İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2022/9618 K.2023/10162

Taraflar arasındaki iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının bozulması üzerine Mahkemece davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Esas2022/9618Karar2023/10162Tarih24 Ekim 2023Okuma11 dk · 2.251 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2022/9618 E., 2023/10162 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
24 Ekim 2023
Mahkemesi
İş Mahkemesi
Sayısı
2021/269 E., 2021/327 K.
Hüküm/karar
Kısmen kabul
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.251 kelime·11 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının bozulması üzerine Mahkemece davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararının davacılar ve davalılar vekilleri tarafından süresi içerisinde temyiz edilmesi üzerine; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin müşterek murisi ...’nın davalı .... Konut Yapı Kooperatifi Başkanlığına (Kooperatif) ait işyerinde çalışmakta iken 05.12.2009 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde kusurun tamamen davalılara ait olduğunu, müvekkillerinin müteveffanın maddi ve manevi desteklerini kaybettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... ve çocukları ..., ... ...ve ... için 2.000,00’er TL maddi tazminat ile ... için 30.000,00TL, mütevveffanın çocukları ile babası ...ve annesi ... için 15.000,00’er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

2. Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile ... için 13.577,00TL, ... için 3.325,00TL, ... için 3.880,00TL,... için 8.423,00TL daha arttırarak maddi tazminat talebini toplam 37.205,00TL’ye çıkarmıştır.

II. CEVAP

Davalılar ... ve Kooperatif vekili cevap dilekçesinde; müteveffa ...’nın Kooperatif çalışanı olmadığını, olayın hemen sonrasındaki konuşmalarda olayın intihar olabileceği şeklinde söylemler geçtiğini, ölen şahsın sanayide bulunan ...'ya ait ...Mobilya Barbekü ve Şömine isimli işyerinin teşhir salonunda çalıştığını, müvekkillerinin inşaat alanında alınabilecek bütün güvenlik önlemlerini aldıklarını, müteveffanın ... ve ... 'ın bilgisi dahilinde inşaata geldiğini, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.

III. BOZMA ÖNCESİ MAHKEME KARARI

Mahkemenin 09.06.2014 tarihli ve 2010/136 E., 2014/103 K. sayılı kararı ile davaya konu kazanın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından düzenlenen inceleme raporuna göre iş kazası olduğunun tespit edildiği, dosyanın üç ayrı bilirkişiye tevdii edildiği, bu raporlardan 20.09.2013 havale tarihli kusur raporunun hükme esas alındığı, dosyanın hesap bilirkişisine de tevdii edildiği, 21.02.2014 havale tarihli hesap raporunun hükme esas alındığı, hesaplanan tazminattan müteveffanın kusuruna isabet eden %20 oranında indirim yapıldığı, davacılara bağlanan gelirlerden ilk peşin sermaye değerlerinin %80'inin tenzil edildiği, 20.05.2014 havale tarihli ıslah dilekçesinin de nazara alındığı belirtilerek maddi tazminat taleplerinin kabulüne, manevi tazminat taleplerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A.Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içindeüresi içinde davalılar vekili temyiz etmiştir.

2.Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 29.06.2015 tarihli ve 2015/6465 E., 2015/14989 K. sayılı kararında özetle “Davalıların sair temyiz itirazları reddedilerek, 30.12.2011 tarihli kusur raporu ile bu raporu düzenleyen heyetin 17.05.2012 tarihli ek raporunda %30 oranında davacılar yakını kazalının kusurlu olduğunun belirtildiği, bu raporda belirtilen kusur dağılımına davalılarca itiraz edilmesi üzerine bu kez 20.01.2013 ve 19.08.2013 tarihli kusur raporlarının alındığı ve bu raporlarda benzer olarak 05.12.2009 tarihindeki iş kazasında vefat eden...'in %20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği,

bu şekilde %30 sigortalı kusur oranı üzerinden davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak olduğunun gözetilmemesinin hatalı olduğu, ayrıca davalılarca 03.01.2013 tarihinde 813,00TL'lik yargılama gideri yapıldığı, temyize konu kararda, aynı zamanda davanın kısmen kabulü halinde taraflarca yapılan yargılama giderlerinin davanın kabul-red oranına göre taraflar arasında paylaştırılmadığı" gerekçesi ile karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Direnilerek Verilen Karar

Mahkemenin 12.11.2015 tarihli ve 2015/245 E., 2015/509 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

C. Hukuk Genel Kurulu Kararı

1. Direnme Kararının süresi içerisinde davalılar vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.

2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 E- 2021/111 K sayılı kararında özetle.

"Mahkeme tarafından 30.12.2011 tarihli kusur raporuna itiraz için taraflara iki haftadan fazla süre verildiği, davalılar vekilince rapora itiraz dilekçesi ile yine Kanundaki süre içinde itiraz edildiği davacılar vekilince ise duruşmada aleyhe olan hususları kabul etmedikleri belirtilerek, dosyanın tazminat hesabı yönünden hesap bilirkişisine gönderilmesinin istendiği, davacı vekilince kusur oranlarına yönelik yeni bir rapor alınması talebi olmadığı,

hesap raporuna gönderilmesinin istenmesi ile aslında 30.12.2011 tarihli kusur raporundaki kusur oranlarına göre tazminat hesabının yapılmasının zımnen istendiği anlaşılmakla 30.12.2011 tarihli ilk raporda belirlenen kusur oranları yönünden davalılar lehine usuli kazanılmış hak doğduğu ve usuli kazanılmış hakkın doğumuna engel bir durum bulunmadığı bu nedenle mahkemece bu durum dikkate alınmayarak 19.08.2013 tarihli (20.09.2013 havale tarihli) kusur raporunun hükme esas alınması ile usuli kazanılmış hakkın ihlal edildiği sonucuna varılarak Mahkemece Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı

bulunarak" mahkeme kararı bozulmuştur.

D. Mahkemece Direnme kararının Bozulması Üzerine Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; müteveffa ...'nın gerek ceza dosyasında gerekse işbu Mahkememiz dosyasında alınan kusur raporlarıyla da sabit olduğu üzere kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğu anlaşıldığından, ...'nın %30 oranında kusurlu olduğunu esas alarak hesaplama yapan 12.02.2014 havale tarihli hesap bilirkişi raporundaki oranın HGK kararı gereğince %20 kabul edip resen yapılan hesaplama sonucunda davanın kısmen kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır.

Gerekçesine yer verilip (hesaplamanın ne şekilde yapıldığı hususunda açık bir açıklamaya yer verilmeden) Manevi tazminat takdirinde de; davacıların iç aleminde iş kazasının hep bir üzüntü olarak yer edinecek olması ve ayrıca davalıların iş güvenliğini ve işçilerine gerekli eğitimi verdirmesi bakımından teşvik etmesi yanında, tedbirsiz davranmanın gerektirdiği yaptırımlar bakımından caydırıcı nitelik arz etmesi, paranın satın alma gücü ve her bir davacının iç aleminde meydana gelecek üzüntünün aynı nitelikte olmaması hususları da değerlendirildirilerek karar verdiği gerekçesine işaretle;

davanın kısmen kabulü ile davacı (eş) ...lehine 7.941,48 TL maddi tazminatın 2.000,00 TL sinin 05.12.2009 tarihinden, bakiyesinin ıslah tarihi olan 20.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ve manevi tazminat talebi bakımından 25.000,00 TL manevi tazminatın 05.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı (çocuk) Mustafa Toprakçı lehine 3.166,81 TL maddi tazminatın 2.000,00 TL sinin 05.12.2009 tarihinden,

bakiyesinin ıslah tarihi olan 20.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ve manevi tazminat talebi bakımından 12.000,00 TL manevi tazminatın 05.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

davacı (çocuk) ... lehine 3.528,69 TL maddi tazminatın 2.000,00 TL sinin 05.12.2009 tarihinden, bakiyesinin ıslah tarihi olan 20.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, manevi tazminat talebi bakımından 12.000,00 TL manevi tazminatın 05.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

davacı (çocuk) ... lehine 7.374,17 TL maddi tazminatın 2.000,00 TL sinin 05.12.2009 tarihinden, bakiyesinin ıslah tarihi olan 20.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile manevi tazminat talebi bakımından 12.000,00 TL manevi tazminatın 05.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı (baba) ... ve (anne) ... lehlerine 10.000,00 TL'şer manevi tazminatın 05.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak iş bu davacılara verilmesine,

fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, davacılar vekilinin tavzih istemi kabul edilerek vekalet ücretinin yazımı ile ilgili hatanın düzeltilerek 08.10.2021 tarihli tashih şerhi verildiği anlaşılmıştır.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemeden 28.09.2021 tarihli celsesesinde değişen durumlara göre yeniden aktüerya bilirkişisinden rapor aldırılması hususunda talepleri olduğunu, olay tarihinin üzerinden 11 yıl gibi uzun zaman geçmiş olması nedeniyle güncel durumlar gözetilerek yeniden hesap raporu aldırılması gerektiğini, mahkemenin bu taleplerini uygun görmeyerek 8 yıl kadar önce aldırılan hesap raporuna dayalı olarak karar verdiğini, bu sebeple bilirkişi raporu eksik olup müvekkillerin maddi tazminat alacaklarının düşük hesaplandığını,

kararda hükmedilen manevi tazminat miktarlarının da fahiş derece de düşük miktarda olduğunu, manevi tazminat miktarınıd da güncellenmesi gerektiğini, müteveffanın evin reisi konumunda olup müvekkillerinin maddi ve manevi yönden büyük mağduriyet içinde olup, destekten yoksun kaldıklarını, kaza sonucunda müvekkillerin psikolojik olarak tamamen yıkıldıklarını beyanla kısmen redde ilişkin hükmün bozulmasını istemiştir.

2. Davalılar ortak vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu kazada etkisi bulunan ancak davacıların akrabası olan ... ve ... aleyhlerine dava açılmamış olması nedeniyle bu kişilere yüklenecek kusurdan müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını, Tokat 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2010/168 E. 2012/20 K. sayılı ceza davasının ikinci celsesinde anılan kişilerle beraber ...'tan şikayetçi olmadıklarını herhangi bir talepleri olmadığını beyan ettiklerini,

Tokat 1. İş Mahkemesi’nin 2015/25 E. sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından açılan rücu davasında davalılar arasında yer alan ... ve ... 'ın iş bu davamızda davacı vekili Av. ... tarafından temsil edilmesi nedeniyle avukatlık Kanunu kapsamında menfaat çatışması varlığı nedeniyle anılan vekilin vekalet görevini icra edemeyeceğini, müteveffa sigortalının müvekkillerinin çalışanı olmadığını, ceza dosyasındaki tespitler çerçevesinde dava harici ... ve ...'a ait ...Şömine isimi işyeri işçisi olduğunu, bu kapsamda da iş mahkemesi değil genel mahkemenin görevli olduğunu, müvekkilleri yönünden hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu,

ihtiyari dava arkadaşlığı nedeniyle ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini beyanla mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde vefat eden sigortalının desteğinden yoksun kalanların maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı HMK Geçici 3/2 maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, 6100 sayılı HMK'nun karar tarihinde yürürlükte bulunan ve uygulanma imkanı bulunan 294,297 ve 298 inci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunun 332, 98 delaletiyle 41,42,43,44,46, 47, müteselsil sorumlulukla ilgili 50, 51 inci maddeler ile 141 ila 145 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci Maddesi, manevi tazminatın belirlenmesi yönünden 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı ile 09/05/1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarıdır.

3. Değerlendirme 1.Bilindiği üzere tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra Hakimin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 298 inci maddesi uyarınca kararlarını gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu HMK’nın 297/2 nci maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Mahkemece yargılama sonunda verilen bu kısa karar, bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan (nihai) son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur.

2.Bu aşamadan sonra yapılması zorunlu iş, gerekçeli kararı kısa karar doğrultusunda ve yasal gerekçeleriyle birlikte mahkemenin yazmasından ibarettir. Artık bu karardan dönme (rücu) olanaklı olmadığı gibi, kararın asli unsurlarından olan gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun biçimde yer alması gerekir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1991/7 E. ve 1992/4 K. sayılı ve 10.4.1992 günlü kararı).

3.Esasen ilamın tefhim edilen karara uygun yazılması ve gerekçe taşıması kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardan olup, bu kurala kanun koyucu HMK’nın 294 ve 298 inci maddeleriyle varlık kazandırmıştır.

4.Gerçekten de anılan maddeler kamu düzeni amacıyla konulmuş, emredici hükümlerdendir. Bu maddeler uyarınca kararların alenen tefhim edilmesi gerekir. 298/2 nci maddesine göre de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Yine Anayasamızın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” başlıklı 141 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” hükmüne yer verilmiştir.

5.Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı HMK’nın 297 nci maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.

6.Ne var ki, uygulamada HMK’nın 294 üncü maddesinin getirdiği imkândan faydalanarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağı geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.

7.İşte bu gibi hallerde, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur.

Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın 141 inci maddesi ile HMK'nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum oluşturur. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir.

Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.

8. Somut olayda, yukarıda açıklandığı şekilde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi kararındaki gerekçelere göre müteveffa sigortalıya %30, davalılar ile beraber müteselsil sorumlu dava harici kişilerin kusurunun da toplamda %70 olarak belirleyen kusur raporlarıma davacı tarafın itirazının olmaması nedeniyle davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunun anlaşılmasına göre;

bu kusur oranlarının yine usuli kazanılmış hak teşkil eden 12.02.2014 tarihli hesap raporuna uygulanması ve davacılara bağlanan SGK gelirlerinin tenzilinde de kaza tarihinden sonra yürürlüğe girmekle beraber yargılama sırasında yürürlükte bulunan ve kamu düzeni ilkesi kapsamında uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı TBK'nun 55 inci maddesi kapsamında rücu edilebilir olan kısmının iş bu hesaplanan tazminat alacağından tenzil edilerek davacıların netice tazminat alacaklarının belirlenmesi bu hesap sürecinin de denetlenilebilir nitelikte olması gerektiği açıktır.

9. Bu açıklamalar doğrultusunda kararın incelenmesinde; karar gerekçesinde işaret olunan olgularla çelişir vaziyette "müteveffa sigortalı ...'nın %30 oranında kusurlu olduğunu esas alarak hesaplama yapan 12.02.2014 havale tarihli hesap bilirkişi raporundaki oranın HGK kararı gereğince %20 kabul edip resen yapılan hesaplama sonucunda maddi tazminat istemleri yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiğine"dair gerekçeye yer verilmesi, devamla mahkemece yapılan hesabın gerekçe içeriğinde paylaşılmadığı için taraflarca denetlenebilir ve itiraz imkanı sunulabilir nitelikte olmadığı,

öte yandan hüküm fıkrasında belirlenen maddi tazminatların dosya kapsamındaki hesap raporu ve bağlanan gelir verilerine göre; anlaşıldığı kadarıyla 12.02.2014 tarihli hesap raporuna mahkemece %70 kusur oranı uygulanıp bozmaya uygun hareketle hesaba başlanılmışken; hesabın devamında gelirin tenzili noktasında %80 oranındaki gelirin rücu edilebileceği kabul edilip kabulle çelişki oluşturulacak ve nedeni açıklanmayacak şekilde tenzilat oranı belirlenmek suretiyle hüküm tesisi de hatalı olmuştur.

10. Bu durumda mahkemece yapılacak iş yukarıda yapılan açıklamalara uygun usuli kazanılmış haklar gözetilerek ve denetlenebilir şekilde hüküm tesis etmekten ibarettir.

11. O halde, temyiz eden davacılar ve davalılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak, bozma sebeplerine göre bu aşamada tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin Mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; 1.Davacılar ve davalılar vekillerinin bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin Mahkeme kararının BOZULMASINA,

2.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine,

3.Dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/9618, K. 2023/10162, 24 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. Bozma Öncesi Mahkeme Kararı
  6. IV. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  7. B. Mahkemece Bozmaya Direnilerek Verilen Karar
  8. C. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  9. D. Mahkemece Direnme kararının Bozulması Üzerine Verilen Karar
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/9618
Karar No
2023/10162
Tarih
24 Ekim 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2022/9618 K.2023/6754
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2022/9620 K.2023/6753
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2022/9621 K.2023/9056
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2022/9622 K.2023/6751
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2022/9625 K.2023/7076
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2022/9633 K.2023/10388

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.