KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/11910 E., 2023/11364 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/511 E., 2023/172 K.
- Karar
- Kısmen Kabul
Karar Metni
1.820 kelime·9 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, taraf vekilleri tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu kararın da bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü, kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait maden ocağında 10.11.1992 tarihinden 01.07.1997 tarihine kadar çalıştığını, davalı işyerinin şahıs firması olduğu ve 60' a yakın işçi çalıştırdığını, Eylül-Mayıs arasında kömür işi yoğun olduğu için işçilerin sabah 05.00-06.00 arasında maden ocağına gidip, öğlen molası vermeden evden getirdikleri yemekleri yediklerini, 19.00-20.00 'ye kadar çalıştıklarını, haftanın 6 günü bu şekilde çalışıp, pazartesi günü tatil yapıldığını, 1991-1997 arasında çalıştığı tüm bu yıllar boyunca hiç yıllık izin kullanmadığını, resmi bayramlada da çalışmanın devam ettiğini, dini bayramlarda ise 2 gün tatil yaptırılıp,
diğer bayram günlerinde ise çalışma yapıldığını, emeklilik için müracaat ettiğinde günlerinin yatırılmadığını öğrendiğini, bu yüzden emeklilik işlemlerinin geçiktiğini, bu sebeple davacının 10.11.1992 tarihinden 01.07.1997 tarihine kadar davalı maden ocağında 1340 gün çalışmasına karşın SSK kaydında sadece 239 gün gözüktüğünü eksik sigortalılık günlerinin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili, açılan davanın haksız ve dayanaksız olduğnuu, ... isimli bir işyeri bulunmadığını, hak düşürücü süre yönünden davanın reddini talep ettiğini, sigortalılık süresinin eksik olarak gösterildiğinin dayanaksız olduğunu, SSK'da hizmet bildirim cetvellerinde gerçek anlamda çalıştığı günlerin gösterildiğini, madencilik sektöründe çalışmaların mevsimlik-sezonluk olduğunu, davacının ton başı hemde sezonluk çalıştığını, sezonluk çalışmalarında da ayda 30 gün kesintisiz çalışmadığını çalışmasının da mümkün olmadığını, sezon başlangıcı da Kasım ve Mart ayları arasında olduğunu, bu sebeple açılan davanın zamanaşı ve hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., ..., ... vekili, davacının sigortalılık süresinin eksik olarak gösterildiği iddiasının dayanaksız olduğunu, SSK'da hizmet bildirim cetvellerinde gerçek anlamda çalıştığı günlerin gösterildiğini, madencilik sektöründe çalışmaların mevsimlik-sezonluk olduğunu, davacının ton başı hemde sezonluk çalıştığını, sezonluk çalışmalarında da ayda 30 gün kesintisiz çalışmadığını çalışmasının da mümkün olmadığını, sezon başlangıcı da Kasım ve Mart ayları arasında olduğunu, bu sebeple açılan davanın zamanaşı ve hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil Kurum vekili, hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendiren nitelikte olduğundan davacının çalışmalarının kesintisiz, devamlı, gerçek ve eylemli olup olmadığının belgelerle ispatlanmasının gerektiğinin, Kurum kayıtlarında yer alanların ve davacının sigortalılık sürelerine eklenenlerin dışında davacı adına yapılmış hizmet bildirimi veya bordro benzeri bir evrağın olmadığını, davacının Kurum kayıtlarının aksini ispat etmeye muktedir belge sunulmadığının, davanın tanık beyanları ile ispatlanmasının mümkün olmadığını, tanıkların bordro tanığı olması gerektiğini, hak düşürücü süredi açılmamasından dolayı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 29.03.2016 tarihli ve 2015/51 E., 2016/271 K. sayılı kararı ile "1-Davanın kısmen kabulü ile
A- Davacı doğumlu, ve oğlu, [TCKN]TC nolu
...'un, ... Kurum sicil nolu işveren ... ... ... nezdinde;
-10.11.1992-22.04.1993 tarihleri arasında kesintisiz ve Kurum taban ücreti karşılığında yeraltı maden işlerinde çalıştığı halde hizmet süresinin 162 gün yerine 57 gün olarak bildirildiği ve böylece davacının bu döneme ilişkin asgari ücret üzerinden 105 günlük hizmetinin eksik bildirildiğinin tespitine,
-01.09.1993-02.01.1994 tarihleri arasında kesintisiz ve Kurum taban ücreti karşılığında yeraltı maden işlerinde çalıştığı halde hizmet süresinin 122 gün yerine 45 gün olarak bildirildiği ve böylece davacının bu döneme ilişkin asgari ücret üzerinden 77 günlük hizmetinin eksik bildirildiğinin tespitine,
-01.08.1994-05.02.1995 tarihleri arasında kesintisiz ve Kurum taban ücreti karşılığında yeraltı maden işlerinde çalıştığı halde hizmet süresinin 185 gün yerine 63 gün olarak bildirildiği ve böylece davacının bu döneme ilişkin asgari ücret üzerinden 122 günlük hizmetinin eksik bildirildiğinin tespitine,
-01.10.1995-08.03.1996 tarihleri arasında kesintisiz ve Kurum taban ücreti karşılığında yeraltı maden işlerinde çalıştığı halde hizmet süresinin 158 gün yerine 73 gün olarak bildirildiği ve böylece davacının bu döneme ilişkin asgari ücret üzerinden 85 günlük hizmetinin eksik bildirildiğinin tespitine
Fazlaya İlişkin taleplerin reddine" karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 14.03.2019 tarih ve E.2016/16941, K.2019/2443 sayılı kararında; "Somut olayda çalışmanın mevsimlik olduğu, tanık beyanları ile sabittir. Mevsimlik olduğu belirtilen çalışma dönemi dışında davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve bu dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözetilerek talep edilen dönem değerlendirilmeli, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekmektedir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 26.10.2021 tarih ve 2019/235 E., 2017/413 K. sayılı kararı ile
"1-Davanın kısmen kabulü ile,
... TC kimlik numaralı davacı ...'un ... sicil numarası ile ... kurum sicil numaralı ...- ...- ... isimli işyeri nezdinde;
-10.11.1992-30.05.1993 tarihleri arasında kesintisiz asgari ücret üzerinden 143 günlük hizmetinin,
-01.09.1993-30.05.1994 tarihleri arasında kesintisiz olarak asgari ücret üzerinden 225 günlük hizmetinin ,
-01.08.1994-30.05.1995 tarihleri arasında kesintisiz olarak asgari ücret üzerinden 237 günlük hizmetinin,
-01.09.1995-30.05.1996 tarihleri arasında kesintisiz olarak asgari ücret üzerinden 197 günlük hizmetinin,
-01.09.1996-01.07.1997 tarihleri arasında kesintisiz olarak asgari ücret üzerinden 269 günlük hizmetinin,
SGK'ya eksik bildirildiğinin tespitine,
Fazlaya İlişkin taleplerin reddine,
2-Davalı ... hakkında açılan davanın husumetten reddine" karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
Dairenin 12.05.2022 tarih ve E.2022/2129, K.2022/7020 sayılı kararında. "Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, Mahkemece yapılan araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
İncelemeye konu davada, davacının davalılara ait maden ocağı işyerinde 10.11.1992 - 01.07.1997 tarihleri arasında her yıl Eylül - Mayıs ayları arasında 9 ay kesintisiz çalıştığının tespiti talep edilmiş olup, hizmet cetvelinin incelenmesinde 10.11.1992 - 01.07.1997 tarihleri arasında kesintili sigorta bildirimlerinin bulunduğu, ... sicil nolu işyerinin bordrolarda ...-...-... adına kayıtlı olduğu ancak işyeri sicil dosyasında ... adına 506 sayılı Kanun kapsamında 12.06.1989 tarihinden itibaren kayıtlı olduğu, davalılar arasındaki ilişkinin net olarak ortaya konulamadığı ve bu konuda yapılan araştırmanın yetersiz olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, işyerinin ... adına kayıtlı olmasına rağmen hakkındaki davanın neden reddedildiğine dair gerekçe oluşturulmadığı, soyadları aynı olan davalılar arasındaki ilişkinin aydınlatılmadığı anlaşılmakla. Mahkemece, davalıların nüfus kayıtları celbedilmeli, işyeri dönem bordrolarında adı geçen sigortalıların da resen dinlenilerek beyanlarının alınması suretiyle gerçek işveren belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kısmen kabulü ile
1-... TC kimlik numaralı davacı ...'un ... sicil numarası ile ... kurum sicil numaralı ...- ...- ... isimli işyeri nezdinde;
-10.11.1992-30.05.1993 tarihleri arasında kesintisiz asgari ücret üzerinden 143 günlük hizmetinin,
-01.09.1993-30.05.1994 tarihleri arasında kesintisiz olarak asgari ücret üzerinden 225 günlük hizmetinin,
-01.08.1994-30.05.1995 tarihleri arasında kesintisiz olarak asgari ücret üzerinden 237 günlük hizmetinin,
-01.09.1995-30.05.1996 tarihleri arasında kesintisiz olarak asgari ücret üzerinden 197 günlük hizmetinin,
-01.09.1996-01.07.1997 tarihleri arasında kesintisiz olarak asgari ücret üzerinden 269 günlük hizmetinin,
SGK'ya eksik bildirildiğinin tespitine, fazlaya İlişkin taleplerin reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili, verilen kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur.
Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
2. Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli,
aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli,
bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
3. Diğer taraftan Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
3. Değerlendirme 1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacının davalılara ait işyerinde mevsimlik çalıştığı, bildirimlerin en erken Ağustos ayı, en geç Mart aralığına denk geldiği açık olup davacının da her mevsimlik dönemde bir kısım çalışmalarının Kuruma bildirildiği anlaşılmaktadır. Davacının, her dönemde çalıştığı da kuşkusuz olup her dönemde bildirilenden fazla çalışması olup olmadığı, her dönem yönünden delillerle ortaya konulmalıdır.
Genel bir kabulle Eylül-Mayıs arasında mutlaka çalıştığının kabulüyle hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmekte olup Mahkemece tanıklara her dönem yönünden sorularak davacının çalıştığı dönem ortaya konulup uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
2) Davalı olarak gösterilen ... adına işyeri tescili yapılmış olup bildirimlerin ise ..., ..., ... adına yapıldığı anlaşılmakla; Mahkemece gerçek işveren belirlendikten ve gerçek işverenin tespiti yapıldıktan sonra davalı ... hakkında da olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı bulunmuştur.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11910, K. 2023/11364, 16 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama