KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/13722 E., 2024/11820 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2448 E., 2022/1318 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 32. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/60 E., 2022/354 K.
Karar Metni
1.547 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 04.11.2013 tarihinden beri davalı iş yerinde çalıştığını, 2018 yılında rahatsızlık sebebiyle hastaneye gittiğinde akciğerlerinde kitle olduğunu ve bu kitlenin kanserli hücre olduğunu öğrendiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000 TL maddi,80.000 TL manevi tazminatın bankaların uyguladığı en yüksek mevduat faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; taleplerin zamanaşımına uğradığını, davada hukuki yarar noksanlığının bulunduğunu, davanın belirsiz alacak olarak açılamayacağını, işverenin gerekli, tetkikleri ve muayeneleri kronolojik olarak yaptırdığını, işverene bu konuyla ilgili herhangi bir kusur yüklenemeyeceğini, olayın meslek hastalığı olarak kabul edilemeyeceğini, davacıya gerekli maddi ve manevi tüm yardımların yapıldığını, davacının kendi dikkatsizliği sebebiyle tedavide geç kalınması ve ameliyat olmasının mesuliyetinin işverene yüklenilemeyeceğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Somut olayda da Mahkememizin ilk kararında benimsendiği şekilde davacı, süresinde Kuruma başvurarak iş kazası veya meslek hastalığı tespiti yaptırmadığı için Kurum tarafından tahkikat yapılamamış, tahkikat yapılmadığı için davacının zararının ne kadar olduğu, iş göremezlik derecesinin ne kadar olduğu varsa zarara kim tarafından sebep olunduğu, ne kadarının rücuya tabi olacağı gibi hususlar tespit edilememiştir.
Zaten davacının dava dilekçesinde maluliyet gibi maddi zarara sebebp olacak bir vakıaya dayanmadığı, bu hususta açık-somut bir talebi de bulunmamaktadır. Vakıa ve talep olmadığı için ve de yukarıda zikredilen Sosyal Güvenlik/iş dava şartı prosedürleri yerine getirilmediğinden, davacı maddi zararını ispat etmediği kabul edilerek, ilk kararda olduğu şekilde davacının sübut bulmayan maddi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Manevi tazminat talebi yönünden de davacı tarafından SGK meslek hastalığı prosedürü yerine getirilmediğinden, artık iş kazası / meslek hastalığı faslından manevi tazminat talep edilemeyecektir. Zaten davacının da kabulünde olduğu şekilde davacıdaki arazın ortaya çıkmasında, davalı işverenin doğrudan kusurundan ziyade dolaylı kusuru mevzubahistir.
Zira davalı işverene davacının isnat ettiği kusur, kanser hastalığına sebebiyet vermek değil zamanında davacıya hasta olduğu bildiriminde bulunmamak sebebiyle hastalığın ilerlemesine sebep olmak şeklindedir. Burada işverenin kusuru davacının "kanser olmasına doğrudan sebep olmak" noktasında olmayıp, davacının "hasta olduğunu zamanında kendisine bildirmemek" şeklinde dolaylı/tali bir kusurdur.
Hal böyle olunca, kusurun neticeye tesiri, asli kusura nazaran daha hafif olacağından, yine kanser rahatsızlığına olumsuz çevre, genetik faktörler, kötü yaşam tarzı ve stres vb. gibi çeşitli faktörlerin de sebep olabileceği nazara alınarak, işverenin bildirim noktasındaki ihmalinin ağırlığı, zararın niteliği, ortaya çıkan manevi etki, etkinin kalıcılığı ile zenginleşme amacı olmayan manevi tatmin dengesi de nazara alınarak, manevi tazminatın amaç ve kapsamı değerlendirilerek, davacının manevi tazminat talebi kısmen kabul edilerek..." gerekçesiyle,
Davanın kısmen kabulüne, Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000 TL manevi tazminatının dava tarihi olan 18.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının maddi tazminat ve fazlaya dair taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Davacı vekili temyizinde, davalı şirket çalışanlarının periyodik olarak iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı uyarınca sağlık tetkiklerini yaptırdığı, müvekkilinin 2014 yılından beri her yıl düzenli olarak akciğer grafilerinde kitle göründüğü, davalı işverene gönderilen raporlarda müvekkili hakkında ileri tetkik yapılması için hastaneye sevki gerektiğine dair önerilerde bulunulduğu, bu yöndeki hayati önem içeren önerilere rağmen, davalı Kurum tarafından müvekkile akciğerinde mevcut olan kitlelere dair herhangi bir bilgilendirilmede bulunulmadığı, davalının ağır kusuru ile müvekkiline erken müdahale edilememesi sonucu müvekkilinin kanser olduğu,
müvekkilinin hastalığı meslek hastalığı olarak değerlendirilemeyeceği, müvekkilinin hastalığı çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı gerçekleştiği, işbu davanın meslek hastalığı/ iş kazası kaynaklı bir tazminat davası olmadığından iş kazasının tespitinin dava şartı olmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi kararına uygun tahkikat yapılmadığı, davalı Kurumun İlk Derece Mahkemesinin kararının aksine davacının "doğrudan kanser olmasına" sebep olduğu, davalı Kurumun İlk Derece Mahkemesinin belirttiğinin aksine "dolaylı kusurlu" olmadığı,
davacının hiç bir somut belirti atfetmeyen hastalığına ilişkin önlem almasının kendisinden beklenilmesinin abesle iştigal olduğu, maddi zararın mevcut olmadığının tespitinin kabulünün mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerdendavacının iş yerinde 04.11.2013 tarihinde davalı iş yerinde çalışmaya başladığı ve 2014 tarihinden itibaren düzenli çekilen akciğer grafilerinde kitle görünmesine karşın akciğerinde kanserli hücre olduğunu Mayıs 2918 tarihinde İstanbul Yedikule Meslek Hastalıkları hastanesindeki muayenesi ile öğrendiğini, davalı tarafından davacıya 2014 yılından beri hiçbir şekilde sağlık kontrolü sonuçları bildirilmediği, mahallinde ileri tetkik önerilerine uyulmadığı, davalının ağır kusuru ile erken müdahale edilememesi sonucu müvekkilinin kanser olmasına,
en nihayetinde 01.06.2018 tarihinde ameliyat olmak zorunda kalmasına ve bir dizi ağır tedavi sürecinden geçmesine neden olduğunu belirterek işbu davanın açıldığı, ancak davacı vekilinin aşamalardaki beyanlarında ve temyiz dilekçesinde davanın meslek hastalığından kaynaklı ikame edilmediğini, hastalığın davacının çalıştığı veya yaptığı işten kaynaklanmadığını, meslek hastalığı iddiası olmadığından meslek hastalığı tespitine gerek olmadığı, davacının sözleşmeye aykırılık hasebiyle zarara uğradığının iddia edildiği,
Mahkemece verilen süre içinde davacının, Kuruma başvurarak iş kazası veya meslek hastalığı tespiti yaptırmadığı bu nedenle Kurum tarafından, tahkikat yapılmadığı, davacının zararının ne kadar olduğu, iş göremezlik derecesinin ne kadar olduğu varsa zarara kim tarafından sebep olunduğu, ne kadarının rücuya tabi olacağı gibi hususların tespit edilemediği için maddi tazminat talebinin reddedildiği,
öte yandan İş sağlığı ve güvenliği noktasında işverenin varsa yükümlüğü ve bunun hastalığa etkisi için mahkemece Onkoloji Uzmanı, ATK Uzmanı ve İSG Uzmanı bilirkişi heyetinden 10.10.2021 tarihli kusur raporu alındığı ve varılan netice itibarıyla davacının mevcut kanser hastalığına ilişkin işveren tarafından davacıya gerekli "bildirimleri zamanında yapma, bilgilendirme ve takip" hususunda kusurlu olduğu kanaatine varıldığı Mahkemece bu kusurun davacının "hasta olduğunu zamanında kendisine bildirmemek" şeklinde dolaylı/tali bir kusur olduğu değerlendirilmek suretiyle kısmen manevi tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacı vekilince Mahkemece usulüne uygun olarak verilen kesin süreye rağmen ara kara gereğinin yerine getirilmediği ayrıca davacı vekilinin temyiz dilekçesinde taleplerinin meslek hastalığı veya iş kazası talebine dayanmadığı, davalının davacının sağlık kontrollerindeki sonuçları,hasta olduğuu zamanında bildirmediğinden dolayı meydana gelen zararlarının tazminine yönelik olduğuna dair beyanda bulunması karşısında meslek hastalığı yönünde Mahkemece araştırma yapılmaması ve yargılamaya devam edilmemesi yerinde ise de Mahkemenin görevliliği hususu değerlendirilmeksizin davanın kısmen kabulü yönünde karar tesisi isabetli olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş.
Dairemizin 20.09.2022 tarih ve 2022/3466 Esas 2022/10875 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere "Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde “İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle (o Kanun'un değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur” düzenlemesine yer verilmiştir.
Benzer şekilde yargılama sırasında yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesinde “(1) İş mahkemeleri; a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanun'a tabi gemiadamları, 22.05.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ikinci kısmının altıncı bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya Kanun'dan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,
b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.” düzenlemesine yer verildiği,
bu açıklamalar kapsamında davacılar her ne kadar davaya konu sigortalının ölümüyle neticelenen olayın bir iş kazası olduğu iddiasıyla iş bu davayı açmış iseler de kesinleşen tespit hükmü çerçevesinde olayın iş kazası olmadığının anlaşılması karşısında yargılamaya konu olayın gerek 4857 sayılı İş Kanunu, gerek ise de 5510 sayılı Kanun kapsamında İş Mahkemelerince görülerek sonuçlandırılabilecek nitelikte bir dava olmadığı açıktır.
O halde dava konusu eylemin bir haksız fiil olduğu, bu yönüyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. ve devamı maddeleri çerçevesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 49. ve devamı maddeleri) genel hükümlere tabi bir tazminat davası olarak görülerek, çözüme kavuşturulması,
bu kapsamda da aynı Kanun'un 55. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 66. maddesi) kapsamında davalının adam çalıştıran ve/veya işleten olarak sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ile ilgili incemle yaparak karar verme görevinin genel Mahkemelere ait olduğunun dosyadan açıkça anlaşılabilir olmasına göre, İş Mahkemesince genel Mahkemeler lehine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yargılamanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur." şeklindeki gerekçede dikkate alınarak Mahkemenin görevliliği hususunun değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/13722, K. 2024/11820, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama