KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/1779 E., 2023/3491 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mart 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1490 E., 2022/2084 K.
Karar Metni
1.410 kelime·7 dk okuma·14 bölüm
... ... HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ
... 2. İş Mahkemesi
SAYISI
2017/112 E., 2020/263 K. Taraflar arasındaki hizmet ve sigorta primine esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının davalıya ait iş yerinde 01.02.2017 – 17.03.2017 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir. SGK Başkanlığı vekili, kurum kayıtlarının davacının dava konusu işyerinde davacının belirttiği gibi bir çalışma mevcut olmadığını, davalı tarafından bildirilen herhangi bir hizmete rastlanmamış olduğundan, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davada dinlenen tanıklar ... ve ... davacının davalıya ait işyerinde 45 gün çalıştığını belirttikleri, diğer tanıklardan ... ve ...'nun dava konusu işyerinin 2017 yılı Şubat ayında faaliyetine başladığını beyan ettikleri dikkate alındığında ve tüm tespitler hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalıya ait işyerinde 01.02.2017-17.03.2017 tarihleri arasında 47 gün süreyle hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle (47) gün fiilen çalıştığının tespitine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, İlk Derece Mahkemesi kararının dayanağı olan tanıklardan ...’in de davalıya karşı dava açmış olduğunu, diğer tanık ...’in ise davacının kuzeni olup bordro tanığı ya da komşu iş yeri tanığı olmadığını, zabıta tarafından tespit edilen komşu iş yeri tanıklarının ise davacıyı görmediklerini beyan ettiklerini, davacının çalışmaya başladığını iddia ettiği 01.02.2017 tarihinde davalıya ait iş yerinin resmi kurumlardaki kayıtlarının henüz oluşturulmamış olduğunu, davalının 2017/Nisan ayında iş yerinde ciddi bir kaza geçirdiğini, kazadan sonra iş yerindeki eşyaların davalının eşi tarafından satıldığını beyanla ilk derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın ispatlanamadığını beyanla ilk derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, "Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalıya ait iş yerinin 06.04.2017 tarihinde 5510 sayılı Kanun kapsamında tescile edildiği, bu nedenle talep edilen döneme ait bordro mevcut olmadığı, dava dilekçesine ekli olarak sunulan ve davacının barodan adli yardım talebinde bulunurken doldurduğu bilgi formunda; davalıya ait iş yerinde 17.02.2017 – 17.03.2017 tarihleri arasında çalıştığına dair beyanının bulunduğu, davalıya ait iş yerinin ilgili belediye başkanlığından ruhsatını 24.03.2017 tarihinde aldığı, davalının ...
Lokantacılar Odası’na 13.02.2017 tarihinde kayıt olduğu, 13.02.2017 tarihinde sicil kaydının ve 08.02.2017 tarihinde vergi kaydının başladığı, vergi dairesi tarafından işe başlama yoklamasının 08.02.2017 tarihinde yapıldığı ve bu belgeye ekli olarak bir adet fotoğraf bulunduğu, davalı tarafından iş yerinin bulunduğu taşınmazın kiralanmasına ilişkin belgenin sunulduğu ve kira sözleşmesinin 01.02.2017 tarihinde yapıldığı, iş yerine ilişkin elektrik aboneliği sözleşmesinin ise 13.02.2017 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını olan 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemişse de davanın niteliği gereği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın içtihadı gereğidir.
Somut olayda; her ne kadar ilk derece Mahkemesince anılan gerekçelerle, davalıya ait iş yerinin vergi kaydı esas alınarak davacının davalıya ait iş yerinde 08.02.2017 - 17.03.2017 tarihleri arasında çalıştığının kabulüne karar verilmişse de; 08.02.2017 tarihli yoklama sırasında çekilen fotoğraftan anılan tarihte iş yerinin daha tam olarak tadilatının bitmediğinin görülmesi, elektrik sözleşmesinin 13.02.2017 tarihinde yapılmış olması ve davacının adli yardım dilekçesinde de 17.02.2017 tarihinde çalışmaya başladığını el yazılı dilekçesi ile beyan etmiş olması hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalıya ait iş yerinde 17.02.2017 – 17.03.2017 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla; 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesinde yer alan ve incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme çerçevesinde yapılan incelemede; istinaf kanun yoluna başvuran davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının kısmen yerinde olduğu ancak bu hatanın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği dikkate alınarak; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince belirlenen aykırılık düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerektiği belirtilerek istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu temyiz dilekçesinde; dosya kapsamı incelendiğinde müvekkilin davalıya ait iş yerinde 01.02.2017-17.03.2017 tarihleri arasında sigortasız olarak çalıştığı sayın yerel mahkeme dosyamızdan kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortada olduğu, kaldı ki bu hususun davalı iş veren tarafından da yargılama aşamasına sayın yerel mahkemece yapılan duruşma aşamasında kabul edildiği,
bu sebeple sayın Bölge Adliye Mahkemesince yerel mahkemenin kararının kaldırılarak müvekkilin 17.02.2017-17.03.2017 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinde çalıştığının tespitine yönelik karar açıkça hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamında müvekkilin 01.02.2017-17.03.2017 tarihleri arasında davalının iş yerinde sigortasız çalıştığı hususu gerek tanık beyanları gerek kolluk araştırması gerek de davalının yargılama aşamasında sunmuş olduğu beyanlarından kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortada olduğu,
bu sebeple sayın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yerel mahkeme kararının kaldırılarak müvekkilin 17.02.2017-17.03.2017 tarihleri arasında çalıştığının tespitine yönelik kararın tarafımızca kabulü mümkün olmadığı, İş bu temyiz başvurumuz neticesinde sayın Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak davamızın yerel mahkeme kararındaki şekliyle düzeltilmesine ve müvekkilin davalıya ait iş yerinde 01.02.2017-17.03.2017 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...; kararın dayanağı olan tanıklardan ...'in de müvekkile karşı açılmış derdest davası bulunduğundan, husumet nedeniyle, beyanlarına itibar edilmesi mümkün olmadığını, diğer davacı tanığı ...'in ise davacının kuzeni olup iş yeri çalışanı yahut komşu iş yeri çalışanı olmadığından,
objektif olamayacağı da gözetilerek iş bu dava yönünden beyanlarına itibar edilmesi mümkün olmadığını, Yerel Mahkemenin ve İstinaf Mahkemesinin bu iki tanığın beyanı dışında kararına esas aldığı herhangi bir delil ve gerekçe de bulunmadığını, Yerel Mahkeme tarafından re'sen dinlenen komşu iş yeri tanıkları beyanlarında, davacıyı görmediklerini, tanımadıklarını, iş yerinin çok kısa bir süre açık kaldığını beyan ettiklerini, komşu iş yeri tanıklarının beyanlarının hükümde değerlendirilmemesinin, niçin hükme esas alınmadığının gerekçede belirtilmemesinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilin İtfaiye Dairesi tarafından hazırlanan raporu,
23.02.2017 tarihinde tamamlanmış ve işyerinin resmi olarak faaliyete geçebilmesi için gerekli olan işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı, 24.03.2017 tarihinde ...
Belediyesi Zabıta Birimince teslim edildiğini, işbu resmi kayıtlar ve dosyada mübrez diğerlerinin davacının 17.02.2017 tarihinde davaya konu iş yerinde çalışmaya başlamış olmasının mümkün olmadığını gösterdiğini, müvekkilinin 2017 yılı Nisan ayında iş yerinde ciddi bir kaza geçirdiğini, durumu çok ciddi ve ağır olduğundan, müvekkilin kaza geçirmesinin akabinde 2017 yılı Nisan ayı sonunda işletmedeki eşyalar müvkekilin eşi ve ailesi tarafından satılarak iş yerinin fiilen kapatıldığını, vergi kaydını 2018 yılı Ağustos ayında kapattırdığını, işyerinin SGK tescil kaydı 06.04.2017 tarihinde yapıldığını,
müvekkil nezdinde herhangi bir çalışması bulunmayan, davasını ispat edemeyen davacının taleplerinin tümüyle reddi gerekirken davanın kısmen de olsa kabul edilmesinde hukuka uyarlık olmadığını beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili, kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; davacının davalıya ait iş yerinde 01.02.2017 - 17.03.2017 tarihleri arasında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86/9 uncu maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla taraf ve fer'i müdahil vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
...
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/1779, K. 2023/3491, 30 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama