KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/10505 E., 2023/10624 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1540 E., 2023/1359 K.
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- ... 4. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/137 E., 2020/293 K.
Karar Metni
1.933 kelime·10 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; bir kısım davacılar tarafından muris...'nın MEB'e bağlı ...Kasabası İlköğretim Okulunda hizmetli olarak 1994 yılının Eylül ayından 2007 yılının Haziran ayına kadar çalışmış olması nedeniyle Bozkır Asliye (İş) Hukuk Mahkemesinde hizmet tespiti davası açıldığını, ...
Bozkır ASHM'nin 2014/393 esas 2016/323 karar sayılı kararına istinaden...'ya 15.09.1994-30.12.2000 tarihleri arasında hizmet verildiğini, bu tarihler arasında 12.506,58 TL asıl 116.696,28 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 129.202,86 TL prim borcu tahakkuk ettirildiğini, Meram SGM'nin 07.01.2019 tarihli ve E.270879 sayılı yazısı ile müvekkili idareye borç bildirim belgesi gönderildiğini, müvekkili idarenin borca itiraz ettiğini, davalı Kurumun 30.01.2019 tarihli ve E.1665414 sayılı yazısı ile itirazı reddettiğini, Kurumun talep ettiği prim borcunun zamanaşımına uğradığını, bu nedenle iptali gerektiğini,
bu sebeplerle talep edilen 129.202,86 TL prim borcu ile 30.01.2019 tarihli E.1665414 sayılı ret işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurumca yapılan işlemlerin usul ve Kanun'a uygun olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya münderacatına göre; taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı Kurumun talep ettiği 129.2020,86 TL prim borcunun ve 30.01.2019 tarihli E.1665414 sayılı ret işleminin iptaline ilişkindir.
Bozkır Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 201/393 E.-2017/156 K. sayılı kararı ile dava dışı...'nın 2001-2007 yılları arası hizmetinin tespit edildiği, davalı Kurum tarafından söz konusu dönemler için prim ve gecikme zammı borcu tahakkuk edildiği anlaşılmaktadır.
506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinde 3917 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda zamanaşımı süresi bakımından,
08.12.1993 tarihi ve sonrasına ilişkin prim ve gecikme zammı borcu yönünden, 6183 sayılı Kanun'un “Tahsil zamanaşımı” başlığını taşıyan 102 nci ve ardından gelen maddeleri uygulanacaktır. Anılan madde hükmüne göre, zamanaşımı süresi beş yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı da alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşı olarak belirlenmiştir.
06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanun ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılarak 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin beşinci fıkrasında değişiklik yapılıp, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun'un 51 inci maddesiyle birlikte 102 nci maddesinin de uygulanmayacağı hükme bağlanarak 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki duruma dönülmüştür.
Sonuç olarak, davalı Kurum tarafından borç tahakkuk ettirilen dönemin 2001-2007 yılları arası olduğu, 06.07.2004 yılına kadar geçen dönem yönünden zamanaşımı süresi beş yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı da alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşı olduğu, bu dönem yönünden borcun 31.12.2009 tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığı, 06.07.2004 tarihinden sonraki dönem yönünden ise Türk Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesinde öngörülen on yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamanaşımının başlangıç tarihi, anılan Kanun'un 128 inci maddesi hükmü gereğince alacağın muaccel olduğu tarih olduğu ve bu dönem yönünden de borcun 31.05.2017 tarihi itibariyle zamanaşımına uğramış olduğu..." gerekçeleriyle;
"Davanın kabulüne, Bozkır Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/393 Esas 2017/156 Karar sayılı kararına istinaden davacı aleyhine tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammı nedeniyle davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, aksine Kurum işleminin iptaline" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davalı SGK Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
5510 sayılı Kanun'un 93 üncü maddesi ile zamanaşımı süresi ile ilgili olarak özel bir düzenleme getirildiği, Kurumun prim ve diğer alacaklarının on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu,işveren tarafından Kuruma bildirilmeyen hizmetlere bağlı prim borçlarının 10 yıllık zamanaşımı süresinin, mahkeme ilamının kesinleşmesiyle başlayacağı,5510 sayılı Kanun'un 93/2 nci maddesi gereği zamanaşımı iddialarının bertaraf edildiği,
bu durumun Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği, Kurum alacağı için uygulanacak Kanun ve zamanaşımı başlangıç süresinin hizmet tespiti kararının kesinleştiği Yargıtay’ın onama ilam tarihine karşılık geldiği gerekçeleriyle, yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " 01.10.2008 tarihinden önceki dönemlere ait hizmet sürelerine ilişkin prim alacakları yönünden zamanaşımı süresi ve başlangıcının, primlerin ait oldukları (muaccel oldukları) dönemde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, 01.01.2001-31.05.2007 tarihleri arasındaki döneme ilişkin prim alacaklarının 5 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde, davalı Kurum alacağının zamanaşımına uğradığı,
sonuç olarak yerel mahkeme kararının usul ve Kanun'a uygun olduğu" gerekçelerine dayalı olarak "Davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Daval SGK Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 88 inci ve 93 üncü maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı SGK Başkanlığı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'nın oyları ve oyçokluğuyla
01.11.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Kesinleşen hizmet tespiti davasında tespitine karar verilen hizmet süreleri için Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından tahakkuk ettirilip tebliğ edilen prim borç ve ferilerinin iptali istemli davada, Mahkemece 5510 sayılı Kanun'un 93/2 nci maddesi kapsamında borcun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile davanın kabulüne verilmiş; Sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda primlerin ait olduğu ayı takip eden ay itibariyle zamanaşımının başlayacağı buna göre zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair kararın onanmasına karar verilmiştir. Aşağıdaki gerekçele ile Sayın çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.
Sosyal Güvenlik hukukunun kapsamı, Kurumu'nun prim alacağının hukuki niteliği, uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak yasa hükümleri, zamanaşımının başlangıç tarihinin hangi tarih olacağı noktasında Sayın çoğunlukla görüş ayrılığına düşülmüştür. Sayın çoğunluk mahkemenin davanın reddine dair kararını kanunların geriye yürümeyeceği ilkesinden hareketle oluşturmuş; 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesindeki düzenleme kapsamında prim borcunun ait olduğu ayı takip eden ayın sonunda muaccel hale geleceğinden bahisle zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başlayarak dava konusu prim alacağının zamanaşımına uğradığının kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle sosyal güvenlik hukukunun, kamu hukuku mu, yoksa özel hukuk alanına mı girdiği ve primin hukuki niteliğinin ne olduğu hususlarının tespit edilmesi gerekmektedir.
Sosyal güvenlik hukuku çerçevesinde oluşturulan sigortalılık ilişkisi bir kamu hukuku ilişkisidir. Bu ilişki yasa gereği kendiliğinden meydana gelir. Sigortalı olma yükümü sigortalının iradesinden bağımsızdır. Yasanın emredici kuralı doğrultusunda ortaya çıkar. Sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden kaçınılmaz. İşverenin sigortalıları bildirmek, primleri ödemek gibi kaçınamayacağı yükümlülükleri vardır.
Bu nedenle sigortalı-işveren-Kurum arasında kamu hukukundan kaynaklanan bir ilişki söz konusudur. Kamu hukuku içinde yer alan sosyal güvenlik hukuku, bir kamu hizmetinin yürütümünü düzenlediği için aynı zamanda “ idare hukukunun da” bir parçasıdır. Özel hukukla bağını sınırlı olarak korumuştur. Kendi kamu hukukundan kaynaklanan yapısına uygun medeni ve borçlar hukuku ilkelerinden de yararlanmaktadır.
Prim, sosyal sigortaların temeli olup;çeşitli sosyal risklere karşı bireylerin ekonomik açıdan güvenliğini karşılama amacıyla alınmaktadır. Sosyal risklerin gerçekleşmesi halinde sigortalıya yapılacak yardımların karşılığı olmak üzere, zorunlu olarak sigortalı adına ve hesabına Sosyal Güvenlik Kurumu'na ödenen işçi, işveren ve devlet katkısından oluşan parasal bir kaynaktır.
Primin hukuki niteliği üzerinde öğretide farklı görüşler bulunmaktadır. ...sigortalıdan kesilen hisse nedeniyle primin “geriye bırakılmış ücret” olduğunu ifade ederken, ... ve ...; primlerin zorunlu oluşu, matrahının ve oranının kanunlarla belirlenmesi, tahsilinin kamu yaptırımları ile denetlenmesi, kamusal hizmet niteliğindeki sosyal sosyal sigorta edimlerinin finansmanına tahsis edilmesi nedeniyle primler “vergi” veya “vergi benzeri” ödeme sayılacağı, ... ise;
vergi ve primlerin genel bütçedeki konumlarına göre primin bütçe dışı gelir olması nedeniyle vergi yada ücret gibi belirli bir hukuki müesseseye bağlanmayan “kamu hukukuna dayalı kendine özgü bir müessese” olarak tanımlamıştır.
Bu tanımlardan hareketle primlerin zorunlu oluşu, matrah ve oranlarının kanunlarca belirlenmesi, tahsilinin kamusal yaptırımlara bağlanması kamu alacaklarının tahsiline yönelik 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsil edilmesi karşısında, kamusal nitelikte bir alacak olduğu açıktır. Bu nedenle tahakkuk ve tahsilinde kamu hukukuna ait hüküm ve ilkeler uygulanacaktır. Özel hukuk borç ilişkilerini düzenleyen Borçlar Kanunu'nun “muacceliyet hükümlerinin” bu uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmamaktadır.
Prim alacaklısı Sosyal Güvenlik Kurumu, prim alacağından ne zaman haberdar olmuş ise alacağını isteme hak ve yetkisine o zaman kavuşacaktır. Kurumun haberdar olmadığı bir alacağını istemesini ve tahsil etmesini beklemek ve bu sürede zamanaşımı süresini işletmek hukuk mantığına aykırıdır. 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinde düzenlenen süre, Kuruma bildirilen haberdar olunan prim alacakları için geçerli bir süredir.
Kurumun haberdar olmadığı bir alacağın zamanaşımı süresinin hangi tarihte başlayacağına dair 506 sayılı Kanun'da bir düzenleme mevcut değildir. Ancak kamu hukukunun alacakların tahsiline ilişkin ilkeleri ile çözüme kavuşturulmaları gerekmektedir. Tıpkı vergi hukukunda kabul edilen, tahakkuk ve tahsil için ayrı zamanaşımı süreleri prim alacağı içinde geçerlidir.
Vergi alacağı, vergi doğuran olayın idare tarafından öğrenilmesinden itibaren tahakkuk ettirilmekte, bu tahakkuktan sonra tahsil zamanaşımına tabi olmaktadır. Bu özellik, alacağın kamu alacağı niteliğinden kaynaklanmaktadır. Nitekim 5510 sayılı Kanun'un 93/2 nci maddesinde kanun koyucu tarafından aynı kamu hukuku ilkeleri gözetilerek “Kurumun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak on yıllık zamanaşımına tabidir.
Kurumun prim ve diğer alacakları; mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise mahkeme kararının kesinleşme tarihinden, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden doğmuş ise rapor tarihinden, kamu idarelerinin denetim elamanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden doğmuş ise bu soruşturma, denetim ve inceleme ve inceleme sonuçlarının Kuruma intikal ettiği tarihten veya bankalar döner sermayeli kuruluşlar,
kamu idareleri ile kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden doğmuş ise bilgi ve belgenin Kuruma intikal ettiği tarihten itibaren zamanaşımı on yıl olarak uygulanır. Bu alacaklar için 89 uncu madde gereğince hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı 88 inci maddede belirtilen ödeme süresinin son gününü takip eden günden itibaren uygulanır” düzenlemesini getirilmiştir.
506 sayılı Kanunu'nun 80 inci maddesinde düzenlenen prim alacağı ile 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesindeki prim alacağı aynı alacaktır. Hukuki nitelikçe aralarında bir fark yoktur. Her ikisi de kamu alacağıdır. Bu kamu alacağının zamanaşımına esas alınan başlangıç tarihinin ne zaman başlayacağı hangi ilkelerin uygulanacağı kanun koyucu tarafından 93/2 maddesinde açıklanmış, izah edilmiştir.
Bu düzenleme “olanının açıklanması, malum ilkelerin ilanı niteliğinde” olup yeni bir ilke yeni bir düzenleme getirmemiştir. Uygulayıcının buradan hareketle açık düzenleme bulunmayan ancak içtihatlarla bu kanuni düzenlemedeki gibi uygulama yapılan 506 sayılı Kanun dönemindeki Kurum alacakları içinde kamu hukukunun bu ilkelerini uygulayarak sonuca gitmesi gerekmektedir. Yoksa kanunun geriye yürütülmesi gibi bir sorun bulunmamaktadır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/10505, K. 2023/10624, 1 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama