KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/12775 E., 2024/13530 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2858 E., 2023/37 K.
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Kayseri 6. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/856 E., 2023/194 K.
Karar Metni
1.307 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 13.09.2014 - 22.08.2020 tarihleri arasında davalı şirkette işçi olarak çalıştığını, 07.09.2016 tarihinde kaza geçirdiğini, kazanın meydana gelmesinde işverenin sorumlu olduğunu, iş yerinde iş yoğunluğu olmasına rağmen çalıştırılan işçi sayısının az olduğunu, kaza tarihinde iş yoğunluğu nedeniyle vardiyalar birleştirildiğini, müvekkilin kullandığı enjeksiyon makinesinin tek insan gücü ve dikkati için yeterince ağır bir makine olduğunu, makinenin kullanım anında kalıpları takan ve kumanda eden kişilerin ayrı olması gerektiğini,
makinenin ve makineye bağlı vincin 2 kişi tarafından kullanılması gerektiğini, işyerinde ustabaşı dahil çalışan işçi sayısı 7 kişi olmasına rağmen 9 enjeksiyon makinesi çalıştırılarak 1 işçinin zaman zaman 2 makinede çalışmasının istendiğini, müvekkilden de o gün enjeksiyon makinesini hem kumanda etmesi hem de bazılarının ağırlığı 200-300 kiloyu bulan kalıpları takıp çıkarması ve değiştirmesinin istendiğini, müvekkilin ilk kalıbı taktığı ikinci kalıbı taktıktan sonra işveren yetkililerinin beğenmemeleri üzerine 7-8 kez kalıbı söküp takmak zorunda kaldığını,
makineyi hem kumanda eden hem de kalıbı değiştirmek zorunda bırakılan davacının işçinin sağ el baş parmağı da kalıpları yerleştirirken makinenin vinç kısmı ile kalıp arasında kalarak koptuğunu vb. hususları belirterek 316.344,69 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminat istemi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının enjeksiyon makinesinde çalışmış tecrübeli bir çalışan olduğunu, müvekkil şirketin iş güvenliği uzmanı olduğunu, iş güvenliği hizmetlerinin verildiğini, davacı ve diğer çalışanların eğitimlerinin tam olduğunu, davacıya iş ekipmanlarının teslim edildiğini, kazanın tamamen davacı işçinin ihmali ve kusuru ile ortaya çıktığını, gereği olmadığı halde ve yapmaması gerekirken davacının, elini tamamen yanlış bir yere koymuş olmasından kazanın meydana geldiğini, davacının iki eli ile birlikte vinci kullanması gerekirken, bir eli ile kullandığını, diğer elini ise ihmalen olsa gerek makinanın üstüne koyduğunu, davacının acemi, işi bilmeyen biri olmadığını vb. hususları belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davacının dava konusu kaza nedeniyle % 9,3 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin % 70, davacı işçinin ise %30 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle; "Davanın kabulü ile 1-Davacının maddi tazminat davasının kabulü ile davacı işçinin geçirdiği kaza nedeniyle meydana gelen geçici işgöremezlik zararı 6.468,97-TL ve maluliyet tazminatı 309.875,72 TL olmak üzere toplam 316.344,69 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 07.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının manevi tazminat davasının kabulü ile davacının iş kazası nedeniyle oluşan %9.3 oranındaki malûliyeti, kazadaki kusur durumu ve ekonomik koşullar ile manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması gerektiği dikkate alındığında 25.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine,
3-Yasal kesintilerin ödeme anında dikkate alınmasına " şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusura ilişkin olarak müvekkil şirkete %70 kusur verildiğini, oysa davacı işçinin çalıştığı makinenin ustası olması, kaza öncesinde iki yıl boyunca aynı makineyi kullanıyor olması, işyerinde her türlü iş güvenliği eğitimlerinin verilmiş olması ve aynı zamanda tüm koruyu ekipmanların sağanmış olması karşısında müvekkil firmaya verilen kusur oranı son derece yüksek olduğunu, keza davacı işçinin kazadan 4-5 yıl sonrasında yapılan kontrollerinde %9 oranında işgücü kaybı olduğuna ilişki adli tıp raporu da hatalı olduğunu,
kaza akabinde verilen bu oranın 4-5 yıl sonrasında da aynı olması kabul edilemeyeceğini, çünkü davacıda tam olarak bir iyileşme hali ortaya çıktığını, raporlu olduğu sürelerden sonra davacı aynı işine dönmüş ve eksiksiz olarak dört yıl daha çalıştığını, kaza akabindeki rapor ile iyileşme sonrasındaki oranın aynı olmasının doğru olmadığını, davacıda herhangi bir uzuv kaybı söz konusu olmadığını, davacının maddi zararına ilişkin olarak yaptıkları itirazların göz ardı edildiğini,
oysa tüm dosya kapsamından belli olduğu üzere gerek kusur ve gerekse maluliyet raporları hatalıdır ve bu raporlar dayanak yapılarak alınan zarar hesabında hatalı olduğunu, ayrıca davacı için geçici iş göremezlik hesabı yapılmış olup davacının raporlu olduğu dönemlere ilişkin tüm ödemeleri tam olarak yapılmış olup böyle bir zararı söz konusu olmadığını, yine hesaplama yapılırken davacının kazancının üzerinde bir oranlama yapılması da ayrıca bir hata olduğunu, davacı yararına hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, kaza bizzat usta başı olan davacının kendi ihmal ve işi basit görmesinden kaynaklandığını,
kaza sonrasında müvekkil şirket yetkilileri, davacının iyileşmesi için ellerinden gelen her türlü gayreti sarfettiklerini, Kayseri’deki tıbbi tedavi ile yetinmeyip özel ambulans ile Konya’da bulunan uzman bir doktora götürüp tedavisini yaptırdıklarını ve daha sonraki tarihlerde özel araç ile davacıyı Konya’ya götürüp getirerek son aşamaya kadar iyileşme sürecini takip ettiklerini, istirahat sürecinde davacının maddi – manevi tüm ihtiyaçları ile ilgilendiklerini ve iyileşme sonrasında aynı işinin başına döndürdüklerini, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi,
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi
3. Değerlendirme A) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden ;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde 25.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı yararına 25.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden ;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12775, K. 2024/13530, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama