KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/398 E., 2023/747 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ocak 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/2095 E., 2022/2079 K.
Karar Metni
1.826 kelime·9 dk okuma·18 bölüm
vekili Avukat ... FER'Î MÜDAHİL : ... vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ : 30.04.2018
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ
Kocaeli 1. İş Mahkemesi
SAYISI
2018/145 E., 2020/42 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer'i müdahil kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 06.08.2006 tarihinde işe başladığını, kesintisiz ve tam süreli olarak 01.09.008 tarihine kadar satış elemanı olarak çalıştığını, işverenin işe giriş bildirgesi vermek için müvekkiline içeriğini bilmediği bir takım belgeler imzalattığını, sonrasında da işe başlangıç tarihini hakikate aykırı olarak 31.01.2007 olarak gösterdiğini, devamında da çalışma gün sayısını aylık 30 gün olarak bildirilmesi gerekirken, 10 gün olarak bildirmek suretiyle sürekli eksik bildirim yaptığını, müvekkilinin bu durumu fesihten kısa bir süre önce öğrendiğini, davalı işverenden bu durumu düzeltmesini,
sgk gün bildirimlerinin eksiksiz ve gerçeğe uygun yapılmasını istemiş ancak talebi kabul görmediği gibi iş akdinin haklı neden olmaksızın feshedildiğini belirterek, müvekkilinin 06.08.2006 - 01.09.2008 tarihleri arasında kesintisiz olarak davalı işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 24.10.2019 tarihli celsede; sehven talep kısmında 06.08.2006 tarihinden itibaren hizmet tespiti talep edilmiş ise de talebin 06.09.2006 tarihi ile 01.09.2008 tarihleri arasındaki hizmet tespiti talebi olduğu şeklinde imzalı beyanda bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı ... Mefruşat Tekstil İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davacıya ait özlük dosyasında yer alan taraflar arasında yapılmış iş sözleşmesinde işe başlama tarihinin 31.01.2007 olarak belirlendiğini ve bu tarihte SGK'ya işe giriş bildirgesi verildiğini, davacının 06.08.2006 tarihinde işe girdiği iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde davacının aylık çalışma gün sayısının 10 gün olarak belirlendiğini, müvekkili şirketin bu anlaşmaya istinaden aylık 10 gün çalışan davacıya 10 gün olarak prim ödemesini kuruma yaptığını, dolayısıyla davacı tarafından çalışmalarının eksik bildirildiği yönündeki iddiaların yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Feri müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 5 yıllık süre içerisinde açılmadığını, kurum kayıtlarının aksinin yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini, müvekkil kurum Denetim Memurluğu'nca düzenlenen 28.02.2018 tarih 014 sayılı Araştırma-İnceleme raporu tanzim edildiğini ve kurum işleminin hukuka uygun olduğunu, davacının hizmetlerinin tespitini istediği dönemde sosyal yardımlaşma vakıflarından yardım alıp almadığının araştırılması gerektiğini, yardım aldığının tespiti halinde sigortalı çalışmasının kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... sicil numaralı davalı işyerinin 06.05.2008 tarihinde yasa kapsamına alınmış olduğu, dinlenen dönem bordrosu tanık beyanları ve kuruma sunulan belgelerden ve davacıya ait işe giriş bildirgesi ile tüm belgelerin değerlendirilmesinden; davacının 06.09.2006-01.09.2008 tarihleri arasında ... sicil numaralı davalı iş yerinde sürekli ve kesintisiz çalıştığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, dava dosyasına sunulan davacıya ait özlük dosyasında yer alan taraflar arasında yapılmış iş sözleşmesinde işe başlama tarihi 31.01.2007 olarak belirlenmiş olup bu tarihte SGK' na işe giriş bildirisi verildiğini, davacının 06.08.2006 tarihinde işe girdiği yönündeki iddiası gerçeğe aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde davacının aylık çalışma gün sayısı 10 gün olarak belirlendiğini, davalı şirketin bu anlaşmaya istinaden aylık 10 gün çalışan davacının 10 gün olarak prim ödemesini kuruma yaptığını,
davacı tarafından çalışmalarının eksik bildirildiği yönündeki iddianın yerinde olmadığını, Mahkemece eksik inceleme sonucunda hatalı karar verildiğini beyanla istinaf taleplerinin kabulü ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil kurum vekili istinaf dilekçesinde, hizmet tespiti 5 yıllık hakdüşürücü süreye tabi olup bu durumun re'sen gözetilmesi ve hakdüşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerektiğini, müvekkil kurum kayıtlarında davacının söz konusu iş yerinde çalıştığına dair herhangi bir belge bulunmadığını, davacının isteminin hukuki dayanaktan yoksun olup yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, davanın sadece tanık beyanlarıyla ıspatının mümkün olmadığını, tanıkların işyerine ait bordro tanıkları veya komşu işyeri çalışanlarından olması gerektiğini,
davacının belirtilen dönemlere ait çalıştığını gösterir yazılı belgeler aranması gerektiğini, çalışmaların ayda 30 gün olup olmadığı yapılan işin niteliği 30 günden az çalışma yapılıp yapılamıyacağı sigortalının görevi ve bu görevi hangi saatlerde ifa ettiği, sigortalının ücret alıp almadığı,
eylemli olarak çalışıp çalışmadığı ne iş yaptıkları, davacının hizmetinin istendiği dönemde sosyal yardımlaşma vakıflarından yardım alıp almadığı hususlarının resen araştırılması gerektiğini, zira yardım aldığının tespiti halinde bu dönemde sigortalı çalışmasının bulunmadığının açık olduğunu belirterek istinaf taleplerinin kabulüne ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bordro tanığı oldukları anlaşılan ..., ... (...) ile işyerine komşu işyerlerinde veya işyeri ile ticari ilişki içinde olan firmalarda çalıştığı anlaşılan tanıklar ..., ..., ... ve işyerinde çalıştığını ancak sigortasının yapılmadığını beyan eden tanık ...'nin beyanları neticesinde davacının 06.09.2006-01.09.2008 tarihleri arasında ... sicil numaralı davalı iş yerinde sürekli ve kesintisiz ayda 30 gün üzerinden çalıştığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olduğu,
Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerektiği; ancak davacının davalı ...
Mefruşat şirketi bünyesinde kesintisiz olarak süren çalışmasının 06.09.2006-01.09.2008 tarihleri arasında devam ettiği ve davalı işverenlikçe Kuruma 31.01.2007 tarihli işe giriş bildirgesi verilmekle hak düşürücü sürenin söz konusu olmayacağı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Fer'i müdahil kurum vekili temyiz dilekçesinde, davanın hak düşürücü süreye uğradığını, hükmün eksik araştırmaya dayalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili, davacıya ait özlük dosyasında yer alan taraflar arasında yapılmış iş sözleşmesinde işe başlama tarihinin 31.01.2007 olarak belirlendiğini ve bu tarihte SGK' ya işe giriş bildirisi verildiğini, davacının 06.08.2006 tarihinde işe girdiği yönündeki iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde davacının aylık çalışma gün sayısı 10 gün olarak belirlendiğini, davalı şirketin bu anlaşmaya istinaden aylık 10 gün çalışan davacının 10 gün olarak prim ödemesini kuruma yaptığını, çalışmalarının eksik bildirildiği yönündeki iddianın yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının tarihleri 06.09.2006 tarihi ile 01.09.2008 tarihleri arasında davalı işveren yanında hizmet akdi ile aralıksız çalıştığının tespiti ile işe giriş bildirgesinden öncesine ilişkin hizmet tespiti talebinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un “Prim Belgeleri” başlığını taşıyan 79 uncu maddesinin onuncu fıkrası olup, anılan Kanunun 6’ncı maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönündeki düzenleme ile anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri gerektiği açıktır.
Bu bağlamda, hak kayıpları ile gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği dikkate alınmalıdır.
Diğer taraftan, söz konusu onuncu fıkrada, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca belirlenmeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile ispatlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının dikkate alınacağı açıklanmıştır.
Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır.
Anılan Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun üçüncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, halen geçerliliğini korumaktadır.
Ancak söz konusu Yönetmelikle tespit edilen belgelerin bu meyanda işe giriş bildirgesinin verilmesi durumunda hak düşürücü sürenin işlememesi, ancak iş bu belgelerin içerdiği işe başlama tarihinden sonraki dönem için söz konusudur.
3. Değerlendirme
1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki bilgiler ışığında mahkemece, dava konusu dönem içinde yer alan 06.09.2006-30.01.2007 tarihlerine ilişkin hizmet tespiti talebi yönünden hak düşürücü sürenin söz konusu olup olmadığına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; davalı işveren tarafından davacı için kuruma 31.01.2007 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmesi, işe giriş bildirgesinin içerdiği işe başlama tarihinden sonraki dönem için hak düşürücü sürenin işlemeyeceği, önceki dönem yönünden ise hak düşürücü sürenin kesilmediği hususu gözetilerek; işe giriş bildirgesi öncesi olan 06.09.2006-30.01.2007 döneminin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ... ve Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ... ve ...'ün oylarıyla ve oyçokluğuyla,
Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
26.01.2023 tarihinde karar verildi.
(M)
(M)
...
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık hizmet tespit davasında 06.08.2006-01.09.2008 tarihleri arasında blok çalışması olduğunu iddia eden ve işyerinde 31.01.2007 tarihinden itibaren prim günleri kuruma bildirilen davacı sigortalının bildirim tarihi öncesi hizmetinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
2. Somut uyuşmazlıkta davacının çalışması 31.01.2007 tarihinden sonra kuruma bildirilmiştir. Mahkemece bildirim öncesi eksik bildirilen sürelerin tespitine karar verilmiş kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince 02.06.2008 öncesi sürenin hak düşürücü süreye uğradığı kabul edilerek istinaf isteminin kabulüne ve davanın esastan reddine karar verilmiştir.
3. Kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine çoğunluk tarafından blok çalışmada kayıt öncesi öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı kabul edilerek kararın onanmasına karar verilmiştir.
4. Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir(Y. HGK. 01.07.2019 tarih ve 2016/21-1238 E, 2019/834 K).
Belirtmek gerekir ki “hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. Belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Sigortalının kayda dayanan çalışması bildirilmiş veya kurumca saptanan çalışması var ise bu bildirilen veya saptanan hizmeti ile blok çalışmanın da zamanaşımına uğramadığı kabul edilmelidir.
5. Dairemizin 2021/10293 E, 2022/1056 Karar sayılı karşı oy gerekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi blok çalışmalarda kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışma için hak düşürücü süreye uğramaz kabulü önceki çalışma içinde kabul edilmeli ve hak düşürücü süre uygulanmamalıdır. Davacının 06.08.2006 tarihi ile sonrası kayda giren 31.01.2007 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Bu blok çalışma içinde kuruma intikal eden süreler olduğuna göre hak düşürücü süre önceleri içinde geçerli olmayacaktır. Blok çalışmanın bölünmezliği söz konusudur. Bu nedenle çoğunluğun hak düşürücü süre yönündeki bozma gerekçesine katılınmamıştır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/398, K. 2023/747, 26 Ocak 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama