KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/13834 E., 2024/11404 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2861 E., 2023/1748 K.
- Karar
- Esastan red
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/1225 E., 2022/449 K.
Karar Metni
2.075 kelime·10 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacılar vekili dava dilekçesinde, muris ...'ın davalı ... Römorkör Hizmetleri San. ve Tic. Ltd.
Şti.’ne ait Türk bayraklı M/TUG ... isimli gemide 3. kaptan olarak görev yaptığını, 18.03.2018 günü saat 04.20 sularında, limana yanaşık pozisyondaki Horizon gemisine bağlı/yanaşık pozisyonda bulunan çalıştığı gemi olan ... gemisinin güvertesine geçerken, iki gemi arasından denize düşerek hayatını kaybettiğini, gemilerin ikisinin de davalı şirkete ait olmakla, birbirlerine yanaşık pozisyonda ... bu gemilerin arasında geçiş için gerekli güvenlik önlemlerinin alınmamış olmasının ...’ın ölümüne sebep olduğunu, Adli Tıp Kurumu raporunda ölüm sebebinin suda boğulma olduğunun belirtildiğini belirterek,
fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak anne ... için 500 TL maddi, 30.000 TL manevi, kardeş ... için 10.000 TL manevi, kardeş ... için 10.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde, meydana gelen olaydan müvekkilinin bir kusurunun olmadığını, tüm kusurun kazalıda olduğunu, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile"...Deliller toplandıktan sonra dosya kusur bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler ... ... , ... ... ve ... ... hazırladıkları 27.11.2020 tarihli raporu ile davalı işveren ... Römorkör Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. % 30 (yüzde Otuz) oranında, kazalı işçi ... % 70 (yüzde Yetmiş) oranında kusurlu olduğunu beyan etmişlerdir. Tüm dosya kapsamına göre; Davacıların murisi olan ...'ın davalıya ait gemide 3. kaptan olarak görev yaptığı 18.03.2018 günü limana yanaşık pozisyondaki Horizon gemisinden çalıştığı gemi olan ... gemisine geçerken denize düşerek hayatını kaybetmiştir.
Mahkememizce alınan ve görüşlerine itibar edilen 27.11.2020 tarihli kusur bilirkişi kurulunun raporunda belirtildiği işveren, gözetme borcu gereği çalıştırdığı işçileri, işyerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam, bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için işyerinde teknik ve tıbbi önlemler dahil olmak üzere, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır.
Dosya bilgileri, tanık beyanları ve birbirine yanaşık halde bulunan gemilere ait fotoğraflardan, her iki geminin ana güvertelerinin etrafında “küpeşte (vardevela)” diye tabir edilen korkulukların bulunduğu; ...’ın sancak (sağ) tarafından Horizon’un iskele (sol) tarafına aborda olduğu (birbirlerine yanaşmış halde bulundukları) anlaşılmaktadır. Liman rıhtımı tarafında yanaşmış bulunan Horizon isimli gemiden, ...
Römorkörüne geçmek için, her iki geminin ana güvertelerini kullanmak gerekmektedir. Davalı tarafça ibraz edilmiş muhtelif fotoğraflarda, ... römorkörünün sancak tarafında, üst binasının kasara güvertesinden aşağıya doğru sarkıtılmış ve römorköre sabitlenmiş olan “...” adı verilen korunaklı bir merdivenin bulunduğu görülmektedir. Bu merdiven, Horizon gemisinin iskele kıç tarafına doğru sarkmakta ve onun küpeşte hizasına kadar devam etmektedir.
Bu durumda, ... römorkörüne çıkmak için yegane emniyetli yolun, bu korunaklı merdiveni (...’i) kullanmak olduğu kabul edilmelidir. Her iki gemiden birbirlerine geçiş için bir diğer ve fakat emniyetli olmayan yol ise, ana güverte küpeştesi üzerine çıkarak, gemiler arasındaki mesafeyi aşacak bir atlama (sıçrama) ile diğer geminin küpeştesine ayak basmaktır.
Olay günü, ... gemi adamının yanında bulunan tanıklar, müteveffanın bu yolu tercih ettiğini ve kendilerinin onu ikaz etmelerine rağmen korunaklı merdiveni kullanmak yerine, iki gemi arasındaki boşluktan atlamaya yöneldiğini beyan etmişlerdir. ... adı verilen korunaklı merdivenin her gemide bulunması zorunlu bir durum değildir.
Ancak bulunmadığı durumlarda, bir gemiden diğer bir gemiye veya rıhtıma geçiş için; bir bölümü açık (kesilmiş) bırakılarak bir zincir düzeneği ile kapatılmış olan küpeştenin, geçiş için kullanılacağı zaman zinciri açılarak ve iki gemi arasındaki açıklığa mesafesine uygun bir iskele konularak emniyetli geçiş sağlanmaktadır.
Fotoğraflardan, her iki geminin ana güvertesini çevreleyen küpeştelerinin üzerinde, zincirle kapatılarak emniyete alınmış bu açıklıkların bulunduğu görülmektedir. Ancak, incelenen olayda, gemilerden birbirine geçiş için bu yolun kullanıma sunulmamış olduğu; mevcut “...” adlı korunaklı merdivenin bu iş için bulunduğu anlaşılmaktadır. Olay günü müteveffanın yanında bulunan arkadaşlarından Gemici ...
Yar’ın römorkör kaptanına verdiği ifadesinde; “suya düşme sesini duyduğu, merdivenden inerek el feneri ile görmeye çalıştıkları” yönünde beyanı mevcuttur. Bu beyan dikkate alınacak olduğunda, kazanın cereyan ettiği mahaldeki aydınlatmanın yeterli olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Mevcut duruma göre, davalı işverenliğin gemiye geçiş için bir geçiş noktası belirlediği, ancak diğer alanlarda kısıtlama yapmadığı, buralarda çalışanların güvenliğini sağlayıcı önlemlerin alınması ve uygun aydınlatma yapılmasını yeterince sağlamadığından, mahaldeki aydınlatma yeterli olmadığından davalı işveren ... Römorkör Hizmetleri San. ve Tic. Ltd.
Şti. % 30 oranında kusurlu olup, ... gemi adamı ise gemiden gemiye geçiş prosedürüne riayet etmediğinden, işverence tesis edilmiş korunaklı ve emniyetli merdiveni kullanmayıp, denge sorunu yaşamasının muhtemel olduğu alkollü bir haldeyken risk taşıyan gemiden gemiye atlama yolunu tercih ettiğinden % 70 oranında kusurludur.
Davacı Anne ...'ın maddi tazminat talep etmişse de, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 19.09.2019 gün, 2019/582 E. ve 2019/5263 K. sayılı kararı ve Unkapanı SGK'ya yazılan müzekkereye verilen 24.02.2022 tarihli, davacının eşinden aylık aldığı tespit edilmiş olduğundan tarafına oğlundan iş kazası ölüm gelir aylığı bağlanma imkanı bulunmamaktadır şeklindeki cevap dikkate alınarak, davacı anne için maddi
delillerle hesaplanabilir sürekli ve düzenli fiili desteği kanıtlanamadığının kabulü ile davaca ...'ın maddi zararının Borçlar Kanun'u 51 inci maddesi gereğince takdiren 50.000,00 TL olarak belirlenmesine, taleple bağlılık ilkesi gereği 500,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 18.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Olayın oluş şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, işverenin ve müteveffanın kusur durumları dikkate alınarak davacı ...'ın manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 18.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacı ...'ın manevi tazminat davasının kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 18.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
davacı ...'ın manevi tazminat davasının kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 18.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur...." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile
1-Davacı ...'ın maddi zararının Borçlar Kanun'u 51 inci maddesi gereğince takdiren 50.000,00 TL olarak belirlenmesine, taleple bağlılık ilkesi gereği 500,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 18.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına,
2-Davacı ...'ın manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 18.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Davacı ...'ın manevi tazminat davasının kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 18.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Davacı ...'ın manevi tazminat davasının kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 18.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, Mahkemeye sunulan 26.05.2022 tarihli uzman görüşü ve dayanağı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 22.06.2018 tarih 2016/5 Esas 2018/6 Karar sayılı kararı ve 2797 sayılı Yargıtay Kanun'u 45 inci maddesi doğrultusunda davacı anne ...'ın destekten yoksun kaldığı dikkate alınarak hesaplama yapılması lazım gelirken maddi delillerle hesaplanabilir sürekli ve düzenli fiili desteği kanıtlanamadığından bahisle hesaplama yapılmaksızın hüküm verildiğini,
davacı annenin vefat etmiş eşinden aylık alıyor olması ancak ... oğlu ...'tan kendisine SGK tarafından gelir bağlanamayacağını gösterir ki bu İBBGK kararında da görüleceği üzere sosyal güvenlik hukuku ve mevzuatına ilişkin olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatı için SGK'dan gelir bağlanması şartı aranmadığını, hesaplama parametreleri ilgili Yargıtay kararlarıyla birlikte değerlendirildiğinde tarafların iddiaları ve beyanları dikkate alınarak dosya kapsamında görüş verilmesi gerektiğini, bilirkişi 10.11.2021 tarihli raporun tanziminde usul ve kanuna aykırı davrandığını,
taraflarınca bilirkişinin işbu uygunsuz raporuna itiraz edildiği ve mahkemeden yeni bir aktüerya uzmanı bilirkişiden rapor alınması talep edilmişse de talebinin kabul edilmediğini, bunun üzerine yine bilirkişi siciline kayıtlı bir bilirkişiden rapor istendiği ve tarafımızca uzman görüşü olarak dosyaya sunulduğunu, mahkeme 10.11.2021 tarihli raporu sunan bilirkişinin raporuna dayanak yaptığı 21. Hukuk Dairesi kararı uyarınca hüküm verdiği ve davacı annenin destekten yoksun kalma tazminatı isteyemeyeceğine kanaat getirdiğini belirterek, Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının, dava konusu iş kazasına ilişkin herhangi bir kusuru bulunmayıp, bu sebeple davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olduğunu, davacı ...'ın eşinden aylık aldığı ve dolayısıyla destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacağı belirtildiğini, davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesi hukuka açıkça aykırı olduğunu, davalı şirketin olayda herhangi bir kusuru bulunmayıp, dolayısıyla kusuru bulunmayan müvekkile açılan davanın reddi yerine kabulü hatalı olduğunu, bir an için davacının kusurlu olduğu kabul edilse dahi.
Mahkemece tespit olunan kusur oranı %30 olduğu; müteveffanın olayda asli kusurlu olduğunu, hal böyleyken; belirlenen manevi tazminat miktarları çok yüksek olduğu, kararın bu yönüyle de kaldırılması talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesince, Yargıtay kararı, Unkapanı SGK'ya yazılan müzekkereye verilen 24.02.2022 tarihli cevap dikkate alınarak davacı anne için maddi delillerle hesaplanabilir sürekli ve düzenli fiili desteği kanıtlanamadığının kabulü ile davaca ...'ın maddi zararının Borçlar Kanun'u 51 inci maddesi gereğince maddi tazminat talebinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin itirazı yerinde görülmemiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre.
İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki nitelendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı, Mahkemece aldırılan kusura ilişkin heyet raporunun dosya kapsamına uygun olduğu, davacının eşinden aylık aldığı tespit edilmiş olduğundan kendisine oğlundan iş kazası ölüm gelir aylığı bağlanma imkanı bulunmadığı,
davacı ...'ın maddi zararının Borçlar Kanun'u 51 inci maddesi gereğince, maddi zararın 50.000,00 TL olarak takdirinde ve taleple bağlılık ilkesi gözetilerek 500,00 TL maddi tazminatın, davacı Rehan Irgat, davacı ... ile davacı ... lehlerine hükmedilen manevi tazminat taleplerinin kabulünde aykırılık görülmediği anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davacıların ve davalının tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir..." gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddeleri ile 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 ve 16 ncı maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme A)Davalı vekilinin davacılar ..., ..., ... lehine hükmedilen manevi tazminat tutarlarına ilişkin temyiz istemi yönünden; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3. Sonuç olarak davacılar lehine hükmedilen her bir manevi tazminat miktarı Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
B)Davalı vekilinin davacı ... lehine hükmedilen maddi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde temyiz sebepleri ve kapsamına göre davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/13834, K. 2024/11404, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama