KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/9771 E., 2022/12328 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2022
Karar Metni
1.003 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi No :
Dava, ödeme emirlerinin iptali ve borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, Aydın Yedieylül Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından düzenlenen 1999/001347, 1999/00837, 1999/007914, 1999/004971, 1999/4285 ve 1999/001389 takip numaralı dosyalara ait ödeme emirlerinin iptali ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili, Kurum tarafından yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu, Kurumun, 506 sayılı yasanın 79. ve 80. maddelerine istinaden tahakkuk etmiş prim alacaklarının tahsilinde zamanaşımının 10 yıl olduğunu, her bir ayın priminin takip eden ay sonu itibariyle muaccel hale geldiğinden ve bu tarihten itibaren 10 yıllık süre içerisinde takibe geçildiğinden ve dosyada zamanaşımını kesen işlemler mevcut olduğundan dava konusu olayda zamanaşımının söz konusu olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davanın kabulü ile ;
A-Davacıya 1999/00837, 1999/001347, 1999/004285, 1999/004971, 1999/007914 takip nolu dosyalardaki sigorta prim borçlarına ilişkin ödeme emirleri ile 1999/001389 takip no.lu dosyadaki idari para cezasına ilişkin ödeme emirlerinin zaman aşımı nedeniyle iptaline” karar verilmiştir.
İstinaf kanun yoluna başvuran davalı Kurum vekili, Kurumun 506 sayılı Yasanın 79. ve 80. maddelerine istinaden tahakkuk etmiş prim alacaklarının tahsilinde zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğunu, her bir ayın primi takip eden ay sonu itibari ile muaccel hale geldiğinden ve bu tarihten itibaren 10 yıllık süre içerisinde takibe geçildiğinden ve dosyada zaman aşımını kesen işlemler mevcut olduğundan dava konusu olayda zaman aşımının söz konusu olmadığını, Kurum işlemlerinin yasal mevzuata uygun olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
"Aydın 1. İş Mahkemesinden verilen 25/02/2020 tarih, 2019/54 Esas ve 2020/69 Karar sayılı kararının yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353-(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı kurum vekili, davanın reddi gerektiğini beyanla, davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI
İnceleme konusu dosyada; davacıya, dava dışı ... ... Teks. Konf. San. Ve Tic. A.Ş’nin 1997/1-1999/7 arasındaki prim ve idari para cezaları nedeniyle 6 adet ödeme emrinin 11.04.2019 tarihinde tebliğ edildiği,davacının, anılan dava dışı şirketin 20.05.1996-10.08.1999 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olduğu, bu dönemde,şirketi müştereken atacağı imza ile temsile yetkili kılındığı,, davanın 18.04.2019 tarihinde açıldığı, idari para cezaları ile ilgili olarak başlatılan hukuki prosedür araştırılmaksızın mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
1)Tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanunun 35, mükerrer 35, mülga 506 sayılı Kanunun 80. ve bazı maddeleri dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinde düzenlenmiştir.
506 sayılı Kanunun 80/12 maddesi,“Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüş, 5510 sayılı Kanunun 88/20 maddesi de bazı farklar dışında anılan maddeye paralel düzenleme getirmiş olup,
“Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüştür.
Somut olaya dönüldüğünde eldeki davada prim borçlarına ilişkin 1999/00837,1999/001347 ,1999/004285, 1999/004971, 1999/007914 takip no.lu ödeme emirleri yönünden,davanın kabulüne ilişkin mahkeme kararı isabetli olup,ne var ki,idari para cezalarına ilişkin 1999/001389 takip nolu ödeme emiri bakımından davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 140. maddesi olup gerek anılan maddede, gerekse 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesinde, işverenin kanunla düzenlenen yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde idari para cezası ile sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
Ancak, idari para cezası, neticede bir cezai yaptırım olup, cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen idari para cezasından, temsil ve ilzama yetkili kişi sıfatı ile hareket edenlerin şahsen sorumlu tutulamayacağı belirgindir.
Hal böyle olunca, öncelikle, Kurum tarafından bizzat davacıya yönelik düzenlenen idari para cezası kararı bulunup bulunmadığı araştırılarak, varlığı halinde, 506 sayılı Kanunun 140. maddesi hükmü gözetilerek uyuşmazlık çözüme kavuşturulmalıdır.
“Kurumca verilecek idari para cezaları” başlığını taşıyan 140’ıncı madde, idari para cezaları, cezayı uygulayacak makam, cezaya itiraz ve itirazı inceleyecek merci ile itiraz üzerine verilen karara karşı ilgililerce başvurulacak yargı yolu ve zamanaşımı konusunda düzenleme içermektedir.
İdari para cezasına karşı fiilin işlendiği tarihteki yasal düzenlemeye göre süresi içinde Kuruma itiraz edilmemesi veya itirazın reddine karar verilmesi halinde yine süresi içinde ilgili Mahkemeye dava açılmaması ya da ilgili Mahkemece itirazın reddine karar verilmesi hallerinde idari para cezası kesinleşir ve Kurum alacağına dönüşür. Kesinleşen idari para cezasına karşı İş Mahkemesinde menfi tespit ve itiraz davası açılamaz.
Eldeki davada, Mahkemece, davacıya yönelik düzenlenen idari para cezalarının varlığı halinde, yukarıda açıklanan prosedür çerçevesinde, 506 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca başlatılmış prosedürün bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varlığı saptandığında idari para cezasının kesinleşmesi olgusu bekletici sorun yapılarak idari para cezalarının kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, yapılacak araştırma sonucu, davacıya yönelik düzenlenen idari para cezası kararının bulunmadığının belirlenmesi halinde ise, cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen idari para cezasından davacının şahsen sorumlu olmayacağı gözetilerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/9771, K. 2022/12328, 12 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama