KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/12631 E., 2025/13638 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/226 E., 2021/375 K.
Karar Metni
1.688 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
Taraflar arasındaki teşvik hükümlerinden yararlanmak için Kuruma yaptığı başvurunun işleme alınması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 6111 sayılı Kanun ile değişik 4447 sayılı Kanun kapsamında sigorta teşvik hükümlerinden yararlanmak için Kuruma yaptığı başvurunun işleme alınması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 05.11.2018 tarihli ve 2018/282 Esas, 2018/439 Karar sayılı kararla 01.04.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7103 sayılı Kanun'un 70. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen ek madde 17. uyarınca davanın konusunun kalmaması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2018 tarihli ve 2018/282 Esas, 2018/439 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi tarafından 03.03.2020 tarihli ve 2019/325 Esas, 2020/392 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 03.03.2020 tarihli ve 2019/325 Esas, 2020/392 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 22.06.2021 tarihli ve 2020/7470 Esas, 2021/8728 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...Eldeki davanın, sosyal güvenlik mevzuatında prim teşviki, destek ve indirim uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
4447 sayılı Yasanın geçici 10. Maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalanma hakkının tespiti istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: 'Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla,
başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' hükmü ve ikinci fıkrasında ise;
'Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik,
destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' şeklinde belirtilmiş hükümleri mevcut olup, bu yeni madde hükümleri ile tüm teşvik unsurlarından faydalandırılma veya fazla ödemelerin iadesi veya değiştirme istemleri hakkındaki uyuşmazlıklarda ek 17.maddede yer alan hükümlerin irdelenmesi gerektiği açıktır.
Değinilen Ek 17. maddenin üçüncü fıkrasında ise; 'Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir.
Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir.
Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.' hükümleri mevcuttur.
Eldeki davada ise, Ek 17. Maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte 5510 Sayılı Yasa veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Yasa ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Diğer taraftan, Ek 17.Maddenin 4. Fıkrası hükmündeki 'Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir.
Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir.
Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.' ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. Sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur.
Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir.
Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17. maddenin gelmesi ve daha sonra 4. fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma, fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17. Maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı öncesi verilen 2017/2 79... /62 Sayılı 29.07.2017 tarihli ilk kararda davacının 4447 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesinden yararlanmak için yaptığı başvurunun kabul edilmesine dair karar verilmiş olup, 7103 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17. maddesi kapsamında yeniden inceleme ve araştırma yapılmadığı,
davanın başvurunun işleme alınmasına ilişkin olup 7103 sayılı Kanun'un ek 17. maddesi kapsamında ki değerlendirmenin başvurunun işleme alınmasından sonra Kurum tarafından yapılacak olup ilk kararda ki gerekçelerle davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 4447 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesinden yararlanmak için 27...60 ...
SGK sicil numaralı iş yeri için Ankara Ulucanlar Sosyal Güvenlik Merkezi'ne 22.06.2017 tarih ve.... sayılı, 24...2.. SGK sicil numaralı iş yeri için Tarsus Sosyal Güvenlik Merkezi'ne 21.06.2017 tarih ve ....sayılı, 24...10 4...0 SGK sicil numaralı iş yeri için Eskişehir Tepebaşı Sosyal Güvenlik Merkezi'ne 22.06.2017 tarih ve... sayılı, 24...62 0...
SGK sicil numaralı iş yeri için Ankara Ostim Sosyal Güvenlik Merkezi'ne 22.06.2017 tarih ve 8.013.644 sayılı başvurunun geçerli olduğunun tespiti ile aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk kararı sadece kendilerinin temyiz ettiği ve davanın kabulü ile usuli kazanılmış haklarının ihlal edildiği, davaya neden olmadıkları ve Kurum işlemlerinin yerinde olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, teşvik hükümlerinden yararlanmak için Kuruma yaptığı başvurunun işleme alınması gerektiğinin tespitine ilişkindir. 1. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).
2. Somut olayda.
Dairemizin uyulan bozma ilamında yargılama aşamasında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un Ek 17. maddesinin prim teşvik, destek ve indirimlerinden yararlanılamayan geçmiş dönemler için altı ay içinde Kuruma müracaat zorunluluğu getirdiği ve bu teşviklerin uygulanması, iadesi veya değiştirilmesi hususunda kendi usul ve esaslarını (özellikle ilk üç fıkrasında) belirlediği; maddenin davanın konusuz kalmasını öngören dördüncü fıkrası, Anayasa Mahkemesi'nin 19.02.2020 tarihli ve E. 2018/139, K. 2020/12 sayılı kararı ile iptal edilmiş olup, bu iptal kararının Anayasa'nın 153. maddesi gereğince yargı organları dahil herkesi bağladığı,
bu bağlamda, usuli kazanılmış hakların istisnasını teşkil eden bu iptal kararı karşısında, mahkemece, davaya konu teşvikten yararlanma şartlarının varlığı ile birlikte, Ek 17. maddenin yürürlükte kalan ilk üç fıkrasındaki hükümlerin (özellikle iade/mahsup usulüne dair üçüncü fıkranın) dikkate alınarak, oluşan bu yeni hukuki duruma göre kapsamlı bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir hüküm tesis edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde anılan Ek 17. madde kapsamındaki değerlendirmenin Kurum tarafından yapılacak bir işlem olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dolayısıyla uyulan bozma ilamının gereğinin yerine getirilmemiştir. O halde; Mahkemece anılan Ek 17. madde kapsamında irdeleme yapılarak davanın konusuz kalıp kalmadığı, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. 4. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12631, K. 2025/13638, 14 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama