KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/12377 E., 2023/11356 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/58 E., 2022/1282 K.
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Adana 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/98 E., 2019/315 K.
Karar Metni
1.885 kelime·9 dk okuma·9 bölüm
Taraflar arasındaki Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili, davacının ... Bölgesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifine üyelik tarihi olan 02.06.1988 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalılığının başlatılması ve tahakkuk edecek primlerinin peşin ödeme suretiyle yapılandırılmasını talep ettiğini belirterek Kurumun işleminin iptali ile davacının 02.06.1988-30.06.1998, 01.01.1999-06.04.2015 ve 01.01.2016-07.10.2016 dönemlerinde 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak çalıştığının tespiti ile davacının 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma başvurusunun geçerli sayılmasının gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep edilen sürelerle ilgili Kurumda herhangi bir kayıt ve tescilinin bulunmadığını, yasal koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacının 10.10.2002 tarihinden itibaren oda kaydının olması 2008-2018 yılları arasında ÇKS kaydının bulunması dava dönemi itibariyle davacı adına tarla vasfında taşınmazların olması,
dinlenen davacı ve kamu tanıklarının davacının çiftçilik yaptığını geçimini çiftçilik yaparak sağladığını beyan etmeleri adresinin sürekli Büyük Sofulu Mahallesi olması dikkate alındığından davacının 10.10.2002-06.04.2015 ve 01.01.2016-07.10.2016 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile davacının 10.10.2002-06.04.2015 ve 01.01.2016-07.10.2016 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur'lu olduğunun tespiti ile aksi Kurum işleminin iptaline, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili İlk Derece Mahkemesince tanıkların tamamın dinlenilmediğini, davacının ürün satışı ve prim tevkifatına istinaden 01.07.1998 - 31.12.1998 tarihleri arasında Tarım Bağ- Kur sigortalısı olduğunu, 02.06.1988 tarihinden itibaren kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyetinin bulunduğu ve bu tarımsal faaliyetin kesintisiz devam ettiğinin açıkça ortaya konulduğunu, 02.06.1988 - 30.06.1998, 01.01.1999 - 06.04.2015 ve 01.01.2016 - 07.10.2016 dönemlerinde zorunlu Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile 6736 sayılı Kanun'a göre yapılandırma başvurusunun geçerli sayılması gerektiğine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmesi usul ve Kanuna aykırı olduğundan istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı Kurum vekili, bu davaların kamu düzenine ilişkin olduklarından, çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak açıklıkta ortaya konulması gerektiğini, süresi içerisinde başvurulması halinde Yargıtay kararlarında kabul edilen ilkelere uygun bir biçimde bu tespitin belirlenmesi gerektiğini, yapılan incelemeler neticesinde Kurumun yapmış olduğu işlemler tamamen mevzuat dahilinde gerçekleşmiş olup herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme karar ve gerekçesinin yerinde olduğu gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2926 sayılı Kanun'un 2, 3, 5, 6, 9, 10 uncu maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 3, 4, 6, 7, 9 uncu maddeleri, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesi.
3. Değerlendirme 1. Dosya kapsamı incelendiğinde, davacının 01.07.1998 tarihinde 2926 sayılı yasa gereği tarım sigortalılığının tescil edildiği, 10.10.2002 tarihinden itibaren Aladağ Ziraat Odasına kayıtlı olduğu Mahkemece, davacının 10.10.2002-06.04.2015 ve 01.01.2016-07.10.2016 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur'lu olması gerektiğine karar verilerek, davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmış ise de, söz konusu hüküm eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır.
2.2926 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
3.Anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin (b) bendinde "Tarımsal faaliyette bulunanlar: Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5 inci maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu,
sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanun'un 9 uncu maddesi Kuruma re'sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
4.Anılan Kanun'un 10 uncu maddesine göre ise kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu Kurum ve kuruluşlarının, Kanun'la kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin T.Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.
5.5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (b) maddesinde, köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı olacakları, anılan Kanun'un 3 üncü maddesinde ise tarımsal faaliyetin, “Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde veya kamuya mahsus mahallerde; ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yoluyla yahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünleri elde edilmesini ve/veya bu ürünlerin yetiştiricileri tarafından;
muhafazasını, taşınmasını veya pazarlanmasını,” ifade edeceği, 7 nci maddenin (b) bendinde sigorta hak ve yükümlülüklerinin “tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, bir yıl içinde bildirilmesi halinde kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten” itibaren başlayacağı, 9 uncu maddenin 1 inci fıkrasının 5 inci bendi gereği sigortalılığın “Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için,
tarımsal faaliyetinin sona erdiği veya 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca muafiyet kapsamına girdiği yahut 65 yaşını doldurması nedeniyle talepte bulunduğu tarihten,” itibaren sona ereceği, 6 ncı maddenin (ı) bendinde ise, Kamu idarelerinde ve Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında sayılanlar hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan;
tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanun'da tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenlerin ve 65 yaşını dolduranlardan talepte bulunanların 5510 sayılı Kanun'un kısa ve uzun vadeli sigorta hükümleri çerçevesinde sigortalı sayılmayacakları belirtilmiştir.
6.Kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunan ve bildirimsiz kalan sigortalılar için 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına eşdeğer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, ya da tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır.
7.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için Mahkemece;
a-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,
b-Dönem içinde Ziraat Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla "Tarımsal Amaçlı Kredi" kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,
c-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,
ç-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanun'un 19 uncu maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun "Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi" başlıklı 52, "Zirai kazançta vergileme" başlıklı 53, ve "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanunu'nun "Vergi kesenlerin sorumluluğu" başlıklı 11 inci maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır.
Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere "Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94/11 inci maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir.
Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler." Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.
d-Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, Ziraat Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli,
e-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı Kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu'nun 22 nci maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
8. Ayrıca 2926 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, HGK'nın 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır.
9.Somut olaya gelince, davacının 01.07.1998-31.12.1998 tarihleri ile 07.10.2016-03.04.2017 tarihler arasında tarım sigortasının bulunduğu, 10.10.2002 tarihinden itibaren Aladağ Ziraat odasına kayıtlı olduğu, 2008-2018 yılları arasında Çiftçi Kayıt Sisteminde kayıtlı olduğu, gelen tapu kaydı dökümünde davacı adına taşınmazların bulunduğu, dinlenen tanık beyanları ile de davacının çiftçilikle geçindiği, geçimini bu şekilde sağladığı, tarımla uğraşanların üye olduğu Tarımsal Kredi Kooperatifine üye olduğu beyan edilmiş olup Mahkemece davanın kısmen kabulüne davacının 10.10.2002-06.05.2015 ile 01.01.2016-07.10.2016 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğuna ilişkin karar verilmiş ise de karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
10.Yukarıdaki maddi ve hukuki olgular dikkate alınmak suretiyle dava konusu yapılan tüm dönmeler açısından anılan ilkeler kapsamında tarımsal faaliyetin sürekliliği araştırılmalı; özellikle ürün teslimatı ile teslim edilen ürün bedellerinden prim tevkifatı olup olmadığı araştırılmalı böylece yapılan araştırma sonucu elde edilen deliller değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12377, K. 2023/11356, 16 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama