KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/2966 E., 2023/2830 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/794 E., 2022/2787 K.
- Dava tarihi
- 28.03.2019
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/91 E., 2021/10 K.
Karar Metni
2.765 kelime·14 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet zammı süresi nedeniyle 01.02.2019 tarihinden yaşlılık aylığı bağlanması ve davalı Kurumdan yasal faizi ile birlikte tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 17.01.2019 tarihinde SGK...Müdürlüğüne müracaat ederek emekliliğinin tespiti emekliliğin tespiti ve emekli aylığının tahsisi talebinde bulunduğunu, müvekkilinin fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi, doğum tarihinden geriye çekilmesi ve hizmet başlangıç tarihinin fiili hizmet süresi kadar geriye çekilerek müvekkilinin yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, aylık miktarı hesaplanırken hizmet belge kayıtlarında da görüleceği gibi 9 yıl 8 günlük itibari hizmet süresinin göz önüne alınarak emekliliği hak ettiği tarihten itibaren ödenmeyen emeklilik aylıklarının yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum işleminin yasal mevzuata ve usulüne uygun olup, davacının tahsis talep tarihi itibarıyla gerekli şartları taşımadığını, fiili hizmet gün sayısının yaşına ilave edilmesinin mümkün olmadığını, fiili hizmetin geçtiği tarih itibariyle 506 sayılı Kanun'un uygunlanması gerektiğini kurum işleminin doğru olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 14.07.1972 doğumlu olup, 5434 sayılı Kanun kapsamında 15.10.1990-14.09.1994 tarihleri arasında 3 yıl 11 ay, 15.09.1994-14.10.2012 tarihleri arasında 18 yıl 1 ay çalışmasının olduğu, yine aynı yasa kapsamında 4 yıl 6 ay 8 gün fiili hizmet zammının bulunduğu, hizmet süresi bakımından ise toplam gün sayısının (SSK 2729 gün +Emekli Sandığı 4/b toplam =11.678 gün ) prim günü bulunduğu, emekli sandığından sonra SSK sigortalılığı mevcut gün sayısının 2130 olduğu,
hizmetlerin birleştirilmesi halinde 1260 gün şartının gerçekleştiği, davacının yaşlılık aylığına hak kazanması 17.01.2019 müracaat tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2019 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği kanısına varılmış olup; davacı tarafından 17.01.2019 tarihinde tekrar tahsis talebinde bulunduğu, işbu talebin de 22.02.2019 tarihinde reddedildiği; davacının Kurumun işbu red cevabı neticesinde yargılamaya konu olan işbu davayı açmış olduğu; dosya arasına alınan 22/06/2020 havale tarihli sosyal güvenlik uzmanından alınan ek raporda da davacının itirazının yerinde görülmediği kabul edilerek,
açılan davanın kabulüne, davacının hak ettiği (4 yıl 6 ay 8 günlük) fiili hizmet süresinin hizmet başlangıç tarihinden ve emeklilik yaş haddinden indirilmesi sonucu davacının müracaat tarihini takip eden ay başı olan 01.02.2019 tarihinden itibaren emekli sayıldığının ve emeklilik aylığına hak kazandığının tespitine, davacının 17.01.2019 müracaat tarihinin takip eden 01.02.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve bu tarihten itibaren yaşlılık aylıklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı SGK Başkanlığı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı SGK Başkanlığı vekili, kurum işleminin yasal mevzuata ve usulüne uygun olup, davacının tahsis talep tarihi itibarıyla gerekli şartları taşımadığını, fiili hizmet gün sayısının yaşına ilave edilmesinin mümkün olmadığını, fiili hizmetin geçtiği tarih itibariyle 506 sayılı Kanun'un uygunlanması gerektiğini kurum işleminin doğru olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davacı vekili, kendisi ile aynı durumda bulunan bazı devre arkadaşlarının dava açmak suretiyle yaşlılık aylığına hak kazandıklarını öğrendikten sonra bu kez 17.01.2019 tarihinde...Sosyal Güvenlik Merkezi’ne tekrar müracaat ederek talebini yineleyen müvekkilinin talebi 22.02.2019 tarih ve 20127946/337788 sayılı cevabi yazı ile “51 yaş şartını yerine getirmediği” gerekçesi ile reddedildiğini, Tahsis talebi 2nci kez reddedilen müvekkili bu defa adli yargıya başvurmuş,
yukarıda detayı verilen yargılama sonrası 01.02.2019 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığı tespit olunmuştur. “müvekkilin 01.02.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı ve bu tarihten itibaren yaşlılık aylıklarının yasal faizi ile birlikte müvekkile ödenmesi gerektiğinin tespiti” olacak şekilde düzeltilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının 506 sayılı Kanun'un geçici 81/B-h alt bendine göre (23.05.2002 deki 13 yıl 6 ay 10 günlük hizmeti nazara alındığında) 25 yıl sigortalılık süresi, 51 yaş ve en az 5450 gün prim ödemesinin bulunması halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağı uyuşmazlık konusu değildir.
Nitekim davalı Kurum da davacının 25 yıl sigortalılık süresi, 51 yaş ve en az 5450 gün prim ödeme gün sayısını tamamladığında aylık bağlama koşullarının oluşacağını kabul etmiştir. Uyuşmazlık fiili hizmet zammının yaştan indirilmesi gerekip gerekmeyeceğine ilişkindir.
Davacının 51 yaşını 26.11.2021 tarihinde dolduracağı, 5434 sayılı Kanunu 205/son ve 506 sayılı Kanun'un ek 39 uncu maddesi gereği fiili hizmet süre zammının tamamının yaş haddinden indirilmesi gerektiği buna göre 14.07.2023 tarihinden 4 yıl 6 ay 8 gün indirildiğinde 06.01.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı koşullarını sağlamış olup, mahkemece yaşlılık aylığı koşullarını 06.01.2017 tarihinde sağladığının belirtilmesinin, 17.01.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunulduğundan kararda 17.01.2019 tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesi nedeniyle,
sonuca etkili olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacının 23.05.2002 tarihine kadar olan muvazzaf hizmetinde geçen süresinin 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci maddesi gereğince emeklilik yaşının bulunmasında esas alınacak sürede dikkate alınması gerekirken 23.05.2002 tarihinden sonraki fiili hizmeti nedeni ile hak kazandığı fiili hizmet zammının emeklilik yaşının belirlenmesinde dikkate alınması hatalı ise de,
davacının 23.05.2002 tarihe kadar olan hizmet nedeni ile hak kazandığı fiili hizmet zammı süresi de dikkate alınarak belirlenen kurumca da kabul edilerek uyuşmazlık konusu olmayan yaşından 506 sayılı ek 39 uncu madde gereğince fiili hizmet zammı süresinin tümü düşüldüğünde tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığı koşulları bulunduğu, davacının talebinin nitelikçe 17.01.2019 tahsis talep tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanmasına yönelik olduğu,
kurulan hükmün de buna yönelik olduğu anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin ve davalı Kurum vekilinin istinaf başvurularının oy birliği ile esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyizinde, kendisi ile aynı durumda bulunan bazı devre arkadaşlarının dava açmak suretiyle yaşlılık aylığına hak kazandıklarını öğrendikten sonra bu kez 17.01.2019 tarihinde...Sosyal Güvenlik Merkezi’ne tekrar müracaat ederek talebini yineleyen müvekkilinin talebi 22.02.2019 tarih ve 20127946/337788 sayılı cevabi yazı ile “51 yaş şartını yerine getirmediği” gerekçesi ile reddedildiğini, Tahsis talebi 2 nci kez reddedilen müvekkili bu defa adli yargıya başvurmuş,
yukarıda detayı verilen yargılama sonrası 01.02.2019 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığı tespit olunmuştur. “müvekkilin 01.02.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı ve bu tarihten itibaren yaşlılık aylıklarının yasal faizi ile birlikte müvekkile ödenmesi gerektiğinin tespiti” olacak şekilde düzeltilmesini talep etmiştir.
Davalı SGK Başkanlığı vekili, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin hem yaş haddinden hem de sigortalılık başlangıcından indirilmesinin mümkün olmadığı, davacı hakkında kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hatanın bulunmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi ve 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci ve ek 39 uncu maddesi ile 5434 sayılı Kanunun 32 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme Uyuşmazlığın çözümü bakımından, öncelikle davacının hak kazandığı fiili hizmet zammı kavramı, niteliği ve 5434 sayılı Kanun'daki itibari hizmete ilişkin hükümlerin varlığı ile 506 sayılı Kanun kapsamında yer alan itibari hizmet süresi kavramları ile birlikte yaşlılık aylığı tahsis koşulları üzerinde durulmalıdır.
5434 sayılı Kanun'un 10 uncu kısmında (31 inci ila 34 üncü maddeleri arasında) fiili hizmet müddeti, 11 inci kısmında (35 ila 38 inci maddelerinde) ise itibari hizmet süresi düzenlenmiştir.
5434 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde “Fiili hizmet müddeti; iştirakçinin 30 uncu madde gereğince bu kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddet” olarak tanımlanmış, 32 nci maddesinde.
İştirakçilerin, 5434 sayılı Kanun kapsamında kesenek ödenen her yılı için görevlerine göre eklenecek fiili hizmet zamları belirlenmiş ve 32 nci maddede gösterilen vazifelere yılbaşından sonra girenlerin fiili hizmet müddet zamlarının, girdikleri ay hariç olmak üzere, o yılın geri kalan ayları için ve yılsonundan önce ayrılanların fiili hizmet müddeti zamlarının, ayrıldıkları ay da dâhil olmak üzere, yılın geçmiş ayları için hesaplanacağı belirtilmiş, ayrıca fiili hizmet müddeti zamlarının, emeklilik işlemlerinde fiili hizmet sayılacağı fakat toplamının 8 yılı geçemeyeceği belirtilmiş olsa da,
Lokomotif makinist ve ateşçilerin bu süreden istisna olduğu, son olarak 34 üncü maddesinde ise, fiili hizmet sürelerinin her yıl ilgili kurumlarınca, yılsonlarından itibaren 3 ay içinde Sandığa göndermeye ilişkin zorunluluk düzenlenmiştir.
Eklemek gerekirse; 5434 sayılı Kanun'un geçici 205 inci maddesinde de, 32 nci madde gereğince fiilî hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden, hizmetlerine eklenen fiilî hizmet süresi zammı kadar indirim yapılır. Hükmü yer almaktadır.
5434 sayılı Kanun'da düzenlenen “itibari hizmet” süresi ise, 35 inci maddede “Bu kanun gereğince bağlanacak aylıklar ve yapılacak kesenek iadesi ve toptan ödemelerin hesabında fiili hizmet müddetlerine eklenen süredir” şeklinde tanımlanmış, 36 ncı maddede; iştirakçilerin, görevlerine göre fiili hizmet sürelerinin her yıl için fıkralarında gösterilen itibari hizmet süreleri ekleneceği belirtilmiş ve açıkça (zamlar hariç) tutulmuş olup, toplamlarının 3 aydan az ve toplamı 5 yıldan fazla olamayacağı belirtilmiştir.
506 sayılı Kanun'un ek 5 inci maddesinde de “itibari hizmet süresi” kavramına yer verilmiş olup, bu maddede ise, “506 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılanların, kanunda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için, hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir.” hükmü ile öncelikle; 18.02.2000 tarihli 1997/1 Esas ve 2000/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre, salt sigortalılık süresine eklenmesi gereken süre olarak tanımlanmıştır.
506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesinde de "Bu Kanunun Ek 5 ve Ek 6’ncı maddeleri gereğince sigortalılık süresine ilave edilen gün sayıları, beş yıldan çok olmamak üzere bu Kanun'un 60 ıncı ve Geçici 81 inci maddelerinde belirtilen yaş hadlerinden indirilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Konu, son olarak 5510 sayılı Kanun ile düzenlenmiş ve 01.10.2008 günü itibarıyla aynı tarihte yürürlüğe giren “Fiili hizmet süresi zammı” başlıklı 40 ıncı maddesinde, belirtilen iş yerlerinde ve işlerde çalışan sigortalıların prim ödeme gün sayılarına, bu iş yerlerinde ve işlerde geçen çalışma sürelerinin her 360 günü için karşılarında gösterilen gün sayılarının, fiili hizmet süresi zammı olarak ekleneceği, çalışmanın fiili hizmet süresi zammı kapsamında değerlendirilebilmesi için, tablonun (13) ve (14) numaralı sıralarında belirtilen sigortalılar hariç, sigortalının kapsamdaki iş yerleri ile birlikte işlerde fiilen çalışması ve söz konusu işlerin risklerine maruz kalmasının şart olduğu açıklanmıştır.
5510 sayılı Kanun'un “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı geçici 1 inci maddesinde yer alan “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve diğer bağımsız çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında,
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.” hükmü nedeniyle, tahsis koşulları bakımından davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 60 ve geçici 81 inci maddelerinde yaşlılık aylığından yararlanmak için; kural olarak maddede belirlenen yaşa ulaşmış olmak, belirli bir süre prim ödemek, işten ayrılmak ve talepte bulunmak koşulları öngörülmüştür.
Ne var ki, Anayasa Mahkemesi 2019/104 Esas, 2021/13 Karar ve 14.01.2021 tarihli kararı ile “17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nın mülga 62 nci maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan “....çalıştığı işten ayrıldıktan sonra...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline” karar vermiş ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinden de anlaşılacağı üzere işten ayrılma koşulunu özünde Anayasaya aykırı kabul etmiştir.
2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesindeki; “kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.” hükmü uyarınca çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri de yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için tabi olduğu yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilmektedir.
Yukarıda sayılan düzenlemeler birlikte irdelendiğinde; mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan “fiili hizmet zammının”,
iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı,
5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak,
5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanundaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir.
Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli,
sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma,
sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması,
kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.
Eldeki dava bakımından ise, mahkemece, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğine ilişkin kabul ve uygulama yapılması yerinde ise de, davacı bakımından, fiili hizmet zammının sigortalılık süresine ilavesi ile bu aşamadan sonra tahsis şartlarından olan yaş şartının belirlenmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de: aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren (örneğin 01.01.2019 tarihine göre 01.04.2019 tarihinden) faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/2966, K. 2023/2830, 21 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama