KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/994 E., 2022/10887 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2022
- Mahkemesi
- ... Anadolu 19. İş Mahkemesi
Karar Metni
1.812 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
Asıl ve birleşen davalar, 19.09.2011 tarihinde meydana gelen iş kazasında yaralanan ve sonrasında vefat eden sigortalıya yapılan tedavi masrafı ve hak sahiplerine bağlanan gelirler nedeniyle oluşan kurum zararının rücuan tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; ilk derece mahkemesince ilâmda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı Kurum ve davalılardan ...- ...- ... Döküm Sanayi ve Mümessillik Ltd. Şti., ... ile ... Kimya Depolama Paz. Nak. Tar. Gıda San. Tic. Ltd. Şti vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince; davacı ve davalıların istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın davacı Kurum ve davalılardan ...- ...- ... Döküm Sanayi ve Mümessillik Ltd. Şti. ile ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi ve de davalı ...- ...- ... Döküm Sanayi ve Mümessillik Ltd.
Şti. ile ... tarafından duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek temyiz istemlerinin süresinde olduğu, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20/09/2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalılar adına Av. ... ile davacı SGK Başkanlığı adına Av. ... geldiler. Diğer davalılar adına gelen olmadı.
Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı kurum vekili dava dilekçesi ile müvekkil kurum Tuzla Sigorta Müdürlüğü'nde işlem gören ... Kimya Şirketine ait işyeri işçilerinden ...’ın geçirmiş olduğu iş kazası sonucu vefat ettiğini geride kalan hak sahiplerine ilk peşin sermaye değerli 173.172,04 TL gelir bağlandığını, 86.612,50 TL tedavi masrafı sarf edilmiş olduğunu, bu miktarlarda kurum zararı gerçekleştiğini, olaya ilişkin müfettiş raporunda davalıların olayın gerçekleşmesinde kusurlu olduğu tespit edildiği, tüm bu sebeplerden dolayı şimdilik kurum zararının fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla 25.978,45 TL nin onay, tediye ve sarf tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleri, yargılama giderleri ve ücreti vekaletle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunmuş, meydana gelen kazada işveren davalıların herhangi bir kusur ve sorumluluğunun olmadığını belirterek davanın reddini talep etmişlerdir.
II-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davacı kurum, davalı işyerinde çalışan sigortalısının geçirdiği iş kazası nedeniyle vefatı sonucu sigortalının geride kalan hak sahiplerine kaza nedeniyle yapmış olduğu ödemeleri davalıların kusuru oranında rücu edebileceğinden itibar edilen kusur heyet raporundaki davalı ... ... Şirketinin %75, davalı ...'ın %5 ve davalı ...
Kimya Şirketinin %20 kusurları oranında olmak üzere toplamda bu davalıların %100 kusuru nispetinde davacının yapmış olduğu ödemeleri bu davalılardan talep hakkı bulunduğundan ve yapmış olduğu bu ödemeleri ispatlandığından itibar edilen hesap bilirkişisi raporundaki hesaplama doğrultusunda belirtilen davalılara karşı açılan davanın kabulüne karar verilmiş, itibar edilen kusur bilirkişi heyeti raporuna göre diğer davalılar ..., ..., ... (...) ve ...'in meydana gelen olayda herhangi bir kusur ve sorumluluklarının bulunmadığı anlaşılmakla bu davalılar yönünden açılan davanın reddine karar verilip gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar ..., ..., ... (...) ve ...'e karşı açılan davanın reddine,
2-Davalılar ... Kimya...Ltd. Şti., ... ...... Ltd. Şti. ve ...'a karşı açılan davanın kabulüne, 86.586,02 TL bağlanan gelirin onay tarihi olan 22/05/2012 tarihinden itibaren, 215,50 TL tedavi giderlerinin sarf tarihi olan 19/09/2011 tarihinden itibaren, 86.397,01 TL tedavi giderlerinin saf tarihi olan 20/09/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Kimya...Ltd. Şti., ... ...... Ltd. Şti. ve ...'dan müştereken ve mütesilsilen alınarak, davacıya verilmesine,
17.317,20TL bağlanan gelirin ise onay tarihi olan 22/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte münferiden davalı ... Kimya...Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine, dair karar vermiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Bölge Adliye Mahkemesince, Dosyadaki yazılara, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine ve HMK 355. maddesi gereğince istinaf incelemesinin kamu düzenine aykırılık halleri hariç istinaf dilekçesinde belirtilen sebeple sınırlı olarak yapılabileceğinin anlaşılmasına göre usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan hükme yönelik taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı Kurum vekili; davalıların tümünün sorumlu olduğunu, Kurumun rücu alacağının sigortalı ve hak sahibinin işverinden isteyebileceği miktarla sınırlı olacağı ibaresinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Davalılar ... Alüminyum Döküm San ve Müh. Ltd. Şti ve ... vekili; Müvekkillerine verilen kusur oranın fahiş olduğunu, ... Kimya tarafından gerekli ekipmanların verilmediğini, ... Kimya'nın asli kusurlu olduğunu, diğer davalıların açık kusurunun bulunmasına rağmen davanın reddedilmesinin yerinde olmadığını, ... Anadolu 2. İş Mahkemesi'nin 2012/743 Esas sayılı dosyasında diğer davalılara da kusur verildiğini, ... Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/240 Esas, sayılı dosyasında da diğer davalılara kusur verildiğini, eksik ve hatalı inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Davalılardan ... ise, esasen kendisinin olayda kusurunun bulunmadığını, olay yerinde dahi olmadığını buna göre kendisinin sorumlu olamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Davacı Kurum, 19.09.2011 tarihinde meydana gelen iş kazasında vefat eden sigortalısının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan tedavi giderleri nedeniyle oluşan kurum zararının tahsili istemli eldeki davayı açmış olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanununun 21. maddesi ile birlikte 76. maddesinin dördüncü son fıkrasıdır.
5510 sayılı Kanun'un “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile işveren davalının, Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür.
Diğer taraftan 510 sayılı Yasanın 76/4 fıkrasında "iş kazası ve meslek hastalığı işverenin kasdı veya genel sağlık sigortalısının iş sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi sonucu olmuşsa kurumca yapılan sağlık hizmeti giderleri işverene tazmin ettirilir. İşverenin sorumluluğunda kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır" hükmü mevcuttur. Anılan madde ile de aynı şekilde işverenin, Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür.
Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir.
Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile birlikte iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Anılan Kanunlarda. İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler.
İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar, denilmekte, böylece, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır;
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) ortak Komisyonunda işçi sağlığının esasları: Bütün işkollarında işçinin fiziksel, ruhsal ve sosyo-ekonomik bakımdan sağlığını en üst düzeye çıkarmak ve bunun devamını sağlamak; çalışma şartları ve kullanılan zararlı maddeler nedeni ile işçi sağlığının bozulmasını engellemek; her işçiyi kendi fiziksel ve ruhsal yapısına uygun işte çalıştırmak; özet olarak işin işçiye ve işçinin işe uyumunu sağlamak olarak tanımlanmaktadır. Belirlenen amaçlara ulaşmak, dolayısıyla iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek temel sorumluluktur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2006 gün ve E: 2006/10-696, K: 2006/704 sayılı kararı).
Bu yasal düzenlemeler uyarınca iş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; maddi olayın özellikleri dikkate alınarak, ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Belirtilmelidir ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hâkimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir.
Bu nedenle, hukuk hâkiminin, ceza hâkiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkûmiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. Kemal Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, ...
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45-61 ) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.02.2012 gün 2011/19–639 Esas, 2012/30 Kararı; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün ve 2009/4–13 Esas, 2009/12 Karar; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.04.2010 gün ve 2010/2–76 Esas, 2010/77 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere düşme, takipsizlik, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar kesinleşmiş mahkûmiyet kararları olarak kabul edilemeyecektir.
Diğer taraftan, tarafları ve konusu farklı olan sigortalının açtığı tazminat dosyasında verilen karar, rücuan tazminat davalarında kesin hüküm teşkil etmez. Dolayısıyla o dosyada alınan kusur raporu da eldeki davada kesin delil teşkil etmeyecektir. Şayet, kesinleşmiş ise ancak, güçlü delil teşkil edebilir. Nitekim bu husus, Yargıtay'ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır.
Eldeki davada ise, yukarıdaki hukuki ve maddi açıklamalar doğrultusunda öncelikle meydana gelen olay ile ilgili olarak maddi olgu tespiti bakımından ceza davasında davalılar 1-..., 2-..., 3-..., 4-...’un cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; söz konusu karar Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2020/1229 Esas, 2021/1716 Karar sayılı, 17.02.2021 tarihli ilamı ile sanık ... ve ...’in asli kusurları ve sanık ...’ın tali kusuru ile üç kişinin ölümünden sorumlu oldukları somut olayda, sanıklar hakkında, tayin edilen temel cezanın makul miktarda arttırılarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeyerek,
yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar hakkında eksik cezaya hükmolunmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek yeniden karar verilmek üzere bozulmuş olduğu ve sanıklardan İhan erkul’un da yargılama esnasında vefatı nedeniyle davanın düşmesine dair karar verildiği anlaşılmakta olup, bozma ilamı kapsamında ceza mahkemesi kararınca mahkûmiyet kararının verilip verilmediğinin belirlenmesi ile mahkûm olan sanıkların kusur durumlarını da irdeleyen yeni bir kusur raporu aldırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum ve davalılardan ...- ...- ... Döküm Sanayi ve Mümessillik Ltd. Şti., ..., vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/994, K. 2022/10887, 20 Eylül 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama