KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/3842 E., 2023/3979 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/3025 E., 2022/2652 K.
- Hüküm/karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Aliağa 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/131 E., 2022/377 K.
Karar Metni
1.663 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada sürekli iş göremezlik oranına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl dava davacısı vekili ile asıl dava ve birleşen dava davalısı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dava davacısı vekili ile asıl dava ve birleşen dava davalısı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı şirket vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ün 19.03.2012 tarihinde iş kazası geçirdiğini, söz konusu kaza nedeniyle maluliyetinin bulunduğunu belirtilerek maddi manevi tazminat talepli dava açıldığını, Aliağa İş Mahkemesi'nin 2013/57 Esas sayılı dosyası ile görülen davada Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacının maluliyetinin % 14,5 olduğunun belirtildiğini, taraflarınca bu orana itiraz edildiğini, bu sebeple davalı sigortalının maluliyetinin tespiti amacıyla iş bu davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini,
davalı ...'ün Sosyal Güvenlik Kurumu'nca tespit edilen maluliyet oranını kabul etmediklerini ve itiraz ettiklerini, davalının söz konusu kaza nedeniyle maluliyetinin bulunmamakta olduğunu, ayrıca davalının maluliyetinin varsa yanlış tedavi neticesinde de oluşmuş olabileceği inancında olduklarını, yargılama sırasında incelenecek evraklar ve yapılacak değerlendirme neticesinde bu durumun ortaya çıkacağını, davalının 19.03.2012 tarihinde iş kazası geçirmiş olup ilk olarak El Mikrocerrahi Ortopedi ve Travmatoloji Hastanesi'nde 19.03.2012 tarihinde operasyon geçirdiğini, burada plak takılarak vidalar ile sabitlendiğinin ifade edilmiş olduğunu,
daha sonra aynı hastaneden 15.05.20212 tarihinde bir operasyan daha geçirdiğini, sonrasında davalı tarafın Medical Park ...
Hastanesi'ne başvurduğunu, söz konusu tedavi evraklarında davalının kırılan bacağının yanlış kaynadığını ve yeniden operasyona alındığını, tüm bu nedenlerle davalının maluliyetinin tespiti ve 19.03.2012 tarihinde geçirdiği iş kazası ile illiyet bağının bulunup bulunmadığının, yanlış tedavinin maluliyet oluşturup oluşturmadığının tespitinin yapılmasını talep etmiştir.
Birleşen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; davacının işçisi olduğu Kardemir Haddecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
Ye ait iş yerinde 19.03.2012 tarihinde iş kazası geçirdiğini bu iş kazası sonucu iş gücü kaybı oranının davalı SGK tarafından %14,2 olduğunun tespit edildiğini, iş kazası sebebiyle davalı işverene karşı açılan maddi manevi tazminat davasının Aliağa İş Mahkemesinin 2013/57 Esas sayılı davası ile devam ettiğini, tazminat davasının akabinde, davalı işveren Kardemir Haddecilik Sanayi ve Ticaret Ltd.
Şti. tarafından Aliağa İş Mahkemesinin 2017/131 Esas sayılı dosyası ile maluliyet oranının tespiti davası açıldığını, bu davanın da derdest olduğunu, iş kazası sebebiyle davacı adına açılan maddi manevi tazminat davası sürecinde davaya konu iş kazasının davacıda sebep olduğu sakatlanmanın daha ağır olduğunun anlaşıldığını, Aliağa İş Mahkemesinin 2017/131 Esas sayılı maluliyet oranının tespiti davası süreci incelendiğinde SGK tarafından %14,2 olduğunun tespit edilen sürekli iş göremezlik derecesinin 01.11.2018 tarihi itibariyle artma kaydına istinaden %30,2 olduğunun tespit edildiğinin görüldüğünü, işbu davanın halen devam ettiğini,
her iki davanın taraflarının, konusunun aynı olması iş bu davada da aynı süreçlerin izlenecek olması ve usul ekonomisi ilkesi gereğince her iki davanın birleştirilerek karara bağlanmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının geçirdiği kazanın basit bir iş kazası olmadığını, olayda davalının bacağının üzerinden geçip bacağının kırılmasına neden olan demir bloğun ağırlığının yaklaşık 1 ton olduğunu, olaya ilişkin olarak açmış oldukları tazminat davasına SGK tarafından sunulan 11.04.2015 tarihli raporda davalının meslekte kazanma gücü kaybı oranı %14,5 olarak belirtildiğini, haklılıklarının iş kazası nedeniyle açtıkları tazminat davasında dinlenen tanık beyanlarıyla ispatlandığını, işverenin kusurunun olmadığını ya da kaza ile zarar arasında illiyet bağının kesildiğini iddia etmenin mesnetsiz olduğunu,
işvereni sorumluluktan kurtaracak şekilde illiyet bağının kesildiğinden söz edilebilmesi için; mücbir sebep, zarar gören işçinin tam kusuru veya üçüncü kişinin tam kusuru olması gerektiğini, bunlardan biri gerçekleşmediği durumda işverenin tazminat sorumluluğundan kurtulamayacağını, üçüncü kişilerin davranışlarının uygun illiyet bağını kesebilmesi ve işvereni sorumluluktan kurtarabilmesi için belirli bir yoğunluğa ulaşması gerektiğini,
dolayısıyla üçüncü kişinin kusurunun işverenin sorumluluğunu kesecek yoğunluğa sahip olmadıkça ( Üçüncü kişi % 100 oranında kusurlu olmalıdır.) işverenin iş kazasına dair tazminat sorumluluğunun devam edeceğini, tüm bu nedenlerle maluliyet oranının en sağlıklı şekilde tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasını talep etiklerini beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde.
2014/16 İş Kazası ve Meslek Hastalıkları Vakalarının Soruşturulması hakkında genelgede Meslekte Kazanma Gücü Kayıp Oranının Tespiti Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından sigortalının meslekte kazanma gücü kayıp oranının %10'un altında belirlenmesi durumunda, Kanun'un 21 ve 22 nci maddeleri ile ilgili yapılan açıklamalar da dikkate alınarak denetim talebinde bulunulup bulunulmayacağına Ünitece karar verileceğini, anılan maddeler kapsamında yapılacak bir işlem bulunmaması halinde dosya tahsis kütüklerine işlenmesi için sigortalı emeklilik servislerine intikal ettirilceğini,
maluliyet oranı tespit davalarının kamu düzenine ilişkin olduğunu, kurum kararlarına itiraz halinde Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulunca, bu kurulun kararlarına itiraz halinde ise Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerekmekte olduğunu, bu tarz davalarda SGK ayrıca nizaya sebebiyet vermediğinden dolayı kurumun yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini, açıklanan nedenlerle haksız ve mcsnctsiz gerekçelerle ikame edilmiş olan davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalılar tarafından davaya cevap verilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " -Kardemir Haddecilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Kardemir Çelik San.A.Ş.) tarafından açılan asıl davanın reddine, -... tarafından mahkememizin birleşen 2019/994 Esas sayılı dosyası ile açılan karşı davanın kabulü ile; Birleşen dosya davacısı ...'ün 19.03.2012'de geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle meslekte kazanma gücünden E cetveline göre % 75 oranında kaybetmiş olduğunun tespitine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davacısı ile asıl dava ve birleşen dava davalısı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl dava davacısı işveren vekili istinaf dilekçesinde; davalı ...'ün 19.03.2012 tarihinde iş kazası geçirdiğini ve buna bağlı olarak maddi manevi tazminat davası açtığını, Kurum tarafından meslekte kazanma gücü kaybının %14,2 olarak belirlendiğini ve davacı tarafından bu orana itiraz edildiğini, davalı ...'ün söz konusu kaza nedeniyle maluliyetinin bulunmadığını, maluliyeti varsa yanlış tedavi neticesinde oluştuğunu, kazanın üzerinden uzun zaman geçtiğini ve davalının kendine iyi bakmamış olması nedeniyle de maluliyet oranının arttığını, Adli Tıp Kurulu'ndan rapor aldırılmasına rağmen itirazlarının değerlendirilmediğini, dosyanın Adli Tıp Genel Kurulu tarafından incelenmediğini ileri sürmüştür.
Asıl dava ve birleşen dava davalısı Kurum vekili istinaf dilekçesinde; davalı ...'ün söz konusu kaza nedeniyle maluliyetinin bulunmadığını, davalının maluliyetinin oluşmasında münferit sebeplerin etkili olduğunu, Kurum'un dava açılmasına sebebiyet vermediğini bu nedenle Kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yerel Mahkeme tarafından eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Aliağa 1. İş Mahkemesi'nin, 30.06.2022 tarihli, 2017/131 E, 2022/377 K. sayılı kararına yönelik davacı vekili ve davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davacısı ile asıl dava ve birleşen dava davalısı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl dava davacısı işveren vekili, istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
Asıl dava ve birleşen dava davalısı Kurum vekili, istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl dava davalısı, birleşen dava davacısı ...'ün maruz kaldığı iş kazası sebebiyle sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri.
3. Değerlendirme
Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yolun ne olduğuna ilişkin 506 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesi mülga olup, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları”na dair 95 inci maddesinde sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yol hükme bağlanmıştır.
Buna göre, kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'na itiraz hakları mevcuttur.
Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı başkanlıklarınca ya da Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'nca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp Üst Kurulu tarafından giderilerek, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihi kesin olarak karara bağlanması da zorunludur.
Dosyada mevcut Adli Tıp Kurum 2. Üst Kurulu'nun 03.02.2022 tarih ve 476 karar sayılı raporu ile davacının sürekli iş göremezlik başlangıç tarihinin 26.11.2012 tarihi olarak belirlendiği anlaşılmakla; sürekli iş göremezliğin başlangıç kısmının kararda belirtilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Asıl dava davacısı ile asıl dava ve birleşen dava davalısı Kurum vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Asıl dava davacısı ile asıl dava ve birleşen dava davalısı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "Birleşen dosya davacısı ...'ün 19.03.2012'de geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle meslekte kazanma gücünden E cetveline göre % 75 oranında kaybetmiş olduğunun tespitine" cümlesinin silinmesine, yerine "Birleşen dosya davacısı ...'ün 19.03.2012'de geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle, sürekli iş göremezlik başlangıç tarihi olan 26.11.2012 tarihi itibari ile meslekte kazanma gücünden E cetveline göre % 75 oranında kaybetmiş olduğunun tespitine" cümlesinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/3842, K. 2023/3979, 10 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama