KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/12271 E., 2022/13962 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2022
Karar Metni
1.063 kelime·5 dk okuma
Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi No :
Dava, hizmet ve prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar Kurum ile ... ... - ... vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının kısmen kabulü ile kararın kaldırılarak kurulan yeni hükümle davanın davalılar ... ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer davalılar ... ve ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalılardan Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2018/1660 E. 2019/9529 K. ve 04.12.2019 günlü kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrası ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince, “Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile;
Davacının 11.09.2007-01.02.2008 tarihleri arasında 1011387 sicil nolu ...-...
16.04.2008-30.12.2009 tarihleri arsında ... sicil nolu ... ... - ...
01.01.2010-07.07.2010 tarihleri arasında 1011387 sicil nolu ... - ...
08.07.2010-09.08.2010 tarihleri arasında ... sicil nolu ... ... - ...
01.09.2011-01.09.2011 tarihleri arasında 1 gün ... sicil nolu ... ... - ...
16.02.2012-30.08.2012 tarihleri arasında ... sicil nolu ... ... - ...'a ait işyerlerinde Kuruma bildirilen süreler dışında aralıksız olarak sigorta primine esas asgari kazanç üzerinden çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” karar verilmiştir. Anılan kararın, davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Hizmet tespiti yönünden;
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 77, 79. maddesi ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 80 ve 86. maddesidir. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için,bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda,davacı,davalılara ait iş yerinde 01.05.2007 - 30.08.2012 tarihleri arasında Kuruma bildirimi yapılan süreler dışında aylık 1.200,00 TL maaş ile kesintisiz olarak çalıştığının tespitini talep ettiği, davacı adına ... sicil no.lu ... - ... işyerinden 11.09.2007-01.02.2008 arasında tam bildirim, ... sicil nolu ... ... - ... işyerinden 16.04.2008-30.12.2009 arası tam bildirim, ... sicil no.lu ... - ... işyerinden 01.01.2010-07.07.2010 arasında tam bildirim,... sicil nolu ... ... - ... işyerinden 08.07.2010-09.08.2010 tam bildirim,01.09.2011-01.09.2011 arası 1 gün,16.02.2012-30.08.2012 arası tam sigorta bildiriminde bulunulduğu,
bozma sonrasında yapılan yargılama neticesinde ise,davanın kısmen kabulü ile, davacının 11.09.2007-01.02.2008 tarihleri arasında ... sicil nolu ... - ...,16.04.2008-30.12.2009 tarihleri arasında ... sicil no.lu ... ... - ...,01.01.2010-07.07.2010 tarihleri arasında ... sicil no.lu ... - ...,08.07.2010-09.08.2010 tarihleri arasında ... sicil no.lu ... ... - ...,01.09.2011-01.09.2011 tarihleri arasında 1 gün ... sicil no.lu ... ... - ...,16.02.2012-30.08.2012 tarihleri arasında ... sicil no.lu ... ... - ...'a ait iş yerlerinde Kuruma bildirilen süreler dışında aralıksız olarak sigorta primine esas asgari kazanç üzerinden çalıştığının
tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verildiği anlaşılmaktadır.
Söz konusu mahkeme kararı ile davalı işverenler tarafından yapılmış olan sigorta bildirim sürelerinin hüküm altına alındığı,infaza elverişli bir hükmün kurulmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece,dava konusu talebe yönelik tereddüde mahal vermeyecek,infaza elverişli bir hüküm kurulmalıdır. 2-Prime esas kazanç yönünden;
Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanunun “Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır.
Diğer taraftan 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80. maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun.
288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de,
senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200 ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır.
Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Bunun yanında; 6100 sayılı HMK.nın "senede karşı tanıkla ispat yasağı" başlıklı 201. maddesinde ise; "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz" hükmü yer almaktadır.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde; Mahkemece,davacının1.200 TL ücretle çalıştığı yönündeki iddiasına karşılık her hangi bir araştırma yapılamadan asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş,davacıdan da söz konusu ücrete ilişkin iddiasına yönelik delillerinin ibrazı da istenerek göstereceği deliller ile,yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle prime esas kazan ile ilgili bir karar verilmelidir.
3- Kabule göre de,davanın kısmen kabulüne rağmen kendini vekille temsil ettiren davalı Kurum ile davalı ... ... lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması da isabetsizdir.
Bu kapsamda, Bölge Adliye Mahkemesince, belirtilen maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı ve davalılardan Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen karar bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/12271, K. 2022/13962, 9 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama