KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/324 E., 2023/1884 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2023
Karar Metni
1.476 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
...
MAHKEMESİ
Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI
2021/225 E., 2022/478 K. ... ... KARAR : Red
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...'ın, 2006 yılının Eylül ayının başından 09.09.2014 tarihine kadar ... Sanayi Sitesi'nde gece bekçisi olarak çalıştığını belirterek bu dönem arasındaki hizmet süresinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... Küçük San. Site Yapı Koop. Bşk. davanın reddini talep etmiştir.
2.Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde, açılan davanın haksız ve yersiz açılmış bir dava olup, reddinin gerektiğini, husumet itirazlarının bulunduğunu,ayrıca bu tür hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden davanın hiç kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.02.2016 tarih ve 2014/1072 Esas 2016/135 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkeme kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairemizin 15.03.2021 tarihli ve 2020/3626 E. 2021/3274 K. sayılı ilamında, SGK'nun davaya feri müdahil olarak katılımının sağlanması gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile"..
Davalı Kooperatif ise davacının kooperatif ile ilgisinin bulunmadığını kendileri tarafından çalıştırılmadığını ileri sürmüştür.
Dosyamız arasına alınan benzer dosyalarda ,Davalı kooperatif'in ana sözleşmesi getirtilmiş ve davalı kooperatifin ana sözleşmesinin 3. maddesinde düzenlendiği madde de; "Küçük sanayicilerin A)Günün icaplarına uygun modern ve teknik şartları haiz birer iş yeri sahibi olmalarını sağlama ve bu topluluğun genel hizmetlerini karşılayan tesisleri içine alan bir küçük sanayi sitesi kurmaktır. B) Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından tesbit ve tasvip edilmiş bulunan arsayı kooperatif adına satın almak." şeklinde olduğu görülmektedir.
Davalı iş yerine ait 2006-2014 tarihleri arasındaki dönem bordroları incelendiğinde; ... isimli bir tek çalışanın bulunduğu, başkaca bir çalışan olmadığı anlaşılmış aynı zamanda SGK'ya yazılan yazı cevabından davalı iş yeri ile ilgili herhangi bir denetime rastlanmadığının bildirildiği görülmüştür.
Mahkememiz iş bu dosyasında ve benzer mahiyette olup UYAP üzerinden dosyamız arasına alınan diğer dosyalarda bordro tanığı ..., tespit edilen komşu işyeri tanıkları ve de kooperatife üye olan yahut olamayan komşu iş yeri tanıkları dinlenmiştir.
Dinlenen tanık beyanları, toplanan deliller, dosyamız arasına alınan aynı tarihlere ilişkin ve aynı davalıya yönelik açılan hizmet tespitine ilişkin dosyalar kapsamı hep birlikte ele alındığında;
Davacının ... Sanayi Sitesinde bekçi olarak çalıştığı hususu sabit ise de hangi tarihler arasında çalıştığı hususunda tam bir netlik yoktur. Bunun da ötesinde dinlenen Sanayi sitesi esnaflarının beyanları da gözetildiğinde davacının iş vereninin kim olduğu da şüphelidir. Zira sanayi sitesi esnaflarından bir kısmı kendileri de dahil olacak şekilde kooperatifteki bekçilerin esnaflar tarafından tutulduğunu ve ödemelerini de kendilerinin yaptıklarını, kooperatifin ne geçmişte ne de hali hazırda bekçi çalıştırmadığını beyan etmişler, kolluğa yazılan yazı cevaplarında ise benzer minvalde cevap verildiği görülmüştür.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10 maddesidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davalar, sonuç itibariyle sigorta primlerinin işverenden tahsiline de yol açacağından, işverenlik sıfatının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerekir.
Oysa ki açıklanan hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde davacının davalının işvereni olduğu yönünde bir netlik bulunmadığı aksine sanayi sitesi esnaflarının iş veren olduğu yönündeki iddianın daha ağır bastığı görülmektedir. Tüm bu hususlar gözetildiğinde, açılan dava sübut bulmadığından..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, emniyet araştırması sonucunda dinlenmesine itiraz ettikleri tanıkların bir kısmının kooperatif yönetiminde ve kooperatif üyesi olduğu, bu durumun kooperatif defterleriyle sabit olduğu, dinlenen bir kısım tanıklar bekçi ücretinin, bekçi tarafından sanayi sitesinde çalışan bir kısım esnaflardan toplandığını beyan ettikleri, toplanan bu paraların kooperatif adına toplandığını, bu beyanların çelişkili olup hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu,davacının büyük bir sanayi sitesinin bekçiliğini yaptığını, davacıyı işe alan ve işten çıkaran davalı tarafın olduğu, kooperatif binasının aynı yerde olması nedeniyle de hizmetinden de ayrıca bizzat kooperatif tarafından faydalanıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
2. 506 sayılı Kanun'un 3 üncü, 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası ve 108 inci, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 86/9 uncu madde hükümleridir.
Dava, 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddenin 10 uncu fıkrası ve 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddenin 9 uncu fıkrası uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
3. Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli,
aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli,
bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
3. Değerlendirme
1.Davanın davalı kooperatif yönünden kooperatifin işverenliği hususunda netlik bulunmadığı, aksine sanayi sitesi esnaflarının iş veren olduğu yönünde yapılan değerlendirme ile verilen red kararı eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Bozma ilamında öngörülmesine karşın araştırılmayan davalı kooperatifin, hangi amaçla kurulduğu ve faaliyet gösterdiği, görevinin ne olduğu, tasfiye edilip edilmediği açıklığa kavuşturulmalıdır.
Yine bir kısım tanık beyanlarında belirtilen ve davacının bekçilik yaptığı dönemde meydana geldiği belirtilen hırsızlık olayı ile ilgili ceza dosyasının araştırılarak davacıyla ilgili bir hususun olup olmadığı belirlenmeli, çalışmanın geçtiği söz konusu Sanayi Sitesinde site yönetiminin oluşup oluşmadığı araştırılmalı, site yönetimin oluştuğunun belirlenmesi halinde site yönetimine husumet yöneltilerek davaya dahil edilmeli, site yönetiminin dava konusu döneme ait karar defterleri celbedilerek ücrete ilişkin kayıt ve bilgi olup olmadığı araştırılmalı, davacının bekçilik yaparken kullandığı kulübenin varsa elektrik,
su abonelik ve faturalarının kimin adına olduğu tespit edilerek davacının işvereni belirlenmelidir.
3. Davacı iddiasında, sanayi sitesinde bekçilik yaptığını belirtmiş olup sanayi sitesi kooperatifinin halen faal olduğunun anlaşılması karşısında evveliyatla işverenin net olarak belirlenmesi gerekmektedir. Ancak mahkemece toplanan deliller,bu kapsamda dinlenen tanık beyanları da hüküm kurmaya yeterli değildir.
Bu sebeple, mahkemece, sanayi sitesinin ne zaman faaliyete geçtiği, site içindeki dükkanların ne zaman sahiplerine teslim edildiği, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın ilgili biriminden, ilgili belediyeden, ilgili vergi dairesinden sorulmak suretiyle tespit edilmeli, sitede faaliyet gösteren en eski tarihten başlamak üzere işyeri sahipleri tespit edilerek tanık sıfatıyla dinlenilmeli, beyanlarda geçen sitede meydana gelen hırsızlık olayı ile ilgili emniyet kayıtları araştırılarak varsa ceza dosyası celbedilip buradaki beyanlar incelenmeli,
davalı kooperatife ait gelir-gider defterleri 2006 yılından itibaren incelenerek personel giderleri ödemeleri denetlenmeli, elde edilecek sonuca göre gerçek işveren belirlenmeli, davacının kardeşleri ... ve ...tarafından yine davalı kooperatife karşı, yine aynı sitede 2006/9-09.09.2014 tarihleri arasında bekçilik yaptıklarından bahisle ...
Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinde E.2021/145 E. ve 2017/146 E. esasa kayden görülen hizmet tespiti davaları da göz önünde bulundurularak her iki iddia da değerlendirilmek suretiyle, iş yerinde üç adet bekçiye ihtiyaç olup olmadığı da değerlendirilmek suretiyle gerçek işveren ve davacının çalışmasının olup olmadığı, çalışmanın varlığının tespiti halinde çalışma süreleri, tereddütsüz şekilde ortaya konulmak suretiyle bir karar verilmelidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
...
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/324, K. 2023/1884, 1 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama