KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/2560 E., 2023/11243 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1545 E., 2021/1769 K.
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- ... 12. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/1 E., 2020/147 K.
Karar Metni
2.065 kelime·10 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki aksi Kurum işlemlerinin iptali ile davacıya 01.05.2009 tarihi itibari ile bağlanan yaşlılık aylığının devam ettirilmesi ve bu aylık üzerinden ödemelerin yapılması gerektiğinin tespiti ve buna göre oluşacak fark aylık miktarlarının davalı Kurumdan faizi ile birlikte tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yurt dışı borçlanması yaparak 29.04.2009 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğunu, 01.05.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığını, davalı Kurumca 11.03.2010 tarih ve 3.947.127 sayılı yazısı ile müvekkilinin faaliyetine son vermediğinden bahisle, bağlanan yaşlılık aylığının kesildiğini ve yersiz olarak aldığı 7.533,58 TL tutarındaki aylığın iade edilmesi gerektiğini bildirdiğini, davalı Kurum, yersiz ödendiğini iddia ettiği aylıklar için müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, icra takibine itirazı ile takibin durduğunu, bunun üzerine davalı Kurumun, ...
4. İş Mahkemesinde 2010/871 E. sayılı dosya ile itirazın iptali davası açtığını, müvekkilinin ise ... 6.İş Mahkemesinde 2011/189 E. sayısıyla yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali amacıyla dava açtığını, her iki dava ...
4. İş Mahkemesinin 2010/871 E. sayılı dosyasında birleştirilerek yargılama devam ederken 3201 sayılı Kanun'un 6/B maddesi değiştirilerek yurt dışı borçlanması yaparak yaşlılık aylığı almakta olanlara Türkiye’de sigortalı olarak çalışmalarına imkân sağlandığını, bunun üzerine müvekkilinin kurumun hatalı işleminin düzeltilmesini ve aylıklarının tekrar ödenmeye başlanmasını talep ettiğini, davalı kurumun, yaşlılık aylığının iptal edilmiş olması nedeniyle müvekkilinin tekrar tahsis talebinde bulunmasını talep ettiğinden müvekkilinin tekrar talebi üzerine davalı kurumun, 01.08.2010 tarihinden itibaren ikinci kez yaşlılık aylığı bağladığını, ...
4. İş Mahkemesinde görülen davada, mahkemenin 16.12.2015 tarih, 2015/649 E.- 2015/749 K. sayılı kararı ile, bağlanan yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptaline dair verilen kararın Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiğini, kesinleşen kararın birleşen dava yönünden hüküm kısmı: “a-29.04.2009 tarihli tahsis talep dilekçesine istinaden 01.05.2009 tarihinden itibaren davacı ...’a bağlanan yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin SGK işleminin iptaline,
b-28.03.2010-31.07.2010 talep tarihleri arasında ödenmeyen yaşlılık aylıklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 01.08.2010-08.03.2011 dava tarihleri arasında eksik ödenen fark yaşlılık aylıklarının 08.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı davacı ...’a ödenmesine, c-Davacı ...'ın hatalı işlem nedeniyle 21.07.2010 tarihinde ödemek zorunda kaldığı prim borcu gecikme zammı borcu 5.403,07 TL’yi talep edildiği üzere 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı ...’a ödenmesine,
fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına”, şeklindeki kararın davalı Kurumca b ve c fıkralarının eksik ve hatalı olarak yerine getirildiğini, müvekkiline 01.05.2009 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin SGK işleminin iptaline ilişkin kısmının müteaddit defalar yapılan sözlü ve yazılı başvurulara rağmen uygulamadığını, söz konusu mahkeme kararı gereği, müvekkiline ödenecek olan güncel yaşlılık aylığının, 01.05.2009 tarihinden itibaren bağlanan (740,22 TL + Ek Ödeme tutarındaki) aylığa yıllar itibariyle yapılan zamlar dikkate alınarak hesaplanması gerekirken,
davalı Kurumun ısrarla bilinmeyen tarih ve tutarlara göre düşük hesaplama yaptığını, müvekkilinin güncel aylık tutarının hesaplanmasına esas alınan aylık başlangıç tarihinin hatalı belirlenmiş olması, müvekkilinin güncel aylığının düşük hesaplanmasına neden olduğunu, bu durumun, müvekkilinin geçmişte aldığı aylıkların düşük olması sonucunu yarattığı gibi, gelecekte alacağı aylıkların da düşük olması sonucunu yarattığını, müvekkilinin mağdur olduğunu ve bu mağduriyetinin gelecekte de devam edeceğini, müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesi amacıyla en son 25.10.2017 tarih ve 1297033 sayılı dilekçe ile davalı Kuruma başvurulmuşsa da,
başvurunun sonuçsuz kaldığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla. 1- Müvekkilinin güncel yaşlılık aylığının, 01.05.2009 tarihinde bağlanan (740,22 TL + Ek Ödeme) tutara, yıllar içinde uygulanan dönemsel zamlar dikkate alınarak yapılacak hesaplamalara göre düzeltilmesine.
2- müvekkiline eksik ödenen yaşlılık aylığının tahkikat sonucunda ve bilirkişi incelemesi neticesinde tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olması nedeniyle, yargılama aşamasında tespit edilecek miktar kadar arttırmak kaydıyla, davanın HMK 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak kabulü ile şimdilik 1.000,00 TL tutarındaki eksik ödenen yaşlılık aylığının, aylığın ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte tahsilini; talep ve dava etmiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
müvekkilinin yurt dışı borçlanması yaparak 29.04.2009 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğunu, 01.05.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığını, davalı Kurumca 11.03.2010 tarih ve 3.947.127 sayılı yazısı ile müvekkilinin faaliyetine son vermediğinden bahisle, bağlanan yaşlılık aylığının kesildiğini ve yersiz olarak aldığı 7.533,58 TL tutarındaki aylığın iade edilmesi gerektiğini bildirdiğini, davalı Kurum, yersiz ödendiğini iddia ettiği aylıklar için müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını , icra takibine itirazı ile takibin durduğunu, bunun üzerine davalı Kurumun, ...
4.İş Mahkemesinde 2010/871 E. sayılı dosya ile itirazın iptali davası açtığını, müvekkilinin ise, ... 6. İş Mahkemesinde 2011/189 E. sayısıyla yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali amacıyla dava açtığını, her iki dava ...
4. İş Mahkemesinin 2010/871 E. sayılı dosyasında birleştirilerek yargılama devam ederken 3201 sayılı Kanun'un 6/B maddesi değiştirilerek yurt dışı borçlanması yaparak yaşlılık aylığı almakta olanlara Türkiye’de sigortalı olarak çalışmalarına imkân sağlandığını, bunun üzerine müvekkilinin kurumun hatalı işleminin düzeltilmesini ve aylıklarının tekrar ödenmeye başlanmasını talep ettiğini, davalı kurumun, yaşlılık aylığının iptal edilmiş olması nedeniyle müvekkilinin tekrar tahsis talebinde bulunmasını talep ettiğinden müvekkilinin tekrar talebi üzerine davalı kurumun, 01.08.2010 tarihinden itibaren ikinci kez yaşlılık aylığı bağladığını, ...
4. İş Mahkemesinde görülen davada, mahkemenin 16.12.2015 tarih, 2015/649 E.- 2015/749 K. sayılı kararı ile, bağlanan yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptaline dair verilen kararın Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiğini, kesinleşen kararın birleşen dava yönünden hüküm kısmı: “a-29.04.2009 tarihli tahsis talep dilekçesine istinaden 01.05.2009 tarihinden itibaren davacı ...’a bağlanan yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin SGK işleminin iptaline,
b-28.03.2010-31.07.2010 talep tarihleri arasında ödenmeyen yaşlılık aylıklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 01.08.2010-08.03.2011 dava tarihleri arasında eksik ödenen fark yaşlılık aylıklarının 08.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı davacı ...’a ödenmesine, c-Davacı ...'ın hatalı işlem nedeniyle 21/07/2010 tarihinde ödemek zorunda kaldığı prim borcu gecikme zammı borcu 5.403,07TL’ ni talep edildiği üzere 1.000,00 TL sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı ...’a ödenmesine,
fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına”, şeklindeki kararın davalı Kurumca b ve c fıkralarının eksik ve hatalı olarak yerine getirildiğini, müvekkiline 01.05.2009 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin SGK işleminin iptaline ilişkin kısmının müteaddit defalar yapılan sözlü ve yazılı başvurulara rağmen uygulamadığını, söz konusu mahkeme kararı gereği, müvekkiline ödenecek olan güncel yaşlılık aylığının, 01.05.2009 tarihinden itibaren bağlanan (740,22 TL + Ek Ödeme tutarındaki) aylığa yıllar itibariyle yapılan zamlar dikkate alınarak hesaplanması gerekirken,
davalı Kurumun ısrarla bilinmeyen tarih ve tutarlara göre düşük hesaplama yaptığını, müvekkilinin güncel aylık tutarının hesaplanmasına esas alınan aylık başlangıç tarihinin hatalı belirlenmiş olması, müvekkilinin güncel aylığının düşük hesaplanmasına neden olduğunu, bu durumun, müvekkilinin geçmişte aldığı aylıkların düşük olması sonucunu yarattığı gibi, gelecekte alacağı aylıkların da düşük olması sonucunu yarattığını, müvekkilinin mağdur olduğunu ve bu mağduriyetinin gelecekte de devam edeceğini, müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesi amacıyla en son 25.10.2017 tarih ve 1297033 sayılı dilekçe ile davalı Kuruma başvurulmuşsa da,
başvurunun sonuçsuz kaldığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla. 1- Müvekkilinin güncel yaşlılık aylığının, 01.05.2009 tarihinde bağlanan (740,22 TL + Ek Ödeme) tutara, yıllar içinde uygulanan dönemsel zamlar dikkate alınarak yapılacak hesaplamalara göre düzeltilmesine.
2- müvekkiline eksik ödenen yaşlılık aylığının tahkikat sonucunda ve bilirkişi incelemesi neticesinde tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olması nedeniyle, yargılama aşamasında tespit edilecek miktar kadar arttırmak kaydıyla, davanın HMK 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak kabulü ile şimdilik 1.000,00 TL tutarındaki eksik ödenen yaşlılık aylığının, aylığın ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte tahsilini; talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacı hakkında kendisince yapılan işlemlerin yasaya ve hukuka uygun olduğunu, davacının aylığında eksik hesaplanmış bir miktar olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Dava dilekçesinden anlaşıldığı üzere. Davacı, Yargıtay 10. Hukuk Dairesince onanarak kesinleşen ...
4. İş Mahkemesi 16.12.2015 tarih, 2015/649 E.- 2015/749 K. sayılı Kararının b ve c fıkralarının eksik ve hatalı olarak yerine getirildiğini belirterek, söz konusu mahkeme kararı gereği, müvekkiline ödenecek olan güncel yaşlılık aylığının, 01.05.2009 tarihinden itibaren bağlanan (740,22 TL + Ek Ödeme tutarındaki) aylığa yıllar itibariyle yapılan zamlar dikkate alınarak hesaplanması gerekirken, davalı Kurumun ısrarla bilinmeyen tarih ve tutarlara göre düşük hesaplama yaptığını, müvekkilinin güncel aylık tutarının hesaplanmasına esas alınan aylık başlangıç tarihinin hatalı belirlenmiş olması,
müvekkilinin güncel aylığının düşük hesaplanmasına neden olduğunu , özetle. 01.05.2009 tarihinde aylığının 740,22.-TL olması gerektiğini ve bu aylığa yıllar itibariyle yapılan zamlar uygulanarak hesaplama yapması gerekirken Kurumun ısrarla daha düşük aylık hesapladığını iddia etmektedir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesince onanarak kesinleşen ... 4. İş Mahkemesi 16.12.2015 tarih, 2015/649 E.- 2015/749 K. sayılı kararının b fıkrasında; "28.03.2010-31.07.2010 talep tarihleri arasında ödenmeyen yaşlılık aylıklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 01.08.2010-08.03.2011 dava tarihleri arasında eksik ödenen fark yaşlılık aylıklarının 08/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı ...’a ödenmesine," c fıkrasında; "Davacı ...'ın hatalı işlem nedeniyle 21.07.2010 tarihinde ödemek zorunda kaldığı prim borcu, gecikme zammı borcu 5.403,07TL’nin talep edildiği üzere 1.000,00 TL sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı ...’a ödenmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına” hükmedilmiştir.
... 4. İş Mahkemesi 2015/649 E. sayılı davada; davacının 3201 sayılı Kanun'a göre yurt dışı borçlanması yaparak bağlanan aylığının davalı Kurumca ticari faaliyetini sonlandırmadığı nedeniyle iptal etmesi üzerine kesilen aylığının devamına ve ödenmeyen döneme ait aylıkların ödenmesine dair olduğu davacının aylığının hesaplanmasına yönelik olmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı Kurum ... 4. İş Mahkemesinin kararını uyguladığı Eylül/2017 (08.08.2017 tarihli) çalışma dönemi ikinci karar işleminde davacının kesilen aylığını yeniden hesaplamış, ancak ilk karar işlemi ile 9193 gün hizmetine göre hesaplanıp 01.05.2009 tarihinden 27.03.2010 tarihine kadar ödenen aylıklara göre ve daha sonra 9636 gün hizmetine göre hesaplanıp 01.08.2010-24.10.2017 döneminde ödenen aylıklara göre azalma meydana geldiği tespit edilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere davalı Kurum 2009 yılı ilk karar işleminde; davacının 2009/Mayıs ayı aylığını ek ödeme hariç 740,21 TL hesaplamış, 2017 yılında ... 4. İş Mahkemesinin kararını uyguladığı ikinci karar işleminde; 2009/Mayıs ayı aylığını ek ödeme hariç 687,97 TL hesaplamıştır. Bu durumda davacının aylığı hesaplanarak sonuca gidilmesi gerekmektedir.
Davacının aylığının mahkememizce de kabul gören 26.02.2020 tarihli bilirkişi rapor ekinde hesaplandığı üzere 2009/Mayıs ayı aylığı ek ödeme hariç 687,97 TL olduğu tespit edilmiş olup artışlar uygulanarak hesaplanan aylıklar ile davalı Kurum tarafından 08.08.2017 tarihli İkinci Karar işleminde hesaplanan aylıklar arasında fark olmadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine.." dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davacı, kendisi hakkında, aksi yöndeki mahkeme kararının kaldırılması amacıyla istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir..."
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı, kendisi hakkında redde dair verilen kararın, usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, aksi yöndeki mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı hakkında davalı kurumca bağlanan ve ödenen yaşlılık aylığında hesaplama hatası ile eksik ödemenin olup olmadığı hususundadır.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davalı Kurumun kesinleşen mahkeme kararından sonra yapılan işlemle esasen davacı hakkında bağlanan ilk aylığın devam ettirildiğinin ve farklarının da faizi ile birlikte davacıya gönderildiğinin anlaşılmasına göre göre, karar usul ve kanuna uygun olup, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/2560, K. 2023/11243, 14 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama