KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/14081 E., 2024/14145 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/3083 E., 2023/3775 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 21. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/198 E., 2023/378 K.
Karar Metni
1.357 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ...'ın eşi, ...'ın babası olan ... ... ...'ın kepçe operatörü olarak ... Çimento San.A.Ş.'ye ait taş ocakları sahasında Uymazlar Madencilik'e ait işyerinde alt işveren ... Maden Agrea Ltd.Şti. nezdinde çalışmakta iken aynı iş sahasında çalışan ... isimli şahsın kullandığı... plakalı kamyonun yolcu mahallinde oturduğu sırada yaşanan kaza neticesinde hayatını kaybettiğini belirterek davacı ... için 333.089,23 TL maddi tazminat ve 75.000,00 TL manevi tazminat ile diğer davalı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; zamanaşımı definde bulunduklarını, ... ... ...'ın taş ocağında kendisine hiçbir iş verilmemesi ve taş ocağına gönderilmemesine rağmen şirket yetkilisine haber vermeden görev yerini terk ettiğini, iş arkadaşı ...'ın sevk ve idaresindeki araca binip fabrikadan taş ocağına çay içmeye giderken aracın yan yatması sonucu meydana gelen kazada müteveffanın tam kusurlu olduğunu, davalının işyerinde gerekli tüm güvenlik tedbirlerini aldığını, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu,
haksız zenginleşmeye sebebiyet verebileceğini müteveffanın ücretinin 5.000,00 TL olduğu iddiasının kabul edilemez olduğunu, ücret bordrosunda görüleceği üzere maaşının bu miktarın çok altında olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin %50, kamyon şoförü ... 'ın %20 işveren yetkilisi ... ...'in %10 ve ... ... ...'ın %20 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle;
"Davanın kısmen kabulüne,
A-) Maddi Tazminat Yönünden;
1-333.089,23 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 16.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,
B-) Manevi Tazminat Yönünden;
2-55.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, " şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, manevi tazminatın düşük takdir edildiğini, TÜİK verilerine göre rapor tanzim edilmiş ise de bu da eksik kaldığını, bilirkişice sonraki senelere ait olmak üzere aktif ve pasif dönemine ilişkin ücret artışları yapılarak hesaplama yapıldığını, bilirkişice asgari ücrete denk tutarda maaş almış gibi hesaplamaya yapıldığını, kusur raporlarına istinaden verilen mahsupları da kabul etmediklerini, müteveffanın söz konusu olayda kusurlu olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müteveffanın müvekkili şirket nezdinde, 31.03.2016 tarihinde (yükleyici) kepçe operatörü olarak işe başladığını, müteveffanın kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, olayda, hukuksal ve teknik anlamda fennen önlenmesi mümkün olmayan, yani işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün bulunmayan durum ve sonuçları ifade eden “kaçınılmazlık” unsurunun olduğunu, müteveffanın 21.02.2018 tarihinde 8 saat, 22.02.2018 tarihinde 4 saat ve 02.08.2018 tarihinde 8 saat olmak üzere 20 saat iş güvenliği eğitimleri verildiğini,
bu eğitimlerde çalışanlara sahada uymaları gereken kurallar, görev ve sorumluluklar yeniden gösterildiğini, çalışmalar esnasında ISG uzmanının bulunma süresince, saha sorumlu mühendisi ve formeni tarafından da sürekli saha denetimleri yapıldığını, olayın meydana gelmesinde iş güvenliğinin gerektirdiği tüm tedbirlerin alındığını, indirim yapılacak tutar için SGK tarafından bağlanan gelir miktarının peşin sermaye değeri dikkate alındığını, ancak alınan miktarın ise, asgari ücret düzeyi üzerinden bağlanan gelir miktarı için hesaplanmış olan peşin sermaye değeri TÜİK verileri dikkate alınarak bir tazminat hesabı yapılacak ise,
peşin sermaye değeri de bu tutarlara göre yeniden hesaplanmalı ve indirim konusu yapılması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat, olayın şekli, tarafların sosyal ekonomik durumları ile hak ve nesafet ilkelerine göre son derece fahiş olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ;"... Tarafların kusuru ile sosyal ekonomik durumları, olayın oluş şekli ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacı ... lehine takdir edilen manevi tazminatın düşük takdir edildiği kanaatine varılmış, hükmün bu yönden kaldırılmasına ve Dairemizce davacı eş Ümmügülsüm için 65.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine ..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında ;
"Davanın kısmen kabulüne,
A-) Maddi Tazminat Yönünden;
1-333.089,23 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 16.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a Verilmesine,
B-) Manevi Tazminat Yönünden;
2-65.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, " şeklinde karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
A) Davacılar vekilinin davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde davacı eş Ümmügülsüm için 75.000,00 TL, davacı çocuk ... ... için 50.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı eş yararına 55.000,00 TL , davacı çocuk yararına 40.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile davacı eş yararına bu kez 65.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu,
davacı çocuk yararına hükmolunan manevi tazminatın aynen korunduğu gözetildiğinde reddine veya kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Taraf vekillerinin davacı ... yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/14081, K. 2024/14145, 26 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama