KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/4894 E., 2023/11942 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/438 E., 2022/449 K.
- Karar
- Kısmen Kabul
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2007/898 E., 2021/662 K.
Karar Metni
1.799 kelime·9 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz, davacı vekili tarafından katılma yolu ile temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 11.01.2004 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu maddi ve manevi tazminat talebinin İş Mahkemesi görev alanına değil Asliye Hukuk Mahkemeleri görev alanına girmesi nedeniyle görev itirazında bulunduğunu, meydana gelen dava konusu kazada davacının kusurlu olduğunu, müvekkili işverenliğin kusurunun bulunmadığını,
olay günü Sigorta Teftiş Kurulunca alınan ifadeler ve tutulan tutanaklar incelendiğinde görüleceği üzere davacının kendi iş tanımında olmamasın rağmen ve çatıya çıkması konusunda hiçbir kimse tarafından verilmiş bir talimat ya da izin olmaksızın tamamen kendi inisiyatifi ile ve bir iş yapmak için değil sadece merakından kaza günü hasarı tespit etmek isteyen mimar ile birlikte çatıya çıktığını ve mimarın hasarı tespit edip aşağı merdiven ile inerken sigortalının yine büyük bir öngörüsüzlük ile "mimar gibi merdiveni kullanmak yerine" çatının üst bölümünde bir alt bölüme 1,5 metre yükseklikten atlayarak inmek istediğini ve atlamanın şiddeti ile
sigortalının ağırlığı ile etermit çatının kırılması sonucu kazanın meydana geldiğini, müvekkilinin kaza sonucu üzerine düşen tüm edimlerini yerine getirdiğini, kazanın sigortalının kendi kusuru ile meydana gelmesine rağmen kendi çalıştırdığı elemanın hak kaybına uğramamasına neden olmamak için kusur raporlarına itiraz etmediğini, kazayı derhal SSK'ya bildirdiğini, sigortalının tedavisi ve diğer sosyal hakları için hiçbir yardımı esirgemediğini, davacının gerek iş kazası sonrası gerekse iş akdinin sona erdirilmesi sonucu bütün haklarının kendisine fazlası ile verildiğini, SSK tarafından verilen maluliyet raporunun gerçeği yansıtmadığını,
davacının aktif iş hayatına devam ettiğini ve kaza nedeni ile kalıcı bir maluliyete uğramadığının anlaşıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 200.000,00 TL maddi tazminatın, 35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11.01.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur yönünden yapılan inceleme ve değerlendirmelerin hatalı olduğu ve İlk Derece Mahkemesince bu hatalı rapora dayalı olarak usul ve yasaya aykırı şekilde hüküm verildiği, davacının işverenin herhangi bir talimatı veya çatıya çıkmasına bir ihtiyaç yokken, kendiliğinden durumdan vazife çıkarmak suretiyle çatıya çıktığı, davalı şirketin, davacıdan beklentisi ve onu görevlendirdiği konu olmadığı,
işverenin olsa olsa tali kusurlu sayılması gerektiği, kusur konusunda Adli Tıp Kurumu Başkanlığından rapor alınmaksızın yetersiz mevcut bilirkişi raporuyla karar verilmesi usul ve kusur oranı itibariyle dosya kapsamına, delil durumuna uygun olmadığı, SGK Sağlık Yüksek Kurulunca kesin olarak verilen %11,2 maluliyet oranı mevcutken, 09.05.2014 tarihli raporda maluliyet sıfır olarak ifade edilmişken, çelişkiler giderilmeksizin %35,2 maluliyet raporuna itibar edilerek karar verilmesi ve SGK tarafından bağlanan gelirin mahsubu eksik hesaplandığı, maluliyet oranı bugünkü gerçek durumu ifade etmekten uzak olduğu,
hakkaniyet açısından tazminattan indirim yapılmaması hatalı olduğu, tazminatın miktarı olayın meydana geldiği tarihteki ekonomik koşullara göre değerlendirilmesi gerektiğinden; davalının kusuru da dikkate alınarak takdir edilen manevi tazminatın fahiş olarak değerlendirildiğinden bahisle istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu iş kazasının, davacının davalıya ait iş yerinin çatısının üzerindeyken eternitin kırılması neticesinde 6 metre yükseklikten düşmesi sonucunda meydana geldiği, davacının sürekli iş göremezlik oranının ... 2. İş Mahkemesinin 2008/241 E. sayılı dosyasında yargılama konusu yapıldığı, %35,2 olarak belirlenen oranın, ...
Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi incelemesi sonrasında Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 23.09.2019 tarih 2018/3120 E., 2019/5377 sayılı kararı ile kesinleştiği, kusur yönünden, SGK Müfettiş raporunda, davalı işverenin %100 kusurlu davacı işçinin kusurunun olmadığı yönünde tespitte bulunulduğu, yargılama aşamasında 25.03.2010 tarihli heyetten alınan raporda ise davalı asıl işverenin %75 oranında; davacı işçinin % 25 oranında kusurlu olduğu yönünde mütalaa edildiği, SGK'nın 03.03.2021 tarihli yazısı ve ekindeki gelir bağlama kararında %35,2 SID derecesi esas alınarak PSD 44.082,96TL olarak bildirildiği,
istinaf edenin sıfatına göre tespit olunan kusur oranında giderilmesi gereken bir çelişki bulunmadığının değerlendirildiği, dosya kapsamı itibariyle manevi tazminat tutarının yüksek belirlenmiş olduğu ve 20.000,00TL olarak düzeltildiği gerekçesiyle davalı vekilinin HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince sair yönlerden istinaf başvurusunun esastan reddine, manevi tazminat yönünden kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca düzeltilmesine,
davanın kısmen kabulü ile 200.000,00 TL maddi tazminatın, 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11.01.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz, davacı vekili tarafından katılma yolu temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesinde özetle; ... Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Daire Başkanlığının karar ilamının hüküm kısmının 3 numaralı bendinde.
"Hükmedilen miktar üzerinden alınması gereken 15.028 TL harçtan peşin ve ıslahla alınan toplam 4.019,40 TL harcın mahsubuna, bakiye 11.088,80 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına” şeklinde hüküm kurulduğunu, ancak ilamda peşin ve ıslah harcının mahsubuna karar verilmişse de taraflarınca yatırılmış olan 960,30 TL peşin harç ve 3.074,40 TL ıslah harcının davalıdan alınarak taraflarına ödenmesine karar verilmesi gerekirken bu hususa değinilmediğini,
bu nedenle hükmün tashihi talep edilerek kararın hüküm kısmının 3 numaralı bendinde yapılan maddi hatanın “960,30 TL peşin harç ve 3.074,40 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.034,70 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde tashih yoluyla düzeltilmesi talep ettiklerini beyanla kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebepler ile kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 20 ve 21 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 ncü maddeleri.
3. Değerlendirme 1. Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre “Bölge adliye mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beş bin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beş bin” ibaresi 6763 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanun'un, 6763 sayılı Kanun 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de 362 nci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK.'nın 362/2 nci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK.'nın 366 ncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. - 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir.
Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2. Davacı ve davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı tarafından yatırılan peşin harç ve ıslah harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmediği anlaşılmaktadır.
3.Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, 1. Davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 3 ncü bendi silinerek yerine geçmek üzere; "3-Hükmedilen miktar üzerinden alınması gerekli 15.028,2 TL harçtan peşin ve ıslahla alınan toplam 4.019,40 TL harcın mahsubuna, bakiye 11.008,8 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, davacı tarafından yatırılan 945,00-TL peşin harç ve 3.074,40 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.019,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " rakam ve sözcüklerinin eklenmesi suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin davalıdan alınmasına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/4894, K. 2023/11942, 28 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama