KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/13859 E., 2024/12226 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2900 E., 2023/2942 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 36. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/195 E., 2021/237 K.
Karar Metni
1.331 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki Basın İş Kanunu'nun kapsamında çalışmasının tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili ile davalılar Merkez ... Televizyon Prodüksiyon A.Ş. ile ... Dergi Basım Yayıncılık San. Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili ile davalılar Merkez ... Televizyon Prodüksiyon A.Ş. ile ... Dergi Basım Yayıncılık San. Tic. A.Ş. vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işverenler nezdinde 01.10.1998 - 31.03.2006 tarihleri arasında haber kameramanı olarak 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında fiilen çalıştığı ancak çalışmalarının SGK'ya 4857 sayılı Kanun kapsamında geçmiş gibi bildirildiği iddiasıyla 01.10.1998 - 31.03.2006 tarihleri arasındaki çalışmalarının sosyal güvenlik yönünden 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi kapsamında kaldığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığından itiraz ettikleri, Kurumun resmi kayıtlarının esas olduğu ve davacının çalışma olgusunun ispatını Kurumun kayıtlarına eş değerde kayıtlarla ispat etmesi gerektiği, tanık dinlenilmesi gerekiyorsa tanıkların davacının çalıştığını iddia eden işyerindeki işi bilen ve tanıyan, aynı zamanda dönem bordrolarında adı geçen kişilerden olmasına dikkat edilmesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... Gazete Dergi Basım Yayıncılık San. Tic. A.Ş. ile Merkez ... Televizyon Prodüksiyon A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talepleri için 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, 506 sayılı Kanun'un Ek 5/1-a bendine göre İş Kanunu'na tabi olmayan ve işçi niteliği taşımayan her türlü fikir ve sanat işinde çalışanın gazeteci vasfına sahip olması gerektiği, davacının itibari hizmet süresinden yararlanma koşullarını taşımadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; yapılan yargılama, toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı işveren nezdinde çalışması hususunda taraflar arasında herhangi bir ihtilafın bulunmadığı, taraflar arasındaki asıl ihtilafın davacının yapmış olduğu çalışmanın hangi kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ile bunun sonucu olarak davacının itibari hizmet süresinden yararlanabilip yararlanamayacağı hususu olduğu,
davacı tanıklarının beyanlarından da anlaşıldığı üzere davacının çalıştığı dava konusu edilen tarihler itibariyle haber kameramanı olarak çalıştığı, bu unvanlarda çalışanların basın kartı yönetmeliğine göre basın kartı alma hakkına sahip olduğu,
çalışılan işyerinin de 5953 sayılı Kanun'da belirtilen işyeri tanımına uyduğu hususları dikkate alınarak davacının çalışmalarının iş ve işyeri itibariyle gazeteci olarak değerlendirilmek suretiyle davacının çalışmasının Basın İş Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bunun sonucu olarak da davacının itibari hizmet süresinden faydalanması gerektiği kanaatine varılmış, açık anlaşılır ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi tarafından hazırlanan 05.05.2021 tarihli rapor ile belirlenen sürelerin davacının hizmet süresine eklenmesine karar verilmiştir.
Her ne kadar bilirkişi raporunun sonuç kısmında 4.sırasındaki yapılan hesaplamada toplam ödenen gün sayısı 686 olarak gösterilmiş ise de dosya kapsamında yapılan incelemede 19.02.2005 - 31.03.2006 tarihleri arasında toplam gün sayısının 408 olduğu bu kapsamda 102 gün itibari hizmet süresinin kabul edilmesi gerektiği anlaşıldığından bilirkişi raporunun ilgili kısmına itibar edilmeyerek 408 gün üzerinden davacının talebi değerlendirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne davacının 01.10.1998 - 31.03.2006 tarihleri arasındaki çalışmalarının itibari hizmet süresine yararlanabileceğinin tespitine,
davacının 01.10.1998 - 31.03.2006 tarihleri arasında toplam 2744 gün prim ödeme gün sayısına göre, 686 gün itibari hizmet gününün sigortalı süresine eklenilmesine, karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ile davalılar ... Televizyon Prodüksiyon A.Ş. ile ... Dergi Basım Yayıncılık San. Tic. A.Ş. vekili istinaf yoluna başvurmuş ve Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olup 01.10.1998 - 31.03.2006 tarihleri arasında kalan dönem bakımından davacının yaptığı kameramanlık işinin itibari hizmete tabi olduğu anlaşılmakla; Sosyal Güvenlik Kurumunun harçtan muaf bulunmasına ve özellikle istinaf kanun yoluna başvuranların istinaf dilekçelerinin kapsamına göre incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü sürede açılmadığı, davacının itibari hizmet süresinden yararlanma koşullarını taşımadığı, dava açılmasına sebebiyet vermeyen Kurum aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davalılar ... Televizyon Prodüksiyon A.Ş. ile ... Dergi Basım Yayıncılık San. Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü sürede açılmadığı, davacının itibari hizmet süresinden yararlanma koşullarını taşımadığı, davacının dava açmada hukuki yararı bulunmadığı, eksik inceleme ve hatalı bilirkişi raporuyla karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Basın İş Kanunu'nu kapsamında çalışmasının tespitine ilişkindir.
1.Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
2.Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, ( o davada davacı sıfatının kime ait olacağı ) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, Mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
3. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır.
Yani bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, Medeni Hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder ( Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288).Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer.
Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir.
Şu halde yapılması gereken iş; anılan Hukuk Genel Kurulu kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir.
4. Somut olayda, yargılamanın devamı sırasında Ticaret Sicil Gazetesi nüshasında yayımlanan ilana göre davalılardan ... Haber Ajansı Anonim Şirketi'nin Ticaret Sicilinden terkin edildiğinin anlaşılmasına ve anılan davalı şirketin iş bu dava nedeniyle ihya edildiğini gösterir kaydın dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır.
5. Bu açıklamalar doğrultusunda anılan davalı şirketin bağlı olduğu Ticaret Sicil Müdürlüğünden iş bu terkin kaydının olup olmadığı usulünce araştırılıp söz konusu durumun varlığı halinde yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı tarafa iş bu davalı şirketi ihya etmesi için dava açmak için önel vermek, iş bu ihya davası sonucuna göre anılan davalı yönünden de usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanarak yargılama yapılması gerekirken, başka bir dava için verilen ihya kararının bu dava için bağlayıcı olmadığı da gözetilerek hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
6.Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/13859, K. 2024/12226, 3 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama