KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/11413 E., 2023/12534 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2023
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/69 E., 2023/263 K.
- Karar
- Kabul
Karar Metni
2.130 kelime·11 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ödeme emirlerinin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararının davalı ... Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle Dairemizin 28.10.2014 tarihli ve 2014/2438 Esas 2014/20761 Karar sayılı kararı ile bozulmuş, Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile bozma ilâmına direnilmiştir.
Direnme kararı davalı ... Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle, Dairemizin 09.11.2015 tarihli ve 2015/17985 Esas 2015/18912 Karar sayılı kararı ile bozma ilâmı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2022 tarih 2015/10-3513 E. 2018/1605 K. sayılı kararıyla, bozma kararına direnilen hususların infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde açıkça belirtilerek, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulması gerektiği belirtilerek Mahkemenin direnme kararının bozulmasına karar verilmiş, Mahkemesince davanın kabulüne ilişin hükmün davalı ... Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacılar murisi ...'in ... Taşımacılık Hayvan Ürünleri ve Turizm Ticaret Ltd.
Şti.'nin 20/5 pay oranında ortak olduğunu, şirket yetkilisi olmadığını, ...'in 17.09.2002 tarihinde vefat ettiğini mirasçı olarak ..., ... ve ...'i bıraktığını, ...'in ölümünden 17.08.2006 tarihine kadar ayrı ayrı şirket ortağı olarak tescil edilmediklerini, diğer bir değişle şirketin ortak sıfatı taşımadıklarını, 17.08.2006 tarihinde şirket hisselerinin tamamının diğer şirket yetkilisi olarak ...'ya TTK Hükümlerine uygun olarak devrettiklerini devrin alacak ve borçları ile birlikte devrolduğunu,
Kurumun şirketin ödemediği 1999/1-2001/12 süresi ile 2002/6-2008/12 aylar süresi sigorta primleri ve ek İSP+Ö.V.İ+EKP +D.V alacaklarının tahsili zımnında 21.03.2013 tarihinde haklarında takibe geçildiğini, ödeme emirlerinin 29.03.2013 tarihinde taraflarına tebliğ edildiğini, şirket ortaklarının bu alacaklardan sorumluluğunun ortak oldukları süre ile sınırlı olduğu,
bu durumda şirketin Kuruma olan borcundan sorumlu oldukları miktarın 69.160,17 TL olabileceğini, ...'den intikal eden hisselerini 17.08.2006 tarihinden devrettiklerini, ...'in ölüm tarihinden devir tarihine kadar ayrı ayrı şirket ortağı olmadıklarını, bu bağlamda ödeme emirlerinin toplam 57.441,98 TL'lik kısmının iptali gerektiği, 1999/1-2001/12 nci aylar süresi takibe konu alacaklar hakkında 5 yıllık zamanaşımının uygulanacağını, bu alacaklar yönünden ödeme emrinin 21.03.2013 tarihinde tebliğ edildiğini,
takibin açılış tarihi itibariyle muris ...'e bir tebligat gönderilmediğinden onun yönünden ve mirasçıları yönünden 5 yıllık zamanaşımının geçtiğini, bu bağlanma alacaklar için 5 yıllık zamanaşımının dolduğunu, kaldı ki bu alacaklar yönünden 10 yıllık zamanaşımının da dolduğunu, bu nedenlerle tüm ödeme emirlerinin ve bu bağlamda haklarında açıldığı bildirilen takiplerin iptallerine, olmadığı takdirde toplam sorumlu olabilecekleri tutar 24.749,86 TL olduğundan ödeme emirlerinin 251.890,83 TL''lik kısmının kısmen iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.12.2013 tarihli ve 2013/291 E. 2013/1542 K. sayılı kararıyla, davanın kabulü ile ödeme emirlerine dayanak olan borçların doğum tarihleri 2007 ve öncesi olanların zamanaşımı diğerlerinin davacıların muristen kalan hisselerini devretmiş olmaları sebebiyle borçtan sorumlu olmadıklarından dolayı dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkeme kararına karşı davalı ... Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 28.10.2014 tarihli ve 2014/2438 E. 2014/20761 K. sayılı ilamında, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren yasal düzenleme gereği, davaya konu borcun yapılandırma kapsamında bulunduğu belirtilerek, bu çerçevede 6552 sayılı Kanun'un tanıdığı alacakların yeniden yapılandırılması olanağından yararlanılıp yararlanılmadığının incelenmesi, gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Verilen Direnme Kararı
1.Mahkemece verilen 24.03.2015 tarihli ve 2015/69 E. 2015/1973 K. sayılı kararıyla; "...
6552 sayılı Kanun gereği Kuruma başvuru yapılıp yapılmadığı hususunda Mahkememizce resen araştırma yapılması gerekmediği gibi davacının da Mahkememize davasından feragat ettiğine dair bir dilekçe vermesi de söz konusu olmadığından (Karar lehine olduğu için feragat dilekçesi verilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır)..." gerekçesiyle önceki kararda direnilmek suretiyle davanın kabulü ile ödeme emirlerine dayanak olan borçların doğum tarihleri 2007 ve öncesi olanların zamanaşımı diğerlerinin davacıların muristen kalan hisselerini devretmiş olmaları sebebiyle borçtan sorumlu olmadıklarından dolayı dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar
verilmiş; karara karşı davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Hukuk Genel Kurulu Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 09.11.2015 tarihli ve 2015/17985 Esas, 2015/18912 Karar sayılı kararı ile direnme Dairemizce yerinde görülmediğinden ve bu durumda kararın inceleme yeri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu olduğundan dava dosyasının Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna sunulmak üzere Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
3.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2018 tarihli 2015/10-3513 Esas, 2018/1605 Karar sayılı kararı ile bozma kararına direnilen hususların infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde açıkça belirtilerek, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulması gerektiği belirtilerek Mahkemenin direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
4.Mahkemesince 24.09.2019 tarihli ve 2019/55 E., 2019/602 K. sayılı kararıyla Mahkememizin 26.12.2013 tarihli kararı Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 28.10.2014 tarih 2014/2438 Esas , 2014/20761 Karar sayılı kararı ile "Mahkemece karar tarihinde yürürlüğe giren düzenleme gereği davaya konu borcun yapılandırma kapsamında bulunduğu gözetilmeli, bu çerçevede 6552 sayılı Kanun'un tanıdığı alacakların yeniden yapılandırılması olanağından yararlanıp yararlanmadığı incelenmeli, yapılandırma başvuru süresinin bitiş tarihleri ile geçici 60 ıncı maddenin 9 uncu fıkrasının hükmü de gözönünde bulundurularak,
yapılacak değerlendirmeye göre bir karar verilmelidir." gerekçesi ile bozulmuş ise de Mahkememiz kararı davacı lehine olup 6552 sayılı Kanun gereği Kuruma başvuru yapılıp yapılmadığı hususunun Mahkemece resen araştırılması gerekmediği gibi, davacı da Mahkememize davadan feragat ettiğine dair herhangi bir talepde bulunmadığından Mahkememizin 26.12.2013 tarihli kararında direnilmesine;
Davanın kabulü ile ödeme emirlerine dayanak borçların doğum tarihleri 2007 ve öncesi olanların zamanaşımı, diğerlerinin davanın muristen kalan hisselerini devretmiş olmaları nedeni ile borçtan sorumlu olmadıklarından dolayı iptaline karar verilmiştir.
5.Anılan Mahkeme kararı üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.10.2022 tarihli 2020/10-536 Esas, 2022/1263 Karar sayılı kararı ile Mahkemece Özel Daire bozma kararı doğrultusunda yapılan araştırma ve toplanan deliller çerçevesinde yeni bir karar verildiği, bu durumda ortada Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenmesi gereken direnme kararı değil, bozmaya eylemli uyma sonucu toplanan deliller kapsamında verilen yeni hüküm bulunduğu gerekçesiyle dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 30.11.2022 tarihli ve 2022/13117 E., 2022/15228 K. sayılı kararıyla "... 1999-2004/5 inci aylara ait borç yönünden ödeme emirlerinin zamanaşımı nedeniyle iptaline dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, 06.07.2004 tarih 5198 sayılı Kanun ile değişik 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi kapsamında 2004/6 ila 2008/12 nci aylar prim borcunun zamanaşımına uğramadığı gözetilip, mirasçılık sıfatları ve şirket hisseleri kapsamında davacıların sorumlu oldukları dönem saptanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken zamanaşımına uğramayan 2004/ 6 ila 2008/12 nci ayları prim borçlarının borçlu mirasçılarının hisselerini devretmiş olmaları ve gerek murislerin,
gerekse davacıların şirketi ilzam yetkisi olmayan ortak olmaları nedeni ile davacılar bu borçtan sorumlu olmadığından ve 6552 sayılı Kanun gereği Kuruma başvuru yapılıp yapılmadığı hususunda resen araştırma yapılması gerekmediği,
davacının da bu konuda davadan feragat ettiğine dair bir başvurusu da olmadığı gerekçesiyle Mahkemece davanın kabulü ile ödeme emirlerine dayanak borçların doğum tarihleri 2007 ve öncesi olanların zamanaşımı, diğerlerinin davanın muristen kalan hisselerini devretmiş olmaları nedeni ile borçtan sorumlu olmadıklarından dolayı iptaline şeklinde kurulan hüküm, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "...a davacılara tebliğ edilen ödeme emri dayanağının dava dışı ... Mühendislik Taş. Hayv. Ür. Ltd.
Şti. isimli şirketin ortağı ...'in varisleri sıfatı olduğu, dava dışı murisin 17.09.2002 tarihinde vefat ettiği, davacıların 17.08.2006 yönetim kararı ile muristen kalan payların davacılara intikal ettirilip aynı gün dava dışı Ömrüm Sarı'ya satış yapıldığı, Ticaret Sicil Gazetesinin 28.05.2013 tarihli ilanına göre Ömrüm'ün şirketi temsil ve ilzam yetkisi bulunduğu tespit edilmiştir.
Murisin hisselerinin davacılara devri murisin vefatından hemen sonra yapılmayıp 17.08.2006 tarihli kararla yapılmış bu karar 06.09.2006 tarihinde sicile tescil ettirilmiştir. Aradaki süreçte davacılara herhangi bir hisse intikali şirkette yetki ve sorumlulukları bulunmamaktadır. Dava dışı murisin ise 08.05.1998 tasdikli Mart 1998 kararlı 5/20 hissesi bulunduğu belirlenmiştir.
Öncelikli olarak davacılara tebliğ edilen ödeme emirlerinden 1999 ile 2004/5 arası dönem borçlarının zaman aşımına uğradığı açıktır. 2004/6 ile 2008/12 nci aylara ilişkin borç dönemleri yönünden ise davacıların 17.08.2006 tarihine kadar muris Remzi'nin yasal mirasçıları sıfatıyla sorumluluklarını değerlendirileceği, bu tarihten sonraki borçlardan ise mirasla intikal eden şirket hisselerinin Ömrüm Sarı'ya satılması nedeniyle sorumluluklarının bulunmayacağı açıktır.
Bu kapsamda 2004/6 ile intikalin yapıldığı 2006/08 arasındaki dönem için murisin yalnızca şirket hissedarı olup başkaca bir yönetim veya temsil yetkisi olmadığı görülmekle, yürürlük tarihi itibariyle 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesine göre limited şirketi ortağının şirketin prim borçlarından sorumlu olabilmesi için şirketten tahsil edilememe şartı arandığı somut olayda ise davacılara tebliğ tarihi itibariyle bu şartın gerçekleşmediği,
şirkete ve diğer ortaklara hacizlerin yapıldığı bir kısım tahsilatların gerçekleştiği görülmekle yasal şartları oluşmadığından davacıların 2004/6 ile 2006/8 arası borç dönemlerinden sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılmış, 2006/8 ile 2008/12 arası borç dönemlerinden de davacıların şirkette herhangi yetki ve hisselerinin olmaması nedeniyle sorumlu olamayacakları gözetilerek davacıların tüm dönem borçlarından sorumlu olmayacağı ve 2012 / 29525, 22524, 22523, 22522, 22521, 12161, 12160, 1999/449, 2000/2989, 2002/358,359, 2004/110, 111 takip numaralı ödeme emirlerinin iptali gerektiği..." gerekçesiyle
"Davanın kabulü ile ödeme emirlerinin iptallerine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde, davanın reddini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.506 sayılı mülga Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 80 inci maddesi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35, 102 nci maddeleridir.
3.1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun'unun (1086 sayılı Kanun) 428 inci, 438 inci maddesinin yedi, sekiz, dukuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 5510 sayılı Kanun'un 88, 102 nci maddeleri, 6183 sayılı Kanun'un 35 inci ve mükerrer 35 inci maddeleri hükümleridir.
2.1982 Anayasası 142/3 maddesinde “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde:
“(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, Mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298 inci maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. HMK’nın “Hükmün yazılması” başlıklı 298 inci maddesi;
“(1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır.
(2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
(3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir.
(4) Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.”
Mahkeme kararı Kanunda açıkça belirtilmiş unsurları ihtiva etmeli ve belli bir şekle uygun olarak yazılmalıdır. Kararda bulunması gereken hususlar HMK 297 nci maddede ayrıntılı olarak tek tek sayılarak gösterilmiştir. Bunun sebebi, kararın açık ve gerekçeli olması, infazı kabil olması ve hukuki dinlenilme hakkının yerine getirilmesidir. 298 inci maddeye göre de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacaktır.
Kararda yazılması gereken en önemli unsurlardan birisi de hüküm sonucudur. Zira hüküm sonucu, davacının somut talepleri hakkında infaz edilebilecek ve kesin hükme konu olabilecek şekilde kaleme alınmalıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunun 297 nci maddenin 2 nci fıkrası “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmünü içerir.
3. Değerlendirme Yukarıda yapılan açıklamalar gereğince hükümde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde, infaza elverişli olarak gösterilmesi zorunludur.
Mahkemece, hüküm kısmında dava konusu edilen ve Mahkemece iptaline karar verilen ödeme emirlerinin numaraları açıkça belirtilmeden sadece ödeme emirlerinin iptallerine şeklinde kurulan hükmün infaza elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Buna göre; HMK'nın 298 inci maddesi göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, Mahkeme kararının sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11413, K. 2023/12534, 6 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama