KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/10813 E., 2023/12574 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/3685 E., 2021/266 K.
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- ... Anadolu 25. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/312 E., 2020/781 K.
Karar Metni
827 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... Müh. İnş. Elk. ve Tem. Mad. San. Tic. Ltd. Şti.'ye ait ... Mah. Fatih Sultan Mehmet Cad. No:31/E Kartal/Îstanbul adresinde bulunan iş yerinde çalışmakta iken 24.01.2016 tarihinde yaralanmalı iş kazası geçirdiğini, davacının işe 15.01.2016 tarihinde başladığını, davalı işverenlikçe yasaya aykırı bir şekilde müvekkilinin sigorta girişinin kazanın meydana geldiği gün gerçekleştirildiğini, müvekkilinin görevinin inşaatlarda asansör montajı yapmak olduğunu, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verilmediğini, yapılan çalışmada gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmadığını, işverenin denetim ve gözetim sorumluluğunu ihmal ettiğini, müvekkilinin halen yürüyemediğini belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ve diğer iki kişi (... - ...) ile müvekkili şirketin ...
İnşaat'ın asansör kurulum işi konusunda anlaştıklarını, anlaşmanın parça başı iş olarak tabir edilen iş sözleşmesi şeklinde olduğunu, davacı ve diğer 2 kişinin asansörün kurulum işi konusunda müvekkili şirketle anlaşma yaptıklarını, işe 26.01.2016 tarihinde başlanmak üzere karar alındığını, işe başlamadan önce işçilere iş güvenliği konusunda eğitim verileceğinin bildirildiğini, iş güvenliği uzmanına da bu konuda bilgi verildiğini, ancak malzemelerin inşaatta olduğunu bilen davacı ve diğer kişilerin müvekkili şirket yetkililerine haber vermeden işe başladıklarını,
bu sırada asansör kabininde dengesini kaybederek aşağı kayarak kazanın meydana geldiğini, inşaatın müvekkile ait olmadığını, müvekkilinin inşaatın asansör kabin işini kurmak üzere inşaat sahibi ile anlaştığını ve işçiliğini davacı ve arkadaşlarına verdiğini, davacı ve arkadaşlarının haber vermeksizin Pazar günü inşaata giderek çalışmaya başladıklarını, esasında parça başına anlaşma yapıldığından iş saatleri konusunda müvekkilden bağımsız hareket ettiklerini, yasal zorunluluk gereği sigortalarının iş süresince müvekkili tarafından yapılmak durumunda olduğunu,
bu olayda da 26.01.2016 tarihinde işe başlanacak olması nedeniyle sigortasının yaptırılmadığını, ancak kaza nedeniyle zarara uğradığından sağlık vs. yardımlarından faydalanması düşüncesiyle sigortasının yaptırıldığını, davacıya eğitim verilmeden işe başlamasında müvekkilinin bir kusuru olmadığını, işe başlama tarihi olan 26.01.2016 tarihinden önce işe başlanılması nedeniyle kusurun davacıda olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili, kararın hüküm gerekçesiyle esasını oluşturan bilirkişi raporu hazırlanırken cismani zarar hesabı yapılırken kazanç kaybına ilişkin hesaplamanın "işlemiş zarar ve işleyecek zarar" olmak üzere iki bölüm halinde hesaplanması gerekirken, yerleşik içtihatlara aykırı olarak hesaplama yapılmış ve Mahkeme tarafından rapora uygun olarak hüküm kurulduğunu, kazanç araştırma yöntemlerine riayet edilmediğini, kazanç araştırma yöntemlerinin kişilerin işi uğraşı mesleği öğrenim düzeyi yaşı kıdemi, diploma ruhsatname ehliyetname, uzmanlık, kalfalık, teknisyenlik, ticaret sicili, meslek odası üyeliği,
öğrenci belgeleri vs. gibi hususların eksiksiz olarak araştırılması varsa dosyaya sunulması için Mahkemece celbinin gerektiğini, ücret bordroları, ödeme belgeleri, vergi ve sigorta primleri, yasal defter, bireysel ve toplu iş sözleşmeleri, vizite kağıtları araştırılması ve ilgili yerlerden istenilmesi iş bu belgeler gerçek kazançları yansıtmıyorlarsa nedenleri araştırılmalı ve kanıtlanmasının gerektiğini, gerekirse kamu kurumlarından araştırma yapılmasının gerektiğini, Mahkemece hükme esas olan kararın bu şekilde olmadığını,
ayrıca Ceza Mahkemesince kusura ilişkin rapor alınmış olmasına rağmen Mahkemece her iki rapor arasındaki farklılık gözetilmek suretiyle üçüncü bir bilirkişi raporu alınması gerektiğini ileri sürerek istinafa başvurmuştur.
C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava maddi ve manevi tazminat tazminat talebine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı fazladan alınan temyiz giderinin temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/10813, K. 2023/12574, 7 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama