KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/11354 E., 2023/13048 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/3376 E., 2023/2206 K.
- Karar
- Esastan red
- İlk derece mahkemesi
- ... Anadolu 21. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/249 E., 2022/445 K.
Karar Metni
1.834 kelime·9 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili ...'in davalı şirketin ... İli, Kadıköy İlçesi, ...
Mahallesinde gerçekleştirmekte olduğu konut ve inşaat projesi kapsamında söz konusu şirketler grubu nezdinde 10.05.2014 tarihinden itibaren çalışmakta olduğunu, müvekkilinin 04.07.2014 tarihinde inşaat alanının etrafının alüminyum levhalarla çevrilmesi işini yaparken şantiye şefi tarafından kendisine inşaat alanındaki bir elektrik kutusundan elektrik tedarik etmesi talimatı verildiğini, esasında müvekkilin görevi elektrik işleri olmadığını, şantiye şefinin elektrik işiyle görevli kişinin inşaat alanına öğleden sonra geleceğini söyleyerek müvekkiline elektrik kutusundan çalışma için ihtiyaç duyulan elektriğin tedarik edilmesini emrettiğini,
bu işlem sırasında elektrik akımına kapılarak ağır şekilde yaralandığını karın ve bacaklarında 2 ve 3 üncü derece yanıklar oluştuğunu müvekkilinin davalı işyerinde geçirdiği 04.07.2014 tarihli kazanın iş kazası olduğunun ve müvekkilinin maluliyet oranının tespitine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili, özetle: meydana gelen olayın iş kazasının unsurlarını taşımaması nedeniyle iş kazası sayılamayacağını belirterek, müvekkilleri ile davacı arasındaki hukuki ilişkinin hizmet akdinin unsurlarının yer olmadığını, davacı arasındaki hukuki ilişkinin istisna akdi olduğunu belirterek, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevabında, davacı hakkında yapılan bildirimlerin uygun ve mevzuat ile yerinde olduğunu, davacının iddiasının ispatlanması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı davalı şirkete ait ... İli, Kadıköy İlçesi, ...
Mahallesinde gerçekleştirmekte olduğu konut ve inşaat projesi kapsamındaki inşaat iş yerinde inşaat alanınım alüminyum levhalarla çevrilmesi işi yapılırken inşaat alanındaki elektrik kofrasından elektrik almak isterken elektrik akımına kapılarak yaralandığı, celp olunan Anadolu 8. İş mahkemesinin 2014/646 esas sayılı dosyasında dinlenen ve davalı şirkete ait 1299092 34 13 işyeri sicil nolu iş yerinden bildirimleri bulunan ...'ın beyanına göre ...
İnşaatın alt işvereni olanı ...
Yapıda çalıştığını, davacıyı buradaki çalışmaları sebebiyle tanığını, tanığın kendisinin demir kaynak işleri yaptığını, davacının ise çalıştığı mahallede bulunan demirciler olduklarını, davacının davalı iş yerinde yevmiye ile çalıştığını, kaza günü başka bir yerde işi olduğunu ancak kazadan 2 gün sonra iş yerine geldiğini, davacının sigortasının olmadığını bildiğini beyan etmiş, tanık beyanlarının davacının kaza günü davalı şirkete ait inşaat alanında çalışma iddiasını doğruladığı,
yine mahkememizde dinlenen davacı tanıklarından ... beyanında davalı şirkete ait kentsel dönüşüm bölgesininde kendisine ait dükkanın bulunduğunu, komşu olduğundan davacıyı şantiye çevirme işinde çalışırken sürekli gördüğünü beyan etmiş, her ne kadar davacının kaza olduğu tarihte vergi kaydı ve Bağ-Kur sigortalılığı bulunsa da Tanık İ.. beyanına,
davacının davalıya ait inşaat iş yerinde şantiye alanını demir levhalarla çevirme işinde günlük yevmiye ile çalıştığını beyan etmesi ve diğer davacı tanıklarının beyanı da dikkate alındığında davacının davalı işverenle aralarındaki ilişkinin taşeronluk sözleşmesi değil zaman ve bağımlılık unsurunun baskın olduğu hizmet akdi olduğu kanaatine varılmış, celp olunan ceza soruşturma dosyasındaki davacının müşteki beyanı, kovuşturmaya yer olmadığı kararının gerekçesi,
celp olunan kurum ve vergi kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının 04.07.2014 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğu anlaşılmış olmakla davanın kabulü ile; davacının, davalı işveren yanında çalışıyorken 04/07/2014 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine, dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı işveren vekili ile davalı Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı işveren vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın bozulması ve davanın reddini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
2.Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının çalışma kayıtlarına ilişkin yazılı delillere rastlanılmadığını, müvekkili kurum işleminin yasal mevzuata, mevcut Yargıtay kararlarına ve hukuka uygun olduğunu, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının eksik araştırmaya dayalı olarak verilmiş kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Somut olayda; dava dilekçesinde 04.07.2014 tarihli olayın iş kazası olduğunun ve meslekte kazanma güç kayıp oranının tespitinin talep edildiği, ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın, iş kazasının tespiti olarak belirlendiği,davacı ile ... Yapı arasında herhangi bir işçi işveren ilişkisi bulunmadığı, davacının 04.07.2014 tarihinde davalı şirketin inşaat iş yerinde inşaat alanının etrafını alüminyum levhalarla çevirme işini yaptığı sırada elektrik akımına kapılması şeklinde gerçekleşen olayın iş kazası olduğunun kabulü yerindedir.
Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında, davacının davalı işyerinde, mesai saatleri içinde, iş yerine ait bir işi yaparken elektrik akımına kapılarak yaralanması ile sonuçlanan kaza geçirdiği, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesine göre meydana gelen bu olayın iş kazası olduğuna dair hüküm kurulmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre davalı Kurum vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı vekili ile davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı SGK vekili özetle, davacının çalışmalarının kurum kayıtlarında görüldüğü gibi olduğunu, davacının 04.07.2014 tarihinde geçirdiğini iddia ettiği kazaya ilişkin olarak, belirtilen tarihte sigortalı hizmetinin bulunmaması sebebiyle, Kurum Denetmenlerince yapılan tahkikat neticesi düzenlenen 27.04.2015 tarih, YD/2015-54 sayılı raporu düzenlenmiş ve İş yerindeki çalışmalarını ispat edecek herhangi bir resmi bilgi ve belgenin bulunmaması sebebiyle işlem yapılamadığını, davacının iddianın yazılı delil ve belge olmadan sadece dinlenen tanıklar beyanı ile ispatının kabul edilemeyeceğini, tanıkların Yargıtay'ın aradığı nitelikte olmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili özetle; İşveren sıfatı bulunmayan müvekkil şirkete husumet yöneltilmesi açıkça hukuka aykırı ve dayanaktan yoksun olup huzurdaki işbu davanın müvekkil bakımından pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkil şirket ile davacı arasındaki işçi işveren ilişkisini somut şekilde ortaya koyulmamış olmasına rağmen dayanaktan yoksun olarak müvekkil şirket aleyhine hüküm kurulduğunu, buna göre meydana gelen olayda iş kazasının unsurlarının bulunmaması nedeniyle iş kazası sayılamayacağını belirterek aksi yönde verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 04.07.2014 tarihinde meydana gelen olayın iş kazası olup olmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlı Sigortası Kanunu'nun 13 üncü maddesinin ilgili 1 inci fıkrası şöyledir:
"İş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) (Değişik: 17.04.2008-5754/8 md.) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) (Değişik: 17.04.2008-5754/8 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır."
3. Değerlendirme 1.İş kazası, sigortalının işverenin otoritesi altında bulunduğu varsayılan 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin 1 inci fıkrasındaki hallerde meydana gelen ve sigortalının hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen zarar görmesine neden olan olaydır.
2.Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre; hizmet akti ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı sayılırlar. Söz konusu Kanunda “hizmet akdi” tarifine yer verilmemiş, yalnızca Borçlar Kanununda tanımlanan hizmet akdi ve iş mevzuatında tanımlanan iş sözleşemesine atıfla yetinilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8 inci maddesinde iş sözleşmesi (hizmet akdi) tanımlanmış, olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı mülga Borçlar Kanununun 313 – 354 üncü maddelerinde de bu konuda düzenlemeler yapılmıştır.
3.Borçlar Kanununda, anılan sözleşme, “Hizmet akdi bir mukaveledir ki onunla işçi, muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi dahi ona bir ücret vermeği taahhüt eder.” şeklinde tanımlanmış, aksine hüküm bulunmadıkça, hizmet akdinin özel şekle tabi olmadığı belirtilmiş, ücretin, zaman itibarıyla olmayıp yapılan işe göre verilmesi durumunda da işçinin belirli veya belirsiz bir zaman için alınmış veya çalışmış olduğu sürece akdin “parça üzerine hizmet” veya “götürü hizmet altında varlığını koruduğu açıklanmıştır.
Belirtilmelidir ki, “ücret” unsuruna her ne kadar tanımda ve iş sahibinin borçları belirtilirken yer verilmiş ise de, 5510 sayılı Kanun'un 82/2 nci maddesindeki “...ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden” ibaresi nazara alındığında bu unsurun sigortalı niteliğini kazanabilmek için zorunlu olmadığının kabulü gerekir.
Baskın olan bilimsel ve yargısal görüşlere göre, hizmet akdinin ayırt edici ve belirleyici özelliği, “zaman” ile “bağımlılık” unsurlarıdır. Zaman unsuru, çalışanın iş gücünü belirli veya belirsiz bir süre içinde işveren veya vekilinin buyruğunda bulundurmasını kapsamaktadır ve anılan sürede buyruk ve denetim altında (bağımlılık) edim yerine getirilmektedir.
Bağımlılık ise her an ve durumda çalışanı denetleme veya buyruğuna göre edimini yaptırma olanağını işverene tanıyan, çalışanın edimi ile ilgili buyruklar dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte bir bağımlılıktır.
5510 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin birinci fıkrasında işveren aynı Kanunun 4'üncü maddesini birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında sigortalı sayılan kimseleri çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar olarak tanımlanmış olup, hizmet akdi tanımı ile hizmet akdine tabi olarak çalıştıran kimse içiçe geçerek belirlenecek hususlardır.
4.Borçlar Kanunu'nun 313 üncü maddesinde hizmet akdi, "Hizmet akti bir mukaveledir ki, onunla işçi muayyen ve gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi dahi ona bir ücret vermeyi taahhüt eder" şeklinde tarif edilmiştir. Hizmet akdinden söz edebilmek için belirli bir işin, işverene bağımlı olarak çalışma karşılığında bir ücret mukabili yapılması gerekmektedir.
5.Borçlar Kanunu'nun 355 ve 356 ncı maddelerinde düzenlenen istisna akdinde ise "belirli bir işin belirlenen bedel mukabilinde işverenin mesai kısıtlamasına tabi olmadan yapılıp veya başkalarına yaptırılıp teslim edilmesi" söz konusudur. Hizmet akdinde sürdürülen ve devam eden hizmet, istisna akdinde ise, işten hâsıl olacak sonuç önemlidir.
6.Davaya konu somut olayda ise Mahkemece yapılan araştırma ve incelemelerin hüküm kurmaya yeterli olmadığı anlaşılmakta olup, öncelikle davacı ile davalı şirket arasındaki ilişkinin hukuki niteliği belirlenmeli, taraflar arasında hizmet akdi olup olmadığı, istisna akdinin bulunup bulunmadığı hususu irdelenmelidir.
Bu nedenle davacının 26.02.2014-26.12.2014 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin b alt bendi kapsamında davacının kendi nam ve hesabına çalışmasına dayalı olarak sigortalılığının varlığı nedeniyle bu tarihler dışında da vergi kaydının bulunup bulunmadığı, davacının sigortalılığının prim ödemelerine göre, kurumca durdurulup durdurulmadığı, kaza gününde kendi nam ve hesabına çalışıp çalışmadığı hususlarının netlikle belirlenmesi ile prim borcu olup olmadığı irdelenerek,
davalı işverenlik nezdinde iken mi yoksa kendi nam ve hesabına çalışma sırasında mı iş kazasının gerçekleştiği tespit edilmeli, davacının çalışma şekli bakımından işverenlik bünyesindeki diğer bordrolu tanıklar dinlenilmeli ve savcılık soruşturması aşamasında alınan beyanlar da değerlendirilerek, şantiye şefi Veysel'in de beyanına başvurulması ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11354, K. 2023/13048, 19 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama