KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/13929 E., 2024/1676 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2024
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/271 E., 2023/125 K. Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Avukat ... 4- ... Orman ... ve Tic. Ltd. Şti.
- Karar
- Kısmen Kabul
Karar Metni
2.365 kelime·12 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (kapatılan) 21.Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş ve Mahkemece bozma doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiş, Yargıtay (kapatılan ) 21.Hukuk Dairesince ikinci kez yapılan inceleme sonucunda karar tekrar bozulmuştur.
Mahkemece bozma doğrultusunda yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılardan Kurum ve ... vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalılara ait birden çok işyerinde çalıştığını, iş akdinin davalılardan ... Palet Ltd.
Şti. tarafından feshedildiği 28.06.2007 tarihine kadar aralıksız olarak çalıştığını, müvekkilinin ...'nun yanında sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığını, davalı ait işyerine 01.06.1998 tarihinde girmesine rağmen o tarihte dava dışı işveren ...'in yanında işe başlamış gibi gösterildiğini, gerçekte bu işyerinde çalışmadığını, bu işyerinden çıkışı verildikten sonra...'ın yanında çalışmış gibi gösterildiğini, gerçekte bu kişinin yanında da çalışmadığını, davacının çalışma bildiriminin bulunmadığı 14.10.1998-25.10.2002 tarihleri arasında, ... ve ortağı olduğu ...
Orman Ürünleri Ltd. Şti'de çalışmasını sürdürdüğünü, çalışmasının kesintisiz olmasına rağmen giriş çıkışlar yapıldığını, davacının birisi...., diğeri .... olmak üzere iki sigorta sicil numarasının bulunduğunu, davalının bu çalışmalarının sigorta Kurumuna eksik bildirdiğini belirterek eksik hzimetlerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı işverenler vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının 2007/518 Esas sayılı dosyası ile hizmet tespiti davası, 2007/517 Esas sayılı dosyası ile işçi alacak davası açtığını, davacının 30.06.2007 ve 03.07.2007 tarihlerinde işe gelmediğinin 03.07.2007 tarihinde tutulan tutanakla tespit edildiğini, davacıya işe davet yazısı gönderildiğini, davacının çalıştığı işyerleri bildirimlerinde hile yapıldığı iddiasının doğru olmadığını, davacının 25.10.2002-31.12.2003 tarihleri arasında ...'nun işvereni olduğu.... sicil no.lu işyerinde 298 gün çalıştığını, ...'nun ortağı olduğu ...
Palet Ltd.
Şti'nin kurulması ile yeni bir oluşum meydana geldiğini, ...'nun kendi şahsi firmasını kapatarak, şirket ortağı olarak faaliyetine devam ettiğini, davacının çalışmasının 01.01.2004 tarihinden itibaren devam ettiğini, 01.01.2004 ile 01.07.2007 tarihleri arasında 910 gün sigortalı çalışmasının şirket tarafından Kuruma bildirildiğini, davacının işyerindeki kayıtlarda çalışmalarının asgari ücret üzerinden bulunduğunu, bu kayıtlarda davacının imzalarının bulunduğunu, davacının çalıştığı günlerin Kuruma bildirildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili, Kurum kayıtlarının tetkikinde davacının diğer davalıya ait işyerinde 01.01.2004-01.07.2007 tarihleri arasında fasılalı olarak 962 günlük çalışmasının görüldüğünü, davanın kamu düzenini ilgilendirdiğini, iddiaların yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18.03.2014 tarihli ve 2007/518-2014/189 Esas ve Karar sayılı kararıyla; davacının davasının kabulü ile davacı ...'in 11042802.45 sicil no.lu davalı ... Ürünleri Ltd. Şti. isimli işyerinde 15.10.1998-23.10.2002 tarihleri arasında 1449 günlük çalışmasının bulunduğu, bu 1449 günlük çalışmasının davalı SGK'ya bildirilmediğinin, yine 1064418.45 sicil numaralı davalı ... Palet Orman Ürünleri Nak. İht. İhr. San. Tic. Ltd.
Şti. isimli işyerinde 01.01.2004-01.05.2006 ve 26.06.2006-01.07.2007 tarihleri arasında toplam 1207 günlük çalışmasının bulunduğu, 918 günlük çalışmasının bildirildiği, 289 günlük çalışmasının davalı SGK'ya bildirilmediğinin, yine davacının 11051671.45 sicil numaralı davalı ...'ya ait işyerinde 24.10.2002-31.12.2003 tarihleri arasında 427 günlük çalışmasının bulunduğu, 298 günlük çalışmasının bildirildiği,
129 günlük çalışmasının davalı SGK'ya bildirilmediğinin, davalı işverenlerin yanında bildirilmeyen çalışma süresinin toplamda 1867 günlük çalışmasının bildirilmediğinin ve bu çalışmalarının asgari ücret üzerinden yapıldığının tespitine, karar verilmiştir.
IV. Bozma ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
A. İlk Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (kapatılan) 21.Hukuk Dairesince 04.11.2014 tarih ve 2014/11359 - 2014/22705 Esas ve Karar sayılı ilamı ile " Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına Ekim/2002- Temmuz/2007 arası davalılardan ... ve ... Palet Ltd. Şti. tarafından kısmi bildirim yapıldığı, davalılar arasında hukuki bağlantı bulunduğu, 26/06/2006 tarihili işe giriş bildirgesinin internet yoluyla Kuruma verildiği, Aralık/1999 tarihli sağlık belgesi üzerinde bildirim yapılmayan ...
Orman Ürünleri Ltd. Şti. kaydının bulunduğu ve bu şirketin vergi kaydının Ekim/1995 tarihinde başladığı, 2004-2007 yılları arası dönem bordrolarının getirtildiği, dinlenen tanıklardan bir kısmı davacının 1998/6. ayda girdiğini ve kesintisiz bir şekilde çalıştığını, bir kısım tanıklar ise, davacının işe 2002 yılında girdiğini, iş olmadığı zaman ücretsiz izne ayrıldıklarını, bazı dönemlerde dönüşümlü çalıştıklarını belirttikleri anlaşılmaktadır.
Somut olayda, dönem bordrolarının eksik getirtildiği, bordro tanıklarının resen tespit edilip dinlenmediği, tanık beyanları arasında oluşan çelişkilerin giderilmediği böylece davacının çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmeden sonuca gidildiği görülmektedir.
Yapılacak iş; öncelikle getirtilmeyen 1998-2004 arası dönemi kapsayacak şekilde Kurumdan dönem bordrolarını getirtmek, bordro tanıklarını resen tespit edip dinlemek, tanık beyanları arasındaki çelişkileri gidermek, daha önce dinlenen ve dinlenecek olan tanıkların hizmet döküm cetvellerini de dosya içerisine almak, gerekirse Kurum, vergi idaresi, belediye ve emniyet müdürlüğü gibi kamu kurumları aracılığıyla tespit edilecek komşu işyerlerinin işverenleri veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarının beyanlarına başvurmak ve davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir. " gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Bozma İlamı Sonrası Mahkeme Kararı
Mahkemenin 13.03.2018 tarih ve 2015/458 -2018/193 Esas ve Karar sayılı kararı ile davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile
1-Davacının Kuruma bildirilenler dışında,
1042802.45.01 sigorta sicil numaralı işyerinde, 03.05.1999-30.11.2000 tarihleri arasında
1999/2. döneminde 16 gün
2000/3. döneminde 15 gün,
1051671.45.01 sigorta sicil numaralı işyerinde, 08.01.2001-31.12.2003 tarihleri arasında
2001/1. döneminde 113 gün,
2001/2. döneminde 120 gün,
2001/3. döneminde 120 gün,
2002/1. döneminde 120 gün,
2002/2. döneminde 120 gün,
2002/3. döneminde 53 gün,
2003/1. döneminde 44 gün,
2003/2. döneminde 45 gün,
2003/3. döneminde 40 gün,
1064418.45.01 sigorta sicil numaralı işyerinde, 01.01.2004-01.05.2006 tarihleri arasında
2004/1. döneminde 30 gün,
2004/5. ayında 10 gün,
2004/6. ayında 30 gün,
2004/7. ayında 9 gün,
2004/8. ayında 8 gün,
2004/9. ayında 9 gün,
2004/10. ayında 8 gün,
2004/11. ayında 7 gün,
2004/12. ayında 4 gün,
2005/1. ayında 6 gün,
2005/2. ayında 6 gün,
2005/3. ayında 6 gün,
2005/4. ayında 10 gün,
2005/5. ayında 8 gün,
2005/6. ayında 8 gün,
2005/7. ayında 8 gün,
2005/8. ayında 6 gün,
2005/9. ayında 10 gün,
2005/10. ayında 10 gün,
2005/11. ayında 5 gün,
2005/12. ayında 10 gün,
2006/1. ayında 10 gün,
2006/2. ayında 15 gün,
2006/3. ayında 15 gün,
2006/4. ayında 15 gün,
1064418.45.01 sigorta sicil numaralı işyerinde, 24.06.2006-01.07.2007 tarihleri arasında
2006/6. ayında 2 gün,
2006/7. ayında 10 gün,
2006/9. ayında 10 gün,
2006/10. ayında 8 gün,
2006/11. ayında 5 gün, olmak üzere toplam 1104 gün sigortalı olarak asgari ücret karşılığı çalıştığının tespitine , davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (kapatılan) 21.Hukuk Dairesince 09.04.2019 tarih ve 2018/5100 -2019/3029 Esas ve Karar sayılı ilamı ile "Somut olayda, davalı işveren tarafından sunulan ihtilaflı dönemin bir kısmına ilişkin imzalı ücret bordroları ile imzalı ücretsiz izin belgeleri bulunduğu halde bu belgeler dikkate alınmadan, davalı işverenlere ait işyerlerinin ihtilaflı dönemin tamamında yasa kapsamında olmadıkları halde işyerinin ihtilaflı dönemin tamamında faal olup olmadığı araştırılmadan çelişkili tanık beyanlarına itibarla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş, davacının tespitini istediği döneme ilişkin imzalı belgeler (ücret bordroları, izin belgeleri vd) bulunduğundan imzalı belge bulunmayan veya olup da itiraz edilen ve imzaların davacıya ait olmadığı anlaşılan dönemler için davacı ile aynı işyerinde çalışan bordro tanıklarını resen dinlemek, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle tespit edilecek işyerine ihtilaflı dönemde komşu olan diğer işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının beyanlarına başvurularak çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak,
hizmet tespiti kararı verilmesi için faal bir işyeri bulunmasının koşul olduğu göz önünde bulundurularak davalı işyerinin ihtilaflı dönemde hangi adres/adreslerde faaliyet gösterdiğini netleştirip ilgili işyeri/ işyerlerinin kira veya tapu satış sözleşmesi, çalışma ruhsatı ile, elektrik, su ve telefon aboneliklerinin ilgili kurumlardan getirtilerek işyerinin işe başlama ve faal olduğu tarihler açık olarak tespit edilerek,
gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Kanun'un 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir. " denilmek suretiyle Mahkemece verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozma İlâmına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay 21.Hukuk Dairesi E.2018/5100 K.2019/3029 sayı 09.04.2019 tarihli bozma ilamı sonrası toplanan deliller, bordro tanıklarının ayrıntılı beyanları, davalı iş yerlerinin devamlı iş yerleri olması, davacının dava devresinde başka bir işyerinde çalıştığı hastalık–tutukluluk gibi işyerlerinde fiilen çalışmasına engel bir durum – tespit olmaması, ücret bordrosu-puantaj kayıtları bulunan aylarda ücret bordro-puantaj kayıtlarında SGK Başkanlığına bildirilen hizmet süresi kadar çalışma olduğu hususları birlikte değerlendirilerek,
davacının ilk işe giriş tarihinin 15.06.1999 olduğu kabul edilmiş olup dosya münderecatı ile tanzim olunan bilirkişi Önder Berkan tarafından düzenlenen 30.01.2023 tarihli rapor da dikkate alındığı gerekçesiyle,
Davanın kısmen kabulü ile 1-Davacı, .... T.C ve ..... Sigorta sicil numaralı ...’in; ... Orman Ürünleri İnş. Ltd. Şti.'ye ait Manisa SGK İl Müdürlüğünde işlem gören .... sicil sayılı işyerinde 03.05.1999 – 30.11.2000 tarihleri arasında toplam 526 gün çalıştığı ve bu çalışmalarının 495 gününün Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği 31 gününün Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediği, bildirimi yapılmayan dönemlerde o günlerin asgari ücretini aldığı,
...’na ait Manisa SGK İl Müdürlüğünde işlem gören 1051671.45.01 sicil sayılı işyerinde 08.01.2001 – 31.12.2003 tarihleri arasında toplam 1281 gün çalıştığı ve bu çalışmalarının 298 gününün Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği 983 gününün Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediği, bildirimi yapılmayan dönemlerde o günlerin asgari ücretini aldığı,
... Palet Orman Ürünleri Nak. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti.'ye ait Manisa SGK İl Müdürlüğünde ... işyeri sicil sayılı işyerinde 01.01.2004 –30.04.2006 ve 24.06.2006 – 01.07.2007 tarihleri arasında toplam 930 gün çalıştığı ve bu çalışmalarının 908 gününün Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği 22 gününün Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediği, bildirimi yapılmayan dönemlerde o günlerin asgari ücretini aldığının tesptine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan Kurum ve ... vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılardan Kurum ve ... vekillerince temyiz başvuru dilekçelerinde; kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu ve bozulması gerektiğini belirtilmişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 86 ıncı maddesinin dokuzuncu fıkrası hükümleridir.
3. Değerlendirme 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde: “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi getirilmiştir.
Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.
2.Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (Mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder.
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
3.Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
4.Yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulunun 19.04.2006 gün ve E:2006/4-142, K:229. 05.12.2007 gün ve E:2007/3-981, K:936. 23.01.2008 gün ve E:2008/14-29, K:4. 19.03.2008 gün ve E:2008/15-278, K:254. 18.06.2008 gün ve E:2008/3-462, K:432. 21.10.2009 gün ve E:2009/9-397, K:453. 24.02.2010 gün ve E:2010/1-86, K:108. 28.04.2010 gün ve E:2010/11-195, K:238. 22.06.2011 gün ve E:2011/11-344, K:436.
08.02.2012 gün 2011/10-726 E., 2012/57 K; 28.09.2012 gün 2012/3-444 E, 2012/638 K; 16.03.2012 gün 2012/2-97 E, 2012/203 K sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Yine 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır.
Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.
5.Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3 üncü maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297 nci maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
6.Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
7.Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile yargıcın, gerek Mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
8.Eldeki davada, davacının, 01.06.1998 ile 28.06.2007 tarihleri arasında geçen hizmetinin tespitini talep ettiği, Mahkemece gerekçede davacının ilk işe giriş tarihinin 15.06.1999 olduğu kabul edilmiş olmasına rağmen hüküm fıkrasında davacının 03.05.1999 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı belirtilmek suretiyle kararın gerekçe bölümü ile hüküm bölümü arasında çelişki oluşturulduğu ve bu haliyle hükmün infazının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
O hâlde, davalılardan Kurum ve ... vekillerince bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönleri incelenmeksizin bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/13929, K. 2024/1676, 22 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama