KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/9788 E., 2022/12897 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2022
Karar Metni
877 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın davalı Şirket ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi
I-İSTEM
Davacı 01.01.2007-01.06.2012 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı ...Tur. San. Ve Tic. A.Ş. vekili, hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacının 01/06/2012 tarihinden önce davalı ile herhangi bir işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. ... Başkanlığı vekili, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, Kurum kayıtları resmi ve yazılı belge niteliğinde olup aksinin aynı nitelikte belgelerle ispatlanması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
MAHKEME KARARLARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi, davanın kısmen kabulüne, davacının 01/01/2007-06/12/2010 ve 01/02/2011-30/05/2012 tarihleri arasında ... sicil numaralı iş yerinde çalıştığının tespitine karar verildi.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
... Bölge Adliye Mahkemesi, Davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; Nazilli 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nden verilen 25/09/2019 tarih, 2016/302 Esas ve 2019/378 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 hükmü gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının davalı işverene ait, ... sicil numaralı i Kuruma bildirimi yapılan sürelere ek olarak, dönemin asgari ücreti ile, 01/01/2007-06/12/2010 arası dönemde 1.415 gün ve 01/01/2012-31/05/2012 arası dönemde 150 gün, hizmet sözleşmesine bağlı olarak çalışmasının bulunduğunun, bu sürelerin kuruma bildirilmediğinin tespitine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verildi.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı vekili, hak düşürücü sürenin dolduğunu, ... doğrudan husumet yönlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının işe giriş tarihi 01/06/2012 olup bu tarihten önce herhangi bir çalışma kaydı bulunmadığını, davacının iddiasının aksine işyerinin hiçbir zaman kapatılmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili, davacının iddialarının zamanaşımına uğradığını, dava konusu yapılan dönem içinde kesintisiz çalışma yapıldığı iddiasının ispatlanamadığını, bilirkişi raporu aldırılmadan hüküm kurulduğunu, hüküm fıkrasının 4 nolu bendinde davacı lehine hükmolunan vekalet ücretinin diğer davalıdan alınması yönünde karar verilmesi gerektiğini beyanla eksik araştırma ve inceleme ile verilen ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı kanunun 79/10 maddesi ile 5510 sayılı kanunun 86/9 maddesidir.
506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur.
Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.
Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır.
506 sayılı Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir.
Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.
Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde. Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
İnceleme konusu davada; Davacı 01.01.2007-01.06.2012 tarihleri arasında çalıştığının tespitini talep etmiş, davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının 01.01.2007-06.12.2010 ve 01.01.2012-31.05.2012 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Somut dosyada; mahkemenin 01.01.2012-31.05.2012 tarihleri arasındaki döneme yönelik kabul kararı yerinde ise de, davanın 21.06.2016 tarihinde açıldığı gözetildiğinde 01.01.2007-06.12.2010 tarihleri arasındaki döneme yönelik istemin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı irdelenmek suretiyle sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular göz önünde bulundurulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/9788, K. 2022/12897, 20 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama