KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/2852 E., 2023/3245 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mart 2023
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/228 E., 2022/347 K.
Karar Metni
3.821 kelime·19 dk okuma·13 bölüm
... ...
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin kurumlardan muhtelif ihaleler aldığını, bu kurumların temizlik işini yaptığını, bu işlerin 01.12.2008-01.03.2011 tarihleri arasında olduğunu, bu dönemde 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinde öngörülen beş puanlık indirimden yaralanma şartlarını taşıdığı halde yararlanmadığını, kurumca herhangi bir geri ödemenin yapılmadığını, bununla ilgili genelgelerin yanlış yorumlandığını, müvekkilinin yararlanma şartlarını taşıdığını belirterek, 87.084,72 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ihaleli işler açısından Hazine tarafından ödenmesi gereken kesinti tutarının kurumdan tahsil edilemeyeceğini, talebin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinde düzenlendiğini, işvereninin malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden işveren hissesinin beş puanlık kısmının hazinece karşılanmasından, belgelerin yasal süre içerisinde verilmesi ve prim borcu bulunmaması halinde yararlanılabileceğini, ancak 5335 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlara ait işyeriyle 4734 sayılı Kanundan istisna olan işlere ilişkin işyerlerinin kapsam dışı olduğunu, uygulanamayacağını,
kapsamda olan yerlerin ise hak ediş ödemeleri sırasında hak edişlerden kesileceği konuyla ilgili işlemlerin yüklenici tarafından yürütüldüğünü idare tarafından yüklenicin hak edişinden kesilmesi gerektiğini, işveren tarafından yararlandırılmasına ilişkin bilgi verilmediğini, konunun kendileri ile ilgisi olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, 28.01.2015 tarihli ve 2013/1148 Esas, 2015/81 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile; 76.288,26 TL alacağın 27.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.İlk derece Mahkemesinin 28.01.2015 tarihli ve 2013/1148 Esas, 2015/81 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2. 17.12.2015 tarihli ve 2015/13253 Esas, 2015/22841 Karar sayılı bozma kararında; "...Somut olayda 5510 sayılı Kanun'un 81/1-(ı) bendindeki düzenlemeye göre; aynı yasanın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı çalıştıran işverenlerce ödenecek primin işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarı Hazine tarafından karşılanacağından, gerek bu tutarın Hazinece karşılanmaması, gerek işverenin bu tutarı davalı Kuruma ödemiş olması, gerekse de ihale makamınca işveren şirketin hak edişlerinden, sigorta primi işveren hissesinin, %5 puanlık muafiyet indirimi yapılmadan tümüyle kesilmesi durumunda sebepsiz zenginleşen Hazine olacaktır. Bu durumda husumetin Hazineye yöneltilmesi gerektiği" gerekçesi ile verilen karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin, 09.01.2018 tarihli ve 2016/255 Esas, 2018/2 Karar sayılı kararı ile; "...Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, Mahkememizce daha önce verilen karar "davanın pasif husumet (davalı sıfatı) yokluğu nedeni ile reddi gerektiği" gerekçesi ile bozulmuş ise de, davacı tarafından Kurumca fazla prim tahsilâtı yapıldığı iddia edildiği, yersiz tahsil edilen primlerin iade yükümlülüğünün ve yasal hasımın, primi tahsil eden Kurum olduğu gözetilerek önceki kararda direnilmesi sureti ile davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, davanın kısmen kabul kısmen reddine 76.288,26 TL alacağın 27.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, dair karar verilmiştir.
C.2 nci Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin 09.01.2018 tarihli ve 2016/255 Esas, 2018/2 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
21. Hukuk Dairemizin verdiği 17.10.2018 tarihli 2018/4855 Esas, 2018/7479 Karar sayılı kararı ile, "...Mahkemece verilen direnme hükmünün yerinde bulunduğu anlaşıldığından Dairemizin mahkemenin anılan kararının bozulmasına ilişkin 17.12.2015 gün ve 2015/13253 Esas ve 2015/22841 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, dava; davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi gereği % 5 puanlık teşvik indirimden yararlandırılması ve fazla ödenen primlerin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile; 76.288,26 TL ‘nin 27.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
27.03.2018 günlü 30373 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7103 sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 nci maddesi ile prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanabileceği halde yararlanmayan işverenlere belirlenen şartlarda prim teşviki, destek ve indiriminden istifade etme imkanı tanınmıştır. Ek 17 nci maddede aynen.
“Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir.
Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir.
Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.
Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır." şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Yapılacak iş, İlk derece Mahkemesince Kurumdan davacının yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek madde 17 hükmüne göre başvurusu bulunup bulunmadığı sorularak anılan yasa maddesi kapsamına göre değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir." denilerek karar 2. kez bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince 2nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 29.01.2019 tarihli ve 2018/444 Esas, 2019/39 Karar sayılı kararı ile " Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacı tarafından % 5 puan karşılığı olarak yersiz ödemeden dolayı davacı şirket alacağı için mahkememize dava açılmış ise de, yargılama sırasında yürürlüğe giren 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen ek 17 nci maddesinde sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenlerin en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki,
destek ve indirimlerinden yararlanılabileceğinin, görülmekte olan davalarda bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verileceğinin düzenlendiği,
aynı konuya ilişkin benzer davalara yönelik Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2015/25237 Esas 2018/3589 Karar ve 16.04.2018 tarihli, 2016/17042 Esas 2018/4337 Karar ve 07.05.2018 tarihli, 2016/18599 E. 2018/6687 K. sayılı 18.09.2018 tarihli kararı ile diğer pek çok kararın da aynı yönde olduğu böylece yasanın açık hükmü uyarınca davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dair karar verilmiştir.
E. 3 üncü Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 29.01.2019 tarihli ve 2018/444 Esas, 2019/39 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.17.12.2019 tarihli ve 2019/2353 Esas, 2019/7880 Karar sayılı bozma ilamı ile, "...27.03.2018 günlü 30373 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7103 sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 nci maddesi ile prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanabileceği halde yararlanmayan işverenlere belirlenen şartlarda prim teşviki, destek ve indiriminden istifade etme imkanı tanınmıştır.
Ek 17 nci maddede aynen.
“Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir.
Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir.
Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.
Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır." şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Somut olayda, bozma ilamında belirtildiği şekilde, 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 nci maddesi kapsamında, davacının kuruma başvuruda bulunup bulunmadığının araştırılması, Kanun kapsamında değerlendirmenin yapılması, başvurunun bulunması ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından talebin kabul edilmemesi halinde işin esasına girilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bozma ilamındaki hususların yerine getirilmemesi ve yazılı şekilde hüküm tesisi usule ve yasaya aykırı olmuştur. Denilerek karar bozulmuştur.
F. İlk Derece Mahkemesince 3 üncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 06.11.2020 tarihli ve 2020/56 Esas, 2020/213 KaraR Sayılı kararı ile "...davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi gereği % 5 puanlık teşvik indirimden yararlandırılması ve fazla ödenen primlerin tahsili istemine ilişkin olduğu,
mahkememizce 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 nci madde 4 üncü Fıkrası gereğince davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve temyiz üzerine karar bozulmuş ve bozma ilamına uyulmuş ise de, bozma tarihinden sonra Anayasa Mahkemesi kararı ile ek 17 madde 4 üncü fıkrası iptal edilerek resmi gazetede yayımlanmak sureti ile yürürlüğe girdiğinden iptal edilen hüküm dikkate alınmaksızın Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre esasa ilişkin inceleme yapılması gerektiği,
5510 sayılı Kanun'un 81/ı maddesinde özel sektör işverenlerinin primlerinde işveren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutarının Hazinece karşılanacağı hükmüne yer verilmiş olup, davacı işyerinin gerekli koşulları taşıdığı, % 5 puan karşılığı olarak yersiz ödemeden dolayı davacı şirket alacağının yasal, yeterli gerekçeyi içerir, denetime elverişli ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre 76.288,26 TL olduğu anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin ispat edilemeyen talebin reddine dair karar verilmiştir.
G. 4 üncü Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 06.11.2020 tarihli ve 2020/56 Esas, 2020/213 Karar Sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. 29.06.2021 tarihli ve 2021/1346 Esas, 2021/9178 Karar sayılı bozma ilamı ile, "...Ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir.
Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir.
Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur.
Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir.
Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
H. İlk Derece Mahkemesince 4 üncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Bozma ilamı gereğince kurum ile yazışma yapılmış, bilirkişiden rapor ve ek rapor alınmış, davacı şirkete ait tüm işyerinde dava dönemleri olan 2008 yılı 10. Ayından 2011 yılı Şubat ayı sonuna kadar uygulanan prim oranlarının SPEK tutarlarının tahakkuk eden primlerin hangi işyeri için, hangi dönemlerde, hangi sebeple teşvik indiriminden yararlandırıldığı,
% 5 teşvik dışında teşvik indiriminden yararlanılan tutarların SPEK tutarlarının ne olduğunun, bu tutarların aylık SPEK tutarları içinde olup olmadığının, davacının borçlu olma gibi teşvik indirimine engel bir koşul gerçekleşmiş ise, bunun gerçekleştiği tarihin ve devam ettiği süre ile 27.06.2022 tarih ve 47973346 sayılı başvurusu ve daha önce yapılan başvuruları var ise, yapılan tüm başvurularına ilişkin yapılan işlemler ve dayanak evrakların istenilmesi için Kuruma müzekkere yazılmış, kurum tarafından teşvik koşullarının geriye dönük sağlanmasının mümkün olmadığının, teşvikten yararlanmaya engel borç bulunmadığının bildirildiği,
bilirkişi raporunda davacının % 5 teşvik indirim nedeniyle 65.067,59 TL alacağı bulunduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davanın sigorta primlerinden işveren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutarın hazine tarafından karşılanacağı düzenlemesi nedeniyle yersiz prim ödemesi ve buna bağlı olarak davacı alacağı bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, mahkememizce en son verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın temyiz üzerine ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanakların irdelenmesi, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçeleri ile bozulduğu,
mahkememizce bozma ilamına uyulduğu, bozma sonrasında kurum ile yazışma yapılarak uzman bilirkişiden rapor alındığı, mahkememizce yapılan değerlendirmede 5510 sayılı Kanun'un 81/ı maddesinde özel sektör işverenlerinin primlerinde işveren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutarının Hazinece karşılanacağı hükmüne yer verilmiş olup, davacı işyerinin gerekli koşulları taşıdığı, % 5 puan karşılığı olarak yersiz ödemeden dolayı davacı şirket alacağının yasal, yeterli gerekçeyi içerir, denetime elverişli ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre 65.067,59 TL olduğu,
yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin dava konusuna ilişkin olarak davacı yönünden gerek başvuru şartları gerek ödeme koşulları yönünden aleyhe hükümler içerdiği, bu durumda benzer davalara ilişkin Anayasa Mahkemesi emsal kararları gözetilerek, dava konusuna ilişkin dava tarihinden sonra yapılan aleyhe yasal düzenlemenin somut olayda uygulanamayacağı kanaati ile 65.067,59 TL yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin ispat edilemeyen talebin reddine, dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde; kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılması ile davalı Kuruma fazladan ödenen primlerin yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerekip gerekmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamandda 331 inci maddesi ile birlikte, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme 1.5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinden faydalandırılma ve fazla ödenen tutarın iadesi istemi ile açılmış eldeki davada, Mahkemece verilen ilk karar ile davanın kabulüne hükmedilmiş, yargılama devam ederken, 01.04.2018 tarihi itibari ile 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş ve Dairemizce anılan ek 17 nci madde hükümlerinin dikkate alınması gereğine işaret edilerek ilgili kararın bozulmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Ne var ki, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir.
Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir.
Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup,
bu aşamadan sonra da anayasaya aykırılığı tespit ile iptal edilen bu fıkraya dayalı olarak verilmiş olan kararlar da dairemizce Anayasa Mahkemesi kararı ile birlikte oluşan bu yeni durum ve maddenin tüm hükümleri ile birlikte yeniden değerlendirilmesi için bir kez daha bozulmuş, böylece 4 üncü Fıkrada yer alan “görülmekte olan davalar” yönünden yapılan bu yeni düzenleme ve aynı maddenin 3 üncü fıkraya yaptığı yollama nedeniyle 3 üncü fıkra içerisinde getirilen davalı Kuruma yönelik ödeme yükümlülüğü karşısında, bu hükümlerin uyuşmazlığın çözümünde uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Gelinen son aşamada, eldeki dava bakımından irdeleme yapılacak olursa, ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrasında yer alan kuralın, “mahsup veya iade edilme yönünden üçüncü fıkra hükümlerine yaptığı atıftan dolayı ödemelerin üç yıla yayılacağını öngörmesinin, faizin başlama tarihi ve ödeme için öngörülen süre göz önünde bulundurulduğunda kuralın mülkiyet hakkını sınırladığı ve yapılan bu sınırlamanın orantısız ve aşırı olduğu, hak arama hürriyeti çerçevesinde dava açan kişilerin mahkemelerden adil yargılanma hakları gereği uyuşmazlığı bitirecek şekilde gerekçeli karar elde etme haklarının bulunduğu,
yargılamanın henüz devam ettiği bir süreçte, taraflardan birinin aleyhine olacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talep hakkında karar vermesini engelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya da davanın incelenmesini durdurarak karara bağlanmasına engel olan düzenlemelerin kişilerin karar elde etme hakkı ile birlikte sonuçları bakımından da kişilerin mülkiyet haklarının ölçüsüz şekilde sınırlandığı anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla anılan maddeye dayalı olarak verilen kararlar da hukuka aykırı nitelikte olup, özellikle ek 17 nci maddenin 3 üncü Fıkrasında yer alan düzenlemenin de mevcut bir dava olmaksızın prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılmasını düzenlemesi, başka bir deyişle davasız başvuru halinde, kuruma getirilen ödeme yükümlülüğünün çerçevesinin düzenlendiği hususu ile Anayasa Mahkemesi kararının 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması ile yürürlüğe girmesinden sonra,
mahkemelerce iptal edilmiş olan Ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrası kapsamında uygulama yapılarak karar verilmesi olanağının ortadan kalktığı ve bu fıkranın içeriğinde yer alan atıf nedeniyle 3 üncü Fıkrasının da uygulanabilir hüküm olmaktan çıkarıldığı hususu birlikte düşünüldüğünde, eldeki dava bakımından teşvik indirimine ilişkin uyuşmazlığın kaynağı olan temel yasa maddesi, yani 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinin davanın yasal dayanağı olarak kabul edilmesi ve bu maddedeki koşulların irdelenmesi ile bu madde çerçevesinde uygulama yapılması gerekir.
Bu çerçevede irdeleme yapıldığında ise, davacının anılan maddedeki teşvik koşullarını taşıdığının anlaşılması karşısında sonucu itibari ile bu madde hükümlerine dayalı olarak davanın kabulüne dair verilen karar yerindedir.
Diğer taraftan, davanın yasal dayanaklarından olan ve yersiz alınan primlerin iadesini düzenleyen 5510 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesine göre, “Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir.
Kanunî faiz, primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır.” hükmüne amir olup, mahkemece, alacağın Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından, iadenin yapılacağı ayın başına kadar geçen süre için faize hükmedilmesi suretiyle infaza elverişli şekilde karar tesisi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni olduğu gibi kısa kararda infazda tereddüt yaratacak şekilde hazineden tahsiline dair karar tesisi de usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; 1.Davalı ... vekilinin temyiz itirazının aşağıdaki bent kapsamında kabulü ile, temyiz olunan ilk derece Mahkemesi kararının 1 inci bendinin a ve b fıkralarının tamamen silinmesi ile yerine, "1-Davacının dava konusu dönemde % 5 teşvik indirim nedeniyle alacağı 65.067,59 TL.nin kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından iadenin yapılacağı ayın başına kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Kurumundan alınarak, davacıya verilmesine fazla istemin reddine" ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/2852, K. 2023/3245, 28 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama