KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/1058 E., 2023/1848 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2023
Karar Metni
1.196 kelime·6 dk okuma·13 bölüm
...
MAHKEMESİ
İş Mahkemesi
SAYISI
2014/417 E., 2022/186 K. ... KARAR : Ret
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın, davacı vekili tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kurum tarafından müvekkilinin emekli aylığının 2005 yılı 7 ve 8 inci aylarında dava dışı .. şirketindeki çalışmasının fiili olmadığından bahisle ve Bağ-Kur'dan sonra 1260 gün prim ödeme şartı yerine gelmediğinden bahisle kesildiğini, kurumun ayrıcı Korkuteli İcra Dairesinden başlattığı icra takibi ile, bugüne dek ödemiş olduğu emekli aylıklarının tahsilini talep ettiğini, müvekkilinin sözkonusu şirkette fiili çalışmasının olduğunu, yapılan işlemin hatalı olduğunu, ... şirketinin sonraki tarihlerde kapanış bildirimi vermemesinden kaynaklandığından bahisle, kurum işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya yapılan işlemin hukuka aykırı olmadığını, davacının bahsi geçen dönemde fiili çalışmasının olmadığını, buna ilişkin raporun dosyaya ibraz edildiğini beyanla, yersiz açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemesinin 04.02.2013 tarihli ve 2012/200 Esas 2013/77 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 28.04.2014 tarih ve 2013/8401 Esas 2014/9192 Karar sayılı kararında; dava konusu dönemde dava dışı işverenin Kurum nezdindeki tüm dönem bordroları celp edilerek, Kurumca sigortalılığı iptal edilmeyen ve dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu işverenler veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler titizlikle araştırılarak belirlenmeli, belirlenen tanıkların bilgi ve görgülerine başvurulması, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde;
iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak eylemli çalışma olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği tüm açıklığıyla belirlenmesi, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuca göre başlangıçtan itibaren tahsis şartlarının varlığı irdelenerek bir karar verilmesi
gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemesinin 18.03.2022 tarih ve 2014/417 Esas 2022/186 Karar sayılı kararı ile, Korkuteli Belediye Başkanlığı ile ... İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün cevabi yazıları ve dinlenen komşu iş yeri kamu tanıkları ve Mahkememizce davaya konu iş yerinden hizmeti bildirilen ve resen tespit edilen tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı tanıklarının soyut beyanlarına itibar edilmediği, davacının davaya konu iş yerinden bildirilen hizmetlerinin fiili olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, mahkemece bozma doğrultusunda araştırma yapılmadığı, bozma gereklerini yerine getirilmediğini, tanık beyanlarında davacının dava dışı şirkette fiilen çalıştığının doğrulandığını, tanık beyanlarının hatalı değerlendirildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının, 01.07.2005-31.08.2005 tarihleri arasında dava dışı işveren yanındaki 60 günlük çalışmalarının fiili olduğunun tespiti ile aksine kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde genel bir tanım yapılarak, bir hizmet akdine (iş sözleşmesine) dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların bu Kanuna göre “sigortalı” sayılacağı belirtildikten sonra,
3 üncü maddesinde bu Kanunun uygulanmasında sigortalı sayılmayacak kimseler ile bazı sigorta kollarının uygulanmayacağı kimseler açıklanmış, 4 üncü maddesinde, bu Kanunun uygulanmasında 2 nci maddede belirtilen sigortalıları çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler “işveren” olarak tarif edilmiş, 6 ncı maddede de, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olacakları hüküm altına alınmıştır.
Anılan Kanun kapsamında sigortalı sayılmanın koşulları; iş sözleşmesine göre çalışma, sözleşmede öngörülen edimin (hizmetin) işverene ait işyerinde veya işyerinden sayılan yerlerde görülmesi, 3 üncü maddede belirtilen “sigortalı sayılmayan” kişilerden olunmamasıdır. Bununla birlikte iş sözleşmesi, pozitif hukukumuzda Borçlar Kanunu'nun 313 – 354 üncü maddelerinde düzenlenmiştir.
Buna göre, sözleşme; işçinin belirli veya belirsiz bir zaman süresince hizmet görmeyi, iş sahibinin de kendisine ücret ödemeyi taahhüt ettiği bir akit olarak tanımlanmış, aksine hüküm bulunmadıkça, sözleşmenin özel şekle tabi olmadığı belirtilmiş, ücretin, zaman itibarıyla olmayıp yapılan işe göre verilmesi durumunda da işçinin belirli veya belirsiz bir zaman için alınmış veya çalışmış olduğu sürece akdin “parça üzerine hizmet” veya “götürü hizmet” adı altında varlığını koruduğu açıklanmıştır.
Belirtilmelidir ki, “ücret” unsuruna her ne kadar tanımda ve iş sahibinin borçları belirtilirken yer verilmiş ise de, 506 sayılı Kanun'un sistematiği ve diğer maddelerinin düzenleniş şekline göre, anılan unsurun sigortalı niteliğini kazanabilmek için zorunlu olmadığının kabulü gerekir. Baskın olan bilimsel ve yargısal görüşlere göre, iş sözleşmesinin ayırt edici ve belirleyici özelliği, “zaman” ile “bağımlılık” unsurlarıdır.
Zaman unsuru, çalışanın iş gücünü belirli veya belirsiz bir süre içinde işveren veya vekilinin buyruğunda bulundurmasını kapsamaktadır ve anılan sürede buyruk ve denetim altında (bağımlılık) edim yerine getirilmektedir. Bağımlılık ise, her an ve durumda çalışanı denetleme veya buyruğuna göre edimini yaptırma olanağını işverene tanıyan, çalışanın edimi ile ilgili buyruklar dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte bir bağımlılıktır.
İş sözleşmesinde çalışan, emeğini iş sahibinin emrine hazır bulundurmaktadır ve ücret, yapılan faaliyetin karşılığı olarak ödenmektedir.
Bu yasal düzenlemeler çerçevesinde, olağan olarak sigortalılık niteliği, 506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Bu maddelerde açıkça belirtildiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Fiili çalışma saptanmadıkça, sadece hizmet akdine dayanılması halinde sigortalılık söz konusu olamaz.
3. Değerlendirme 1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, bozma sonrasında yeni tanıkların yeterince dinlenilmediği yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı anlaşımaktadır.
2. Mahkemece, bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu gözetilerek, bu çerçevede, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurularak, yöntemince inceleme ve araştırma yapılmalı, davacının beyanı alınarak, işyerinde nasıl çalıştığı, kimlerle çalıştığı, ürünlerin tesliminin kimlere yapıldığı, kimlere satıldığı sorularak,
buna ilişkin belgeler de celbedilip üzerinde isim ve imzası bulunan şahıslar tespit edilerek dinlenilmeli, ayrıca işyeri abonelik bilgileri, kira sözleşmeleri celbedilmeli, tapuda kimin adına kayıtlı olduğu tespit edilip dinlenilmeli, Kurumca sigortalılığı iptal edilmeyen ve dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu işverenler veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler ile binada kapıcı vs. olarak görev yapanlar titizlikle araştırılarak belirlenmeli, belirlenen tanıkların bilgi ve görgülerine başvurulmalı,
yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde; iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak eylemli çalışma olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği tüm açıklığıyla belirlenmeli, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuca göre başlangıçtan itibaren tahsis şartlarının varlığı irdelenerek bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
Peşin yatırılan temyiz giderinin istek halinde ilgiliye iadesine,
...
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/1058, K. 2023/1848, 1 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama