KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/10652 E., 2024/12223 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2891 E., 2023/1338 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 37. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/191 E., 2022/221 K.
Karar Metni
1.934 kelime·10 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki prime esas kazancın tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum ve davalı işveren vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Eylül 2002 den 30.06.2011 dönemi davalıya ait ... gazetesinin Ankara bürosunda spor ve foto muhabiri olarak çalıştığı, ücretlerin bankadan ödendiği, SSK bildirimlerinin ise düşük ücretten yapıldığı iddiasıyla gerçek ücretin tespiti ve SSK primlerinin buna göre ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili hangi ücret ile çalıştığına dair beyanda bulunmamıştır. 02.03.2017 tarihli dilekçesi ile her yıl alınan ücretin ne kadar olduğunu bilmediğini, ücretlerin bankadan ödendiğini, kıdemin de bilinmediğini belirtmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; süre ve husumet itirazında bulundukları savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki, hak düşürücü süre itirazında bulundupu, davacının 04.09.2002 de muhabir olarak işe başladığı, 30.06.2011 de ibraname düzenlediği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacı taraf davacının sadece ...
Gazetesinde çalıştığını belirttiği, dosyadaki 04.09.2002 - 01.01.2005 tarihli sözleşmelerin ... gazetecilik ve yayıncılık aş ile yapıldığı ve ... gazetesi için yapıldığı anlaşıldığı, Ticaret sicil gazeteleri incelendiğinde İstanbul'da ... sicilde kayıtlı ... gazeteciler yayıncılık aş firmasının 08.03.2013 de unvan değiştirerek ... dijital dağıtım aş adını aldığı, ... gazetesi ile ilgili yapılan araştırmada ... gazetesinin 02.09.2002 de doğan yayın holding e ait davalı ... gazeteciler yayımcılık aş tarafından çıkarılmaya başlandığı, 03.05.2011 de ... gazetecilik aş ye devir edildiği,
2012 de ... dijital dağıtım aş adını aldığı yayın haklarının ise ... gazetecilik aş ye devredildiği, ... gazetesinin ise 1979 da ... gazetecilik aş tarafından çıkarılırken 1979 da ... yayın holdinge devrolduğu, 31.12.2003 de bu firmanın simge yayıncılık dağıtım aş ile birleştiği adının doğan yayıncılık gazate aş olduğu, nisan 2011 de ... ortaklığı (... gazetecilik yayıncılık aş) ye devredildiği, 2012 de ... holding in hissesini devretmesi ile firmanın ... gazetecilik aş olduğu,
yani aynı dönemde ... gazetesinin ve ... gazetesinin aynı firmaya devrolduğu ... gazetesinin 2012 de ... gazetecilik aş ye geçtiği sonuçta 2002 den itibaren ... ve ... gazetelerinin aynı grup tarafından çıkarıldığı nisan ve mayıs 2011 de her ikisinin de ... gazetecilik aş ye devredildiği,
... gazetecilik yayıncılık aş nin gazeteyi davalıdan satın alma tarihi dava döneminden sonra 2012 de gerçekleştiği, dolayısıyla dava dönemi davacının fiilen ... gazetesi yayıncısı eski unvanı ... gazeteciler aş olan firmada çalıştığı, 2008 den önce yapılan ödemeler incelendiğinde hem gazetenin sahibi davalı ... gazeteciler aş nin hem de ... medya aş nin aynı aylarda iki farklı ödeme yaptıkları, temmuz 2008 den sonra ise ... medya adına yapılan ödemelerin kalktığı, davalı tarafından yapılan ödemelerin yanına ... adı ile yine aynı şekilde aynı ay içinde farklı tarihlerde ödeme yapıldığı,
davacının fiili çalışmasının davalıya ait ... gazetesinde geçtiği, aynı gruba ait davalı dışında 2008 öncesi ... medya, temmuz 2008 sonrası ... adı ile yapılan ödemelerinde davalı dışındaki firmalara hizmet vermediği halde bu firmalarca ödeme yapılması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan ... gazetesindeki çalışması karşılığında ödemeler olarak kabul edilmesi gerektiği,
sigorta bildirimlerinde de davalı üzerinden sigorta bildirimi yapıldığına göre bu tutarların haziran 2011 hariç spek olarak kuruma bildirilmesi gereken ücretler olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya ait iş yerinde geçen çalışmaları bakımından ekim 2002 - mayıs 2003 ( dahil ) döneminde 1.395.66 TL, haziran 2003 ayında 1434,10 TL, 2003 yılı temmuz ağustos aylarında 1483,68 er TL, 2003 yılı eylül ekim kasım aylarında 1.780,41 er TL, aralık 2003 de 1.837,91 TL, 2004 yılı ocak, şubat, mart, nisan aylarında 1.674,81 er TL, 2004 yılı mayıs ayında 1.713,24 TL, 2004 yılı haziran, temmuz, ağustos aylarında 1.780,41 er TL,
2004 yılı eylül, ekim, kasım aylarında 1.290,80 er TL, 2004 yılı aralık ayında 1.376,26 TL, 2005 yılı ocak, şubat aylarında 1.214,24 er TL, 2005 yılı mart, nisan, mayıs, haziran aylarında 1.289,60 ar TL, temmuz ayında 1.330,04 TL, 2005 yılı ağustos, eylül, ekim, kasım, aralık aylarında 1.370,91 er TL, 2006 yılı ocak, şubat aylarında 1.289,60 ar TL, mart, nisan aylarında 1.990,23 er TL, mayıs ayında 1.571,53 TL, haziran ayında 1.626,96 TL, temmuz ayında 1.670,62 TL, ağustos, eylül, ekim, kasım, aralık aylarında 1.775,96 şar TL, 2007 yılı ocak, Şubat aylarında 1.794,83 er TL, mart ayında 2.209,36 TL, nisan ayında 2.209,34 TL,
mayıs ayında 2.297,26 TL, haziran, temmuz, ağustos aylarında 2.348,66 şar TL, eylül, ekim aylarında 1.755,19 ar TL, kasım ayında 1.780,78 TL, aralık ayında 1.925,13 TL, 2008 yılı ocak ayında 1.651,08 TL, şubat, mart, nisan aylarında 1.957,58 er TL, mayıs ayında 1.976,80 TL, haziran ayında 2.081,01 TL, temmuz, ağustos, eylül, ekim aylarında 2.451,93 er TL, kasım ayında 2.504,91 TL, aralık ayında 2.689,33 TL , 2009 yılının ocak, şubat, mart, nisan aylarında 2.523,98 er TL, mayıs ayında 2.674,34 TL, haziran ayında 2.683,14 TL, temmuz, ağustos, eylül aylarında 2.683,12 şer TL, ekim ayında 2.712,51 TL, kasım, aralık aylarında 2.942,92 şer TL ,
2010 yılı ocak ayında 2.526,10 TL, şubat, mart aylarında 2.896,78 er TL, nisan ayında 2.951,28 TL, mayıs, haziran, temmuz, ağustos aylarında 3.079,61 TL, eylül ayında 3.155,86 TL, ekim, kasım, aralık aylarında 3.617,29 ar TL, 2011 yılı ocak, şubat mart aylarında 3.101,90 ar TL, nisan ayında 3.187,02 TL, mayıs ayında 3.297,68 TL brüt ücret SPEK üzerinden çalıştığının tespitine, Haziran 2011 ayına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuşlar ve Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının prime esas kazancının telif makbuzları ile yapılan ödemelere göre belirlendiği, söz konusu ödemeleri yapan şirketler arasındaki bağlantının ticaret sicil kayıtları ile tespit edildiği dikkate alınarak mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; yeterli inceleme yapılmadan karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının prime esas kazançlarının eksiksiz olarak Kuruma bildirildiği, dava dışı şirketler tarafından yapılan ödemelerden davalının sorumlu tutulmasının doğru olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, prime esas kazançların tespitine ilişkindir. 1.Davacının 04.09.2002 - 31.12.2004 ve 01.01.2005 - 30.10.2011 tarihleri arasında davalı işveren tarafından süresinde çalışmaları hizmet cetvelindeki prime esas kazançlar üzerinden davalı Kuruma bildirilmiştir. Davacı, banka kanalıyla kendisine yapılan bir kısım ödemelerin prime esas kazanca yansıtılmadığı iddiasıyla söz konusu kazançların prime esas kazanca dahil edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur.
Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
3.Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli,
aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli,
bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
4.Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayıl Kanun'un 86/9. maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80. maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun.
288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde, senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de,
senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
5.Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin / kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır.
Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
6.Somut olayda; davacının banka hesap hareketleri incelendiğinde davaya konu dönemde davalı işveren kendisine bir kısım ödemeler yapıldığı, bu ödemelerin bir kısmının özellikle "telif" olarak nitelendirildiği görülmektedir.
Bu nedenle davalı işverene ait işyerinin niteliği ve faaliyet alanı nazara alındığından söz konusu ödemelerin telif ücreti olup olmadığı, bu bağlamda taraflar arasında bir iş yapımına ilişkin ayrı bir sözleşme bulunup bulunmadığı, yapılan bu ödemelerin sürekli / düzenli olup olmadığı, şirketin faaliyeti ile ilgili rutin işleri hakkında mı olduğu, ücretin nasıl belirlendiği konuları araştırılmalıdır.
Söz konusu ödemelerin ücret niteliğinde olduğunun ve taraflar arasında şirketin rutin faaliyeti ve davacının hizmet sözleşmesinin dışında bir iş yapımının söz konusu olmadığının tespiti halinde ödemelerin ancak ödeme yapılan ayın prime esas kazancına prime esas kazanç tavanına göre mal edilebileceği nazara alınarak her bir ay yönünden denetime elverişli ve infazda tereddüte neden olmayacak şekilde karar verilmelidir.
7. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/10652, K. 2024/12223, 3 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama