KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/11382 E., 2023/12702 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2023
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/296 E., 2022/290 K.
- Karar
- Kabul
Karar Metni
2.142 kelime·11 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından tazminat istemi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacılar vekili dilekçesinde özetle, müvekkillerinin murisi sigortalının 04.10.2012 tarihinde iş kazası geçirerek vefat etmesi nedeniyle, fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere davacı eş ve çocukların her biri lehine ayrı ayrı 1.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
2.Davacı vekili ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini neticeten Eş ... için 154.575,38 TL’ye Çocuk ... için 23.312,15 TL’ye ve Çocuk ... için 49.754,91 TL’ye artırmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davada talep edilen tazminat miktarlarının pek fahiş olduğundan bahisle davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı şirket vekili, haksız ve yersiz olarak açıldığından bahisle davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.05.2019 tarihli ve 2016/726 Esas - 2019/415 Karar sayılı kararında: "Kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur durumlarının tespiti ve tanıkların dinlenerek delillerin değerlendirilmesi açısından bilirkişiden rapor alınmıştır, ayrıntılı, ilmi ve teknik verilere uygun, denetime elverişli olması nedeniyle hükmü esas alınan 10.07.2017 ve 08.05.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda kazalı işçinin ölümüne neden olan olayın meydana gelmesinde davalının %60 oranında, kazalının ise %30 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş,
bu rapordaki tespit ve değerlendirmelerin Mahkememizce de paylaşıldığı ve belirlenen kusur oranlarının isabetli bulunduğu, toplanan deliller doğrultusunda maddi tazminat miktarının tespiti için dosya hesap bilirkişisine tevdi edilmiş, alınan 29.03.2019 havale tarihli bilirkişi hesap raporunun dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve uygun olduğu değerlendirilerek,
davacı tarafın ıslah dilekçesi de dikkate alınarak benimsenen raporda hesaplanan Maddi tazminata hükmedilmiş, kazalı işçinin ölümü, öncelikle kaza tarihi ile olayın oluş şeklinin, tarafların kusur oranlarının, husule gelen elem ve ızdırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, paranın alım gücüne ve özellikle 26/06/1966 gün 1966/7-7 İBK içeriğine göre somut olayda hak nesafet kuralları,
dava tarihi gözetilerek netice itibari ile davacı vekilinin maddi ve manevi tazminat isteminin kabulü ile 50.000,00 şer TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği" gerekçeleriyle “davanın kabulü ile davacı eş ... için 154.575,38 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.10.2012 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine,
davacı çocuk ... için 23.312,15 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL. manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.10.2012 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, davacı çocuk ... için 49.754,91 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL. manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.10.2012 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine'' şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 29.01.2020 tarihli ve 2019/1743 Esas - 2020/104 Karar sayılı kararıyla; davacıların ve davalıların istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 25.05.2021 tarihli ve 2020/7140 Esas - 2021/6929 Karar sayılı ilamıyla. "Somut olayda 04.10.2012 tarihinde sigortalı ...’in Davalı ...
Başkanlığında işçi olarak çalışması nedeniyle olay günü Belediye Başkanlığı binasındaki asansörde bulunduğu sırada meydana gelen elektrik kesintisi sebebiyle, asansör kabininde katlar arasında kaldığı, sigortalının haber vermesi üzerine Belediye çalışanları tarafından asansör kapısının açıldığı, sigortalının da kabinden kata atlayarak kendini kurtarmaya çalıştığı sırada asansör boşluğuna düşerek vefat ettiği, hükme esas alınan kusur raporlarında davalı ... %60, asansöre bakım hizmeti veren davalı şirket %30 ve müteveffa sigortalı %10 kusurlu kabul edilmiştir.
Olayla ilgili Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan delil tespitinde alınan raporlara göre asansör acil kurtarma sisteminin mevcut ve aktif halde olduğu, asansörün mekanik ve kumanda sisteminde bir eksiklik olmadığı tespit edilmiştir.
Bu tespitlere göre sigortalının içinde bulunduğu kabinde acil kurtarma sistemi olmasına rağmen olay anında neden devreye girmediği, bu sistemin ne kadar bir sürede devreye girdiği, sigortalının kabinde ne kadar süreyle kurtarılmayı beklediği, kurtarma çalışmalarının ne kadar sürdüğü hususları yeterince açıklığa kavuşturulmadan alınan kusur raporuna itibar edildiği anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, iş kazasının gerçekleştiği asansörde acil kurtarma sistemi olmasına rağmen, olay anında neden devreye girmediği, bu sistemin ne kadar bir sürede devreye girdiği, sigortalının kabinde ne kadar süreyle kurtarılmayı beklediği, kurtarma çalışmalarının ne kadar sürdüğünü araştırarak açıklığa kavuşturmak, eğer acil kurtarma sistemi süresi içerisinde devreye girmemiş ise hükümde esas alınan kusur oranlarına riayet ederek şimdiki gibi karar vermek; eğer acil kurtarma sistemi süresinde devreye girebiliyor;
ama yapılan dâhili ve harici müdahaleler neticesinde devre dışı kalmış ise, bu durumun meydana gelmesine neden olan sigortalı, davalılar ile üçüncü kişi kusurlarını A sınıfı İş Güvenliği Uzmanı bilirkişilerden oluşturulacak heyete belirleterek sonucuna göre usuli kazanılmış hakları da gözeterek bir karar vermekten ibarettir." gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Asansör kullanımı sırasında meydana gelecek olası bir acil durumda çalışanların daha sakin ve tecrübeli kalarak aklı selim hareketler göstermeleri konusunda yeterli organizasyonu kurmaması, asansörlerde oluşabilecek herhangi bir olumsuz durumda çalışanlarına sergilemeleri gereken tutum ve davranışlar konusunda yeterli bilgilendirme yapmaması, bu bilgilendirmeyi bakım hizmeti alınan firmadan kaza tarihi itibarı ile talep etmemesi, asansörlerde yeterli güvenlik donanımını (etek sacı) tesis etmemesi, asansörlerin kapı anahtarlarını kullanma adına yetkili kişi belirlememesi,
söz konusu anahtarın kolay bir şekilde herkes tarafından ulaşılabilir halde tutularak güvensiz davranışlara müsaade edilmesi, işyerinde etkin ve etkili bir denetim mekanizması kurulmayarak iş güvenliğinin çalışanların inisiyatifine bırakılması nedenleriyle davalı ...'nın %60 oranında kusurlu olduğu, Hizmet verdikleri Adıyaman Belediye Başkanlığına asansörde kurulu olmayan etek sacı ile ilgili yazılı bir bilgilendirme yapmaması, asansör için detaylı bir durum tespit raporu hazırlamaması, asansör sayısını dikkate alarak belirleyeceği sayıda kişiye acil durumlarda kurtarma çalışması konusunda eğitim vermemesi nedenleriyle davalı ...
Asansör Elk. İnş. San. Tic. Ltd.
Şti.'nin %30 oranında kusurlu olduğu, söz konusu oran içerisinde değerlendirilmek üzere dava dışı ...'ın (ceza davasındaki deliller ve maddi vakıalar göz önüne alındığında yöneticisi olduğu şirketin yerine getirmediği yükümlüklerde sorumluluğunun bulunduğunun anlaşılması nedeniyle) %5 oranında kusurunun bulunduğu, İçerisinde kaldığı asansör kabininden yeterli güvenlik önlemleri alındığından emin olmaksızın ve asansör boşluğunun olduğunu bilmesine rağmen tehlikeli bir şekilde çıkmak isteyerek güvensiz davranışlar sergilemesi,
kendi şahsi güvenliğini sağlama adına tedbirsiz ve dikkatsiz davranması nedeniyle müteveffa ...'in %10 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.
Bilirkişi heyet raporundan dosya içeriğinin incelenmesi sonucunda asansörde acil kurtarma sisteminin bulunduğu ancak kapı anahtarı ile asansöre müdahele edilmesi neticesinde sistemin devreden çıktığı, dinlenen tanık beyanlarından ve dosya içeriğinden sistemin ne kadar süre ile devreye girdiği ve kazazedenin asansörde ne kadar beklediğine ilişkin kesin bir tespitin yapılamadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce, meydana gelen iş kazasında tarafların kusur dağılımı yönünden yapılan değerlendirmeyi içerir 27.04.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunun ayrıntılı, denetime elverişli, dosya içeriğine uygun oldukları anlaşılmakla anılan raporlara itibar edilmiş ve raporlar hükme esas alınmıştır.
Bozma kararındaki gerekçeler, toplanan deliller, bozma kararı önceki düzenlenen hesap bilirkişi raporu içeriği, bozma kapsamı dışında taraflar lehine doğmuş usuli kazanılmış hak ilkesi dikkate alınmak suretiyle, davanın kabulüne karar vermek gerektiği" gerekçeleriyle "Davanın kabulü ile davacı ... için 154.575,38 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi, davacı ... için 23.312,15 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi, ... için 49.754,91 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.10.2012 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz sebepleri
1. Davalı ... vekili dilekçesinde özetle.
Kusur oran ve aidiyetinin hatalı olduğunu, sigortalı acil kurtama sisteminin çalışmasını beklemeden harekete geçtiğini, diğer davalı şirkette etek sacının yapılması konusunda müvekkiline bilgi verilmediğini, kapı anahtarı ile asansöre müdahele edilmesi neticesinde sistemin devreden çıktığı, dinlenen tanık beyanlarından ve dosya içeriğinden sistemin ne kadar süre ile devreye girdiği ve kazazedenin asansörde ne kadar beklediğine ilişkin kesin bir tespitin yapılamadığı rapora itibarla karar verilmesinin hatalı olduğunu, rücu davasında farklı kusur oranları benimsendiği,
aktüer sıfata sahip bilirkişiden hesap raporu alınmadığını, gelirin tenzil edilmeden rapor düzenlendiğini, çocuklara anneyle eş manevi tazminat miktarı tayin edilmesinin hatalı olduğunu, tazminatlara olay tarihinden değil dava tarihinden faiz işletilmesi gerektiğini,
2.Davalı şirket vekili dilekçesinde özetle; sigortalı ikaz edilmesine rağmen sakin olmayıp ekiplerin gelmesini beklemediği, temkinli ve özenli davranmayarak kazaya davetiye çıkardığı, otomatik kurtarıcının devreye girmesini beklemeyerek,
kat arasında ayaklarını uzatmış bir halde iken geriye dönerek kat arasına atladığı ve dengesini kaybederek asansör boşluğuna düşmesi nedeniyle tam kusurlu olarak kabulü gerektiğini, asansör kapı anahtarının müvekkili rafından belediye yahut belediyenin görevlilerine teslim edilmediğini, bahsi geçen asansör etek sacı asansörün ilk imalatı ve montajı sırasında yapılması gereken ekipmanlardan olduğunu, müvekkil firmanın ilk imalat ve montajı yapmayıp sadece bakım işini üstlendiğini, Belediye Başkanlığının etek sacı yapılması konusunda müvekkil firma ile anlaşma yapmadığını bu konuda müvekkil firmayı görevlendirmediğini,
etek sacının olup olmaması müvekkil firmanın sorumluluğunda olan bir husus olmadığını, sigortalının kurtarıcının devreye girmesine engel olduğundan tam kusurlu olarak kabul edilmesi gerektiğini, hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının iş kazasında vefatı nedeniyle hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
Temyiz incelemesinin kapsamı onama ve bozma kararları bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, dava yığılması (Objektif dava birleşmesi) açısından aynı Kanun'un 110 uncu maddesi, tazminat miktarının tayin ve tespiti açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, müteselsil sorumluluğa ilişkin 61 ve 62 nci maddesi, olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri,
İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ile 04.12.1973 tarihli ve 7/7583 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlükte bulunan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü maddeleri, Usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
3. Değerlendirme A) Davalılar vekillerinin davacı ... ... ve ... lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatlar ile davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3.Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulduğu bozulan Mahkemece yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulduğu, 6100 sayılı H.M.K'nda bu şekilde İlk Derece Mahkemesi kararlarının temyiz edilmesi üzerine verilen kararlar için ayrı bir temyiz sınırı öngörülmemiş olması karşısında, temyiz incelemesi yapan Yargıtay'ca uygulanması gereken sınırın HMK 362/1-a maddesinde işaret edilen miktar olarak değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
4. O halde İlk Derece Mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 107.090,00 TL olması nedeniyle yukarıda başlık kısmında belirtilen hükümlerin birbirinden ve diğer hükümlerden ayrı olarak kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşıldığından temyiz eden davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde miktardan reddine karar verilmiştir.
B)Davalılar vekillerinin davacı ... lehine hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, uyulan bozma kararına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, bozma kararına uyulmakla taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklara, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere özellikle kusur oran ve aidiyetinin bozma kararında işaret edilen hususlara uygun düzenlenmiş olması,
hesap raporunun dairemizce benimsenen ilkelere uygun olması karşısında temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemesi nedeniyle davalılar vekillerinin belirtilen hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı reddiyle anılan hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Davalılar vekillerinin davacı ... ... ve ... lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatlar ile davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz istemlerinin miktardan REDDİNE,
2.Davalılar vekillerinin davacı ... lehine hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddiyle İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
3.Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgililere iadesine,
4.Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/11382, K. 2023/12702, 12 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama