İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/11784 K.2023/11589

Taraflar arasında ilk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet zammı süresinin hem sigorta başlangıç tarihinden hem de bu tarihe göre bulunacak yaş haddinden indirilmesi…

Esas2023/11784Karar2023/11589Tarih21 Kasım 2023Okuma13 dk · 2.564 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2023/11784 E., 2023/11589 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
21 Kasım 2023
Mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
Sayısı
2023/931 E., 2023/2261 K.
Hüküm/karar
Kısmen kabul
İlk derece mahkemesi
Bakırköy 2. İş Mahkemesi
Sayısı
2018/246 E., 2019/175 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.564 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

Taraflar arasında ilk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet zammı süresinin hem sigorta başlangıç tarihinden hem de bu tarihe göre bulunacak yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespiti ile bulunacak tarihe göre 01.12.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisi ve davalı Kurumdan yasal faizi ile birlikte tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ilişkin karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı SGK vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının askeri öğrenci olarak TSK bünyesinde 5434 sayılı Kanun'a tabi olarak muvazzaf subay (pilot) olarak (T.C. Emekli Sandığı Sicil Numarası: 73.665.092) çalıştığını ve 17.10.2012 tarihinde istifa ederek bu görevinden ayrıldığını, istifa sonrası özel bir havayolu şirketinde çalışmaya başladığını, (SSK sicil no:...) ve hala da bu şirkette çalışmaya devam ettiğini, davacının 4/a ve 4/c statüsündeki hizmet sürelerinin birleştirilmesi,

yıpranmaya tabi fiili hizmet süresinin tespiti, bu sürenin hizmet süresine eklenmesi ile denk gelen sürenin sigortalılık başlangıç tarihinden ve yaş haddinden geriye çekilmesi ve emeklilik tarihinin tespiti için Bağcılar ...’na dilekçe verdiğini, Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından 11.6.2018 tarihli 20127946/324864 sayılı yazısı ile davacının 51 yaşını doldurduğunda emekli olabileceğini bildirdiğini, davacının fiili hizmet zammı süresinin tamamımın sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi gerektiğini, hizmet başlangıç tarihinin 15.9.1991 olduğunu,

1545 gün yani 4 yıl 3 ay 15 gün olan fiili hizmet zammı süresinin bu tarihten geri çekilmesi gerektiğini, geri çekildiği zaman hizmet başlangıç tarihinin 31.05.1987 olacağını, bu hizmet başlangıç tarihine göre davacının emeklilik yaşanın 50 yaş olacağını, 50 yaşını doldurduğu tarihin ise 12.2.2013 olacağını, bu tarihten de fiili hizmet zammı süresinin tamamı kadar indirim yapılması gerektiğini, 12.2.2023 tarihinden 4 yıl 3 ay 15 gün düşüldüğü zaman davacının emeklilik tarihinin 28.10.2018 olacağını belirterek,

davacının hak etmiş olduğu 1545 gün yani 4 yıl 3 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesine, geri çekilmesi neticesinde bulunacak emeklilik yaş haddinden de düşülerek emeklilik tarihinin (emeklilik başvurusunun yapılacağı tarihin) 28.10.2018 olarak tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili birleşen Bakırköy 2. İş Mahkemesi’nin 2018/420 esas sayılı dosyası 13.12.2018 harç tarihli dava dilekçesinde: Asıl dosyadaki beyanlarını tekrarla davacının emeklilik başvurusu yapacağı tarihin 28.10.2018’de dolmuş olması sebebiyle kurumun emeklilik aylığı bağlaması talebiyle başvurulan 13.11.2018 tarihini takip eden 01.12.2018 tarihinden itibaren emeklilik aylığının bağlanması ve birikmiş aylıkların faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; dava açmadan önce kuruma başvuruda bulunulması gerektiğini, Kurum işleminin yasal mevzuata ve usulüne uygun olup, davacının tahsis talep tarihi itibarıyla gerekli şartları taşımadığını, fiili hizmet gün sayısının yaşına ilave edilmesinin mümkün olmadığını, Kurum işleminin doğru olduğunu belirterek davanın dava şartı yokluğundan ve esastan reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, bozma öncesi verilen kararı ile davanın kabulü ile 1-Davacının 4 yıl 3 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının yaş haddinden indirilmesi ve hizmet başlangıç tarihinden geri çekilmesinin tespitine, 2-Birleştirilen dosya talebinin kabulü ile davacının yaşlılık aylığına hak kazandığı tarihin başvuru tarihini takip eden 01.12.2018 olarak tespiti ile aylıkların bu tarihten itibaren ödenmesinin tespitine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı SGK vekili özetle, davacının talep ettiği şekli ile fiili hizmet zammı süresinin uygulanmasının mümkün olmadığını, buna göre aksi yönde verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya konu kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile Bakırköy 2. İş Mahkemesi'nin 14.05.2019 tarihli, 2018/246 Esas - 2019/175 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,

Davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya dair istemin Reddine,

Birleşen davanın kabulü ile davacının başvuru tarihini takip eden aybaşı olan 01.12.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve aylıkların bu tarihten itibaren ödenmesi gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya konu kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin, bozma ilamı ile özetle.

Mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanunda yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği,

buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde,

toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanundaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir.

Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ını ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli,

sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanun'un “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma,

sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması,

kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.

Eldeki dava bakımından ise, mahkemece, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğine ilişkin kabul ve uygulama yapılması yerinde ise de, 23.05.2002 tarihi öncesinde geçen fiili hizmet zammının sigortalılık süresine ilavesi ile bu aşamadan sonra tahsis şartlarından ola yaş şartının belirlenmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Buna göre.

13.11.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.09.1991 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 27 yıl 28 gün,

23.05.2002 tarihi itibari ile de 10 yıl 6 ay 8 gün sigortalılığına ve 5600 günden fazla 11044 gününün bulunmasına göre, geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (j) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5600 gün ve 53 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 12.02.1973 doğumlu davacının 53 yaşını doldurduğu 12.02.2026 tarihinden 4 yıl 3 ay 15 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak tarihe göre ve davacının her iki davasındaki talepleri de gözetilerek her bir dava hakkında ayrı ayrı karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Kabule göre de: aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren (örneğin 01.01.2019 tarihine göre 01.04.2019 tarihinden) faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir, denilmek suretiyle karar bozulmuştur.

B.Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı verilen son kararı ile dosyadaki kayıt ve belgelere göre; 12.02.1973 doğumlu davacı ...'un 13.11.2018 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebinin reddedildiği görülmektedir.

Somut olayda, davacının 23.05.2002 tarihine kadar 4 yıl öğrencilik, 6 yıl 8 ay 8 gün muvazzaf subaylık ve 4 yıl 3 ay 15 gün fiili hizmet süresi zammı bulunduğu, 23.05.2002 tarihindeki tüm hizmetinin 10 yıl 8 ay 8 gün olduğu ve 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin B bendinin (j) alt bendine göre 25 yıl sigortalılık süresi, 53 yaş ve 5600 gün primi bulunması halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağı, tahsis talep tarihi itibariyle sigortalılık süresi ve prim gün sayısı koşulunu sağladığı,

53 yaşını 12/02/2026 tarihinde dolduracağı, 5434 sayılı Kanun'un 205/son ve 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi gereğince fiili hizmet süresi zammının tamamının yaş haddinden indirilmesi gerektiği, buna göre, 27.10.2021 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı koşullarını sağlayacak olup 13.11.2018 tarihli ilk tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanmadığı anlaşılmaktadır.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 29.11.2022 gün 2022/11959 Esas- 2022/15060 Karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere.

Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun "Usul ekonomisi ilkesi" başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar,

bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alınarak, davanın ve birleşen davanın kısmen kabulü ile 13.11.2018 tarihli ilk tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanmayan davacının bütün şartların yerine getirildiği 27.10.2021 tarihi izleyen aybaşından 01.11.2021 tarihinden itibaren aylığa hak kazandığının tespitine, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi gereğince hak edilen aylıkların 01.02.2022 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı Kurumdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Aylık bağlama koşulları yargılama aşamasında gerçekleştiğinden, davanın kısmen kabulüne ve davacının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesi gereğince belirlenen yaş haddinden aynı Kanun'un ek 39 uncu maddesi gereğince fiili hizmet zammı süresinin indirilmesiyle yaşlılık aylığı koşullarının tamamlandığı, 27.10.2021 tarihini takip eden ay başı olan 01.11.2021 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve hak edilen aylıkların 01.02.2022 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı SGK vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın yerinde olmadığını, esasen ilk derece mahkemesince verilen kararın yerinde olduğunu ve bu karar gibi talebinin tam olarak kabul edilmesi ile aleyhe vekalet ücretinin verilmemesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı Kurum vekili, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin talep ettiği şekli ile uygulanmasının mümkün olmadığını belirterek verilen kararın hatalı olup davanın reddi gerektiğini belirtmiş buna göre verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı hakkında hak kazandığı fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği ile yaşlılık aylığına hak kazanılıp kazanılmadığı hususundadır.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ve 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci ve ek 39 uncu maddesi ile 5434 Sayılı Kanun'un 32 nci maddeleri hükümleridir.

3. Değerlendirme

1.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesi uyarınca. "Hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Aynı Kanun'un 294-301 maddelerinde ise mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir.

Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür.

Kanunun 297 nci maddesinin (2) nci fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.

Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur.

2.6100 sayılı HMK.'nun 166 ncı (Mülga HUMK. nun 45'inci) maddesine göre ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları halinde birleştirilerek bakılabilmesi mümkün olup, davaların birleştirilmesi sadece birleştirilen davaların yargılama safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurur. Başka bir anlatımla, birleştirmeye konu davalar bağımsız kimliklerini korurlar.

3.Somut uyuşmazlıkta, davacı Kurumun açtığı ve birleştirme kararı verildiği anlaşılan diğer bir dosyanın varlığı anlaşılmakta olup, asıl ve birleşen dava mevcut olmasına rağmen, birleşen dava hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.

4.O halde, davacı ve davalı avukatları bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönleri incelenmeksizin bozulmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; 1-Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,

2-Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11784, K. 2023/11589, 21 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  11. A. Bozma Kararı
  12. V. Temyiz
  13. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  14. B. Temyiz Sebepleri
  15. C. Gerekçe
  16. VI. Karar
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11784
Karar No
2023/11589
Tarih
21 Kasım 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2023/11785 K.2023/16835
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/11787 K.2023/11013
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2023/11788 K.2023/17718
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2023/11789 K.2023/16932
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/11789 K.2023/12101
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/11790 K.2023/11263

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.