KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/1603 E., 2023/2301 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mart 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2291 E., 2022/1894 K.
- Dava tarihi
- 03.03.2020
- Hüküm/karar
- Kısmen kabulüne
- İlk derece mahkemesi
- ... 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/129 E., 2022/554 K.
Karar Metni
849 kelime·4 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ile 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık süresinin geçerli olduğunun tespiti ile yaşlılık aylığı tahsisi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davalı Kurum işleminin iptali ile iptal edilen 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık süresinin tespiti ile yaşlılık aylığı tahsisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili yapılan Kurum işlemlerinde iptale konu bir husus bulunmadığından davanın reddi gerektiğini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davanın kabulü ile ...,... oğlu, ... doğumlu, ... TC Kimlik Numaralı ...'nin 02.01.1989-31.12.2013, 04.03.2014-31.03.2014, 01.05.2015-01.05.2015 tarihleri arasında 9027 gün sigortalılığının tespitine, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline,
Davacıya tahsis talep tarihi olan 28.01.2020 tarihini takip eden aydan itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine,..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davalı vekili. Kurum kayıtlarında yapılan incelemede, davacının nakliye işinden dolayı Arsin Mal Müdürlüğü’ne 02.01.1989 tarihinde kayıt olması sebebiyle Bağ-Kur’a tescili yapıldığını, davacının bu kaydını Bağ-Kur giriş bildirgesini tasdik ettirerek 05.05.1997 tarihinde getirdiğini ve aynı tarih itibariyle Kurum kayıtlarına girdiğini, giriş bildirgesi ekinde sigortalılık belgesini getirmiş olsaydı sigortalılık süresinin belgeye göre düzenleneceğini,
davacı giriş bildirgesini kuruma getirdiğinde ekinde Bağ-Kur sigortalılık belgesini getirmediğinden sigortalılık süresinin 02.01.1989 tarihinde başladığını ve devamı şeklinde görüldüğünden giriş bildirgesini getirdiği tarihte davacının 1991 ve 1996 tarihlerinde giriş ve çıkışlarının yapılamadığını, davacının Bağ-Kur sigortalılık belgesini emeklilik müracaatında bulunduğu 29.01.2020 tarihinde getirdiğini, yapılan incelemede Bağ-Kur sigortalılık süresinin belirtildiği şekilde düzenlendiğini,
davacı her ne kadar da belirtilen sürelerin primlerini ödemiş olsa bile 1991 ile 1996 yılları arasının sigortalı süresi olarak 1479 sayılı Kanun'un 24 ve 25 inci maddeleri gereğince verilmesinin mümkün olmadığını, Kurum işlemlerinde bir hukuka aykırılık olmadığını belirterek kararı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Dosyada 1997 affı kapsamında ödemeye ilişkin 06.05.1997 tarihli evrak mevcuttur. Kurumca başta bu dönem için sigortalılık kabul edilmiş, daha sonra iptal edilmiştir. Kurumca gönderilen 1991-1996 arası Bağ-Kur'lu kabul edilen (daha sonra iptal edilen) Bağ-Kur cetvellerinde davacının prim borcu olmadığı belirtilmiştir.
Yapılan bilirkişi incelemesinde de ilgili dönem borcunun Af Kanunu kapsamında ödendiği belirtilmiştir. Bu halde davacı 28.02.1991-16.07.1996 tarihleri arasındaki prim borçlarını 4247 sayılı Kanun kapsamında ödediğinden belirtilen döneme ilişkin isteğe bağlı sigortalı kabul edilerek tespit hükmü kurulmasında hata yoktur.
Dava dilekçesinde 28.02.1991-16.07.1996 tarihleri arasındaki Bağ-Kur sigortalılığının kurumca iptal edildiği belirtilmiş ise de; sonuç kısmında tüm dönem için tespit talebinde bulunulmuş, Mahkemece kurumca davacının Bağ-Kur'lu kabul edildiği 02.01.1989-27.02.1991, 17.07.1996-31.12.2013, 04.03.2014-31.03.2014, 01.05.2015-01.05.2015 tarihleri arasındaki dönemler için de tespit hükmü kurulmuştur. davacı vekiline dava dilekçesini açıklaması için süre verilmesi gerektiği belirtilmiş, davacı vekili açıklama dilekçelerinde tüm dönem için talepte bulunduğu beyanını yenilemiştir.
Tespitine karar verilen 28.02.1991-16.07.1996 yılları arasındaki dönem yönünden sigortalılık kurumca kabul edildiğinden, Mahkemece bu dönem yönünden yeniden tespit kararı verilmesinde hukuki yarar yoktur. Bu dönemler için hukuki yarar bulunmadığından ret kararı verilmelidir. Davalı vekilinin istinaf talebi bu nedenlerle yerinde olduğundan davalının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davalı Kurumun sürekli Bağ-Kur sigortalılık süresini değiştirdiği görüldüğünden ve halihazırda kabul edilen süreleri de değiştirmeyeceği öngörelemeyeceğinden, müvekkilin geçerli olan tüm Bağ-Kur sigortalılık süresinin tespitine dair hüküm kurulması gerektiğini beyanla istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı Kurum vekili davanın tümden reddi gerektiğini beyanla temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresinin tespiti ve yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile
2. 1479 sayılı Kanun'un 24, 25 ve Geçici 10 uncu madde (h) bendi hükümleri, Dairemizin müstakar kararları.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
...
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/1603, K. 2023/2301, 9 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama