KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/5649 E., 2023/10180 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2023
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/139 E., 2021/494 K.
- Hüküm/karar
- Kısmen kabul kısmen ret
Karar Metni
1.747 kelime·9 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasında eksik hesaplanan yaşlılık aylığı miktarının tespiti ile fazla ödenen primlerin iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair, karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ve davalı kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.06.1994 tarih, ... Bağ-Numarası ile mecburi tarım sigortalılık kaydı ile giriş yaparak 26.09.2003 tarihine kadar toplam 9 yıl 3 ay 25 gün prim ödediğini, 27.09.2003 tarihinden 17.08.2006 tarihine kadar ...
Bağ-Numarası ile de 2 yıl 10 ay 20 gün isteğe bağlı sigortalılık ile prim ödemelerine devam ettiğini, 17.08.2006 tarihinden 17.06.2009 tarihine kadar ortağı olduğu şirket üzerinden esnaf statüsünde yeniden mecburi sigortalılık kaydı ile 2 yıl 10 ay prim ödeyerek emekli olmaya hak kazandığını, müvekkili prim ödemelerine devam ederken 5510 sayılı Kanun'un geçici 25 nci maddesi gereğince prim borçlarını 8.708,00 TL olarak yapılandırdığını, müvekkilinin 30.10.2008 tarihine kadar çıkarılan borcu kurum hesaplarına yatırdığını, müvekkilinin en son 25.05.2009 tarihinde son prim borcunu ödeyerek emekli olmaya hak kazandığını,
müvekkiline emekli maaşı olarak 305,00 TL gibi çok komik bir ücret ödenmeye başlandığını, emeklilik evraklarında meslek tarihi olarak 27.09.2003 olarak gözüktüğünü, müvekkilinin Bağ-Kur'a giriş tarihinin 01.06.1994 olduğunu, 9 yıl 2 ay 25 günlük ödemelerinin dikkate alınmadan 5.basamaktan emekli edildiğini belirterek. Bağ-Kur ...
İl müdürlüğü tarafından emekli edilen müvekkilinin nazara alınmayan hizmet süresinin var olan hizmet süresine eklenmek suretiyle yeniden Bağ-Kur'da geçen hizmet süresinin tespitine, tespit edilen yeni hizmet süresine göre alması gereken emekli maaşının emekliliğe hak kazandığı tarihe göre yeniden tespitine, eksik ödeme sebbiyle uğradığı hak kaybı olan 2.000,00 TL'nin (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile) faizi ile birlikte tahsiline,
30.10.2008 tarihinde Bağ-Kur'a yapılan ve sürekli fazla ödeme olarak gözüken miktarın yatırıldığı tarihten itibaren Merkez Bankası reeskont yasal faizi ile birlikite ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında yapılan işlemlerin yerinde ve yasal mevzuata uygun olduğunu, aylığında hata olmadığını buna göre davanın reddine dair karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, ilk bozma öncesi verdiği kararı ile, aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile 5.298,56 TL'nin ödeme tarihi olan 30.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının diğer ve fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. 1 inci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin ilk bozma öncesi verdiği kararına karşı süresi içinde davacı ile davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin, ilk bozma kararında; somut olayda 01.06.1994-26.09.2003 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun'a tabi sigortalılığı, 27.09.2003-17.06.2009 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesi kapsamında sigortalılığı bulunan davacının, sigortalık süresinde, taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. öncelikle, Kurumdan başlangıçtan itibaren davacıya ay be ay ödenen aylıklarla, bağlanan aylıkta esas alınan tüm verileri içeren davacının tahsis dosyası celp edilmeli, anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde, davacının farklı Sosyal Güvenlik Kurumları kapsamında geçen sigortalılık süreleri gözetilerek,
yukarıda zikredilen yasal düzenlemeler kapsamında basamak tespiti yapılmalı, bu çerçevede, basamak intibakı sonucu oluşacak prim borcunun varlığı Kurumdan sorularak belirlenmeli, fazla ödenen primlerin anılan borcu karşılayıp karşılamadığı ve bu çerçevede davacıya iade edilmesi veya davacı tarafından yatırılması gereken tutarın bulunup bulunmadığı belirlenmeli, prim borcunun varlığı halinde usul ekonomisi yönünden yargılamanın devamı sırasında davacıya, belirlenen prim borçlarını ödemesi için süre verilmeli,
prim borcunun ödendiği tarihi takip eden ay başından itibaren intibak sonucu belirlenen basamak üzerinden yaşlılık aylığı tahsisinin gerektiği göz önüne alınarak, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda alanında uzman bilirkişi yada bilirkişi heyetinden başlangıçtan itibaren olması gereken ve basamak intibakı sonucu olması gereken aylık miktarının tespiti yönünden denetime elverişli rapor alınıp irdelenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.denilerek karar ilk kez bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin ikinci kararı ile davacının 01.07.2004 tarihinde 11.basamakta olduğu kabul edildiği takdirde; 01.07.2003 tarihinde 10.basamakta, 01.07.2002 tarihinde 9.basamakta, 01.07.2001 tarihinde 8.basamakta, 01.07.2000 tarihinde 7.basamakta, 01.07.1999 tarihinde 6.basamakta olduğu kabul edilerek 31.12.1999 basamağı 6.basamak olarak dikkate alınacaktır.
5510 sayılı Kanun'un geçici 15 nci maddesinde; "Bu Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalılardan, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olarak kaydı ve tescili yapılmış olanların bu Kanunun 80 inci maddesine göre belirlenen prime esas kazançlarını Kurumca belirlenecek sürede beyan etmemeleri halinde, ödeyecekleri aylık primler beyanda bulununcaya kadar daha önce ödemiş oldukları gelir basamaklarına karşılık gelen tutarlar üzerinden alınır.
Ancak, bu tutarlar 82 nci maddede belirtilen asgari günlük kazanç alt sınırına göre hesaplanan aylık prime esas kazanç tutarından az olamaz" hükmü yer almaktadır.
30.09.2008 tarihinde 12.basamak geliri 750,71 TL olup asgari ücretten fazla olduğundan davacının tahsis tarihine kadarki aylık kazancının 750,71 TL olduğu kabul edilmiştir.1479 sayıl Kanun kapsamında kalan hizmetlerine ilişkin aylık miktarı 475,36 TL olarak tespit edilmiştir.
Davacının bakmakla yükümlü olduğu kişi bulunmaktadır. Dikkate alınacak tam aylığın 5510 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında belirtilen ortalama aylık kazancın %40'dan az olmaması gerekmektedir.
Davacıya 01.07.2009 tarihinden itibaren aylık bağlandığından 2009 yılında Ocak ve Temmuz aylarında yaşlılık aylıklarına yapılan artışların da eklenmesi gerekmektedir.
Bilirkişi tarafından usule uygun olarak davalı Kurum tarafından 2011 yılı Ekim ayında 2.karar işlemi yapılarak davacıya bağlanması gereken aylık yeniden belirlenmiş, davalı Kurumun 2.karar işlemine konu fark aylık karşılaştırması raporun ekinde sunulmuştur.Davacı tarafından dava 25.11.2009 tarihinde açılmıştır.
Bilirkişi tarafından davacıya dava tarihine kadar ödenmesi gereken aylık ile ödenen aylık kıyaslaması yapılırken davalı Kurumun 2.karar işlemi ile düzeltilen aylığı dikkate alınmıştır.
Böylece usul ve yasaya uygun kabul edilen bilirkişi raporu uyarınca davacının yeniden Bağ-Kur 'da geçen hizmet süresinin tespiti yönündeki talebinin reddine, davacıya bağlanması gereken aylığın 515,77 TL olarak tespitine, 547,23 TL fark aylık alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafından fazla yatırılan 1.118,47 TL prim bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine yönelik davanın kısmen kabul kısmen reddine dair karar verilmiştir.
C. 2 nci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin ilk bozma sonrası verdiği kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin, ikinci bozma kararında. Mahkemece, bozma sonrası aldırılan hesap raporunda, uyulan bozma ilamı ile 12. Basamaktan yukarıya çıkamayacağı belirgin olan davacı hakkında 01.07.2006 tarihinden itibaren 13. 01.07.2008 tarihinden itibaren de 14. basamağın esas alınarak hesap yapılıp yapılmadığı hususunda açıklık bulunmadığı gibi, davacı hakkında fazla prim ödemeleri bakımından 5.298,56 TL’nin hangi gerekçe/gerekçelerle 1.118,47 TL’ye düştüğü hususu da net değildir.
Diğer taraftan, davacı hakkında davalı Kurumca 2011 yılında yapılan karar ile intibak işlemlerinin gerçekleştirildiği anlaşılmakta ise de, ilk aylığın hangi tutara yükseltildiği hususu da netleştirilmemiş olup, bu konuda alınan raporda Kurum verileri ile Kurumdan ayrılma yönleri bakımından açıklama ve karşılaştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle kurumca yapılan intibak işleminin ayrıntıları ile ilk aylığın belirlenmesi ve davacı hakkında fazla prim ödemesinin intibak işlemleri dolayısıyla mı yoksa davacının 30.07.2008 tarihinde yaptığı yapılandırma farkından mı kaynaklandığı hususu netleştirildikten sonra ilk aylık bakımından yapılacak belirleme ile infaza uygun şekilde bir karar tesisi gereği gözetilerek, uyulan bozma ilamı kapsamında mevzuata uygun şekilde denetime elverişli bir rapor/ek rapor alındıktan sonra bir karar verilmelidir.. denilerek ikinci kez karar bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı verilen son kararı ile SGK İl Müdürlüğü'nün 11.10.2021 tarihli cevabi yazısında; ilk basamağın 10 olması gerekirken 1 olarak hesaplandığı ve buna göre fazla ödemenin 5.298,56 TL olarak çıkarıldığı, ilk basamağı 10 olarak dikkate alındığında fazla ödemenin 1.118,47 TL olduğu, fazla prim ödemesinin intibak işlemlerinden ya da 30.07.2008 tarihli yapılandırma farkından kaynaklanmadığı, davacı hakkında 01.10.2008 sonrası basamak seyri yapılmaması gerekirken basamak seyri yapılması ve sonrasında yapılan düzeltme işlemi nedeniyle fazla ödemenin çıktığı bildirilmiştir.
Dolayısıyla fazla prim ödemleri bakımından Kurumun 26.09.2011 tarihli cevabi yazısında 5.298,56 TL, 06.12.2016 tarihli cevabi yazısında ise 1.118,47 TL olarak belirtilen fazla ödeme tutarlarının farklı çıkmasının sebebinin intibak ya da yapılandırma işleminden değil, sistemdeki veri girişinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
27.09.2003 tarihinde 1479 sayılı Kanun'a tabi sigortalılığı başlayan davacının, ilk basamağı 10 olması gerekirken 1 olarak dikkate alındığı, buna bağlı olarak çıkarılan 5.298,56 TL fazla ödeme tutarının hatalı olduğu, ancak Kurumun 06.12.2016 tarihli cevabi yazı ekindeki hesap özetine göre ilk basamağın 10 olduğu, son basamak yükseltmesinin 12.basamak olarak 01.07.2005 tarihinde yapıldığı, bu verilere göre fazla ödeme miktarının 1.118,47 TL olduğu görülmektedir.
Sonuç olarak; taraflar arasında sigortalılık süresi konusunda ihtilaf bulunmadığından hizmet süresinin tespiti yönündeki talebin reddine; davacıya bağlanması gereken yaşılık aylığı miktarının 515,41 TL olduğunun tespitine, kararın infaza uygun olması açısından ilk aylık başlangıç tarihi olarak tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.07.2009 tarihinin esas alınmasına, dava tarihine kadar eksik yatırılan aylıklardan dolayı toplam 545,57 TL fark alacağı ve davacı tarafından fazla yatırılan 1.118,47 TL prim bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı ile davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hakkında bağlanan aylığın hatalı olarak hesaplandığını ve eksik ödendiğini, buna göre davanın kabulü yerine kısmen reddine dair karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın kabulü yerine, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Kurum vekili davacı hakkında yapılan işlemlerin yerinde ve mevzuata uygun olduğunu buna göre davanın tümden reddi gerektiğini belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı hakkında davalı Kurumca bağlanan yaşlılık aylığı miktarının eksik hesaplanıp hesaplanmadığı ile bağlanan aylık miktarının hatalı olup, olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un geçici 2 nci maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmış olup; taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde, ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıdaki yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/5649, K. 2023/10180, 24 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama