KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/13415 E., 2022/16250 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2022
Karar Metni
896 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi No :
Dava, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı, sigorta başlangıç tarihinin 01/01/1992 olduğunun tespitini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
II-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından, dava dışı işveren ...'ın davacı ...'ın babası olup, dava dışı işverenin evli olan iki oğlunun çalışmasını kuruma bildirdiği tarihlerde davacının çalışmasını zamanında Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmeyerek davacıyı Sosyal Güvenlik hakkından yoksun bırakmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu,
davacının kardeşi konumundaki tanıkların 2009 yılına kadar davacı ile birlikte babalarının bakkal dükkanında çalıştıklarını beyan etmelerine rağmen, davacının hizmet cetvelinde 2000-2004 yıllarında isteğe bağlı 2004-2016 yıllarında ise zorunlu ... sigortalı primlerinin yatırılmış olması ve Yargıtay 21.HD'nin 2012/19544 E.- 2012/20341 K. sayılı kararı ile Yargıtay 10.HD' nin 2013/17670 E. - 2014/295 K. sayılı kararı emsal kabul edildiği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı vekili; gerek bordro tanıkları gerek komşu işyeri tanıklarının davacının fiilen çalıştığını doğruladığı,1992/1 dönem bordrosunun verilmemesinin muhasebecinin hatasından kaynaklandığını belirterek kararı temyiz etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ
506 sayılı Kanunun 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanunun 79/10 maddesi kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır.
Sigortalılığın tespitinde, yöntemince düzenlenerek yasal hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilen sigortalı işe giriş bildirgesi, ilgilinin işe alındığını gösteren yazılı delil niteliğinde ise de sigortalılığın kabulü açısından tek başına yeterli kabul edilemez ve bu kapsamda çalışma olgusunun da inandırıcı ve yeterli delillerle ispatlanması gerekmektedir. Bu amaçla; sigortalı işe giriş bildirgesinin Kuruma veriliş tarihi, bildirgedeki kimlik bilgilerinin, varsa imza ve fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı, davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olup sonraki dönemde gerçekleşen hizmetlerinde kullanılıp kullanılmadığı saptanmalıdır.
Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, öncelikle davacının davasını somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında işverenin kim olduğu, işyerinde ne iş yaptığı, başka çalışan olup olmadığı, idarecilerin kim olduğu, işyerinin nerede olduğu ve komşularının kimler olduğunun davacıya sorulup açıklattırılması gerektiği, ayrıca tarafların sunduğu deliller ile yetinilmeyerek, kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmek suretiyle, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.
Bu amaçla hizmeti ortaya koyabilecek belgeler, varsa Kurum görevlileri tarafından düzenlenen rapor ve tutanaklar getirtilmeli, yine davalı iş yerinde aynı dönemde bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, gerektiğinde aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve bunların çalıştırdığı kimseler yeniden Kurum ve Kolluk marifetiyle yöntemince belirlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylece iddianın somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde kanıtlanıp kanıtlanmadığı değerlendirilmelidir.
(HGK 29.06.2005 gün ve 2005/21-409 - 413, 23.12.2009 gün ve 2009/10-581-619, 10.02.2010 gün ve 2010/10-72-72, 21.09.2011 gün ve 2011/10-527– 552)
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 18/02/1971 doğumlu davacı adına 01/01/1992 tarihli ilk işe giriş bildirgesinin 675544 nolu işveren ... tarafından 17/01/1992 tarihinde kuruma verildiği, dava dışı işveren ...’ın davacının babası olduğu, işyerinin 01/03/1991-01/04/1991 tarihleri arasında kanun kapsamında bulunduğu, davacıya ait sigorta sicil numarasının bildirgenin verildiği yıla ait olup, davacının bu işyerinden Kuruma bildirilen hizmeti bulunmadığı, hizmet cetvelinde sigortalılığının 28/02/2000 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında isteğe bağlı olarak başladığı, işverence 1992/1 dönem bordrosunun Kuruma verilmediği,
1992/2 ve 3 dönem bordrosunda sadece aynı zamanda davacının kardeşleri olan Ahmet ve Bülent Yılmaz ‘ın sigortalı olarak bildirildiği, bu kişilerin, babalarının iki tane bakkal dükkanı olduğunu ve davacının 1990 yılından itibaren okulu bitirip babalarının bakkal dükkanında çalışmaya başladığını ve babalarının bakkalı kapattığı 2009 senesine kadar birlikte bakkalda çalışmaya devam ettiklerini beyan ettikleri, Mahkemece komşu işyeri araştırması yapıldığı,
tespit edilen tanıkların, davacının uzun yıllar babasının bakkal dükkanında çalıştığını beyan ettikleri, davacının 26/02/1992-26/05/1993 tarihleri arası askerlik hizmetini yaptığı, işe giriş bildirgesi üzerinde Adli Tıp Uzmanı bilirkişi tarafından yapılan inceleme ile bildirgedeki fotoğrafın davacıya ait olduğunun bildirildiği, bakkal dükkanının vergi kayıtlarına göre 22/02/1991 ile 31/12/2009 tarihleri arası faaliyette olduğu anlaşılmaktadır.
Eldeki dosyada, mahkemece, davacı adına 01/01/1992 tarihli işe giriş bildirgesinin Kuruma intikal etmiş olması, vergi kayıtlarından uyuşmazlık konusu dönemde işyerinin faal olduğunun anlaşılması karşısında, davaya konu uyuşmazlık bakımından esas olanın çalışma olgusunun varlığının ya da yokluğunun tayin ve tespiti olup, bu hususun da her türlü delille ispatının mümkün bulunduğu gözetilerek, komşu işyeri tanıkları re'sen belirlenip bilgi ve görgülerine başvurularak fiili çalışma olgusunun araştırılması gerekirken; aile bireylerinin diğerlerini sosyal güvenlik hakkından mahrum bırakmayacakları gerekçesiyle ve eksik araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/13415, K. 2022/16250, 19 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama