KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/7677 E., 2023/3557 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2023
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/70 E., 2021/390 K.
- Hüküm/karar
- Kabul
Karar Metni
1.062 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanması davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 29.04.2013 tarihinde aylık bağlanması için Kuruma başvurduğunu ancak talebinin 9000 gün hizmeti bulunmadığından bahisle kabul edilmediğini, halbuki fiili hizmetinin 9000 günden fazla olduğunu beyan ederek yaşlılık aylığının bağlanmasını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan işlemin yasal mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Davanın kabulüne, davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, davacının tahsis talebini takip eden aybaşı olan 01.05.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, yaşlılık aylığının tespitinin 01.05.2013-29.04.2013 tarihleri arasında yatırmış olduğu primin davacıya iadesine, 01.05.2013 tarihinden itibaren emeklilik maaşlarının yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkeme kararına karşı davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 24.12.2015 tarihli ve 2015/5111 E. 2016/22970 K. sayılı ilamında.
Mahkemece, öncelikle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Hakimin davayı aydınlatma ödevi" başlıklı 31 inci maddesi kapsamında davacıya istemi açıklatılarak taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan dönem tereddütsüz belirlenmeli, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, ihtilaf konusu dönemde yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca sigortalılık şartları irdelenmeli, bu bağlamda, anılan düzenlemelerde açıkça değinildiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma” olgusunun varlığının zorunlu ve asli unsur olup, vergi dairesine,
meslek kuruluşuna ve Esnaf Sanatkar Sicil Memurluğuna kayıtlı olmanın; anılan çalışmayı doğrulayan bir şekil şartından ibaret olduğu cihetle aksinin kanıtlanmasının olanaklı olduğu, diğer bir anlatımla, bu gibilerin mesleki faaliyetlerine son verdiklerinin kanıtlanması halinde, artık somut bir çalışmaya dayanmayan, soyut ve sadece evrak üzerindeki oda/vergi/Esnaf Sicil Memurluğu kaydına itibar edilerek kişiyi sigortalı saymanın, Kanunun amacına aykırı olacağı hususları gözetilerek,
davacı yönünden kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın gerçekleşip gerçekleşmediği usulünce araştırılmalı ve tüm kanıtlar değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İkinci Bozma Kararı
1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 29.12.2016 tarihli ve 2016/192 E. 2016/752 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Dairemizin 08.11.2018 tarihli ve 2017/2268 E. 2018/9170 K. sayılı ilamı ile. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297’nci maddesinde; “...taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verildiği, hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması,
gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerektiği, davalı Kurumdan davacının ödediği prim ödemeleri celp edilerek iadeye konu prim ödemelerinin belirlenmesi gerektiği, ayrıca önceki bozma gereğince ihtilaf konusu dönemde yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca sigortalılık şartları irdelenmeli, bu bağlamda, anılan düzenlemelerde açıkça değinildiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma” olgusunun varlığının zorunlu ve asli unsur olup, vergi dairesine, meslek kuruluşuna ve Esnaf Sanatkar Sicil Memurluğuna kayıtlı olmanın;
anılan çalışmayı doğrulayan bir şekil şartından ibaret olduğu cihetle aksinin kanıtlanmasının olanaklı olduğu, diğer bir anlatımla, bu gibilerin mesleki faaliyetlerine son verdiklerinin kanıtlanması halinde, artık somut bir çalışmaya dayanmayan, soyut ve sadece evrak üzerindeki oda/vergi/Esnaf Sicil Memurluğu kaydına itibar edilerek kişiyi sigortalı saymanın, Kanunun amacına aykırı olacağı hususları gözetilerek, davacı yönünden kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın gerçekleşip gerçekleşmediği usulünce araştırılmalı ve tüm kanıtlar değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili: kurum işleminin yerinde olduğunu ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 1479 sayılı Kanun kapsamında bağkur sigortalılığının tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağı. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesindeki.
“Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun'un Geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri,
borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler.” düzenlemesi ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereği 1479 sayılı Kanun'un 24 ve 25 inci maddeleridir.
3. Değerlendirme
10.05.1993-02.12.1993, 22.12.1993-31.12.1993, 14.07.1994-20.01.1995, 02.08.1995-29.12.1995, 15.03.1997-31.12.1997, 03.07.1998-02.10.1998, 07.07.1999-31.12.2001, 30.04.2002-31.12.2003, 02.09.2004-10.01.2005, 29.07.2005-31.12.2006, 16.4.2007-11.05.2007 tarihleri arasında ve 22.06.2009-devam şeklinde vergi kaydı, 12.05.1993-21.01.2004 tarihleri arasında ve 23.09.2004-devam şeklinde oda kaydı, 15.04.1990-14.04.1991 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında 360 gün hizmet süresi ve 90 gün fiili hizmet zammı süresi,
16.04.1985-30.10.1989 ve 01.09.1991-15.12.1992 tarihleri arasında toplam 1680 gün SSK sigortalılığı bulunan ve Kurumca 10.05.1993-21.01.2004, 02.09.2004-10.01.2005, 29.07.2005-31.12.2006, 16.04.2007-11.05.2007 ve 22.06.2009-29.04.2013 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı kabul edilen davacının 29.04.2013 tarihli tahsis başvurusunun Kurumca, 966 gün eksik olduğundan 9000 gün hizmet süresini doldurmadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine iş bu dava açıldığı, Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde bozma gereği yerine getirilmeksizin isteğin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, kurumun kabulü dışında kabul edilen sigortalılık sürelerinin hüküm kısmında belirtilmemekle birlikte hükme esas alınan bilirkişi raporundaki sigortalılık sürelerinin vergi ve oda kaydındaki sürelerle uyuşmadığı gibi kabul edilme gerekçesi de belirtilmediği anlaşılmakta olup, davacının varsa 1992 ve 1997 yılı af kapsamında veya icrai ödemeleri olup olmadığı da sorulmak suretiyle vergi ve odaya kayıtlı olduğu sürelerde gözetilerek denetime elverişli karar verilmelidir.
Ayrıca kabul edilen ve tahsise esas alınacak süreler yönünden (29.04.2013) tarihine kadar ödediği primlerin bu dönemi karşılayıp karşılamadığının sorulmasına, karşılamıyor ise hangi tarihe kadar ödediği primlerin bu dönemi karşıladığı, prim borcunun olup olmadığı, tahsis süresini karşılayan primler dışında varsa ne kadar fazla prim ödemesinin olduğunun davalı kurumdan sorularak sonucuna göre karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesi kararının bu nedenle BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/7677, K. 2023/3557, 3 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama