İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/1296 K.2023/1986

...

Esas2023/1296Karar2023/1986Tarih6 Mart 2023Okuma10 dk · 2.064 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2023/1296 E., 2023/1986 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
6 Mart 2023
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.064 kelime·10 dk okuma·18 bölüm

...

MAHKEMESİ

... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI

2020/1695 E., 2022/2282 K. ...

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ

Aydın 2. İş Mahkemesi

SAYISI

2019/583 E., 2020/340 K.

Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının eski eşi ile 2002 yılında gerçek ve fiil olarak anlaşmalı boşandıklarını, boşanmadan sonra ayrı yaşadıklarını, 12 yıl sonra yeniden evlendiklerini, davalı tarafından davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığının tespiti ile 2008-2014 yılları arasında ödenen aylıkların iadesine karar verildiğini, bu durumun fiili duruma aykırı olduğunu bildirerek kurum işleminin iptali ile davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız olduğunu, 5510 sayılı Kanun'un "Gelir ve Aylık Bağlanmayacak Haller" başlıklı 56 ncı maddesinin gereğince davacının boşandığı eşiyle fiilen yaşadığının denetmen raporu ile tespit edildiğini, davacının aylıklarının kesilmesi ve yersiz tahsil ettiği aylıkların borç çıkarılması işlemlerinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığını, kurum kayıtlarının resmi ve yazılı belge niteliğinde olduğunu, aksinin aynı nitelikte yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kurum denetmen raporunun 2008-2014 yılları arası döneme dönemine ilişkin olması, dosya kapsamında yapılan tüm araştırmalarda davacının eski eşi ile birlikte yaşadığına dair bir ... kayıtlarında iki kez aynı yerde tedavi görmeleri dışında herhangi bir ispat vasıtasının bulunamadığı, aksine ... kayıtları dışındaki tüm resmi kayıtların ve tanık beyanlarının, davacı ve eski eşinin 2008-2014 yılları arasında farklı adreslerde yaşadığını doğruladığı,

bu hali ile dosya kapsamındaki ağırlıklı deliller ile kurum raporunun aksinin ispat edildiği kanaatine varılmış ve davacı ve eski eşi ... 'ın tahkikat konusu dönem olan 2008-2014 yılları arasında fiilen birlikte yaşamadıkları sonucuna varılarak "Davanın kabulü ile davalı kurumun 27.07.2019 tarihli ve 60991618-205.03.01.E.10922789 sayılı işlemin iptali ile davacı yanın bu kurum işlemi sebebi ile borçlandırıldığı 68.779,66-TL'den borçlu olmadığının tespitine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde; Kurum denetmenleri tarafından yapılan incelemede davacının eski eşi ile beraber yaşadığının tespit edildiğini, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu, Kurum kayıtlarının aksinin aynı nitelikte bilgi ve belgelerle kanıtlanması gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Aydın 2. İş Mahkemesi'nce verilen 04.09.2020 tarih, 2019/583 Esas ve 2020/340 Karar sayılı karara yönelik davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı Kurum vekili; Kurum denetmenleri tarafından yapılan incelemede davacının eski eşi ile beraber yaşadığının tespit edildiğini, davacının da kendi ifadesinde 2010 yılından bu yana eşiyle beraber restoran işlettiklerini beyan ettiği, Mahkemece Kurum denetmenlerinin ifadelerine başvurulmadığını, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu, Kurum kayıtlarının aksinin aynı nitelikte bilgi ve belgelerle kanıtlanması gerektiğini belirterek eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını belirterek yetim aylığının kesilmesine ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

5510 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir.

Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak,

eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.

Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir.

Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı,

kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır.

Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden,

eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır.

İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.

Sonuç olarak. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir.

Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20 nci maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı,

davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli,

varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği,

toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.

3. Değerlendirme

1-İncelenen dava dosyasında; davacının 19.04.2002 tarihinde boşandığı, 26.07.1983 tarihinde vefat eden babasından dolayı 31.05.2002 tarihli tahsis talebine istinaden ölüm aylığının davacıya 01.05.2002 tarihinden itibaren bağlandığı, davacının eski eşi ile yeniden evlendiği hususunda davalı Kuruma müracaatı üzerine Kurum denetmenleri tarafından inceleme başlatıldığı, Kurumun 28.02.2019 tarihli raporunda davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine aylığının kesildiği ve ödenen aylıkların da borç tahakkuk ettirilerek davacıdan istendiği,

mahkemece nüfus müdürlüğü kayıtlarının, seçmen kayıtlarının, elektrik ve su aboneliği kayıtlarının, banka kayıtlarının, ... kayıtlarının getirtildiği, dinlenen tanık anlatımları ile de davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmakla verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.

2-Zira dosya kapsamında getirtilen kayıt ve belgelere göre; davacının denetmene verdiği ifadesinde, boşanınca Kuşadasında aynı adreslerde ikamet ettiklerini, Ankarada ise uzun süreli kalmadığını, iki küçük kızının boşanmadan haberi olmadığını, 2010 yılından beri eski eşi ile restoran işlettiğini, 2014 yılı Mart ayında yeniden evlendiklerini beyan ettiği, ayrıca Kurum denetmenlerince davacının eski eşine ait nüfus kayıtlarında yer alan adresi olan " ..." adresine gidildiği, adreste davacının boşandığı eşinin tanınmadığının tespit edildiği,

aynı adrese 26.02.2019 tarihinde yeniden gidildiğinde ise 2 numaralı daire sakini ile görüşüldüğü ve kendisinin davacının eski eşi ve 3 kızı ile beraber apartmanda en az 2 yıl oturduklarını, boşandıklarını hiç duymadığını ifade ettiği hususları ile tarafların 2014 yılında tekrar evlendikleri, davacının 13.09.2011 - 05.03.2014 tarihleri arasında " ..." adresinde kayıtlı olduğu dönemde eski eşi ...'ın o tarihlerde ...'da bulunan hastanelerde tedavi gördüğü, ayrıca tarafların 14.10.2010 tarihinde ...

Selçuk Devlet Hastanesinde farklı bölümlerde, 14.02.2012 tarihinde ise Özel ...Göz Dal Merkezinde göz hastalıkları bölümünde tedavi gördükleri, diğer taraftan ...

Müdürlüğünden celp olunan abonelik kayıtlarına göre davacının "..." adresindeki aboneliğinin 22.06.2009 tarihinde " ..." adresine nakledildiğinin bildirildiği, ancak bu adresin davacının kayıtlı adreslerinden olmadığı, boşandığı eşinin ise 15.06.2009-25.07.2010 tarihleri arasında bu adreste kaydının bulunduğu, söz konusu abonelik kaydının 26.09.2011 tarihinden sonra ise davacının Keçiören/...'da bulunan adresine nakil olunduğunun anlaşıldığı, tüm bu tespitler karşısında mahkemece sadece davacı tanıklarının beyanları ile yetinildiği anlaşılmakla mahkemece dava konusu uyuşmazlıkla ile ilgili yeterli araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmuştur.

3- Mahkemece yapılması gereken iş, Kurum denetmeni tarafından denetmen raporu ekinde tutulan tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olacağı dikkate alınarak, davacının eski eşine ait nüfus kayıtlarında yer alan adresi olan " ..." adresinde yapılan araştırma ile tarafların beraber yaşadıkları tespit olunduğundan bu adres ile yine davacının " ..." adresinde ihtilaf konusu dönem içerisinde birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği ve her bir adreste kimlerin yaşadığı kolluk vasıtasıyla araştırılarak ve muhtar, komşu, kapıcı, yönetici gibi kişiler dinlenerek tespit edilmeli,

birlikte yaşama olgusu bakımından yukarıda belirtilen tespitler karşısında aksinin ispat edilememesi halinde davanın reddi gerekeceği de gözetilerek tüm dosya kapsamında yapılan araştırma ile elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,

06.03.2023 tarihinde karar verildi.

(M)

...

-KARŞI OY-

1.Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın 2002 yılında eşinden boşanmıştır. Davacı-karşı davalı kadına boşanma kararı verildikten sonra ölen babasından dolayı bağlanan yetim aylığı 2014 yılında eşi ile yeniden evlenmesi üzerine yapılan denetim sonrası fiili birliktelik nedeni ile 2008-2014 yılları için 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç çıkarılmıştır.

2.Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı Kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı Kanun'un 5754 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik geçici 1 inci maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı Kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.

3.Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır.

4.Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçe ile onanması gerekirken, fiili birlikteliğin araştırılması yönünde bozulması görüşüne katılınmamıştır.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/1296, K. 2023/1986, 6 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Mahkemesi
  4. Sayısı
  5. İlk Derece Mahkemesi
  6. Sayısı
  7. I. Dava
  8. II. Cevap
  9. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  10. IV. İstinaf
  11. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  12. B. İstinaf Sebepleri
  13. C. Gerekçe ve Sonuç
  14. V. Temyiz
  15. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  16. B. Temyiz Sebepleri
  17. C. Gerekçe
  18. VI. Karar
  19. (M)
  20. -karşı Oy-
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1296
Karar No
2023/1986
Tarih
6 Mart 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2023/1296 K.2023/1472
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2023/1297 K.2023/16175
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/1297 K.2023/1343
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/1298 K.2023/1566
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/1298 K.2023/1344
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2023/1298 K.2023/1139

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.