KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/6359 E., 2022/10305 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2022
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
706 kelime·4 dk okuma
Asıl dava, Kurum işleminin iptaline, siğortalılığının geçerli olduğu ile yaşlılık aylığının yeniden bağlanması, birleşen davada, yersiz olarak ödenen aylıklarının faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtilen gerekçelerle asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, asıl davada davalı-birleşen davada davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemece uyulan bozma ilamında ... sicil numaralı işyerinin ihtilaflı dönem bordrolarını kurumdan istemek, ihtilaflı dönemin tamamında çalışması bulunan ve hizmeti iptal edilmeyen bordro tanıklarının beyanlarına başvurmak, gerektiğinde davacı/ karşı davalı ile aynı dönemlerde çalışmış komşu işverenlerin bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını veya işverenleri tespit edip beyanlarına başvurmak,
davacı/ karşı davalının iptal edilen hizmet süreleri öncesinde ve sonrasında tarım Bağ-kur sigortalılığı bulunduğundan Kurum'dan tarım bağ kur dosyası getirtilerek tarım işiyle iştigal ettiği yerdeki muhtar ve azaları tanık olarak dinlemek, kolluk marifetiyle traktörünün olup olmadığı, hayvancılık ile iştigal edip etmediği, ilçe tarım müdürlüğü ve ilgili kooperatiflerden tarım işi ile ilgili kaydının olup olmadığı,
5510 sayılı kanun 4/a kapsamında çalıştığı adres ile tarım işi yaptığı adresleri farklı ise Nüfus müdürlüğü kaydı ile belirlemek, davacı/ karşı davalının tarım işini bırakıp gerçekten 506 sayılı kanun kapsamında fiilen çalışıp çalışmadığını ortaya koyarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği...” belirtilmiştir.
Eldeki davada, 01.03.2014 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa gereğince yaşlılık aylığı alan davacı hakkında 2013 yılında yapılan denetim ile davadışı ... ve ... ’a ait Muhasebe Bürosu işyerinden davacı adına 1.11.2009-8.3.2010 tarihleri arasındaki sürelerde yapılan bildirimlerin fiili çalışmaya dayalı olmadığı gerekçesi ile iptali nedeniyle yaşlılık aylığı şartlarını da kaybettiği anlaşılan davacının aylıkları başlangıç tarihi itibari ile iptal edilmiş olup, ödenen aylık tutarının yersiz ödeme kabul edilerek Kurumca borç çıkarıldığı anlaşılmakta olup,
davaya konu uyuşmazlığın anılan dönemlerde davacı adına yapılan sigortalı bildirimlerinin fiili çalışmaya dayalı olup olmadığı hususunda toplandığı, buna göre davanın yasal dayanağının 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 86. maddesi olduğu anlaşılmaktadır.
Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, eldeki gibi sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur.Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Eldeki davada ise, Mahkemece, davacının Kurumca iptal edilen bildirimlerinin fiili çalışmaya dayalı olduğu kabul edilerek karar verilmiş ise de, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, öncelikle davacı ve tanık beyanlarında adı geçen ... işyerine ilişkin davalı Kurum kayıtları celp edilerek, çalışmanın fiilen hangi işverenlikte geçtiği belirlenmeli, denetim raporunda beyanı alınan ve sigortalılığı iptal edilen şahısların çoğunun işyerinde davacı gibi temizlik, çay ve getir götür işleri yaptığı yönünde beyanda bulundukları anlaşılmakta olup bu bağlamda Mahkemece, öncelikle aynı işveren nezdinde sigortalılığı iptal edilen çalışanların açtığı davalar, ceza dosyası ve işverenlerin açtığı davalar tespit edilerek, bu dosyalardaki beyanlarda gözetilerek,
işyerinin kapsam ve kapasiteside tespit edilerek uyuşmazlık konusu dönemde kaç kişinin çay ve temizlik işinin yapabileceği gerçekte kimin bu işi yaptığının tespiti için, aynı dönemde davacı gibi temizlik ve çaycılık yaptığının iddia eden çalışanlarında beyanları alınmalı ve çelişkiler olursa giderilmeli, ayrıca davacının iptal edilen çalışmalarının bildirildiği adresine komşu işverenlerin bulunup bulunmadığı hususu zabıta, kolluk aracılığıyla tespit edilerek buralarda davacının çalışmalarını bilebilecek şekilde tarafsız komşu işyeri çalışan veya işletenlerin bulunup bulunmadığı irdelenmeli,
varsa işyerinin bulunduğu binanın yöneticisi ve apartman görevlisinin beyanına başvurulmalı, davacının çalışmaları bakımından işyerinde imzaladığı ve gelen müşterilere verdiği veya benzer şekilde yazılı belgelerinin bulunup, bulunmadığı hususları da araştırılmalı, özellikle davacının savcılık, ağır ceza mahkemesi ve diğer siğortalılığı iptal edilen dosyalarda verdiği beyanlarıda gözetilerek böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/6359, K. 2022/10305, 12 Eylül 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama