İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/1158 K.2024/7194

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Esas2023/1158Karar2024/7194Tarih26 Haziran 2024Okuma12 dk · 2.472 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2023/1158 E., 2024/7194 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
26 Haziran 2024
Mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
Sayısı
2021/2550 E., 2022/2107 K.
Karar
Red
İlk derece mahkemesi
İstanbul Anadolu 28. İş Mahkemesi
Sayısı
2018/166 E., 2021/688 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.472 kelime·12 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıların müteahitliğini yaptığı inşaatta kalıp ve duvar ustası olarak çalıştığını, 29 Ekim 2005 tarihinde inşaattan düşerek ağır yaralandığını ve iş kazası geçirdiğini, kaza sonrası Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldığını ve ameliyata alındığını, kazandan sonra 7 ay istirahat ettiğini, sonrasında ayağa kalkabildiğini, ancak 2007 yılının 6 ncı ayına kadar hiç çalışamadığını, müvekkilinin kazadan sonra bedeninde ağır hasar kaldığını,

Tuzla Devlet Hastanesi Özürlü Sağlık Kurulunun 11.09.2013 tarihinde verdiği rapor ile %35 oranında özürlü olduğu tespit edildiğini ve SGK tarafından başvuran müvekkiline maluliyet maaşının bağlandığını, kaza sebebiyle %35 oranında özürlü olduğunu bu rapor ile öğrendiğini, davalıların kazadan sonra müvekkilini oyaladıklarını ve ilgilenmediklerini, telefonlarına dahi çıkmadıklarını, bu zamana kadar da müvekkilinin zararını karşılamadıklarını beyanla; davaya konu iş kazasına ilişkin şimdilik 121.368,66 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı ...'ye ait işyerinde gerek kaza tarihinde, gerek evvelinde, gerekse kazadan sonra hiçbir şekilde çalışmadığını, davalı ...'nin ise işyeri bulunmadığı gibi diğer davalı müvekkil ... ile hiçbir ortaklığı bulunmadığını, aksine diğer davalı ..., diğer davalı ...'nin oğlu olup, kaza tarihinde ...'ye ait işyerinde sigortalı olarak çalıştığını, davacının davalı ...'ye ait işyerinde çalışmadığı ve davacıya ait işyerinde iş kazası geçirmediğini, iş kazasının meydana geldiği tarih ile dava tarihi arasında 13 yıllık sürenin geçmiş olduğu ve zamanaşımı söz konusu olduğunu, diğer davalı ... yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işveren ...'nin %80 kusurlu olduğu, davacı kazalının % 20 oranında kusurlu olduğu davacının kaza nedeniyle %37,2 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, davalı ...'nin ise kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmaması nedeniyle bu tutardan sorumlu olmadığı kabulünden hareketle ; "...Davanın kısmen kabulü ile 1)Toplam 121.368,66 TL net maddi tazminatın, kaza tarihi olan 29.10.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,

2)Davalı ...'ye yönelik davanın reddine,..." şeklinde karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı taraf istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu iş kazası nedeniyle, müvekkilin maddi tazminatı hesaplanırken, emsal maaş yazıları celp edilmesine karşın tüm ısrarlarına rağmen hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapıldığını ve bu ücret üzerinden hüküm kurulduğunu, müvekkilinin inşaatta vasıfsız işçi olmadığını, usta olan müvekkilinin hak etmiş olduğu tazminat hesaplanırken vasıfısz içilere ödenen asgari ücret üzerinden hüküm verilmesine itiraz ettiklerini,

Mahkemenin ıslah için taraflarına süre verince vakit kaybetmeden hemen manevi tazminat alacağına ilişkin Anadolu 13. İş Mahkemesinde 2021/ 221 Esas sayılı dosyası ile açtıkları birleştirme talepli dava dosyanın taleplerine rağmen beklenmeksizin karar oluşturulduğunu ve usul ekonomisi açısından müvekkilinin zarara uğratıldığını, kendi alacağını alamayan müvekkili ... yönünden verilen haksız red kararı sebebiyle vekalet ücret ödemesiyle karşı karşıya kaldığını, kendi alacağını tahsil edemeyen ve mağduriyeti bir türlü giderilmeyen müvekkilinin bir de haksız yere borç ve haciz yükümlülüğü altına girdiğini,

Mahkemenin yasaya aykırı olarak tarafları aleyhine vermiş oldukları müvekkilin %20 kusur oranı bulunduğu ve davalı ...'nin kusurlu olmadığına ilişkin kararın reddine hükmeden kısmının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve fazlaya dair taleplerini kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının malüliyet oranının kaza tarihinden hemen sonra, kemik kırıklarında en geç ortalama 1 yıl içerisinde tıbbi olarak tespit edilebilmesine rağmen davacının hiçbir sağlık kuruluşuna bu amaçla başvurmamış olduğunu, 10 yıla yakın bir süre beklediğini, bu nedenle, maluliyet oranının dosyaya sunulan raporla kesinleştiğinin hukuken ve vicdanen kabul edilemeyeceğini, davacının dava dilekçesindeki iddialarının hilaf-ı hakikat olduğunu gerçekleri yansıtmadığını,

kazalı işçinin dosyaya celbedilen SGK kayıt bilgi ve belgeleri ile sigorta kaydının iş kazası tarihinden sonra farklı tarihlerde aynı işvereni olan ...

İnşaat ve Ticaret Limited Şirketine ait işyerinde çalıştığının açıkça görüldüğünü, davacı - kazalı işçinin, çalıştığı şirketi ve bu şirketin ticaret unvanının açıkça bildiğini, bu hususu SGK Tuzla İl Müdürlüğüne vermiş olduğu başvuru dilekçesinde açıkça belirttiğini, kazalı işçinin bu beyanının HMK'nın 188 inci maddesi uyarınca ikrar olarak kabulünün zorunlu olduğunu, davacı tarafından huzurdaki davada bahsini ettiği iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat talepli dava açtığını, Mahkemece davacının usulüne uygun olarak açtığı davada talep ettiği manevi tazminat talebiyle ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi hukuki,

doğru ve isabetli olmadığını, davacıya hizmet tespit davası açması için kesin süre verilmesi gerektiğini ve hizmet tespit davasının sonucunun bekletici mesele yapılmasına karar verilmesi gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumunun Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığının tanzim etmiş olduğu ve davacının davalı ...'nin işlerinde 29.10.2005 tarihinde iş kazası geçirdiğine ve % 80 kusurun davalı ...'ye ait olduğuna dair 05.08.2016 tarihli inceleme raporu hukuki ve isabetli olmadığını, gerçekleri de yansıtmadığını, davacının yaşadığı iş kazası ile işverenin kusuru arasında illiyet bağı olduğunu ispat etmesi gerektiğini,

davacının dava dilekçesinde kabul ve ikrar ettiği ve sigorta kayıtlarında da görüldüğü üzere, kazadan sonra uzun yıllar başka işyerlerinde aynı işlerde çalıştığını, davacının kaza tarihinden maluliyet raporu aldığı tarihe kadarki süreçte başka işlerde aynı görev konumuyla yaptığı tüm çalışmaların ve varsa geçirmiş olduğu iş kazasının / kazalarının 29.10.2005 tarihinde yaşadığını iddia ettiği iş kazasından kaynaklı malüliyetine etkisinin de teknik ve bilimsel verilerle yetkili kurum ve kuruluşlar marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini,

maddi ve manevi zararların da bu tespit edilecek gerçek ve net durum esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, bu nedenler göz önünde bulundurularak davanın esastan reddini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dava konusu somut olay 29.10.2005 tarihinde meydana gelmiş, davacı tarafça ilk defa 11.09.2013 tarihinde dava konusu olayla ilgili maluliyet raporu almak üzere Tuzla Devlet Hastanesine başvurulmuş, maluliyet oranının %35 olduğu belirtilmiştir.

Davacı daha sonra 04.03.2015 tarihinde ilk defa SGK'ya başvurmuş, SGK müfettişi tarafından 05.08.2016 tarihinde olayın iş kazası olduğuna dair rapor düzenlenmiştir.

Yine SGK İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce 06.02.2017 tarih 421 sayılı meslekte kazanma gücü kaybı oranının tespitine ilişkin sağlık kurulu kararı düzenlemiş, bu karara göre davacının sürekli iş göremezlik durumuna girdiği tarihin 29.04.2006 tarihi olduğu, davacının sürekli iş göremezlik derecesinin %37,2 olarak tespit edildiği anlaşılmıştır.

Bu karara dayanak İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 02.11.2016 tarih ve 5622 rapor numaralı sağlık kurulu raporu olup, bu rapor incelendiğinde bölümler başlıklı kısımda kazadan sonra 6 ay boyunca istirahatli olmasının uygun olduğu, karar kısmında ise kaza tarihinden itibaren 3 ay isitrahat sonu çalışmış olabileceğinin tespit edildiği anlaşılmış, kazadan sonraki 6 ay sonunun 29.04.2006 tarihine denk geldiği anlaşılmıştır.

Yine davacı tarafından dosyaya sunulan kazadan hemen sonra düzenlenmiş Dr. ... Kırdar Eğitim ve Araştırma Hstanesi 2. Nöroşirürji Kliniğinin düzenlediği 131222 protolol numaralı belgeden davacının 21.11.2005 tarihinde hastaneden taburcu olduğu, sonucun şifa olarak belirtildiği, hastaya 20 gün sonraya kontrol ve 6 hafta boyunca korse kullanması önerildiği görülmüştür.

Yargılama devam ederken Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından 17.04.2019 tarih ve 2019/7202 sayılı rapor düzenlenmiş, raporda davacının maluliyetinin %37,2 olduğu belirlenmiş son olarak yine yargılama devam ederken Adli Tıp Kurumu'dan rapor alınmış ve 19.08.2020 tarih ve 12494 sayılı ATK raporu ile davacının iş kazası nedeni ile maluliyetinin %37 olduğu tespit edilmiştir.

Yukarıdaki safahattende anlaşıldığı gibi, davacının iş göremezlik durumuna girdiği tarih 29.04.2006 tarihi olup davacının bu tarihten sonra çalışabileceği bu tarih itibari ile davacının kendisinde meydana gelen maluliyeti tespit ettirebileceği, ancak davacının 11.09.2013 tarihine kadar iş kazası ile ilgili hiçbir işlem ve başvuru yapmamış olduğu, bu tarihten sonra işlemlere başlamış olduğu ve en nihayetinde 22.05.2018 tarihinde huzurdaki davayı açmış olduğu anlaşılmıştır.

Davacı zararın varlığını, mahiyetini ve esaslı unsurları hakkında bir dava açılmasını ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hâl ve şartları 29.04.2006 tarihinde öğrenmiş olup, zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başladığının kabulü gerekir. Dolayısı ile sözleşmeye dayalı olarak davacının tazminat talep hakkı 29.04.2016 tarihi itibari zamanaşımına uğramıştır.

Bu noktada zararın yargılama aşamasında tespit edildiğinden ve zamanaşımının bu tarihten sonra başlaması gerektiğinden de bahsedilemeyecektir.

Zira davacının olay tarihinden dava tarihine kadar geçen 12 yılı aşkın süreçte dava açmasını ya da harekete geçmesini engelleyecek herhangi bir durum olmadığı, davacının iş kazası sebebiyle maluliyet durumunu 29.04.2006 tarihi itibari ile öğrenebilecekken öğrenmediği dolayısı ile kendisinden kaynaklanan geç öğrenme sebebi ile zamanaşımı süresinin davacı lehine olacak şekilde başlatılamayacağı,

yine zamanaşımını durduran ya da kesen sebeplerden birinin de olmadığı anlaşıldığından davacının talebinin zamanaşımı sebebi ile reddine karar vermek gerekir...." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkeme hükmünün kaldırılarak davanın reddine dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek ve davada zamanaşımı söz konusu olmadığını belirtmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 37 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi

818 sayılı Borçlar Kanun’un 125-140 ıncı maddeleri ile yargılama sırasında yürülüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un 146-161 inci maddeleridir.

3. Değerlendirme 1. İş kazası ve meslek hastalığından işverenin sorumluluğu sözleşmeye aykırılığa dayandığından 6098 sayılı Kanun’un 146-161 inci (818 sayılı Kanun’un 125-140) maddelerinde düzenlenen zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

2. Nitekim 818 sayılı Kanun’un 125 inci maddesine göre “Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik müruru zamana tabidir”. Yine 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesinde benzer bir düzenleme ile “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” hükmü yer almaktadır. Kanun koyucu hem 818 sayılı Kanun’un 125 inci maddesi hem de 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesi ile alacak haklarının tabi olacağı genel zamanaşımı süresini düzenlemiş olup aksine bir yasal düzenleme olmayan hâllerde on yıllık sürenin uygulanması gerektiği açıktır. İş kazası hâlinde de zamanaşımı süresine yönelik ayrı bir düzenleme bulunmadığından 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı (818 sayılı Kanun md.125) maddesine göre on yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır.

3. Türk Borçlar Kanunu’nun 149 uncu maddesi (818 sayılı Kanun md.128 ) uyarınca ise zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Muacceliyet, bir borç ilişkisinde alacaklının edimi isteyebileceği ve borçlunun da bu isteme uyarak edimi ifa etmekle yükümlü olduğu anı belirler. Bir başka deyişle söz konusu anda borç ifa kabiliyeti kazanır ve alacaklı yine o anda edimi kabul etmekle yükümlü olur. Bir alacağın ya da borcun muaccel olması, ilke olarak edimin ifası için öngörülmüş bulunan vadenin dolmasıyla gerçekleşir.

4. Gelinen bu noktada iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan tazminat talepleri yönünden zamanaşımının hangi tarih itibariyle başlayacağının belirlenmesi gerekmekte olup bu hususun tespitinde, zarar ve zararın öğrenilme tarihinin önemi açıktır.

5. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açılmasına ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hâl ve şartların öğrenilmiş olması demektir. Zararın öğrenilmesi, zarar verici olayın değil zararın varlığı, niteliği, unsurları ve kapsamının kesin olarak bilinmesi demektir. Zarar verici eylemin sonuçları ve zarar tam olarak ortaya çıkmadıkça zarar görenin zararı öğrendiğinden söz edilemez. HGK'nın 05.06.2002 tarihli ve 2002/4-470 Esas, 2002/477 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir.

6. Hukuka aykırı bir ... işlenilmesine karşın onun doğuracağı zarar henüz ortaya çıkmamış, zararın ortaya çıkması için ... tarihinden itibaren bir takım etkenlerin gerçekleşmesi veya belli bir zamanın geçmesi gerekiyor ise, zararın bütün unsurlarıyla birlikte öğrenilmesi mümkün değildir. Oysa ki zarar görenin mahkeme önünde ciddi bir dava açarak tazminat isteminde bulunabilmesi ve bu istemini objektif bir şekilde destekleyen, etkili gerekçelerini ortaya koyabilmesi için oluşan zararın niteliğini, kapsamını ve bütün unsurlarını öğrenmesi gerekir. Aksi hâlde doğal olarak zamanaşımı süresi de işlemeye başlamayacaktır.

7. Bazı hâllerde, gerek zararı doğuran ... veya işlemin ne olduğu ve kim tarafından gerçekleştirildiği ve gerekse zararın kapsam ve miktarı aynı anda ve tam bir açıklıkla belirlenebilir. Böyle durumlarda, zarar görenin uğradığı zararın varlığını, zarar verenin kim olduğunu, kapsam ve miktarının neden ibaret bulunduğunu öğrendiği andan itibaren, zarar verenden bunun tazminini isteme hakkının doğacağı ve bu hakkına ilişkin yasal zamanaşımı süresinin de o tarihte başlayacağı açıktır.

8. Buna karşılık ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran ... veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık "gelişen durum" ve dolayısıyla gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hâllerde zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olmayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır (HGK'nın 06.11.2002 tarihli ve 2002/4-882 Esas, 2002/874 Karar sayılı kararı).

9. Nitekim HGK'nun 14.02.2024 tarih ve 2018/(21)10-906 E- 2024/104 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere "geçirdiği iş kazası nedeniyle davacıda oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranı gördüğü tedaviler sonrası aradan geçen zaman içerisinde değişmemiş olsa bile sürekli iş göremezlik oranının kesin olarak belirlendiği tarihin dikkate alınması gerekmektedir. Zira meslekte kazanma gücü kayıp oranı iş kazasından dolayı talep edilecek maddi tazminatın sınırlarının belirlenmesi için gereklidir."

10. Somut olay incelendiğinde; davaya konu iş kazasının 29.10.2005 tarihinde gerçekleştiği, davanın 22.05.2018 tarihinde açıldığı, davaya konu iş kazası iddiasıyla ilgili Kocatepe Sosyal Güvenlik Merkezinin 06.02.2017 tarihli raporuna göre davacının sürekli iş göremezlik oranının %37,2 olarak tespit edildiği, davacı itirazı üzerine SGK Yüksek Sağlık Kurulundan alınan 17.04.2019 tarihli raporda ve yine itiraz üzerine Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 19.08.2020 tarihli raporlarında da aynı kanaatin benimsenerek davacının kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının %37,2 olarak bildirildiği anlaşılmıştır.

11. Bu açıklamalara göre davacı vekilinin iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının %37,2 olduğunu ilk kez Kurumun 06.02.2017 tarihli raporuyla öğrendiği ve giderek aynı oranın Adli Tıp 3. Üst Kurulundan alınan 19.08.2020 tarihli raporla doğrulandığı ve sürekli iş göremezlik oranın %37,2 olduğunun ATK rapor tarihi olan 19.08.2020 tarihi itibariyle kesinleştiği gözetildiğinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde talep ettiği tutar ile 11.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talep ettiği tutarın zamanaşımına uğradığından bahsedilemeyeceğinden davacının dava ve ıslah dilekçesi kapsamındaki tazminat istemleri değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olmuştur.

12. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile dikkate alınarak bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/1158, K. 2024/7194, 26 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1158
Karar No
2024/7194
Tarih
26 Haziran 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2023/1159 K.2024/8001
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/1159 K.2024/4636
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/1160 K.2024/4788
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2023/1160 K.2024/8826
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/1161 K.2024/4520
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/1166 K.2024/4988

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.