KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/13764 E., 2024/1137 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/101 E., 2021/953 K.
- Karar
- Kısmen kabul
Karar Metni
962 kelime·5 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; meydana gelen iş kazası nedeniyle müvekkilinin sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, kazanın oluşumunda davalının kusurlu olduğundan bahisle 62.434,65 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 14.05.2015 tarih ve 2012/55 Esas, 2015/274 Karar sayılı kararıyla; kazanın meydana gelişinde davacının %20, davalının %80 oranında kusurlu olduğu, iş kazası neticesinde davacının %45,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığından kabulünden hareketle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin 14.05.2015 tarih ve 2012/55 Esas, 2015/274 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 18.12.2017 tarih ve 2017/558 Esas, 2017/10641 Karar sayılı kararı ile davacının sürekli iş göremezlik oranının tespiti noktasında yasal prosedürün işletilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğininden bahisle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 23.09.2021 tarih, 2018/101 Esas, 2021/953 Karar sayılı kararla kazanın meydana gelişinde davacının %20, davalının %80 oranında kusurlu olduğu, iş kazası neticesinde davacının %45,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığından kabulünden hareketle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin temyiz incelemesine konu son kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, maddi tazminat açısından hüküm altına alınan tutarın tamamına olay tarihinden itibaren yasal faiz verilmesi gerekirken ıslah edilen kısma ıslah tarihinden faiz verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili lehine hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.
3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, kazanın meydana gelişinde davacının %20, davalının %80 oranında kusurlu olduğu, iş kazası neticesinde davacının %45,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, davacı vekilinin hem dava dilekçesinde hem de ıslah dilekçesinde hüküm altına alınacak tazminatlara olay tarihinden yasal faiz uygulanmasını talep ettiği, davalı şirketin ticaret ünvanının tam olarak ".... Kömür San. ve Tic. A.Ş." olduğu anlaşılmaktadır.
Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Öte yandan 6100 sayılı HMK’nın 297/1-b maddesine göre hüküm tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini içermelidir.
Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen 15.000,00 TL manevi tazminat az olduğu gibi davacı vekilinin dava ve ıslah dilekçelerinde hüküm altına alınacak tazminat tutarlarının tamamına olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini talep ettiği dikkate alındığında, Mahkemece hüküm altına alınan tazminatların olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken maddi tazminatın ıslah edilen kısmının ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Bunlar yanında davalı şirketin ticaret ünvanının gerekçeli karar başlığında eksik gösterilmesi de yerinde görülmemiştir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/13764, K. 2024/1137, 13 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama