KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/2286 E., 2023/1994 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mart 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2095 E., 2022/2316 K.
- Dava tarihi
- 12.09.2020
- Karar
- Red
- İlk derece mahkemesi
- ... 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/164 E., 2021/126 K.
Karar Metni
1.349 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki eşinden ölüm aylığı bağlanan davacıya babasından dolayıda bağlanan ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle kararın kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının aynı zamanda eşinden 01.02.2009 tarihinden itibaren ölüm aylığı alması sebebiyle 14.07.1994 tarihinde vefat eden babası ...’den aldığı ölüm aylığının iptal edildiğini, 11.12.2017 tarihinde Kuruma başvurduğunu, Kurumun ise 11.03.2018 sayılı yazısı ile “2926 sayılı Kanunda gerçekleşen şartlar aranmaksızın sadece her hangi bir sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi işte çalışıp çalışmadıkları ile bunlardan aylık yada gelir alıp almadıkları hükmüne istinaden aylığın iptal edildiği ve borcun tahsiline geçildiği” cevabının geldiğini, Kurum işleminin hukuka aykırı olduğunu,
davalı Kurumun davacıya babası ...’den dolayı bağlanan ölüm aylığının iptaline ilişkin işleminin iptaline, kesilerek tahsil edilen 9.585,16 TL’ nin her bir ödemenin yapıldığı tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davalının ... Bağ-Kur numarası ile yaşlılık aylığı almakta iken 14.07.1994 tarihinde vefat eden ...’ün hak sahibi kızı ...
T.C kimlik numaralı davacının 13.09.2012 tarihli dilekçesi ile ölüm aylı talebinde bulunduğunu, kendisine 01.10.2012 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığını, 2926 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin 1 inci fıkrasının c bendinde 01.01.1984 - 03.10.2000 ile 08.08.2001 - 02.08.2003 tarihleri arasında ölen 2926 sayılı Kanun'a tabi sigortalının hak sahibi çocuklarına aylık bağlanabilmesi için 3 tam yıl sigortalı olma şartı yanında, sadece bir sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi işte çalışıp çalışmadıkları ile buralardan gelir alıp almadıkları şartının dikkate alınması hükmü bulunduğunu,
söz konusu dönemlerde vefat eden sigortalıların hak sahipleri her hangi bir Sosyal Güvenlik Kurumuna tabi olarak aylık alıyor ise babadan almış olduğu ölüm aylıklarının Türkiye genelinde Kanun hükmü gereğince iptal edildiğini, davacının babasının 14.07.1994 tarihinde vefat etmesi ve eşinden dolayı 4/a kapsamında ölüm aylı alması nedeniyle babadan 4/b kapsamında almış olduğu ölüm aylının iptal edildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin b) bendi gereğince 9.585,16 TL kişi borcu çıkartıldığım, eşinden almakta olduğu maaşının 'A oranında kesilmekte olduğunu beyan ederek yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Davacının babasının ölüm tarihi olan 14.07.1994 tarihi itibari ile hak sahibi sıfatını hak kazandığı ancak evli olmasının aylık bağlanmasına engel teşkil ettiği, eşinin ölümü ile de bu engelin ortadan kalktığı, aylık bağlanma koşulları yönünden hak sahipliği sıfatının kazanıldığı 14.07.1994 tarihinde yürürlükte olan mevzuatın esas alınması gerektiği değerlendirilmiş ve bu nedenle davacıya, 14.07.1994 tarihinde ölen babası ...’ün sigortalılığı üzerinden 01.10.2012 tarihinde 2926 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi sıfatı ile bağlanan ölüm aylığının iptaline yönelik Kurum işleminin hukuka uygunluk arz etmediği,
davacının 14.07.1994 tarihinde ölen babası ...’ün sigortalılığı üzerinden 01.10.2012 tarihinde 2926 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi sıfatı ile aldığı ölüm aylıklarından ötürü Kuruma borcu bulunmadığı ve davacıya 14.07.1994 tarihinde ölen babası ...’ün sigortalılığı üzerinden hak sahibi sıfatı ile yapılan ödemelerin yersiz olduğundan bahisle, babası ...’ün sigortalılığı üzerinden hak sahibi sıfatı ile aldığı aylıklardan yapılan kesintilerin davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Kurumdan ... Bağ-Kur numarası ile yaşlılık aylığı almakta iken 14.07.1994 tarihinde vefat eden ...'ün hak sahibi kızı ... T.C. Kimlik numaralı ...
13.09.2012 tarihli dilekçesi ile ölüm aylığı talebinde bulunduğunu ve kendisine 01.10.20l2 tarihinden itibaren ölüm aylığının bağlandığını, 2926 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (c) bendinde 01.01.1984-03.10.2000 ile 08.08.2001-02.08.2003 tarihleri arasında ölen 2926 sayılı Kanun'a tabi sigortalılann hak sahibi çocuklarına aylık bağlanabilmesi için 3 tam yıl sigortalı olma şartı yanında, sadece herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi işte çalışıp çalışmadıkları ile buralardan gelir alıp almadıkları şartının dikkate alınması gerektiğini,
söz konusu dönemlerde vefat eden sigortalıların hak sahiplerinin herhangi bir Sosyal Güvenlik Kurumuna tabi olarak aylık alıyor ise babadan almış oldukları ölüm aylıkları Türkiye genelinde Kanun hükmü gereğince iptal edildiğini, İlgilinin babasının l4.07.l994 tarihinde vefat etmesi ve eşinden dolayı 4/a kapsamında ölüm aylığı alması nedeniyle babadan 4/b kapsamında almış olduğu ölüm aylığı iptal edilmiş ve 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin b bendi gereğince 9.585,16 TL kişi borcu çıkarıldığını, eşinden almış olduğu ölüm aylığından 1/4 oranında kesildiğini, davacı yanın talebinin kabulüne ilişkin ...
2. İş Mahkemesinin 21.05.2021 tarihli kararının ortadan kaldırılmasını ve davanın reddine hükmedilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
08.09.2012 tarihinde yaşamını yitiren sigortalı eşi üzerinden 5510 sayılı Kanun hükümleri gereğince kendisine ölüm aylığı bağlanan davacının, 14.07.1994 tarihinde ölen 2926 sayılı Kanun'a tabi sigortalı babası üzerinden de ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ve alacak istemli işbu davayı açtığı anlaşılmıştır. (emsal ilam Yargıtay 10. Hukuk Dairesi -22.09.2022 tarih-2022/5415 Esas-2022/11103 Karar sayılı ilamı) Dava dosyası incelendiğinde, babası üzerinden aylık alma açısından hakkı doğuran olay, davacının eşinin vefat ettiği tarih olacağından,
söz konusu tarihteki ilgili mevzuatın yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca davacının çift aylığa hak kazanamadığı belirgindir. Mahkemenin kabul hükmü hatalı olduğu gerekçesiyle davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılması ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; davanın reddine, karar vermiştir
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Eş ve babadan birinin ölüm tarihinin 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşmesi durumunda 4/a kapsamında ölüm aylığının yanında 4/b kapsamında yetim aylığı da alması gerektiğini, bekleyen hakkın sahibi olduğunu belirterek kararın bozulması talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eşinden ve babasından çift ölüm aylığı bağlanması ile kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 günü yürürlüğe giren ve “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlığını taşıyan 34 üncü maddesinde, sigortalının evli olmayan, boşanan, dul kalan kızlarına ölüm aylığı bağlanabilmesi, bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olma koşullarına bağlanmış, “Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54 üncü maddede ise bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda, hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığının bağlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Yaşamını yitiren sigortalının eş, çocuk, anne, babasına ölüm sigortasından aylık tahsisi yapılabilmesi için öncelikle hak sahipliği sıfatının kazanılması gerekmekte, bunun için hak sahiplerine ilişkin aylık bağlama koşullarının sağlanıp sağlanmadığına bakılmakta, başka anlatımla bu koşulları tümüyle yerine getiren kişi hak sahipliği sıfatını kazanmakta, anılan sıfata sahip kişilere, sigortalıya ait tahsis şartları da gerçekleşmişse aylık bağlanabilmektedir.
Şu durumda yukarıda sıralanan maddeler ve sosyal güvenlik hukuku ilkeleri dikkate alındığında yasal mevzuat ve aylık bağlama koşulları kendi içerisinde ayrıştırılmalı, sigortalıya ait şartlar sigortalının ölüm günü itibarıyla yürürlükte olan yasal mevzuat kapsamında değerlendirilmeli, hak sahiplerine ilişkin koşullar ise hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemeler çerçevesinde irdelemeye tabi tutulmalıdır.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davacının babadan dolayı hak sahipliği sıfatı, 01.10.2008 tarihi sonrası, 08.09.2012 tarihinde kocasının ölümüyle kazanıldığından hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükteki mevzuat gereği, özellikle 5510 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi kapsamında davacının hem eşinden hem de babasından ölüm aylığı alamayacağı bu bağlamda kararın isabetli olduğu anlaşılmaktadır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
...
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/2286, K. 2023/1994, 6 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama