İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/3582 K.2024/7898

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Esas2023/3582Karar2024/7898Tarih9 Temmuz 2024Okuma10 dk · 2.083 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2023/3582 E., 2024/7898 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
9 Temmuz 2024
Mahkemesi
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Sayısı
2020/25 E., 2021/557 K.
Karar
Esastan Ret
İlk derece mahkemesi
Elazığ 1. İş Mahkemesi
Sayısı
2016/700 E., 2019/690 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.083 kelime·10 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili özetle; müvekkillerinin murisinin meydana gelen iş kazası sonucunda vefat ettiğini, kazanın oluşumunda davalının kusurlu olduğunu ileri sürerek tüm davacılar için 1.000,00'er TL maddi tazminat ile eş ... için 70.000,00 TL, çocuklar ... ve ... için 40.000,00’er TL, çocuk ... için 35.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle bilirkişinin vermiş olduğu raporda; davacı ...'ın destekten yoksunluk zararının 125.734,01 TL olduğu, davacı ...'ın destekten yoksunluk zararının olmadığı, davacı ...'ın destekten yoksunluk zararının olmadığı, davacı ...'in destekten yoksunluk zararının 11.320,15 TL olduğunu belirttiği bilirkişi raporunda kusur tayin ederken %60 oranında bünyesel faktörlerin etkili olduğu tespitinin yapıldığı,

yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca bünyesel faktörlerin işverenin kusuru içerisinde değerlendirilmeyeceği kanaati ile mahkemece usulüne uygun olarak aldırılan hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu uyarınca taleple bağlı kalındığından bahisle 1.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'a, 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'a, 10.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'a, 10.000,00 TL manevi tazminatın ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle mahkemece alınan kusur bilirkişisi raporları arasında görüş farklılığının bulunduğunu, çelişkiler giderilmeksizin karar verildiğini, mahkemece alınan kusur bilirkişisi raporunda davalı yönünden belirlenen kusur oranının çok düşük olduğunu, davacılar murisinin ağır iş niteliğinde çalıştığını, olay günü aracın lastiğinin patladığını, bu nedenle efor kaybı nedeniyle kazanın gerçekleştiğini, daha yüksek oranda davalıya kusur yüklenmesi gerektiğini, risk analizi yaptırılmadığını, manevi zararın tarafların ekonomik durumu araştırılmaksızın tespit edildiğini ileri sürmüştür.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, davacılar murisinin kalp krizinin kendi kusuru ve bünyesel faktörlerden kaynaklandığını, müvekkili aleyhine kusur izafe edilemeyeceğini, mahkemenin hükmünün gerekçesinde hata yapıldığını, vekalet ücretinin hatalı hükmedildiğin istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının miktar itibariyle kesin olmak üzere esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen 19.04.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin 21.06.2021 tarihli ek kararı ile davacıların temyiz isteminin miktardan reddine karar verilmiştir.

21.06.2021 tarihli bu ek kararın davacılar vekiline 29.06.2021 tarihinde tebliği üzerine davacılar vekili süresinde ek karara karşı da temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili asıl hükme ve ek karara karşı verdiği temyiz dilekçelerinde özetle, temyiz istemlerinin ek kararla reddedilmesinin hatalı olduğunu, usul yönünden talep arttırıma hazır hale getirilmeden karar verildiğini, işverene izafe edilen %10 oranındaki kusurun az olduğunu, kaçınılmazlığın %60’ından işveren sorumlu tutulması gerekirken tutulmadığını, kendilerine talep artırım için süre verilmeden karar verildiğini, Yargıtay uygulaması gereği ağır ve tehlikeli işlerde olayın gerçekleştiği tarihte periyodik rapor alınmamasının işveren için başlı başına ağır kusur sebebi olduğunu,

işverenin bunu bilmesine rağmen çalıştırması (ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi ağır kusur ötesinde yüksek kusur teşkil ettiğini, hal bu iken işverene %10 gibi pek hafif kusur verilmesinin doğru olmadığını, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.

3. Değerlendirme

Dosya kapsamından, İlk Derece Mahkemesince aşamalarda kusur raporları alındığı, 08.11.2017 tarihli birinci kusur raporunda kalp krizi iş kazasının oluşumunda davacılar murisinin %50, davalı işverenin %50 kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, bünyesel faktörler yönünden bir değerlendirme yapılmadığı,

davalı vekilinin rapora süresinde itiraz ettiği, davacılar vekilinin 15.01.2018 tarihli beyan dilekçesi ile raporu kabul ettiği, mahkemenin davalı itirazı doğrultusunda aldığı 03.06.2018 tarihli ikinci kusur raporunda müteveffanın %30, davalının %10 oranında kusurlu oldukları, kalp krizinin gelişmesinde bünyesel faktörlerin %60 oranında etkili olduğu yönünde görüş bildirildiği, taraf vekillerinin ikinci kusur raporuna süresinde itiraz ettikleri, mahkemece bu kez taraf itirazları ve ilk iki kusur raporu arasında çelişki bulunduğundan bahisle tekrar kusur raporu alındığı,

19.11.2018 tarihli kusur raporunda ikinci kusur raporuyla aynı yönde görüş bildirildiği, taraf vekillerinin üçüncü kusur raporuna da süresinde itiraz ettikleri, mahkemece 20.03.2019 tarihli kök hesap raporu alındığı, bu kök hesap raporunda bünyesel faktörden işveren de sorumlu tutulacak şekilde hesaplama yapılmak suretiyle davacı eşin maddi zararının 125.734,01 TL olduğu, davacı çocuklar ... ve ...’ın maddi zararlarının Kurum ödemeleri ile karşılandığı, davacı çocuk ...’in maddi zararının 11.320,15 TL olduğu yönünde görüş bildirildiği,

taraf vekillerinin kök hesap raporuna süresinde itiraz ettikleri, mahkeme itirazlar üzerine 10.06.2019 tarihli ek hesap raporu alındığı, bu ek hesap raporunda işverenin bünyesel faktörden sorumlu tutulamayacağı kabulünden hareketle hesaplama yapılarak davacı eşin maddi zararının 20.260,80 TL olduğu, davacı çocuklar ... ve ...’ın maddi zararlarının Kurum ödemeleri ile karşılandığı, davacı çocuk ...’in maddi zararının 2.020,78 TL olduğu yönünde görüş bildirildiği, taraf vekillerince ek hesap raporuna da süresinde itiraz edildiği, 08.07.2019 tarihli karar celsesine davacılar vekilinin saatli mazeret dilekçesi verdiği,

süre geçtikten sonra açılan celseye davacılar vekilinin katılmadığı, davalı vekilinin kendilerinin davayı takip ettiği yönünde beyanda bulunduğu, bu aşamaya kadar davacılar vekilince talep arttırımı veya ıslah dilekçesi de verilmediği, İlk Derece Mahkemesince alınan aynı yöndeki son iki kusur raporuna itibar edilerek verilen kararın gerekçesinde 10.06.2019 tarihli ek hesap raporundan ve bu ek hesap raporu ile belirlenen zarar tutarlarından bahsedilmediği, gerekçede aynen bilirkişinin vermiş olduğu raporda; davacı ...'ın destekten yoksunluk zararının 125.734,01 TL olduğu, davacı ...'ın destekten yoksunluk zararının olmadığı,

davacı ...'ın destekten yoksunluk zararının olmadığı, davacı ...'in destekten yoksunluk zararının 11.320,15 TL olduğunu belirttiği bilirkişi raporunda kusur tayin ederken %60 oranında bünyesel faktörlerin etkili olduğu tespitinin yapıldığı,

yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca bünyesel faktörlerin işverenin kusuru içerisinde değerlendirilmeyeceği kanaati ile mahkemece usulüne uygun olarak aldırılan hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu uyarınca taleple bağlı kalındığından bahisle 1.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'a, 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'a, 10.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'a, 10.000,00 TL manevi tazminatın ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin tazminat taleplerinin reddine karar verildiğinin açıklandığı anlaşılmaktadır.

a.Davacılar Vekilinin 21.06.2021 Tarihli Ek Karara Yönelik Temyiz İtirazlarının İncelenmesinde Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Belirsiz alacak davası niteliğinde olan davada, davacıların maddi tazminat alacaklarının henüz belirli hale gelmediği açık olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi'nin davacıların istinaf istemlerinin esastan reddine dair temyiz incelemesine konu kararının davacılar yönünden miktar itibariyle kesin nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle asıl hükme karşı davacılar vekili tarafından süresinde ibraz edilen temyiz dilekçesinin kararın miktar itibariyle kesin olduğundan bahisle ek kararla reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

b.Davacılar Vekilinin Asıl Hükme Yönelik Temyiz İtirazlarının İncelenmesinde Anayasamızın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bu kapsamda yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılamanın sonunda verilen kararın da açıkça belirtilmesi esastır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 28 inci maddesinde de bu husus belirtilmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294 üncü maddesinde hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi; "(1) Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. (2) Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. (3) Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. (4) Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. (5) Hükmün tefhimini, duruşmada bulunanlar ayakta dinler. (6) Hükme ilişkin hususlar, niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da uygulanır." şeklinde açıklanmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesinde de, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği "(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar. a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları,

çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.

(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde açıklanmıştır.

Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.

Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.

Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472).

Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.

Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.

Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

Somut olayda, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde bahsettiği tek hesap raporunun kök hesap raporu olduğu, anılan raporda bünyesel faktörden işverenin sorumlu olduğu kabulüyle hesaplama yapıldığı, kök hesap raporunda davacı eşin maddi zararının 125.734,01 TL olduğu, davacı çocuklar ... ve ...’ın maddi zararlarının Kurum ödemeleri ile karşılandığı,

davacı çocuk ...’in maddi zararının 11.320,15 TL olduğu yönünde görüş bildirildiği oysa aynı gerekçenin sonunda yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca bünyesel faktörlerin işverenin kusuru içerisinde değerlendirilmeyeceği kanaati ile mahkemece usulüne uygun olarak aldırılan hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu uyarınca taleple bağlı kalındığından bahisle karar verildiği belirgin olduğuna göre mahkemece kendi içerisinde çelişkiler içeren gerekçe ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.

Mahkemece yapılacak iş, alınan tüm kusur ve hesap bilirkişi raporlarından sonuçları ile bahseden, bu bilirkişi raporlarından hangilerinin hükme esas alındığını gerekçeleri ile birlikte açıklayan, çelişkilerden arındırılmış bir gerekçe oluşturmak ve bu gerekçeye uygun bir karar vermekten ibarettir.

Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle, 1.Davacılar vekilinin 21.06.2021 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile anılan ek kararın BOZULMASINA,

2.Davacılar vekilinin asıl hükme yönelik temyiz itirazları açısından İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi asıl kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

4.Davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

5.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacılara iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

09.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/3582, K. 2024/7898, 9 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3582
Karar No
2024/7898
Tarih
9 Temmuz 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2023/3582 K.2024/4985
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/3583 K.2024/5563
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/3590 K.2024/5443
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/3592 K.2024/5712
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/3594 K.2024/5824
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/3596 K.2024/5382

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.