KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/12393 E., 2024/11908 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2078 E., 2023/1300 K.
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Çine 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/507 E., 2021/601 K.
Karar Metni
978 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki meslek hastalığı nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince hükümde belirtilen gerekçelerle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı işveren vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı işveren vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işyerinde çalışırken yakalandığı melek hastalığı nedeni ile davalı aleyhine Çine Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu 2015/38 Esas sayılı manevi tazminat davası sonucu hükmedilen kısmi manevi tazminata ilişkin kararın kesinleştiğini, müvekkilinin meslek hastalığı nedeniyle uğradığı maddi zarar karşığı fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 20.000,00 TL'nin 09.05.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte müteselsil sorumlu davalıdan tahsiline, maddi tazminat davasının belirsiz alacak davası olarak kabulü ile istenebilecek maddi tazminat tutarının belirlenerek tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı ...'ın müvekkil işyerinde 01.04.1994 tarihinde işe başlayıp 07.11.1997 tarihinde işten ayrıldığını, ayrılmasının üzerinden 23 yıl geçtikten sonra iş bu davayı açtığını, davaya konu olayda meslek hastalığı olarak tanısı konulan hastalığın Yükümlülük süresinin tüzükte 10 yıl olarak belirtildiğinin, bu hususun meslek hastalığı ile görülen iş arasında bulunması gereken neden sonuç ilişkisinin doğul sonucu olduğunu, bu süreye yükümlülük süresinin dendiğini,
yükümlülük süresinin işçinin meslek hastalığına neden olan iş ile ilişkisin kesip işçiye meslek hastalığı teşhisi konulana kadar geçen süre olduğunu, yasanın aradığı şartlar sağlanmadan ve meslek hastalığın a yola açan etken iş yeri incelemesi ile kanıtlanmadan yükümlülük süresinin uzatıldığını, yükümlülük süresinin uzatılması şartları mevcut olmadan bu şekilde uzatılmasının yasaya aykırı olduğunu, sigortalı işçinin 1997 yılında müvekkil iş yerinden ayrıldıktan sonra nerelerde ve hangi şartlarda çalıştığı, o dönemlerde bu hastalığına yol açacak işlerde çalışıp çalışmadığı gibi konuların belirsiz olduğunu,
sigortalı işçinin hastalığının oluşumunda müvekkil şirketin kusurunun olmadığını, bu nedenlerle yersiz ve haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini bildirmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından; "...Yargılama sırasında davacının davalı iş verene karşı açmış olduğu aynı nitelikteki 2021/309 Esas sayılı dava dosyası işbu dava ile birleştirilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Hesap bilirkişisi tarafından tanzim edilen rapora vaki itirazları değerlendirir ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 23.02.2021 tarih ve 2020/9717 Esas 2021/2003 Karar sayılı kararı doğrultusunda TRH-2010 tablosu uygulanmak suretiyle tazminat miktarının tespiti için ek rapor alınmıştır.
Dosyaya ibraz edilen 10.08.2021 havale tarihli bilirkişi raporunun somut olaya ve dosya içeriğine uygun, taraf ve Mahkeme denetimine elverişli olduğu Mahkememizce kabul edilerek kaçınılmazlık oranı olarak tespit edilen %6,67 kaçınılmazlık faktörünün %60'ının davalının kusur oranına eklenmesi suretiyle hesaplanan tazminat miktarı Mahkememizce benimsenmiştir.
Her ne kadar davalı vekilince işbu belirsiz alacak davasında davacı tarafça birden fazla kez bedel arttırımında bulunulduğu ileri sürülmüş ise de Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2021/1056 Esas 2021/4718 Karar sayılı kararı doğrultusunda, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesine göre yapılan talep artırım işlemi ıslah olmadığından, davacı vekilinin sunduğu dilekçe ikinci ıslah dilekçesi olarak değerlendirilmediğinden davalı vekilinin bu yöndeki itirazları Mahkememizce kabul edilmemiştir..." Gerekçesi ile "A-Davacının davasının kabulü ile
1-300.000,00 TL'nin 09.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
B-Davacının birleşen davasının kabulü ile
1-80.000,00 TL'nin 09.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,..." karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı "..Dosya kapsamındaki yazı, bilgi ve belgelere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmamasına, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere göre ve özellikle, davanın meslek hastalığı nedeniyle açılan tazminat davası olduğu,
davacının aynı nedenle davalıya karşı açtığı manevi tazminat davasında davanın kısmen kabulüne karar verildiği, zamanaşımı, kusur ve maluliyet ile ilgili olarak davalının yaptığı temyiz incelemesi sonucunda kararın 28.02.2017 tarihinde onanmasına karar verildiği, zamanaşımının söz konusu olmadığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, birleşen davada 80.000,00 TL bakiye maddi zararın tazminin talep edilmesinin yerinde olduğu, davacının istinaf dilekçesinde istinaf sebep ve gerekçelerini belirtmediği,
bu itibarla İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine.." karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı lehine usulü kazanılmış hak oluşturmamak üzere temyiz yoluna başvurduklarını bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı olan Mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı defilerinin reddedildiğini, kusur ve maluliyet yönünden yeniden rapor aldırılması taleplerinin reddedildiğini, rücuen alacak davasının bekletici mesele yapılmadığını, birleşen davanın reddinin gerektiğini, bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı olan Mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava maddi tazminat istemine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekili ve davalı vekili temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12393, K. 2024/11908, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama