KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/11944 E., 2023/9135 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2023
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/353 E., 2022/347 K.
- Karar
- Kabul
Karar Metni
1.360 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında görülen yurt dışı hizmet borçlanması yapılmak suretiyle davalı Kurumca bağlanan yaşlılık aylığı miktarının eksik olduğu iddiası ile yeniden tespit edilmesi ile fark aylıkların davalı Kurumdan yasal faizi ile birlikte tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece ilk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı kurumdan 42/345622 tahsis numarasıyla yurt dışı borçlanması ile emekli maaşı aldığını, davacı ile aynı şartlarda ve aynı şekilde emekli olan kardeşi ... in 1.077,69 TL emekli maaşı almasına rağmen, davacının tahsis talebi için dilekçe ile başvurduğu tarihte 722,17 TL emekli maaşı aldığını, tarafların aynı konum ve gün sayısından emekli oldukları gözetildiğinde açık bir tutarsızlık bulunduğunu iddia ederek davacıya ödenmesi gereken emekli maaşının ne kadar olduğunun tespiti ile eksik yatırılan miktarların belirlenerek eksik ödenen kısmın hak edilen tarihi takip eden aydan başlamak üzere her ay eksik ödenen kısmın faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve duruşmadaki beyanında özetle; davacı ile kardeşinin dosyalarının incelenmesinde, davacı yönünden her hangi bir yanlışlığın olmadığı, yapılan işlemlerin yasa ve mevzuat hükümlerine uygun olduğunun anlaşıldığını iddia ederek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin bozma öncesinde verdiği kararı ile dava konusu olayda davanın kabulü ile davacının yaşlılık aylığı tahsis tarihi itibari ile yaşlılık aylığının 833,31 TL olduğunun tespitine, davacının yaşlılık aylığı tahsis tarihinden itibaren dava tarihine kadar ödenmeyen bakiye yaşlılık aylığı toplamı 7.680,14 TL ve bu miktarın dava tarihine kadar işlemiş faizinin de 675,58 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemiz, kararın temyiz edilmesi üzerine; 3201 sayılı Kanun uyarınca yapılan yurtdışı hizmet borçlanması sonucu elde edilen sigortalı hizmetlerin ilgili geçmiş dönemlerine mal edilmek suretiyle yaşlılık aylığının yeniden hesaplanması gerektiğinin tespiti ile aksi kurum işleminin iptali istemlerine ilişkin olan davada; istemin kabulüne dair hüküm, eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki 3201 sayılı Kanun'un “Amaç ve Kapsam” başlığını taşıyan 1’inci maddesinde; 18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerin, Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceğini hüküm altına almıştır.
3201 sayılı Kanun'un, 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi ile değişik “ Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5 inci maddesi ise “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır.
Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.
Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…” hükmünü içermekte olup; yasanın anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, Kanun'un 5 inci maddesindeki hükmü uyarınca, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi; giderek, belirlenen ve borçlanılan bu süreler üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması ve hesap edilmesi gerekecektir.
Yukarıda belirtilen açıklamalar ve benimsenen ilkeler kapsamında, uyuşmazlık konusu husus yeniden usulünce incelenip, denetime elverişli nitelikte, tüm parametreleri, dayanak maddeleri ile birlikte, aylık hesabı ve hesap yöntemini içerir şekilde bir rapor aldırılması ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucunda, denetime elverişli olmayan rapora dayalı olarak, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Gerekçeleri ile karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay ilamına uyularak ilam doğrultusunda mahkememizce dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, alınan raporlar da çelişkilerin, eksik hesaplamaların ve denetime elverişli olmamaları nedeniyle son olarak bilirkişiden çelişkilerin giderilmesi oluşturulacak raporun bozma ilamı doğrultusunda denetime elverişli rapor ve davacının emsal gösterdiği kardeşi ... ile aylıkların farklılıkların neden kaynaklandığının açıklanması istenilmiştir.
21.01.2022 tarihli hükme esas alınan bilirkişi raporunda daha önce alınan bilirkişi raporlarında, aylık bağlama ve göstergenin hatalı tespit edildiği, davacının bakmakla yükümlü eşinin göz ardı edildiği, katsayıların hatalı alındığı ve 4/b Sosyal Güvenlik Destek Primi borcu nedeniyle kesilen kesintiden kalan bakiye miktarın davacının aylığı gibi algılanmasından dolayı çelişkilerin meydana geldiği yine davacının kardeşinin prim ödeme dönemi ve aylık tahsis yılı farklı olduğu için davacının aylığı ile aynı olmayacağı hesaplanan aylıkların prim,tahsis yılı ve yaşa göre farklılık gösterdiği belirtmiştir.
Tüm dosya kapsamı incelemesinde 21.01.2022 tarihli bilimsel verilere dayalı ve denetlenmeye müsait bilirkişi raporu gereğince davanın kabulüne, davacının yaşlılık aylığı tahsis tarihi itibari ile yaşlılık aylığının ek ödeme dahil 687,32 TL olduğunun tespitine, davacının yaşlılık aylığı tahsis tarihinden itibaren dava tarihine kadar ödenmeyen bakiye yaşlılık aylığı toplamı 479,54 TL ve bu miktarın dava tarihine kadar işlemiş faizinin de 66,89 TL olduğunun tespitine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının yalığında herhangi bir hesap hatasının bulunmadığını, buna göre davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne dair verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı hakkında davalı Kurumca bağlanan yaşlılık aylığının eksik hesaplanarak ödenip ödenmediği ile aylık miktarının ne olması gerektiğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi Mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
2.Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.) 3
3.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
4.Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, davacı hakkında mahkemece son aldırılan bilirkişi raporunda dahi, B aylığı bakımından aylık bağlama oranında kurumdan ayrılma yönleri açıklanmadığı gibi, 5510 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi hükmünün, yanlış uygulanması nedeniyle hükme esas alınmayacağı belirgin olup, uyulan bozma ilamı ile oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde öncelikle davacı bakımından davalı kurumca yapılan aylık hesaplama yönteminin belirlenmesi ile Kurumdan ayrılma nedenlerini irdeleyen denetime elverişli şekilde bir rapor aldırıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/11944, K. 2023/9135, 3 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama