cevabi yazılara göre sigortalının alabileceği ücretin belirlenmesi, belirlenecek bu ücret ile davalı işveren şirketin kusur oranının davacının itirazının bulunmadığı anlaşılan 17.08.2015 tarihli hesap raporuna uygulanması,
bu raporda kusur oranı ve ücret katsayısı hariç esas alınan verileri, özellikle işlemiş devre tarihinin (31.12.2015) dikkate alınması, bu tarihten sora yürürlüğe giren asgari ücretteki değişikliklerin rapora yansıtılmaması, davacılara bağlanan gelirin rücuya tabi kısmının da hesaptan tenzil ederek, davacıların maddi tazminat istemleri hakkında usuli kazanılmış haklara riayetle bir karar verilmesi, kabul ve uygulamaya göre de;
asıl dava dosyasında davacının fazlaya ilişkin talep hakkını saklı tutarak dava açtığı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda bu husus gözetilmeksizin, talep edilen maddi tazminatlar hüküm altına alındıktan sonra fazlaya ilişkin talep haklarının reddine karar verilmesi, öte yandan bu asıl davada verilen kararla çelişki oluşturacak şekilde birleşen davada fazlaya ilişkin talep olunan maddi tazminatların hüküm altına alınmasının hatalı olduğu,
birleşen dava dosyasında da davacının fazlaya ilişkin talep hakkını saklı tutarak dava açtığı, Bölge Adliye Mahkemesince, iş bu davada talep olunandan daha fazla miktarda tespit edilen hesap raporuna itibar edilmekle beraber, taleple bağlı karar verildiği halde; fazlaya ilişkin talep hakkının hükümde saklı tutulduğunun açıkça belirtilmemesinin hatalı olduğu,
Bölge Adliye Mahkemesince, davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi nedeniyle, bu davalıların yatırdıkları peşin istinaf karar ve ilam harcı, alınması gereken istinaf karar ve ilam harcından mahsup edilerek bakiye istinaf karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken;
bu yönde bir harç hükmüne yer verilmeyip, yeniden esas hakkında verilen kararda da birleşen dava ile ilgili kurulan hükümde istinaf için davalıların yatırdığı istinaf yoluna başvurma harcı ile istinaf başvurusu peşin harçlarının mahsubuna karar verilmesinin hatalı olduğundan bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulmuş, kusur raporları alınmış, temyiz incelemesine konu son kararda müteveffa sigortalıyı %40, davalı ... Taah. Taş. İnş. Tic. ve San.
A.Ş.'yi %60, davalı ...’i ise kusursuz kabul eden kusur raporuna ve bu rapor doğrultusunda düzenlenen 13.05.2022 tarihli farklı ücretlere göre ihtimalli düzenlenen hesap raporunun Çevre ve Şehircilik Bakanlığı rayiç listesindeki ücreti dikkate alan seçeneğini hükme esas alarak davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun tümden/tamamen, davacılar vekili ile davalı ...
Taahhüt Taş. ve Ticaret A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı kısmen esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen dava hakkında tek hüküm kurmak suretiyle davalı ... hakkındaki davanın reddine, davalı ... şirketinden tahsil edilmek üzere eş lehine asıl ve birleşen dava yönünden 105.155,32 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, davacı eşin fazlaya ilişkin maddi tazminat haklarının saklı tutulmasına, davacı çocuk ... lehine 12.383,44 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine,
davacı çocuk ... lehine 763,30 TL TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, davacı çocuk ...’nın fazlaya ilişkin maddi tazminat haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.06.2022 Tarih, 2021/2589 Esas, 2022/1926 Karar sayılı kararına karşı davacılar vekili ve davalı ... Taah. Taş. İnş. Tic. ve San. A.Ş. vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, bozma kararının hatalı olduğunu, davalı ...’in kusursuz kabul edilmesinin doğru olmadığını, beraat kararının hukuk hakimini bağladığının kabul edilmemesi gerektiğini, müteveffa sigortalıya kusur izafe edilemeyeceğini, murisin kazanın yaşandığı anda, orta refüj üzerinde bulunması, yola adımını atmamış olması, kendisine çarparak ölümüne sebep olan kamyonetin ön cepheden/aracın ön gövdesiyle değil, aracın sağ dikiz aynasıyla, kafasının arkasından - sol kulak arkasından çarparak, kafasından aldığı sert darbe sonucu beyin kanamasından hayatını kaybetmesi,
çarpmanın etkisiyle yere düştüğünde başı ve gövdesi yolda, ayaklarının da orta refüj üzerinde kaldığı, bu duruma birden fazla görgü tanığının ifadesiyle doğrulandığı, şayet müteveffa ayağının birisini bile yola atmış olsaydı, araç kendisine çarptığı anda, bedeninin tamamının da yola düşeceği, ceza yargılamasında esas alındığı gibi kazalının bacaklarının yolda kalması gibi bir pozisyonun olmasının imkansız olduğu,
olay esnasında kendisinden istenen temizlik işi için orta refüjde bulunduğu ve trafiğin aktığı yola kesinlikle adımını atmamış olan müteveffa murise kusur izafe edilemeyeceğini, Karayolları Genel Müdürlüğünden gelen ücret verilerinin dikkate alınması gerektiğini, ayrıca Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın ve TÜİK'in emsal ücret verilerinde müteveffanın 12 yıllık tecrübesinin de göz önüne alınmadığını, bu sebeplerle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve TÜİK verilerinin müteveffa bakımından doğru ve güvenilir emsal ücret bilgisi içermediğini,
bununla birlikte dosyada Karayolları Genel Müdürlüğünden alınmış emsal ücret bilgisinin de mevcuttur. ... 'den alınan 17.08.2015 tarihli bilirkişi raporunda "Karayolları Genel Müdürlüğünde alınan emsal ücret bilgisine değinilmiş ve 01.09.2010-28.02.2011 döneminde 12 yıl tecrübeli silindir operatörünün günlük 78,30 TL ücret alacağı, bunun aynı tarihte yürürlükte bulunan asgari ücrete oranlandığınında ise 2,94915 kat fazlalık arz ettiği" belirtilerek bu doğrultuda hesaplama yapıldığını, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile talep artırım dilekçesine itibar edilmesi gerektiğini,
Davalı ... Taah. Taş. İnş. Tic. ve San. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusurun hatalı tespit edildiğini, muris ve davalı ...’in kusurları nedeniyle illiyet kesildiğini, asgari ücretin hesaba esas alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla imzalı bordrolardaki ücretin dikkate alınması gerektiğini, çocuk ... için işaret edilen hesap dışına çıkılıp o hesap raporunda 18 yaş dikkate alınmasına karşın 25 yaşına kadar hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu, müteselsil sorumluluğuna hükmedilmesinin doğru olmadığını, harçlar konusunda hatalı karar verildiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
a.Davacılar Vekilinin Davacı Çocukların Maddi Tazminat İstemleri Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazları ile Davalı ... Taah. Taş. İnş. Tic. ve San. A.Ş. Vekilinin Davacı Eşin Manevi Tazminat İstemi, Davacı Çocukların Maddi ve Manevi Tazminat İstemleri Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazları Açısından;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3.Dosya içeriğine göre davacılar vekili tarafından davacı çocuklar için talep edilen maddi tazminat tutarları ile davacı çocuklar için hüküm altına alınan maddi tazminat tutarları dikkate alındığında anılan hükümlerin davacılar yönünden, davacı eşin manevi tazminat istemi, davacı çocukların maddi ve manevi tazminat istemleri ile hüküm altına alınan maddi-manevi tazminat tutarları dikkate alındığında anılan hükümlerin davalı ... Taah. Taş. İnş. Tic. ve San.
A.Ş. yönünden Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacılar vekilinin davacı çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere, davalı ... Taah. Taş. İnş. Tic. ve San. A.Ş. vekilinin davacı eşin manevi tazminat istemi ile davacı çocukların maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazları itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
b.Davacılar Vekili ile Davalı ... Taah. Taş. İnş. Tic. ve San. A.Ş. vekilinin Davacı Eşin Maddi Tazminat İstemi Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İtirazları Açısından;
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.
3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, temyiz eden taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, 17.07.2013 tarihli ilk hesap raporunda müteveffa sigortalının %50, davalıların %25'er kusurlu oldukları kabulünden harekletle davacı eşin maddi zararının 105.155,32 TL, çocuk ...’ın maddi zararının 14.494,90 TL, çocuk ..’nın maddi zararının 763,30 TL olarak hesaplandığı, anılan raporun davacılar vekiline 29.07.2013 tarihinde tebliğ edildiği, davacılar vekili bu ilk hesap raporuna itiraz etmediği,
devam eden aşamada aynı davacılar için ... şirketi ile gerçek kişi Şakir’i davalı olarak göstererek birleşen dava dosyasını açıp bu birleşen dava dosyasının dava dilekçesinde olay nedeniyle kendileri tarafından maddi tazminat talepli olarak davalı işveren şirkete karşı ... 3. İş Mahkemesi'nin 2011/8 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, o dosyada gerekli kusur ve hesap raporlarının alındığını, birleşen dava dosyasını da ...
3. İş Mahkemesi’nde alınan rapor doğrultusunda açtıklarını belirttiği, takip eden 23.12.2013 tarihli celsede davacılar vekilinin davalı ... vekilinin itirazlarını kabul etmediklerini, dosyada tüm delillerin toplanmış olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesini istediklerini beyan ettiği, sonrasında bir çok kusur raporu ve devamında 17.08.2015 tarihli ikinci hesap raporunun alındığı, bu raporda ise davacı eşin maddi zararı 254.715,31 TL, çocuk ...’ın maddi zararı 36.842,70TL, çocuk ... ’nın maddi zararı 9.111,80 TL olarak hesaplandığı,
davacılar vekilinin 11.12.2015 havale tarihli ve harç tamamlama dilekçesi olarak adlandırdığı bir dilekçe ibraz ettiği, davanın niteliği itibariyle belirsiz alacak davası olduğu, alınan son hesap raporuna göre müvekillerinin toplam 300.669,81 TL destekten yoksun kalma alacağı bulunduğunu, davada maddi tazminat yönünden 119.413,52 TL’nin birleşen dosyada harcının yatırıldığını, geriye kalan 181.256,29 TL’nin harcını tamamladıklarını beyan ettiği, temyiz incelemesine konu Bölge Adliye Mahkemesi kararında bu 11.12.2015 havale tarihli dilekçe hakkında olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı,
Dairemiz'in bozma kararından sonra alınan 13.05.2022 tarihli bilirkişi hesap raporunda imzalı ücret bordroları, TÜİK ücreti ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın rayiç listesine göre benzetilerek belirlenen ücret olmak üzere üç ihtimalli hesaplama yapıldığı, Bölge Adliye Mahkemesi'nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı rayiç listesindeki ücrete göre yapılan hesaplamanın hükme dayanak kılındığı anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (...nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda, bozmadan sonra alınan ve müteveffa sigortalının %40, davalı şirketin %60 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildiren bilirkişi kusur raporu oluşa uygun ve bu doğrultuda davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmiş olması yerinde ise de davacılar vekilinin sigortalının %50 kusurlu olduğu kabulünden hareket eden 17.07.2013 tarihli birinci kök hesap raporu alındıktan sonra bu hesap raporuna itiraz etmediği,
17.07.2013 tarihli bu hesap raporu doğrultusunda birleşen dava dosyasını açtığı, yine takip eden 23.12.2013 tarihli celsede “Davalı ... vekilinin itirazlarını kabul etmiyoruz, dosyada tüm deliller toplanmış olduğundan davanın kabulüne karar verilmesini talep ediyoruz” şeklinde beyanda bulunmak suretiyle müteveffa sigortalıya verilen %50 kusur oranını benimsediği dikkate alındığında davalı şirket lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözden kaçırılarak müteveffa sigortalının %40 kusurlu olduğu kabulünden hareketle sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.
Yine dosya kapsamında yer alan imzalı ücret bordrolarına göre müteveffanın ücretinin o tarihte yürürlükte bulunan asgari ücretin 1,568627451 katı olduğu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı rayiç listesinde silindir operatörü olmadığı için benzetilerek tespit edilen ücretin o tarihte yürürlükte bulunan asgari ücretin asgari 2,10588 katı olduğu,
TÜİK'in 2006 yılı Kasım ayı için aylık ortalama brüt ücreti 869,00 TL olarak tespit ettiği ve bu ücretin de 2006 yılı Kasım ayında yürürlükte bulunan brüt 531,00 TL asgari ücretin 1,63 katına isabet ettiği ve imzalı ücret bordrosunun TÜİK araştırması ile belirlenen ücret ile uyumlu olduğu gözetilerek imzalı ücret bordrosunda görülen ücretin gerçek ücret olduğu sonucuna varılması gerekirken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı rayiç listesinde silindir operatörü olmadığı için benzetilerek tespit edilen ücrete göre karar verilmesi hatalıdır.
Öte yandan hem asıl dava dosyasının hem de birleşen dava dosyasının kısmi dava niteliğinde olduğu, bu nedenle davacı taraf her ne kadar davanın belirsiz alacak davası olduğunu ileri sürüp 11.12.2015 havale tarihli harç tamamlama dilekçesi olarak adlandırdığı dilekçe vermiş ise de bu dilekçenin aslında niteliği itibariyle ıslah dilekçesi olduğu açıktır.
Bölge Adliye Mahkemesince ıslah dilekçesi kapsamında talep edilen maddi tazminatlar konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadan davacıların asıl ve birleşen dava dilekçelerindeki maddi tazminat taleplerinin toplamları dikkate alınarak hüküm kurulması ve davacılar eş ile çocuk... yönünden fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması isabetsizdir.
Davacı çocukların maddi tazminat istemlerine ilişkin hükümlerin temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı dikkate alındığında davacı eşin maddi zararının tespiti noktasında mahkemece yapılacak iş, imzalı ücret bordrolarına göre belirlenen ve asgari ücretin 1,568627451 katı düzeyindeki ücreti ve müteveffa sigortalının %50 oranındaki kusur oranını Dairemiz'in 29.06.2021 tarih ve 2020/7314 Esas, 2021/9170 Karar sayılı bozma ilamında belirtildiği şekliyle 17.08.2015 tarihli hesap raporuna uygulamak, diğer bir deyişle 17.08.2015 tarihli bu raporda kusur oranı ve ücret katsayısı hariç esas alınan verileri,
özellikle işlemiş devre bitiş tarihini (31.12.2015) dikkate almak bu tarihten sora yürürlüğe giren asgari ücretteki değişikliklerini rapora yansıtmamak, davacı eşin maddi zararını bu şekilde tespit ettikten sonra diğer usuli kazanılmış hakları da dikkate almak, davacılar vekilinin 11.12.2015 havale tarihli ıslah dilekçesi hakkında da olumlu olumsuz bir değerlendirme yaparak çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Davacılar vekilinin davacı çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere, davalı ... Taah. Taş. İnş. Tic. ve San. A.Ş. vekilinin ise davacı eşin manevi tazminat istemi, davacı çocukların maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Davacılar avukatı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma avukatlık parasının davalı ... Taah. Taş. İnş. Tic. ve San. A.Ş.'ne yükletilmesine, davalı ... Taah. Taş. İnş. Tic. ve San. A.Ş. avukatı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
... · ... · ... · ... ...
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/11251, K. 2023/2427, 14 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama