KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/12305 E., 2022/14016 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Kasım 2022
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- —
Karar Metni
471 kelime·2 dk okuma
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyulan bozma kararı sonrası hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki dava dosyası incelendiğinde bir önceki bozma ilamına uyulmasına karşın, bozma kararının gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Öncelikle belirtilmelidir ki Davanın yasal dayanağı mahkemece gösterildiği şekilde 5510 sayılı Yasanın 21. maddesi değil, 506 sayılı Yasa'nın 26. maddesi olup, davalıların sorumluluğu kusur sorumluluğu ilkesine dayanmaktadır. 506 sayılı Yasa'nın 26/1. maddesinde, kastı, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi ya da suç sayılabilir bir eyleminin varlığı halinde işverenin rücû alacağından sorumluluğu olanağı tanınmıştır.
506 sayılı Yasa'nın 26. maddesindeki sorumluluğun kusur sorumluluğuna dayandığı dikkate alındığında kusur raporlarının 506 sayılı Yasa'nın 26., 4857 sayılı Yasa'nın 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'nün 2 vd maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 4857 sayılı Yasa'nın 77. maddesi.
“İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler.
İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar...” düzenlemesini içermektedir.
Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır.
İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Somut davada, mahkemece davanın yasal dayanağının yanlış belirlenmesinin yanı sıra, birleşen davanın davalısı ...’ın yokluğunda ve taraf teşkili sağlanmadan yargılamanın yürütüldüğü, mevcut dosyada herhangi bir kusur raporu alınmadan, başka bir dava dosyasındaki kusur raporunun benimsendiği, gerekçede davalılar arasında kusur yönünden herhangi bir ayrıştırma yapılmadığı ve yokluğunda yargılama yapılan davalı ...’ın kusurlu bulunduğu rapor benimsenerek ve anılan davalının karar başlığında gösterilmeden hüküm tesis edildiği görülmektedir.
Belirtilen tüm bu sebeplerle anılan eksikler giderilerek, davaya konu kazada yaralanan farklı bir sigortalıya dair rücuan tazminat ve maddi-manevi tazminat dosyaları ile mevcut davanın sigortalısına ait tazminat dosyaları ve ilgili dosyalardaki bilirkişi raporları da gözetilerek, uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden uygun bir kusur raporu alınmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece; bu hususlar dikkate alınmadan hüküm kurulması isabetsizdir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/12305, K. 2022/14016, 10 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama